Ölülerle Birlikte yaşamak

Yukarıdaki başlık, sonraki bir korku filminin adı gibi oldu farkındayız. Ama değil. Araştırmacımız Alp Arslan Dur, yine bir ilke imza atarak, üniversitelerde tez konusu olacak bir araştırma kaleme aldı.

Genç araştırmacımız, bugün Burma Cami arakasında bulunan ayakkabıcalar çarşısı ve mevcut Pazar yerinde bulunan “Koca Mezar” başta olmak üzere şimdi tarihin tozlu sayfalarına karışmış eski mezarları araştırdı.

İşte Alp Arslan Dur’un ilk kez yayınlanan araştırması:

UŞAK KAZASINDA MEZAR KÜLTÜRÜ ve 1927 YILINDA KALDIRILAN EN BÜYÜK OSMANLI MEZARLIĞI: GOCA MEZAR / Buğday Pazarı Köprüsü

ALP ARSLAN DUR

“Mezarlıklar bir millet için, yaşanılan yerin müzesi ve tapusu hükmündedir.”

Osmanlı şehirlerinde kentin fiziksel yapılanması özel hayatın mahremiyetine duyulan saygı ile birlikte sosyal ilişkilerin gelişmesine de olanak sağlayan bir kültürel bakışı vurgulardı.

Bunun güzel bir örneğini mezarlıkların konumlandırılmasında görmek mümkündür. İslam kentlerinde mezarlar şehir merkezinin uzağında değil, şehrin içinde idi.

Osmanlıda hayat ile ölüm, iç içedir…

Yahya Kemal, elçi olarak bulunduğu batı ülkelerinin birinde, Türkiye’nin nüfusunu söylerken mevcudun üç dört kat üstünde söyler. Bunu duyan batılı elçiler; “Hayır canım sen neden bahsediyorsun sizin nüfusunuz bu kadar değil.” deyince Yahya Kemal, “Biz ölülerimizle birlikte yaşarız.” der...

Biz gerçekten ölülerimizle birlikte yaşarız.

Atalarımız, “Uyarı ve nasihatçi olarak ölüm yeter.” hadisi ışığında mezar taşları ile ölümü hatırlatarak çarşı, medrese, tekke, cami ve her türlü kurumun yanında dünya için duyulan hırsı dizginlemeye çalışmışlardır.

Bugün özellikle şehrimiz içinde bulunan Ulu Camii, Burma Camii, Boduroğlu Camii, Kurşunlu Camii içerisindeki hazîreler, hayat ile ölümün kısalığını her an insanlara haykırırlar.

Aklı başında mütevekkil insanımız, bu mezarlıklarla her karşılaştıklarında, ecdâdını hayırla yâd etme ve hayatı bir başka yönüyle tefekkür fırsatını yakalar.

Eski mezarlarımıza göstereceğimiz ilgi aynı zamanda atalarımıza duyduğumuz vefa ve alakanın göstergesidir.

Unutmamalıyız ki bir mezar taşında denildiği gibi “Bugün bana ise yarın sanadır”.(İ.H.- M.O.S.)

OSMANLI KAZASI UŞAK’TA MEZARLAR

1838 yılında Uşak kazasının, şehir nüfusu yaklaşık 15 bin kadar olduğu belirtilmektedir. Cumhuriyet döneminin başlarında ise Kütahya vilâyetine bağlı bir kaza merkezi olan Uşak 16.862 nüfuslu (1927 sayımı), on bir mahalleden ibaret küçük bir şehir durumundaydı. (Tutsak, Cumhuriyetin İlk Yıllarında Uşak, s. 68)

Söz konusu on bir mahalle içinde resmî kayıtlara göre 4022 ev 9 mezarlık bulunmaktaydı.

Uşak kazasında mezarlar şunlardır: Koca Mezar, Kara Dede Mezarlığı, Dombay Dede Mezarlığı, Şehitler Mezarlığı, Bozkırlı Mezarlığı, Dovala Mezarlığı, Eybek Mezarlığı, Çavuş Mezarlığı, Âşıklar Mezarlığı. (H.T)

Yukarıda adı geçen mezarlardan “Eybek Mezarlığı, Şehitler Mezarlığı ve Âşıklar Mezarlığı”, aynen korunmuş ve şimdilerde gömüye kapatılmıştır.

