28.08.2022, 16:21

Kurtuluşun 100. Yılında Uşak

Bundan daha 20 yıl öncesine kadar Uşak’ın Kurtuluş savaşı ile ilgili bölümünü çok bilmezdik. Dedelerimiz, ninelerimiz anlatır biz can kulağı dinlerdik ama hiç not almayı düşünmedik, düşünemedik.

Uşak Üniversitesinin açılması ile başladı birçok şey. Değerli hocalarımızın Genel Kurmay arşivlerini didik didik etmesi, Emekli Generallerin hatıratlarını satır satır incelemeleri ile parçalar birleşti. Hocalarımızın yayınladığı kitaplar ve makaleler Yerel tarihçileri de uyandırdı. Onlardan da peş peşe kitaplar gelmeye başladı. Yurt dışı karşı tarafın yayınladığı kitaplar yayınlanmaya başladı. Anılar, belgeler, fotoğraflar o günlere ışık tutmaya devam ediyor.

2014 yılında kurulan derneğimiz UTKGD olarak Merkez ilçe ve diğer ilçe ve köylerini ziyaret ettik. Köylerimizin kültür envanterini çıkarırken aynı zamanda Kurtuluş savaşı ile ilgili soruları sorduk.

O günleri yaşayanlar artık yok, hatta ikinci kuşak olan bunların çocukları da yok. Torunlarla konuşuyoruz. Ancak bilgi kirliliği ve Dedeyi-sülaleyi Ululama çok fazla, abartılı anlatımlara şahit olduk, sözlerin arasından kelimeleri adeta cımbızla alıp, gerekenleri notlarımıza aldık, alıyoruz.

Anlatılanları, mantık ve o günün koşullarına göre değerlendirip, kayda aldık.     

Köylerde varsa mevziler ve siper yerlerini gezdik, Meçhul asker kabirlerini gördük, Gazilerin kabirlerini ziyaret ettik. Yunanlılar tarafından karargâh olarak kullanılan evleri ve arazide yerleşim alanlarını bulduk, fotoğrafladık.        

DUMLUPINAR-TAKMAK

Alaşehir’in işgal edilmesiyle, Alaşehir’de bulunan uçaklarımız, kazma kürek ile yapılan Elvan’lar pistine indirilmiştir.28 Ağustos’ta Takmak’ın işgalinden sonra, uçaklarımız Nohutova’yı kullanmaya başlamışlar, buradan havalanan uçaklarımız Demirci-Simav semaları da dâhil olmak üzere çok sayıda gözetleme(takip),taciz ateşi yapmak için uçuşlar yapmışlardır. İlk kez uçaklara makineli tüfek takılması, Kartal filosu kurulması da Nohutova’da olmuştur.

Ali Fuat (Cebesoy)anılarından;28-29 Haziran’da Eskişehir’den trenle Uşak’a geldik. Trende Konya Milli Müfrezesi de vardı. Aynı gün Elvanlara geçtik. Alaşehir’de ki Yunan hareketliliği yürüyüşün habercisi idi. Takmak’ın batı ve güney batısında tepelere tahkim yapılmasını istedim.(1)

1 Ağustos’ta 23.Fırka Komutanlığına İzzettin Bey atanmıştır. Uşak’ın işgaline ve Yunan Kuvvetlerini durdurmak amaçlı Eski saray, Külköy, Karakuyu(Marlık)ve Karahasan köyleri hattında siperler hazırlanmıştır. İzzettin Bey karargâhını Çardak köyüne kurmuştur.

Fırka emrinde; Karahasan köyünde 120-140 tüfek,4 makineli tüfek, Ulubey’de aynı miktarlar, Çardak köyünde 400 silah-2 makineli tüfek vardı. Çardak köyü ve civarını savunmak için Jandarma Yüzbaşı İsmet Bey görevlendirilmişti.

Tüm bunlara rağmen sayıca çok üstün olan Yunan Kuvvetleri 29 Ağustos 1920 tarihinde Uşak’ı işgal etmiştir. Kuvvetlerimiz İki saray, Çarık köy, Kabaklar ve Banaz istikametine kısa çarpışmalarla çekilmiştir.

