Uşak Susuz, Menderes Kurudu: Ekolojik Kervan Yola Çıktı
Etkinliğin ana hedefi, ekolojik mücadeleyi ortaklaştırmak ve Anayasa Mahkemesi'nde iptali için dava açılan Maden Yasası'na kamuoyunun dikkatini çekmek. Kervan, 15 Kasım Cumartesi günü Uşak'tan yola çıkarak Atatürk Anıtı önünde bir basın açıklaması düzenledi.
Murat Dağı Yok Olmasın Platformu Sözcüsü Funda Öz Akcura, Uşak'ın son aylarda Türkiye'nin yakın gelecekte yaşayacaklarının bir fragmanını yaşadığını belirterek, ciddi bir su kriziyle karşı karşıya olunduğunu vurguladı. Birleşmiş Milletler'in "Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları 2024" raporuna atıfta bulunulan açıklamada, Türkiye'nin çok yakın bir zamanda su fakiri olacağı hatırlatıldı. Ancak, ülkenin batısının aslında çoktan "su fakiri" statüsünün de ötesine geçtiği, kişi başına düşen su miktarının 500 m³'ün bile altına indiği bölgeler olduğu ifade edildi. Bu durumun, bölge halkını "su sefili" konumuna düşürdüğü kaydedildi.
Kışladağ Örneği: Bir Maden Bir Şehrin Suyunu Tüketti
Yaşanan su krizinin en somut örneği olarak Kışladağ Altın Madeni gösterildi. Açıklamada, madenin 2024 yılında Uşak'ın kullandığı 11 milyon m³ suya karşılık, 12 milyon m³ su tükettiği bilgisi paylaşılarak, "Şehir susuzluktan kırılırken, bir madenin şehrin toplamından daha fazla su kullanması kabul edilemez" denildi. Maden sahibi Kanadalı şirketin kuraklıktan şikayet etmesi ise trajikomik bir durum olarak yorumlandı. Açıklamada, aynı şirketin 2013 yılındaki ÇED raporunda, "madencilik faaliyetlerini verimli yapmasını engellediği için bölgeyi susuzlaştırma çalışmaları yaptıklarını" itiraf ettiği hatırlatıldı. Bir zamanlar Menderes Nehri'ni besleyen su zengini topraklarda yeraltı su yataklarının yok olduğu ve nehrin kuruduğu vurgulandı.
Maden Yasası: Felaketin Anahtarı
Açıklamada, TBMM'de kabul edilen Maden Yasası'nın su havzalarını ve tarım arazilerini IV. Grup madenciliğe açıldığı belirtilerek, bu durum "ülkenin su yataklarını yabancı şirketlere teslim etmek" olarak nitelendirildi. MAPEG verilerine göre Türkiye topraklarının %60'tan fazlasının madenlere ruhsatlı olduğu ve bu sahaların hemen hepsinin su havzalarının içinde bulunduğu ifade edildi. Yasanın, "su ve gıdaya ulaşım hakkını" tehdit ettiği ve ülkenin bir "beka sorunu" haline geldiği kaydedildi.