04.10.2022, 11:59

Neler Oluyor bize?

Ankara'da müzisyen Onur Demir'in istek şarkılarını bilmediği için söylemediği gerekçesiyle program çıkışı pusu kurup boğazını keserek öldürüyorlar.

Geçen hafta yaşadığımız dehşet verici olaylar da şöyle gelişmişti:

3 yaşında bebek öldürülüp derin dondurucuda saklanmıştı.

Uyuşturucu bağımlısı genç annesinin kafasını kesmişti.

20 yaşındaki otizmli evladımız boğularak öldürülmüştü.

Mersinde polisimize saldırı düzenlenmiş ve bir polisimiz şehit edilmişti.

Dün, Uşak’ta yaşanan olayda az daha bir facia ile sonuçlanabilirdi. Kurtuluş Mahallesi Dedehasan Sokakta bulunan bir apartta kalan R.B. adlı kamu görevlisi 3 katta kaldığı odada yatağı yakarak, karşıdan seyretmişti. Allahtan itfaiyemiz zamanında müdahale ederek yangının bitişik nizamda bulunan diğer bina ve apartın diğer odalarına sıçramasına izin vermemişlerdi. Sağ olsunlar, var olsunlar.

Bugün “4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü”. Kulağı kuyruğu kesilen, tecavüze uğrayan gözleri oyulan hayvanlardan bahsedemiyorum bile.

İnsanın insana yaptığı zulümden hainlikten, bu ağzı var dili yok biçare canlara bir türlü sıra gelmiyor.

İstediği şarkıyı söylemediği için 4 yaşında kız çocuğu babası gencecik bir insan. Bir hiç mi hiç uğruna katlediliyor. Kelimeler boğazıma düğümleniyor. Benim de çocuğum var. O çocukları düşündükçe kahroluyorum.

Ankara'da müzisyen Onur Demir'i katleden 3 kişiden ikisi Çalışma Bakanlığında müfettiş, birisi de başka bir kurumda mühendismiş. Uşak’ta kaldığı odada yatağı yakan kişide adliyede çalıştığına göre onunda az çok eğitimli bir kişi olduğunu varsayabiliriz.

Hadi cahilini anladık da bir toplumda okumuş insanların bu kadar vahşeti yapabilecek hale gelmesine ne demeli? Daha da önemlisi; okumuşu, cahili, biz toplum olarak ne ara bu kadar vahşi bir hale geldik?

Bu olumsuz örneklere bakarak koskoca kökleri geleneği olan bir Türk toplumunun tamamını yozlaşmak ve vahşileşmekle suçlamak istemiyorum. Ancak, şu da bir gerçek ki; toplum olarak bir cinnet yumağı haline geliyoruz.

Bu konuda acil önlemler olmak başta ülkemizi ve kentimizi yönetenlerin işi. Ayrıca, eğitimcilerin, psikologların, sosyologların ne kadar ‘log’ varsa onların işi. Yoksa toplum olarak, aramızda eli satırlı cani ruhlu bir çok insan dolaşmaya başlayacak. Bu cinnet yumağından polisiye tedbirlerle çıkmak da mümkün görünmüyor.

Dün gecede televizyonda haberleri izlerken bir başka vahşete tanık oldum. Düğün konvoyunda gelin arabasının önünü bir grup çocuk kesiyor. Dertleri, birkaç kuruş bahşiş alabilmek.

Konvoydan insan taklidi yapan bir yaratık çıkıyor. Çocuklara doğru geliyor ve önündeki 10 -12 yaşlarındaki çocuğun beline uçan tekme atıyor.

Ülke olarak çok değil, bundan 10 yıl önce söylense kimsenin olacağına ihtimal dahi vermeyeceği bir vahşetin karanlığına doğru sürükleniyoruz.

Bu olayları polisiye tedbirler önlemek mümkün değil. Polisimiz suç işleyenleri yakalamaktan başını kaldıramıyor. Suçluyu yakalamak tabi ki çok önemli. Ama ondan da önemlisi, oluşmadan suçu önlemektir.

Bu arada bugün; “4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü”. Aslında ben de bugünün anlam ve önemine vurgu yapan bir yazı yazmayı tasarlamıştım.

Ama sonra düşündüm ki:

“İnsan canına hiç değer vermeyen bir toplumda hayvan dostlarımızın canına niye değer verilsin ki?”

Bozkuş ortaokulunun eğitimi başka bahara kaldı

Geçtiğimiz yıl, Merkeze bağlı Bozkuş köyünde bulunan ve 12 köyden gelen yaklaşık 300 çocuğun eğitim gördüğü ilk ve ortaokul binaları, depreme dayanıksız olduğu gerekçesi ile iki yıl önce öğretim ve eğitime kapatılmıştı. 12 köyden 300 kadar çocuk servis bekleyerek ve 1-2 saat yol giderek şehir merkezinde okumaya çalışıyorlardı.