İSTİHBARAT

Büyük önder tarafından organize Kurtuluş savaşının en önemli işi tartışmasız istihbarat çalışmalarının noksansız yapılmasıdır. Bunun neticesi Dünyanın en çabuk taarruzu ve en hızlı kesin sonuçlu muharebesi olmasıdır.

Mondros antlaşması gereği, silahı alınan ve dağıtılan askeri birliklerdeki subay ve astsubaylar Mustafa Kemal’in emir ve isteği ile Yıldırım Orduları adını almış, belirlenen yerlere görevli olarak dağılmışlardır. İstihbarat çalışmalarını ikiye ayırabiliriz. İşgal öncesi ve işgal sırasındaki faaliyetler. Gittikleri yerlerde Kuvayı Milliyeyi kurmak, kimin eli silah tutar, kimler bu işe gönüllü, gönüllüleri toparlayacak kimse var mı, telgraf iletişimi var mı gibi sorunlara çare olmak ayrıca yörede hayvan durumları, erzak durumu, coğrafi özellikler gibi lojistik durumları tespit etmek gibi çok yönlü araştırmalar yapmışlardır.

İşgal sırasında gelenlerin sordukları sorular ve gözlemleri eğer köy ve yakınlarında Yunan karargâhı varsa kamyon geldi mi, ne sıklıkla geliyor, topları var mı, varsa kaç tane ve nerelere koydular, kaç kişi geldiler, kaç asker geçti, ne yöne gitti bunları takip etmişlerdir.

Bunun neticesi, Büyük taarruzun son 15 günü Dünya’nın hiçbir savaşında rastlanılmayan şekilde göz açıp kapanana kadar bitirilmiştir.

Şu an Uşak sınırları olan yaklaşık 120 km. lik Dumlupınar-Takmak arası sadece 4 günde düşmanda temizlenmiştir. İzmir’e kadar olan 120 km.de 5 günde temizlenmiş ve düşman denize dökülmüştür.

Uşak İlçe merkezinde onlarca esnaf ve önder kişi bu işlerle uğraşmış, köylerle ve Milli Kuvvetlerle hiçbir bağını koparmamıştır. İstihbaratçılar köylerde ve nahiyelerdeki Kuvvacılara silah, para ve at temininde yardımcı olmuşlardır.

İstihbaratçının bir görevi, yakalanmamak, deşifre edilmemek ve karşı casusluğa karşı yanıltıcı bilgi aktarmaktır.

İstihbaratçılar nokta olarak görevlendirilir, celep, çoban ve ayıntacı olarak faaliyetlerini sürdürürlerdi. Ayıntacılar(kaçak tütüncü)sürekli Kolculardan kaçtığı için saklanarak çalışmaları dikkat çekmezdi.

“Yunan harp divanınca idamlarına karar verilen Uşaklılar şunlardır.(*)

1-Canlar’ın Kadir Efendi,

2-Tiritlerin Kerim Efendi,

3-Yılancıların Derviş Mehmet Ağa,

4-Gedizli Kadayıfçı İsmail Ağa,

(*)Erhan AKTAŞ-Atatürk ve Uşak

Dedem, Ali Mollalardan Hüseyin Seyfi, Halıcılık yaparmış, yurt dışına gönderirmiş. Yunan adalarına esir götürülmüş. Döndüğünde tüm varlığını kaybetmiş. Kısa bir süre sonrada vefat etmiş. Ailede Yurdun çeşitli yerlerine dağılmış.

Torun; Süheyla Öcel Birön”

 Bunların suçu Afyon’daki Türk makamlarına işgalciler hakkında bilgi göndermekten ibarettir.(2)

Bunlardan başka ayakkabıcı, tülbentçi ve berber gibi esnaf istihbarat çalışmalarına katılmıştır.

Değirmencilerin ve han sahiplerinin çalışmaları çeşitli anılarda dile getirilmiştir.

Banaz ve civarında Ali İhsan’ın (Sabis-Paşa) (3)faaliyetleri köylerde sözlü olarak dile getirilmiştir. Ali İhsan, köylere kömürcü olarak gelmiş ve istihbarat toplamış, topladığı bilgileri Hallaçlarlı Molla Ahmet vasıtasıyla düşmen gerilerine iletmiştir. Molla Ahmet eşeğin nalında, kulağında ve saman arabasının içerisinde notları aktarmıştır.

