Uşak’ta kız öğrenciye tecavüz girişiminde bulunan sanığa 30 yıl ceza
25 Eylül Perşembe günü, Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde tarihi bir karar verildi. Bir üniversite öğrencisine yönelik cinsel saldırıda bulunan sanık M.U., mahkeme tarafından toplam 30 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Adliye önünde toplanan kadın örgütü temsilcileri, kararı alkışlarla karşıladı.
Latife Hanım Kız Öğrenci Yurdu yakınlarında bir kız öğrenciye cinsel saldırıda bulunmaktan yargılanan sanık M.U.'nun karar duruşması gerçekleşti. Savcılık iddianamesi ve titiz emniyet çalışmaları sayesinde, sanık M.U.'nun bir yıl önce S.G. isimli başka bir üniversite öğrencisine yönelik tecavüz olayının da faili olduğu ortaya çıkmıştı. DNA eşleşmesiyle aydınlanan bu iki olay, sanığın eylemlerini münferit olmaktan çıkarıp, seri nitelikte olduğunu gözler önüne serdi. Davayı takip eden vatandaşlar, kararı duyunca derin oh çekti.
Dava boyunca mağdurun Vekili olan Avukat Ayça Han Akar’ın duruşmadaki hukuki argümanları, kararın şekillenmesinde kilit rol oynadı. Mahkeme heyetine hitaben yaptığı son beyanda Avukat Akar, sanığın, müvekkilini acımasızca sürükleyerek, kimyasal bir maddeyle bayıltmaya kalkışarak ve vücudunun çeşitli bölgelerine şiddet uygulayarak cinsel saldırı kastıyla hareket ettiğini vurguladı.
Akar, müvekkilinin direnişi sayesinde tamamlanamayan bu "teşebbüs"ün, onun yüzünde kalıcı bir iz ve ruhunda derin bir yara bıraktığının altını çizdi. Bu durumun müvekkilinin hayatını ve eğitimini nasıl etkilediğini, hatta duruşmalara katılamayacak kadar içine kapandığını belirterek, sanığın cezasının üst sınırdan verilmesi yönündeki talebini yineledi.
Duruşma sonrası Uşak Adliyesi önünde toplanan kalabalığa yaptığı açıklamada Avukat Ayça Han Akar, "Bugün verilen 30 yıl hapis cezası, Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca, sanığın işlediği menfur suçun ciddiyetini tescil etmektedir. Bu karar, hukukun cinsel şiddet eylemlerine karşı kararlı duruşunun en somut kanıtıdır. Müvekkilimin bir üniversite öğrencisi olarak maruz kaldığı bu saldırı, sadece kişisel bir travma yaratmamış, aynı zamanda bir gencin kamusal alanda özgürce hareket etme hakkını da ihlal etmiştir. Bu ceza, benzer suçları işlemeyi aklından geçirenlere karşı güçlü bir caydırıcılık teşkil edecektir. Kadınların, çocukların ve gençlerin güvenli bir yaşam sürme hakkı, medeni bir toplumun en temel şartıdır."
Akar, davanın takipçisi olan kadın örgütlerine, sivil toplum kuruluşlarına ve vatandaşlara teşekkür ederek, adaletin sadece mahkeme salonlarında değil, aynı zamanda toplumun vicdanında ve dayanışmasında tecelli ettiğini belirtti.