Bunun sebebi ise şehrin o mezarlık mevkileri yönüne doğru yeni yapılaşmanın olmamasındandır.

Diğer mezarlıklar ise Cumhuriyetin ilk yıllarıyla beraber Uşak’ta yeni yaşam alanlarının açılamaması ve yapılaşmanın yine eski şehir üzerine kurulması gibi nedenlerden dolayı bu mezarlıklar birer-birer kaldırılmıştır. 

Buna örnek olarak Halk Evinin 1930 başlarında Çavuş Mezarlığı üzerine yapılması gösterilebilir.

Konumuz olan KOCA MEZAR da bunlardan birisidir.

KOCA MEZAR 200 DÖNÜMLÜK BİR ARAZİ İÇİNDE

Uşak’ın 1233 yılından itibaren tamamen Türk hâkimiyetine geçmesiyle birlikte Türk nüfusu yoğunlaşmaya başlamış (E.S.), bu yoğunlaşmaya paralel olarak Koca Mezarda defin sayısı da artmıştır. 

Altı asırdır Uşak ulularının gömülü olduğu mezarlık, bugün yolu dahil olmak üzere, ayakkabılar çarşısı, eski itfaiye, eski garaj, çarşamba pazarı, balık pazarı, ve bu alanın sınırı olan Nuri Şeker yolunu kaplayan 200 dönümlük bir arazi içerisinde bulunmaktaydı.

Girişte sağlı-sollu kenarlarda mermere yazılı kabir taşları bulunan mezarlıkta, çeşitli üslupla yazı güzellikleri taşıyan mezar taşlarında, uhrevî sükûn içinde yatanların dünyalık son sözleri yazılıydı. (H.T)

Sanat tarihi açısından büyük önem arz eden mezar taşlarının birçok kısmı taşıma esnasında veya sonrasında kırılmıştır. 

MOLLA ABDULLAHOĞLU VAKFI

1671-1672'de Uşak Şehri'ni ziyaret eden Evliya Çelebi, KOCA MEZAR için şöyle yazar; “Suyun öte tarafına tek gözlü taş köprüden geçilir; (bu köprü bugün Burma Caminin bitişiğindeki tarihî Tabakhane köprüsüdür ve Selçuklu tarzıdır)  namazgâh (Tabakhane köprüsünden geçtikten sonra etrafı duvarlarla çevrili ortasında tarihi çeşmesi bulunan alandır) ve kabristan (diyerek yine namazgâha bitişik ‘Koca Mezar’) bu taraftadır.” Der..

Uşak kazasının İslice mahallesindeki mezar arazisinin tasarrufu “Molla Abdullahoğlu Vakfı”na aittir. Vakfın yönetimi ve idaresi Osmanoğlu ailesi tarafından yürütülmektedir.

Molla Abdullahoğlu Vakfının tasarrufunda köprü, mezar, arazi, vakıfhan, dükkân, câmi, çeşme gibi taşınmazlar vardır. Bu taşınmazların bakımını, yaşatılmasını, tesisini bu vakfiyeler karşılar.

Burma caminin kuzey tarafında mezara bitişik bulunan Vakıf binasında; evsiz kalmış insanlar, fakirler, yersiz kalmış yolcular için barınak ve yardım sağlanırdı.

İki katlı olan bu yapı alt katı hayvanlara, üst katı ise insanlara barınak olarak hizmet etmekteydi. Günlük yemek kazanı kaynatılır yolculara ikram edilirdi. (HT)

Burma Câmii ve Tuz Pazarı Câmiinin oturduğu ‘ada’, Molla Abdullahoğlu Vakfına aittir. Vakıf tarafından cami yapılmak üzere bağışlanmıştır. Bağışlanan ada üzerine yapılan camilerin bakımını, onarımını ve yaşatılmasını Molla Abdullahoğlu Vakfı üstlenmiştir. (HT)

Koca Mezara Giriş: Bugün Burma Caminin hemen bitişiğinden geçen, şehri ikiye ayıran, Dokuzsele Çayı üzerinde bulunan bilinen adı ile tarihî Buğday Pazarı köprüsünden giriş sağlanırdı.