Sivaslı ve çevresinde ise istihbaratçılar Ayıntacı(kaçak tütüncü)olarak köylere girmiş, kolcuların sıkı baskısından zaten zor yapılan tütün ticareti dolaysıyla gizli gelen bu adamlardan şüphelenilmemiştir.

Kuvvetli istihbarat ve toplanan ilk Kuvvacılarla ilk baskın 27 Temmuz 1920 tarihinde Alaşehir, Yunan Karargâhına ve cephaneliğine yapılmıştır. Bu baskında çok sayıda Uşak ve köylerinden gönüllü katılmıştır.

1-“Anne tarafından dedem, Hacı Hasan Aktuğ varlıklı bir adammış. Yunan işgale geldiğinde,-Sizin yiyeceğe ihtiyacınız var, köylüye ilişmeyin, ben size yiyecek göndereyim, demiş. Yunan köyümüze çok zarar vermemiş. Babam tarafından dedem, Bekir Ağa(Bekir Taşçı)ve oğlu Hüseyin savaş sırasında bilgileri toplar, Ankara’ya gönderirlermiş. Ahat köyü ve civar köylerden gelen bilgiler dedemle, amcama gelirmiş. Kurtuluş savaşı Büyük taarruz sırasında Banaz-Halıyazı da ki demir köprüde havaya uçurulan düşman treninin istihbarat bilgisi Hüseyin Taşçı tarafından birliklerimize verilmiş.

Anlatan: Corum köyü Muhtarı-Remzi Taşçı-1949 doğ.”01.Ekim 2017 tarihli görüşmemiz.

TAKMAK

İlk Kuvayı Milliye hareketi, Müftü Nazif Efendi, Kaymakam Ahmet Şevki Bey, Askerlik Şubesi Reisi Yüzbaşı Arif Bey, Belediye Başkanı Kara Yunus Bey, İlçenin ileri gelen eşrafı, esnafı ve Yörük Beylerinin destekleri ile başlamıştır.

28 Ağustos 1920’de terk edilen Takmak,3 Eylül 1922 tarihinde tekrar alınmıştır. Yakılan ve talan edilen Takmak’ta 307 hanenin tamamen yanmıştır.(4)

4-6 Eylül tarihleri arasında Takmak’ta bulunan Mustafa Kemal ve arkadaşları köylülerce Gazi dalı denilen meşe palamudu altında oturmuşlar. Takip ve kurtuluş müjdelerini buradan izlemişlerdir. Bu ağaç Takmak Şehitliğinin 600 metre kadar batı yönünde, Bozlar köyü yolu üzerinde, etrafı tel örgü ile çevrilmiş ve köylülerce korunan bir alan içerisindedir. İzmir II numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 13.02.2009 tarih ve 4590 sayılı karar ile “Anıt Ağaç” olarak tescil edilmiştir.

Ancak Orgeneral Asım Gündüz’ün hatıralarında bahsettiği ve tarihe mal olan “ORDULAR İLK HEDEFİNİZ AKDENİZDİR, İLERİ” veciz sözünün burada söylendiği sözü çeşitli belgelerle çürütülmüştür.(5)

1- İzzettin Çalışlar, bu sözün yazıldığı telgrafı 2 Eylül günü Uşak’ta aldığını söylemiştir.

2-Genelkurmay arşivinde bulunan orijinal telgraf-1 Eylül 1922 tarihli ve Kütahya/Altıntaş-Çakırsaz köyü yakınlarından gönderilmiştir.

NOTLAR

NOT:1-Mehmet Karayaman-Uşak’ta Kuva-yı Milliye Ankara 2021 Sayfa:98

NOT:2-ATATÜRK VE UŞAK ERHAN AKTAŞ İSTANBUL 1981 SAYFA:149

NOT:3-Ali İhsan Sabis’in HARP HATIRALARIM adlı eserinde bu konuda hiçbir bilgi ve belgeye rastlanılmamıştır.