Bu konuda geçtiğimiz Mayıs ayında öğrenci velileri isyan etmiş ve okulun bir an önce tamir edilerek açılmasını istemişti.

Bu okulun tamir ve tadilat ihalesi öğrendiğime göre hala yapılamamış. Burada eğitim ve öğretim gören 300 kadar çocuk bu yılı da yine yollarda tamamlayacak. Seneye Allah kerim.

İşte gelecek nesillere verdiğimiz önemin belgesi.

Başka sözüm yok…

Yorumlar (7)
Sarı çizmeli 2 ay önce
Hızla, çok ciddi oranlarda orta doğudan göç alıyoruz,
geleneksel Türk örf adet anlayışı, sosyolojik ve aile yapısı değişti.

Gençler arasında uyuşturucu ve alkol kullanımı yaygınlaştı ve ulaşmakta kolaylaştı.

Ekonomik sıkıntıların baş göstermesiyle,
hayat şartları ağırlaştı.
Toplumun bir kesimi hayatında baharı yaşarken,
diğer kesimi karakışını yaşıyor.

Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla,
insanların bir birleriyle diyalogları ve ilişkileri koptu.

TV'lerde mafyalı, çeteli, birbirlerini vurup kıran, döven söven dizilerin popülaritesi arttı,
dizilerdeki saç tıraşları, dövmeleri, argo replikleri artık moda oldu.

Halinden kimse memnun değil,
hep bir başkasına özenti ve çekememezlik başladı.
İnsanlar İzmir asfaltının karşı tarafına taşınmak, orada yaşamak için çabalıyor.
İzmir asfaltının güneyi ile kuzeyi arasında bile hem ekonomik, hem kültürel farklar var.

İnsanlar kutuplaştı,
kapı komşusunun tuttuğu takımı, siyasi görüşü, dünya düşüncesi artık düşmanlık sebebi oldu.

Bence en önemlisi;
Adalete güven azaldı gibi sanki?
Toplum nezdinde suçlu kabul edildiği halde cezalandırılmıyor,
cezalandırılsalar da tatmin edici cezalara çarptırılmıyorlar kanısı hakim oldu.
Cezalar caydırıcılıktan çok uzaklaştı,
sosyal medyadaki haber ve iddialara şahit olanlar,
kimilerine dokunulmadığını düşünmeye başladı.


Benim kişisel yaşadığım hayretle karşıladığım,
şoke olduğum şey ise,
icra daireleri.

İcra Müdür Yardımcısı bir karar alıyor,
sonra 7 gün içinde icra mahkemesine itirazını yap diyor.
Ya Avukat tutacak, icra mahkemesinin giderlerini karşılayacak paran yoksa?
O zaman 7 günlük süre dolduğu için o kararı onaylamış oluyorsun.

Cumhuriyet başsavcılığına durumu iletiyorsun onlarda,
İcra İflas Kanunu bilmem kaçıncı maddesi gereği 7 gün içende filan gibi şeyler yazıp gönderiyorlar.
Kopsun artık şu kıyamet 2 ay önce
Komedi gibi.
Daha 6 gün önce şu kadar borcun var daha diye karar alan icra dairesi,
bugün, daha borcum olduğunu yazmış.

Ne bitmez borçmuş arkadaş.
3 bin TL borcu, 8200 TL ödedik. 1050 TL daha ödeyecekmişiz bugün itibari ile.
1 haftayı bıraktım, artık yarın ne kadar olacak borcum diye kara kara düşünmeye başladım.
Soru 2 ay önce
Savcılığa, karakola filan başvurdunuz mu?
Allah'ın yardımına çok ihtiyacımız var. 2 ay önce
Adalet sistemimizi 2015 yılından beri çözebilmiş değilim hala.
2015-2016 yıllarında oldu bitti ile, kata külleye getirilip karara bağlanan bir davamız oldu.
Karşı taraf, bürokratik, siyasal ve maddi açıdan çok çok güçlüydü,
karakolda, mahkemede vAllahi silindir gibi ezdi geçtiler.
Haklıyken haksız,
davacıyken davalı haline geldik.

Hala tehdit, şantaj, can güvenliği ve konut dokunulmazlığı tehlikemiz devam ediyor.
Nasıl bir günah işlediysek, yakamızdan bir türlü düşmediler.
Ailecek bir günümüz bir yıl gibi, Allah daha beterinden saklasın.

Neyse, can ve namusumuzun derdine düştüğümüz o süreçte mahkeme ve hesapta olmayan çok acil giderler için kredi çektik,
kredi kartı borcu da birikti, haliyle borcu ödeyemedik icralık olduk.

