Baş Ağrınız Bu Özellikleri Taşıyorsa Hemen Hastaneye Gidin

Baş ağrısı, günlük hayatın en sık yaşanan şikayetleri arasında yer alıyor. Yorgunluk, stres ya da uyku düzensizliğiyle ilişkilendirilen bu belirti, çoğu zaman bir ağrı kesiciyle geçiştirilip unutuluyor.
Baş Ağrınız Bu Özellikleri Taşıyorsa Hemen Hastaneye Gidin

Ancak uzmanlar, özellikle aniden başlayan ve alışılmadık ölçüde şiddetli seyreden baş ağrılarının beyin damarlarında gelişen son derece tehlikeli bir durumun ilk işareti olabileceği konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor.

Toplumda Her 25-30 Kişiden Birinde Görülüyor

Beyin anevrizması, beyin damarlarında aniden gelişen bir baloncuk oluşumu olarak tanımlanıyor. Bu baloncuk zamanla büyüyerek yırtılma riski taşıyor. Uzman hekimlerin aktardığı verilere göre toplumda her 20 ila 30 kişiden birinde beyin anevrizması bulunuyor. Pek çok kişi ise bu durumun farkında bile değil; zira anevrizmaların büyük bölümü herhangi bir belirti vermeden sessizce büyüyebiliyor.

Tehlike, baloncuğun yırtılmasıyla birlikte başlıyor. Yırtılma gerçekleştiğinde beyin kanaması kaçınılmaz hale geliyor ve ölüm oranı yüzde 30 ile yüzde 50 arasında seyrediyor. Anevrizmanın boyutu büyüdükçe risk de artıyor; dev anevrizmalarda yıllık kanama riski yüzde 6'lara kadar yükseldiği belirtiliyor.

Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor

Beyin anevrizmasının belirtileri arasında aniden gelişen şiddetli baş ağrısı, çift görme, göz kapağında düşüklük ile yüz ve göz çevresinde uyuşma sayılıyor. Ancak bu belirtiler her zaman ortaya çıkmıyor; pek çok anevrizma, tamamen farklı bir sağlık sorunu nedeniyle yapılan tetkikler sırasında tesadüfen saptanıyor.

Tanı sürecinde MR anjiyografi, BT anjiyografi ve gerektiğinde Dijital Subtraksiyon Anjiyografi (DSA) yöntemlerinden yararlanılıyor. Uzmanlar, bu ileri görüntüleme yöntemlerinin yüksek doğruluk oranlarıyla anevrizmanın yerini ve boyutunu belirlediğini vurguluyor.

Risk grubunda özellikle sigara kullananlar, ailesinde anevrizma öyküsü bulunanlar ve yüksek tansiyonla mücadele edenler yer alıyor. Bu kişilerin düzenli kontrol yaptırması, olası bir felaketi önlemenin en etkili yolu olarak öne çıkıyor. Tedavi kararı ise anevrizmanın büyüklüğüne, şekline ve konumuna göre belirleniyor.