Tarihi Buğdaylı Köprüsünü “Molla Abdullahoğlu vakfı” mütevellisi Hacı Osmanoğlu İsmail efendinin dedesi Hüseyin ağa tarafından yaptırılarak vakfedilmiştir.

Köprü Kitabesinde şöyle yazar:

Biavnillah hitam buldu bu cisr-i himmet tarik üzre,

Delil oldu (Osmanoğlu) Hüseyin ağa bu vakfa tevliyet üzre

Ola şefi’ Resulümüz, sırat-ı müstakîm üzre

Af kılsun zünubunu Hüdâ işi hem ceza üzre

 …..  dest-i kemaliyle beş ayak bir ayak üzre                                                                                                            

(kitabenin tarihi bilerek verilmemiştir. Haşim TÜMER kaynaklı kitabede yapılan ebced hesabına göre yaklaşık bir asır fark vardır. Yani bilinenin aksine köprü daha da eskidir. Bu konuda çalışma ayrıca yapılacaktır)

Köprü kitabesi:O dönem köprünün her iki yanında münasip yer bulunamadığı için Burma Camiye bitişik olan helvacı Uğur Serdaroğlu’na ait dükkânın bir duvarına takılmıştır. Ancak sonradan Burma Camiye bitişik bu dükkânların yıkımı esnasında kitabe kaybolmuş ve nerede olduğu uzunca süre tespit edilememiştir. (HT)

Kitabe hakkında yaptığım taramalar sonucunda; bir vatandaş tarafından arkeoloji müzesinde satıldığını öğrendik.

Uşak Arkeoloji Müzesi 7.1.75 envanter numaralı eser, müze envanter fişine çeşme kitabesi olarak kaydedilmiştir. 21.05.1975 tarihinde Cevdet Çamören’den satın alınmıştır.

Eski müzenin bahçesinde yer alan kitabe, Buğdaylı köprü kitabesidir.

Kitabe, 66X53 cm ebatlarında devşirme bir taşın ön yüzüne işlenmiştir. Yazı kabartma tekniğindedir. Üç satır altı bölümden oluşan metin, köşeleri pahlı kartuşlar içerisine yerleştirilmiştir. Metin kenger yapraklarından meydana gelen bir tepelikle son bulmaktadır. Kitabenin sağ kısmı çimento içerikli harç tabakası nedeniyle okunamamaktadır. (Türkan Acar)

Buğdaylı Köprüsü, bugün mevcut yol kodunun yükselmesi ile görülemediğinden, köprünün kitabesinin yerine konması bu aşamada mümkün görülmemektedir. Kitabe levhası üzerindeki harç tabakası temizlendikten sonra gerekli bilgilerle birlikte müzede teşhir edilmesi bir kültür mirasımızın bir bakıma canlanmasını sağlayacaktır.

OSMANLININ SON DÖNEMİNDE NE OLDU? ÎMARA NE ZAMAN AÇILDI?

19. Yüzyılın sonlarında Paşa Hanı’nı yaptıran hayırsever iş adamı halıcı ve tüccar Uşaklı Tirîdzâde Mehmed Paşa, Molla Abdullahoğlu Vakfı mütevellisi Hacı Osmanoğlu İsmail efendi ile görüşüp, ağır bir masraf ile hayır işlerine Koca Mezarın sınır duvarlarını yaptırarak yenisini ekleyerek yaptırmıştır. (H.T)

1901 yılında Molla Abdullahoğlu Vakfına ait mezar arazisinine (eski garaj) Yılancızade Osman Efendi tarafından halı imalinde kullanılmak üzere yün ve yapağıyı tarayarak ip imal etmek amacıyla maden kömürü ya da odunla işleyecek, yani buhar gücüyle çalışacak makinelerin yer alacağı bir fabrika kurmak istemiş ve girişimde bulunmuştur.

