81 İlde Ortak Çağrı Deprem Gerçeği Hâlâ Görmezden Geliniyor

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Yönetim Kurulu Üyesi Halil İbrahim Kızıldağ'ın 81 ilde eş zamanlı okunan basın açıklamasında, 6 Şubat Depremlerinin 3. yıl dönümünde çarpıcı tespitlerde bulunuldu.
81 İlde Ortak Çağrı Deprem Gerçeği Hâlâ Görmezden Geliniyor

On binlerce vatandaşın hayatını kaybettiği, 11 ilde yaklaşık 40 bin binanın yıkıldığı ve 200 binden fazla yapının ağır hasar aldığı depremlerden sonra geçen üç yıla rağmen, ülkenin depreme hazırlık konusunda yeterli mesafe alamadığı vurgulandı.

Kızıldağ açıklamasında, Türkiye'de depremin "beklenmedik" bir doğa olayı olmadığını, tam tersine öngörülebilir ve etkileri büyük ölçüde azaltılabilir bir gerçek olduğunu belirtti. Yıkımın büyüklüğünün depremin şiddetinden çok yapı üretiminin kalitesi, denetimin niteliği ve risk azaltma politikalarıyla doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çekti.

Orta Şiddetteki Depremler Bile Büyük Yıkım Yaratıyor

Açıklamada, ülkemizde orta büyüklükteki depremlerin bile ciddi hasarlara neden olduğu hatırlatıldı. Geçtiğimiz yıl Balıkesir Sındırgı'da 10 Ağustos ve 27 Ekim tarihlerinde meydana gelen 6,1 ve 6 büyüklüklerindeki iki deprem sonucunda toplam 729 binada 1036 bağımsız bölümün ağır hasarlı veya yıkık olarak tespit edildiği belirtildi.

Yine 23 Nisan tarihinde Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem, Marmara Bölgesinde yaşayan vatandaşlarda büyük endişe yarattı. Depremin ardından iletişim ağının çökmesi, deprem toplanma alanlarının ve acil ulaşım yollarının yetersizliği, daha büyük bir olası depremde yaşanacaklar konusunda iyimser varsayımlarda bulunmayı güçleştirdi.

Milyonlarca Konut Risk Altında: Envanter Yok, Plan Yok

İMO açıklamasında dikkat çeken bir husus, Türkiye'deki yapı stokunun önemli bir bölümünün hâlâ yüksek deprem riski altında olmasıydı. TBMM Kahramanmaraş Depremleri Araştırma Komisyonunun 2023 tarihli raporuna göre ülke genelinde 6-7 milyon konutun acilen dönüştürülmesi gerekiyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise sadece İstanbul'da yaklaşık 600 bin konutun çok riskli olduğunu, toplamda 1,5 milyon konutun dönüşmesi gerektiğini açıkladı.

Mevcut binaların birçoğunun 2000 yılı öncesi inşa edilmiş yapılardan oluştuğu, son 25 yılda çıkarılan 6 imar affı yasasıyla mevzuata aykırı eklentilerin kâğıt üstünde yasal hale getirilerek mühendislik hizmeti almamış kaçak yapıların yasallaştırıldığı vurgulandı. Buna rağmen hâlâ bütüncül ve kamuoyuna açık bir yapı envanteri oluşturulmadığı, hangi kentte kaç yapının riskli olduğunun net biçimde ortaya konmadığı eleştirildi.

Kentsel Dönüşüm Rant Odaklı Hale Geldi

Yaklaşık on üç yıldır yürürlükte olan kentsel dönüşüm politikalarının deprem riskini azaltmaktan çok, arsa değeri yüksek bölgelerde parsel bazlı yenilemelere indirgendiği belirtildi. Oysa dönüşümün zemin özelliklerinden nüfus yoğunluğuna, ulaşım altyapısından toplanma alanlarına kadar pek çok unsurun birlikte ele alınmasını gerektiren kamusal bir planlama meselesi olduğu vurgulandı.

Silivri depreminden sonra en çok tartışılan deprem toplanma alanları konusunda da ciddi sorunlar bulunuyor. Birçok kentte bu alanların sayısı yetersizken, mevcut olanların bir kısmının imar değişiklikleriyle yapılaşmaya açıldığı ifade edildi. Deprem toplanma alanlarının salt boş bir alan olmadığı, üzerinde geçici barınma alanlarının kurulabileceği, elektrik, su, ısınma gibi temel ihtiyaçların karşılanabileceği altyapıya sahip olması gerektiği hatırlatıldı.