NOT:4-Mehmet Karayaman, aynı eser sayfa:168

NOT:5-Mehmet Karayaman, aynı eser Sayfa:135-170

DUMLUPINAR-TAKMAK

26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruzun,30 Ağustos 1922 akşam saatlerinde neticesi belli olmuştur. İki yıl işgal sürecinde Yunanlılar, Sad dağından, köylülere angarya ve işkencelerle kestirip düzelttirdiği keresteleri kağnıları ile taşıtıp yüklettiği ağaçları trenlerle Dumlupınar ve Oturak istasyonlarından götürmüşlerdir. Bomboş kalan Sad dağında Yunan’ın bozulması esnasında bir anda çıkan toz bulutunda göz gözü görmez olmuştur. İrtibatları kopan Yunan Kuvvetleri çekilme planında olan tren yolunun güneyinde ve kuzeyindeki kervan yollarını dahi kaybetmişlerdir.

GÜNEY KERVAN YOLU

 Tren yolunun güneyine gidenlerden, bir grup İstasyon yakınlarında direnmiş, İstasyon ile Hallaçlar köyü arasında, tepenin üzerinde köylülerce mübarek bilinen Dede kabrinin bulunduğu, Sakar tepe olarak bilinen bir tepe vardır. Kurtuluş savaşı sırasında bu tepede mevzilenen bir düşman makineli tüfeği, askerlerimize aman vermemekte, göz açtırmamaktadır. Ağdacı süvarisi denilen Karahallı’lı bir askerimiz tepeye gizlice tırmanıp, makineli tüfeği ve oradaki askerleri tek başına imha etmiş. Tepenin ele geçtiğinden haberi olmayan askerlerimiz buraya gece karanlığında saldırıya geçmiş, kendi askerlerimizin birbirini vurması sonucu, tepe bu isimle anılmaktadır.

Anlatan; Ali Dabanca-1952 doğ.

Diğer büyük bir grup, kervan yolunu takiben, Ulu yol denilen Karaköse, Balcıdamı köyü altından, Türkmen tepeye gelmiştir. Burada yine köylülerimize kazdırılan mevzilere girmişlerdir. İlk süngü savaşları burada başlamıştır. Türkmen tepeden atılan Yunan, bu kez Kaplangı-Yenice köy arasında Çiğilli tepede mevzilenmiş. Top Düzü mevki adını alacak tepede, toplarını da bırakıp kaçmıştır. İki Yunan topu burada yakın zamanlara kalmış, ancak hurdacıların bunları parçalamasına mani olunamamıştır.

Dede düzü ve Dede ardı mevkilerinde Yunan Karargâhı işgal ile kurulmuş ve işgal boyunca kalmıştır.

Serkis çeşmesi; Kaplangı göledinin 200 metre kadar güneyindedir. Yunanlı bir komutan buraya çeşme yaptırmış ve çeşmeye eşinin adı olan Serkis çeşmesi demiştir. Köylülerimize de eşinin fotoğrafını gösterirmiş.

Çeşme yıkılıp yerine beton çeşme yapılmıştır.

Kaplangı köyünde bozulan Yunan askerleri, Şaban köy ve Hasan köydeki mevzileri de yine süngü savaşlarında kaybetmiş ve durdurulamaz kaçış başlamıştır.

YENİCE KÖY

1-Banaz yolundan girişte sağ tarafta, Taşlı yol mevkiinde, vadi içinde bir meçhul asker kabri vardır. Bu şehidin Kurtuluş savaşı sırasında şehit olduğu köylülerce defnedildiği söylenir. Rivayete göre; çalı arasına saklanan yaralı bir düşman askeri, son gücüyle ateş ederek askerimizi vurur, askerimiz şehit olurken, düşman askeride ölmüştür.

2-Kalkan kaya mevkiinde, düşman takibinde olan bir manga askerimiz, Hacının harman yerinden siperden çıkarak bu tepeye sığınmaya koşarlar, köyün kuzey yamacında şimdi buzağılık denilen yerden düşman makineli tüfekle tarar, bir rivayete göre 6 askerimiz, diğer rivayete göre 9 askerimiz şehit olur. Köylümüz hepsini bir araya toplayarak aynı kabre gömer.

3-Eski Banaz yolu Karakuyu mevkiinde yunan askerleri bir karargâh kurmuşlar. Çorak tepesini ele geçiren askerlerimiz buradan, Yunan karargâhına top atışları yapar. Yunanlılar bizim köyden eli kazma-kürek tutan kim varsa toplar, Buzağılık mevkiinde istihkâm kazdırır. Ama yine de tutunamazlar ve orayı terk ederler.