Bunun üzerine Molla Abdullahoğlu Vakfının mütevellisi, Hacı Osmanoğlu İsmail ile bir dizi görüşmenin ardından anlaşma yapılarak Yılancızade Osman Efendi’ye ferağ edildiğini ve adına senet düzenlendiğini Kuyûd-ı Hakâniye İdaresi defterince sabittir. (BOA)

CUMHURİYET DÖNEMİNDE NE OLDU?

1925/1927 yılları arasında Uşak belediye reisliği yapan Mustafa Kaşıkçı 1927 yılında merkezde yer alan KOCA MEZAR’ın gömü işlemine kapatıp şehir dışına taşınması için vilayetten ödenek talep etmiş ve uğraşlarının sonunda 15.000 liralık bir destek almayı başarmıştır. (B.İ.)

Alınan ödenek sayesinde mezarlıkta büyük bir çalışma başlatılmış bir yıl gibi kısa sürede kaldırılması sağlanmıştır. Ancak taşıma işlemi bittikten sonra alanda çevre düzenlemesi yapılamamış, mezar taşlarının çoğu alanda kalmıştır. (Mezarların tümünün kaldırıldığı şüphelidir.)

Koca mezarın kaldırılmasının hemen ardından, belediye başkanı Mustafa Kaşıkçı Burma Cami önünden geçen Dokuzsele Çayı’nın üzerinde bulunan tarihî “Buğday Pazarı” ve “Halı Pazarı” köprüleri arasında bulunan Molla Abdullahoğlu vakfına ait hanın bir bölümünü de yıkarak yeni zahire pazarını buraya kurmuştur.

Anlaşılacağı üzere belediye reisi Mustafa Kaşıkçı 1925 yılında çıkarılan TEKKE VE ZAVİYELER kânununu uygulamış, Molla Abdullahoğlu Vakfı’na ait taşınmazlara el koydurtmuştur.

29 Mayıs 1939 yılında Uşak belediyesi yeni başkanı Hakkı Yılancıoğlu, CHP BEŞİNCİ BÜYÜK KURULTAY’ında Koca Mezarlığın çevre düzenlemesi için dilekçe vermiş, 1580 sayılı kanunla mezarlıkların belediyelere devrolunduğu ve vakıf bütçesinin de müsait olmadığı gerekçesi ile istenen mezarlık yardımının yapılmasına imkân görülmediği belirtilmiştir.

Ancak belediye reisi Koca Mezarlığın metruk ve atıl durumu vaziyeti karşısında belediye imkanlarının zorlayarak mezarlığın içersindeki yığınlarca taşı temizleterek ağaçlandırmış ORMAN PARKI adı verilerek vatandaşın hizmetine açmıştır.

Fakat bu hamlenin plansız olmasından dolayı, şehir haritasına dahil edilememiştir.

1953 de Uşak’ın il olması ile yapılan şehir planlaması uygulamasına binaen, belediye başkanı Rıza Salıcı tarafından çay kenarına bitişik olan ahşap yapılı eski buğday pazarının karşısına, Dokuzsele Çayına 10 -12 m. olmak üzere yol bırakılarak KOCA MEZAR üzerine betonarme kolonlu yaklaşık 550 m2 kapalı alanı olan Buğday Pazarını yaptırmıştır.

Belediye başkanı Rıza Salıcı, Buğday Pazarını yaptırmasının hemen ardından, Koca Mezarın bulunduğu alana içinde ve çevresinde 66 dükkan ve mağazayı ihtiva eden belediyeye de önemli bir gelir kaynağı teşkil edecek olan bir sebze hali yaptırmaya karar vermiş ancak görev süresi içinde bunu başaramamıştır. (B.İ.)

1955 yılında göreve yeni gelen belediye başkanı Hakkı Yağcı, eski başkan Rıza Salıcı’nın bu düşüncesini benimsemiş ve uygulamaya koymuştur.

