Ölüyoruz!

Hadi bugün biraz “yaşam”dan bahsedelim.

2010-2016 yılları arasında yapılan resmi araştırmalara göre:

Uşak’ta her 100 kişiden 17’si kanserden ölüyor.

100 kişiden 42’si kalp ve damar hastalıklarından, 12’si akciğer hastalıkları başta olmak üzere solunum sistemi hastalıklarından ölüyor.

TÜİK’in 2015 verilerine göre binde 14 ile, Türkiye’de 5 yaş altı çocuk ölümleri en çok Uşak’ta oluyor.

Yine Sağlık Bakanlığı raporları, binde 24 ile anne ölümlerinde Ege bölgesinde birinci olduğumuzu söylüyor!

2010-16 arasında kansere bağlı ölümler Türkiye’de %16 artarken Uşak’ta %23 artmış!

Tüm hastalıklardan ölüm oranı ülkede %22 artarken Uşak’ta bu oran %36 olmuş!

Yani Uşak, Türkiye’de ölümle kucak kucağa yaşayan şehirlerin başında geliyor.

Peki, neden böyle?

Çünkü toprağımız, havamız; belki de en vahimi sularımız çok kirli!

Geçen hafta Dokuzsele için “şehrin içinden atıklardan doğuyor” demiştik.

Nitekim 2011’de Uşak Üniversitesinin Ulubey kanyonunda yaptığı araştırma, “Dokuzsele çayı ile sulanan mısır, fasulye, pancar ve ayçiçeklerinin genetik yapısının bozulduğunu, bu nedenle tarımsal sulamada kullanılmaması gerektiği” gösterdi.

Yine TÜİK’in yayımladığı “Türkiye’de ölüm oranları”na baktığımızda, Uşak’ta nüfusa oranla en fazla ölümün Dokuzsele ve Banaz çayına en yakın yerleşim yerleri olan Ulubey-Karahallı-Banaz ve Sivaslı’da olduğunu ortaya koydu.

Ve bugün Banaz çayı, öldürme nöbetini Dokuzsele’den almak üzere.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2017 “Çevre Sorunları ve Öncelikleri Değerlendirme Raporu”na göre bugün  Banaz çayı 3. sınıf su kirliliği içeriyor. Tehlikeyi gözümüzde canlandırmak için ekleyelim: Dokuzsele’nin kirlilik oranı 4. sınıf!

Banaz çayı evsel atıklarla, balık çiftlikleri, taş/mermer ocakları atıkları ile hızla kirleniyor.

Düne kadar eğilip avuç avuç su içtiğimiz çayda bugün yüzmeyi bırak, abdest alınmıyor.

Akarsularımızın kirlenmesi hem tarladan soframıza gelen ürünlerin genetiğini bozup her birini zehre dönüştürüyor hem de topraklarımızı çoraklaştırıp kuraklığa neden oluyor.

“Hayat” kaynağı su, ölüm makinesine dönüşüyor.

Yazıya “yaşamdan bahsedelim” diye başlamıştık.

Bugün yaşamak için mücadele etmek, üç kuruş daha fazla kazanmak için suyumuzu kirletenlere dur! demek zorundayız.

Bu amaçla ÇEDAY ve Avgan Banaz Çayı Yaşatma Derneği 30 Eylül Pazar günü, Banaz çayı kıyısında, “Avgan’a su basılan” yerde “Banaz Çayı Ulubey Deresi Dayanışma Pikniği” düzenliyor.

Bir kişi belki hiçiz. Ama bir araya geldiğimizde muhteşemiz!

Hayatımıza sahip çıkmak için biz orada olacağız.

Not: İstatistiki bilgiler için Dr Metin Aydın’a teşekkür ederim.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ali Haydar Öge
Ali Haydar Öge - 3 hafta Önce

Sayin Funda Hanim

Yaptiginiz arastirmalari ve tespitinizin tam isabetli olusunu ve sizlerin bu konuda duyarli olusunuzu Tebrik ederim

Ben o bahsettiginiz nesildenim Dokuzsele cayinda yüzmek bir tarafa dursun Simdiki Cocuk Oyun bahcesi olan yerde büyüdüm ben.O cayin Piril Piril akan suyu oldugu dönemlerde Kurba baliklari ve Baliklarin yasadigi dönemi de bilirim.
Cinar agaclarinin Uzun Kavak agacinin Akasya agaclarinin Miskokulari zamaninda büyüdüm ben.
Demek istedigim sudur.!970 Senesi cok gecmedi yani 48 Sene olmus bu kadar kisa zaman icersinde kirletilen bir Derenin actigi sunuclar cok üzücü.O zamanin Belediye Baskani H.YAGCI 1971Senesinde usagi Sel bastiginda dere boyundaki agaclarin hepsini kestirdiler.Tabi biz cocuk oldugumuzdan Tek üzüldügümüz nokta Koskocaman Kavak agacinin kesilmesiydi.Ben o agacin kesilmesini hala hazmedemedim ve oturup agladigimi bilirim icersinde cok kus yuvasi vardi. O canim Cinar agaclari bir taraftan diger tarafa uzanan dallarina kiyamazdik Cinar agaclarina ciktigimizda dallarinin kirilmamasina cok dikkat ederdik.
Cocuklugum orada gecti.Cokkozlara giderken bile Baglarin bahcelerin sinirlarindan yola Bögürtlenler Narlar Elmalar yola kadar sarkardi.
Yani yesillik bitti Tabakhane isletenlerde Yeralti sularini bitirdiler ne olacak suyun olmadigi bir yerde Hayat biter.

Umarim Yetkililer sizleri duyar bu duruma duyarsiz kalmazlar

Saygilar

Yasar
Yasar - 3 hafta Önce

Ben su an 60 yasinda bir bayanim ulubey derelerinde cocuk lugum gecdi bir cayin suyunu icer yikanir camasir yikardik ordan yakalanan baliklarla beslenir yetisdirgimiz sebzeleri sulardik taki derenin suyu faprika sulariyla kirlenene kadar simdilerde ne balik kaldi nede sepze pis su zannedersem icme suyunada karisiyor ulubeyde kanser gibi kötü hastaliklar cogaldi üc sene önce bende bu hastalikdan annemi kaybetdim yetkililerin bununla ilgilenmeyisine bir anlam veremiyorum kanyon cam teras yapildi iyi güzelde önce o suyun temizlenmesi gerekirdi saygilarimla