Banka avukatı, %28 ila %30 temerrüt faiz oranlarıyla icraya başvurmuş.
Aklımız başımıza geldiğinde icra dairesinin yolunu tuttuk.
Yasal faiz oranı %9 aga, bu nasıl bir faiz siz görmediniz mi bu oranı,
o benim işim değil 7 gün içinde itiraz etseydin cevabını aldık döndük geriye.

Yaklaşık 2 ay kadar önce icra dairesi işyerime şu kadar borcu vardır diye yazı yazmış,
1,5 ay gibi bir sürede o parayı ödedik borç bitti diye sevinirken,
yeni bir karar almışlar,
borcum bitmemiş eee,
ödediğim paranın yarısı kadar daha borcum varmış,
yazının işyerine ulaşması çok sürmedi.

İşin ilginç yanı, bir sürü şeyler yazmışlar,
altına sorumlular hakkında cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunacaktır
yazmayı ihmal etmemişler.
Cumhuriyet başsavcılığına gittim hemen,
bana şu kadar borcun var dediler ama bugün başka bir karar almışlar,
şimdi daha şu kadar borcun var diyorlar diyorum.
İcra mahkemesine git diyor,
icra mahkemesine gidiyorum dava aç diyorlar,
avukata gidiyorum sana 10 bine patlar diyor.

İcra dairesi savcılığa suç duyurusunda bulunabiliyor da,
ben neden bulunamıyorum?
Paramız yok diye her şeyi kabullenmek zorunda mıyım?
Savcılık neden dilekçeyi icra mahkemesine havale etmiyor.
İcra dairesinin istisna tutulmasının sebebi ne?

İcra dairesindeki bu yetki Cumhurbaşkanında bile yok.
Cumhurbaşkanı hak ve özgürlüklerle ilgili kararname yayınlayamaz,
yayınladığı diğer kararnamelerde belirli bir süre içinde meclisten geçmesi gerekir.

İcra dairesi müdür yardımcısı bir karar alıyor,
7 gün içinde icra mahkemesine itiraz et diyor,
paran yoksa kabul etmiş sayılıyorsun.

Daha sana,
icra memurunun avukatı yanına alıp ben işteyken eve geldiğini,
avukat, hanıma taahhütname dememişte,
şu kağıdı imzalamazsan eski tüplü TV'yi alır giderim diye tehdit ettiğini,
hanım beni arayınca duydum.
Telefonda, öğle yemeği için eve gelen ilkokula giden küçük kızımın, karımın
hıçkırıklarla ağlamasını duyduğumda nasıl delirdiğimi,
telefonu hanımdan alan avukata sen icra mahalline giremezsin
hatta bahçeye bile giremezsin evimi terk et dediğimde,
evi terk etmediği gibi,
icra memuruna, bak buna birde hakaret davası açalım diye sırıtmasını duyduğumda
kafayı tamamen sıyırdığımı, o an Roma'yı bile nasıl yakmak istediğimi anlatmadım.

Param yok ama aptal değilim,
2015 yılından beri, savcılıklarda, karakollarda, emniyette, emniyetin ilgili şubelerinde
ve mahkemelerdeki tüm şikâyetlerimizi ve mahkeme kararlarını topladık.

Son zamanlardaki, icra dairesi ve savcılıklara yaptığım başvurularla ilgili belgelerin
resmiyet kazanması içinde,
uyap vatandaş portalından e-imzalı olarak yaptım.

Avrupa ülkelerinden birine,
karım ve kızlarım için tüm bu belgelerle sığınma talebinde bulunmayı düşünüyoruz.
Ramazan 2 ay önce
Ömer Bedrettin ortaokuluna da el atarsanız. Uşağın en eski okulu, güçlendirme yapılması gerekiyor ama yapan yok. Tuvaletler vs çok kötü.
Zeki Topçuoğlu 2 ay önce
TFF 2.Lig Kırmızı Grupta 3 puanla 19’uncu sırada yer alan Uşakspor 7 maçta henüz galibiyetle tanışamadı. Buna karşın Sivaslı İlçemize bağlı Budaklar Köyü Futbol Takımı, Bölgesel Amatör Lig (BAL) 10. Grupta deplasmanda karşılaştığı İstanbul Sultangazi Spor’u Erhan, Emrah, Serdar ve Olcay’ın golleri ile 4-2 yenerek ilk haftayı 3 puanla kapattı. SALİH BEY, "KARŞIN" YANİ "RAĞMEN" SOZCÜĞUNU BU YAZINIZDA YANLIŞ KULLANMIŞSINIZ. DOĞRU SÖZCÜK "KARŞILIK" OLACAKTI.
Abdullah Soylu 2 ay önce
Bozkuş'tan Uşak 1-2 saat sürüyor mu?