Ulu Camiinin etrafını köhne barakalardan kurtarmak isteyen başkan, yeni belediye binasının inşasına yer açmak istiyordu. 

Başkan Hakkı Yağcı, bugün belediye binamızın oturduğu adada bulunan kavaf yani papuçcu esnafını bir araya toplamak için girişimde bulunmuş 1956 yılında Koca Mezarın yaklaşık 1/3 lük kısmını Ayakkabıcılar Esnaf Kefalet Odasına tahsis etmiştir.

Bu tahsis üzerine Ayakkabıcılar Esnaf Kefalet Odası başkanı Alaaddin Birgül başkanlığında çarşı inşaatı müteahhide ihale edilerek, 1958 yılı başında bitirilerek 120 civarında dükkân/mağaza hak sahiplerine kura usulü ile teslim edilmiştir.

Papuçcu ve demirci esnafından boşalan adada ise 1958 yılında başında bugünkü belediye sarayının inşasına başlanmış, iki yıl süren inşaatın ardından 1960 yılında bitirilerek hizmete girmiştir.

Daha sonraki yıllarda ise Koca Mezar üzerine başkan Hakkı Yağcı Uşak'ın en büyük pazarı olan çarşambaları kurulan yarı kapalı pazar yerini ve sebze halini tamamlayarak Uşaklıların hizmetine açmıştır.

Bugün,  günümüzde KOCA MEZAR olarak adlandırdığımız alanda,  büyük bir bölümü AYAKKABICILAR  ÇARŞISI, KAPALI PAZAR, BALIK PAZARI, ESKİ GARAJ ve NURİ ŞEKER CADDESİ vardır .

Son olarak en başta dediğimiz gibi;

Eskiler der ki bir ülkenin mezarları o ülkenin tapu belgeleridir.

Bu topraklarda yatanlar, bu mezarlar bu ülkenin gerçek tapu kayıtlarıdır.

Bu kayıtlara sahip çıkalım.

Alman şairlerinden Heine’nin şu sözü ne kadar önemlidir: “Her mezar taşının altında bir dünya tarihi yatar.”…
Araştırma: Alp Arslan DUR
Yararlanılan Kaynaklar:
Haşim TÜMER –UŞAK TARİHİ
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi 2013/86
İZMİR’İN HAZİRELERİ –MEHMET OZAN SEMERCİ
ERDOĞAN SOLAK, XX. Yüzyılda Uşak
UŞAK ARKEOLOJİ MÜZESİ’NDEKİ TÜRK DÖNEMİ KİTABELERİ VE MİMARİ PLASTİKLERİ Türkan Acar
( BOA. ŞD. 1581/16, 05. 07. 1901/18 Ra 1319, lef 11, lef 13, lef 14. Defter-i Hakânî Nezâreti, )
CUMHURİYET DÖNEMİNDE UŞAK’TA SİYASET VE SİYASETÇİLER 1923-1980 - BUĞRA İNAL
Ayakkabıcı Esnafı Mehmet ÇELMELİ


YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmed Mesud Uşşaklı
Ahmed Mesud Uşşaklı - 1 ay Önce

Allah razı olsun...

YAŞAR ORAL
YAŞAR ORAL - 1 ay Önce

ALP ARSLAN DUR KARDEŞİM EMEĞİNE SAĞLIK SENİ HAYRANLA TAKİP EDİYORUM..

mehmet ozalp
mehmet ozalp - 4 hafta Önce

Cok guzel calisma tesekkur eder devamini bekleriz dokuz eylul universitesi eski ogrenci isl.sefi b.oturakli

Alp Arslan DUR
Alp Arslan DUR - 2 hafta Önce

Teşekkür ederim arkadaşlar. Varolunuz

Mehmet Toksarı
Mehmet Toksarı - 2 hafta Önce

Henüz bir şey bilmiyorum
Yolumum yok.

Selma Dursun
Selma Dursun - 1 hafta Önce

Tebrik ederim çok güzel bir çalışma çıkarmış sın başarılarının devamını dilerim ablam