4-Bu köyümüzdeki Aşağı Çeşme(Çukur çeşme) yi Yunan Subayının eşinin yaptırdığı söylenir.

KAYLI KÖYÜ

Dedeler yanı mevkiinden Türkmen tepeye kadar, Türk siperleri görülmektedir.

AHAT KÖYÜ

Burada Hacılar harman yeri ve Oluklu tepede iki Yunan karargâhı vardır. Geri çekilme sırsında Gülefli tepe, Ada, Çakmak tepe Tülüce’de mevziler kazılmıştır. Gülefli tepedeki mevziler birkaç yıl öncesi Orman işletmesinin ağaçlandırması sırasında kaybolmuş, ancak Ada, Tülüce ve Çakmak tepe arasındaki mevziler görülebilmektedir.

-“Kurtuluş savaşı sırasında, Yunan birlikleri, Ahat köyüne baskın yapınca Raziye Ebe (Çimen)köyün kadınlarını ve kızlarını korumak için Yukarı Mahallede bulunan evinde saklamış. Üç Yunan askeri evi basınca çamaşır tokacı ile Yunanlılara karşı koymuş. Birisini yaralamış, bunu gören diğer iki Yunan askeri kaçmıştır.. Böylelikle korumaya aldığı kadınları ve genç kızları kurtarmıştır. Yıllarca bu olay köyde konuşulmuş ve dillere destan olmuş.

Kaynak kişi: Raziye ebenin torunu, Adem Çimen-1952 doğ.”

“Ahat köyüne ilk giren Kuvacılardan oluşan birliğin başındaki subay Sabri Bey’dir. Köylülerimiz Sabri Bey’e,-Hoş geldiniz Paşam. Diye karşılamışlar ve ikramda bulunmuşlardır.

İbrahim Aybey-1951 doğ. Eski muhtarlardan”

BANAZ

Son Yunan direnişi, Koca Mezar içinde Kral yolu olarak bilinen yolu mevzi olarak kullanan mevzilerde gösteren Yunan askerlerinin amacı trenin gelmesini beklemek için zaman kazanmaktır.31 Ağustos 1922 Banaz kurtulmuştur.

Nohutova, Kabaklar, Kedi yünü köyü ve İki Saray köylerini yakıp yıkan Yunan askerlerinin bir kısmı Uşak istasyona gelmişler, burada da tutunamayan başıbozuk Yunan askerleri Bölme, Yeşil dere, Akkeçili üzerinden Takmak’a ulaşmak çabasındadır. Diğer bir kısmı Muharremşah, Yavu, Kara hasan köyleri üzerinden Marlık (Karakuyu)istasyona gelmiştir.

“3 EYLÜL 1338

Sabaha karşı Karakuyu İstasyonu civarına geldik. Burada kısa bir mola verildi. Burada az önce kısa bir çarpışma olmuş, bir de bir kağnı koluna havadan saldırılmış, ancak kimin malına saldırıldığını öğrenemedik. Birkaç köylümüz şehit olmuş, kağnılarda yanmış.

Omurca köyünden geçiyoruz. Bu köylüler büyük bir cesaret örneği göstererek köylerini yaktırmamışlar. Söylediklerine göre üç gün kahramanca mücadele etmişler. Köylerine Yunan artıklarını sokmamışlar. Hikâyelerini ayaküzeri dinledik, takdir ettik. ”Avratlarımıza el sürdürmedik” diyorlar ve bunu iftiharla haklı olarak söylüyorlar.

İnsanın vakti olsa da oturup bunların hatıralarını yazsa, uzaktan Eşme’yi yanar halde görüyoruz ve o yöne yürüyoruz.

General Asım Uçar.

Türkiye eski Muharipler Dergisi,

İstiklal Harbinde Büyük Taarruz –adlı makaleden

 Haziran 1966 Sayfa:266”

Yorumlar (1)
Sadık 4 ay önce
Dilden dile,eğri doğru anlatılan söylemlerin belge haline getirilmesi,yeni nesillere ulaşması açısından takdire değer bir çalışma.