Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil. Çektiğim alamı bir ben birde Allah’ım bilir

“Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.

Çektiğim alamı bir ben birde Allah’ım bilir”

                                                      (Fuzuli)

Uşak’ın gelişmesi, kalkınması, fazlası ile hak ettiği günümüzün çağdaş illeri arasında yer alması ancak, valisi, belediye başkanı, milletvekili, üniversitesi, sanayisi, esnafı, işçisi, memuru, esnafı, köylüsü velhasıl toplumun her kesiminin el ele vermesi ile mümkün olur.

Ama bu el ele verme olayı Uşak’ta ne mümkün? Geçtim ele ele verip Uşak’ı yükseltmeyi, bari iftira ve yalanlarla birbirimizi karalamasak o da yeter diyeceğim. Ama karalama, iftira ve yalanlardan Uşak Valisi Sayın Salim Demir ve Uşak Belediye Başkanı Sayın Nurullah Cahan bile nasibini almış durumda.

Uşak Valisi Sayın Salim Demir’i sevmeyebilirsiniz, icraatlarını eleştirebilirsiniz. Ama namusu ve şerefi üzerine bir susam tanesi kadar laf edemezsiniz. Sincan Kaymakamlığında 15 Temmuz darbe girişimine karşı duruşu ve yaptıkları ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ödüllendirilerek, Uşak Valisi olarak atanmıştır.

Uşak’ta da devletin bir kuruşunu ziyan ettirmemek için canla başla çalışır Sayın Demir. İşte bu nedenledir ki Uşak İl Özel İdaresi’nde bazı haksız kazanç sağlayanlara zimmet çıkardığı için bir anda tu kaka ilan edilmiştir.

Edindiğim bilgilere göre; İl Özel İdaresi’ne birkaç yıl önce atanan M.Ö. kadrosu gelmediği için mi, yoksa atanamadığı için mi orasını bilmiyorum, ancak üst kadrolardan yüksek maaş almış, bu durum da Vali Demir’in dikkatin çekmiş, M.Ö. nün haksız kazançları için kendisine ve ona bu ödemeye yapanlara zimmet çıkartılmasını sağlamış.

Sayın Demir, milletin parasına sahip çıkmış. Buraya kadar bir sıkıntı yok. Her namuslu devlet adamının yapması gerekeni yapmış. Tüyü bitmedik yetimin hakkını korumuş.

Vay sen misin koruyan? M.Ö. nün arkasında onu koruyan ve kollayan güçler devreye girerek Vali Demir’e karşı bir kampanya başlattılar.

Hatta 4 ya da 6 milyona TL’ye mala olacağı söylenen Korupark civarındaki valilik sarayının ödeneğini İl Genel Meclisi’nde köylere hizmet götürme adı altında başka kaynaklara aktarılmasını sağladılar.

İyi de yaptılar. O saray yavrusuna harcanan harcanacak paraya bende karşıyım. Milletin parasını lüks ve şatafat için harcamayı şahsen hiç doğru bulmam.

Demem o dur ki; Bu kadar ekonomik sıkıntı çekerken, büyüklerimizin dövizdeki dalgalanmayı “Yeni bir darbe girişimi” olarak tanımlayıp tasarruf çağrısı yaparken Uşak’ta milletin parası ile yapılacak bu şatafatlı sarayın yapılmasında Sayın Demir’in en ufak katkısı ve susam tanesi kadar günahı yok.

Hatta gazetecilerle yaptığı bir toplantıda, sarayı istemediğini kesin bir dille bize aktarmıştı. Şu anki vali konağı gerçekten ihtiyaçlara cevap vermekten çok uzak. Yeni bir konağa da ihtiyaç var.

İlk konak girişimi, hepimizin gönlünde unutulmaz izler bırakan dönemin Valisi Sayın Seddar Yavuz zamanında 2015 yılında gerçekleşti. Sonraki Valimiz Sayın Ahmet  Okur, Bölme Yolunu beğenmeyerek bugün tartışmalara konu olan Korupark civarındaki saray yavrusunun projesine onay vermişti.

Sayın Demir’in en ufak bir katkısı, talimatı olmayan bu saray planı için suçlanıp cezalandırılmak istenmesi de hiç benim içime sinmedi. Milletin parasına sahip çıktığı için cezalandırılmasına da gönlüm razı gelmez. Kanımca bu büyük bir haksızlıktır.

Yine cezalandırılıyormuş gibi “Aha bugün gidecek, aha yarın gidecek” lafları bilinçli olarak kamuoyunda dolaştırılıyor. Evet Efendim. Sayın Demir bugün yarın gidecek. İlimizde devletin en üst seviyede temsilcisi de olsa eninde sonunda devlet memurudur. Zaten Uşak’ta bir vali ortalama bir buçuk yıl görev yapıyor.”

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

“Bir kimse, bir mümin hakkında olmayan bir şey söylerse, iftiraya uğrayan kimse, onu affedinceye kadar, Allahü teâlâ onu Cehenneme sokar.”

                                                                                                                  [Ebu Davud]

Belediyeden parasını alamayan işçi ve memurlar kimlermiş? Hele bir gösterin

Uşak Belediye Başkanı sayın Nurullah Cahan’da seçildiği tarihten bu yana Uşak’a birçok konuda hizmet etti. Gece gündüz Uşak için çalıştı ve kentin çehresini değiştirdi. Bunu uzun süre Uşak’a gelmeyen hemşerilerimiz ve daha önce Uşak’a gelen yabancılar daha iyi anlıyor ki, Uşak’ta yaşanan değişimi ve dönüşümü içinde yaşayan bizlere göre daha algılayabiliyor ve hayranlıklarını dile getiriyor.

İş yapan, üreten insan ya da kurum eleştirilir. Hiçbir şey yapmayan insanı ve kurumu hiçbir şekilde eleştiremezsiniz. Sayın Cahan’ın güzel hizmetlerinin yanında eleştirilecek bir çok hatası da vardır kuşkusuz. Ama Sayın Cahan, yanlış yaptıkları veya yapamadıkları hizmetler için değil, rant kapısını kapattığı kesimler tarafından eleştirilmektedir.

Geçtiğimiz hafta Belediye Başkan Yardımcısı Sayın Hüseyin Ufuk Uğur ve UTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ali Rıza Çümen’in görevlerinden istifa ettiği haberi, Uşak gündemine bomba gibi düştü.

Tabi, istifacıların sırtından Uşak Belediye Başkanına hücumlar başladı. Alıştı artık bunlara. Hepsine eyvallah da

Belediyeden parasını alamayan işçi ve memurlar kim? Ben bulmadım. Bir ay boyunca alın terini akıtan bu emekçiler, paralarını alamıyorsa niçin seslerini çıkarmıyor? Bu emekçilerin hakkını arayacak bir sendikaları da mı yok? Yani, eleştirmek tamam da yalanın da kuyruklusu da hiç olmuyor. Yalan söylemek bile bir sanattır.

İşte yalan söyleme sanatının incelikleri:

  1. Söylediğin yalana önce kendin inanacaksın
  2. Günde bir defa yalan söyleyeceksin.
  3. Yalanı da doğru söyleyeceksin, yani tutarlı olacaksın.

“Yalan söyleyenler, iftira edenler, ancak Allah’ın âyetlerine inanmayanlardır. İşte onlar, yalancıların tâ kendileridir.” [Nahl 105]

YORUM EKLE
YORUMLAR
Doç. Dr.Recep Çelik
Doç. Dr.Recep Çelik - 3 hafta Önce

Çok guzel bir yazı.