Ömer Kâhya köyünü anlatıyor

 Yazarımız Ömer Kahya bugünkü köşesinde kendi köyleri olan merkeze bağlı “Şükraniye Köyünü anlattı.


Baba tarafından Şükraniye Köyünden olup, Uşak’ın en eski ve köklü sülalelerinden birisine mensup olan yazarımız Sayın, Ömer Kahya’nın sülalesi;  Osmanlı İmparatorluğu döneminde komutanlık yapan İbrahim Kethüda, Kurtuluş savaşı sırasında Uşak’ta önemli rol oynayan ve Uşak Şeker Fabrikası kurucularından Hacımlı Mehmet Bey’e kadar dayanmakta.


Yazarımız Sayın Ömer Kahya, bir önceki yazısında da anne tarafından Suriye Şam dolaylarından gelen Mıdıkoğulları sülalesine dayandığını belirtmişti.


Şükraniye Köyü
Köyümüzün bulunduğu bölge, ovalık ve tarıma elverişli toprakları ile tarihin her devrinde toplulukların yaşadığı ve çekiciliğini kaybetmemiş bir yerdir. Köyümüzde bulunan Höyükten, buralarda Frigler ve Lidyalıların yaşadıklarını anlayabiliriz. Zira bu Höyüğün anlamı; burada yaşayan devrin krallarından birinin bir çok kişi tarafından yapılan mezarı anlamındadır. Araştırıldığında burada yaşayan bir çok medeniyet ortaya çıkacaktır. Muhakkak, ama araştırılıp ta bulunan en eski yerleşim olarak; Heldelberg üniversitesinden Prof. Pater Lampe ve ekibi tarafından bulunan TYMİON kentidir. Bu kent köyümüzün olduğu yerde kurulu ve büyük bir kilise yapısı etrafında büyümüş bir yerleşim yeriydi .M.S. 550 yılları civarında kentin Romalılar tarafından ortadan kaldırıldığını bu ekibin araştırmalarından anlıyoruz.  Bu kent ortadan kalktıktan sonrada burada yerleşimler devam etmiştir. Hatta kendini tehlikelerden korumak isteyen halk, binlerce sene önce şimdi hala mevcut olan yer altı tünellerini inşa etmişlerdir. Bu tüneller köyü bir uçtan bir uca dolaşır.
Nihayet 1071 Malazgirt savaşından sonra Anadolu hızla Türkleşip Müslümanlığa geçtikçe, Selçuklular ile Bizanslılar arasında bu bölgeler sınır konuma gelmiştir. Bizim köy ve civarının 1100 veya 1200 yılları arasında kesin olarak Türk toprağı olmasından sonra, Hacım Sultan Hz. gibi bir alim ve veli olan ama ismini ne yazık ki bilmediğimiz halk arasında Dede diye bilinen Mübarek Zat' da Orta Asya dan yola çıkıp bizim köye gelmiş ve burada itaat altına alınan Rumlara İslam’ı anlatıp onlar arasında yayılmasına vesile olmuştur. Mezarı büyük ihtimalle tepe deki büyük ağaç yada höyüğün olduğu yerde bulunacak ki o mevkiye Dede denir. Köyün olduğu bölge fetih olunduktan sonra buraya yerleşen müslümanlar kalın duvarlı Kilise yıkığından yola çıkarak bu köye KALINKİLİSE adını vermişlerdir.
Köyümüze ait Osmanlı dönemindeki en eski bilgiye, Kanuni zamanında tutulan yıllık defterlerde rastlıyoruz.1560 lı yıllarda Kalınkilise köyü nün nüfusu 380 civarıydı ve etraf köylere göre zengin bir köydü. Çünkü o dönem belgeler incelendiğinde komşu köylere göre en yüksek vergiyi veren köy durumundaydı. Yine 17.yy da Anadolu Beylerbeyi ne bağlı komutan olan İbrahim Kethüda'ya hizmetlerinden dolayı Kalınkilise ve çevresi Padişah tarafından İhsan olunmuştu.
Kalınkilise adı,1911 de Sultan Reşat zamanında ŞÜKRANİYE olarak değiştirilmiştir. Bunun sebebi ise İktidardaki İttihat ve Terakki cilerin Turan düşünce ve ideallerinden kaynaklandığını tahmin etmek zor olmasa gerekir.
1920 Yılında Köyümüz Yunan işgaline uğramıştır. İki yıllık bir işgalin ardından Yunanlılar akla gelmedik zulümlerle Yurdumuzdan atılırken, bizim köyümüzde de asırlarca Türklerle barış içinde yaşayan Rumlar köyü terk etmek zorunda kalmışlardır.
1960 lı yıllarda başlayan Almanya macerası bir çok kişiyi köyünden koparmış,1970 li yıllarda Uşak iş ve sanayii piyasasının canlanması ile köyümüzden şehire büyük bir göç hareketi olmuş ve komşu köyler içindeki en ileri köy durumunda iken nüfusunun azalması ile eski durumundan eser kalmamıştır. 

YORUM EKLE