Uşak Paşacıoğlu Köyü hakkında bildiklerinizi unutun

Uşak ili merkez ilçeye bağlı Paşacıoğlu Köyü’ne ait coğrafi,kültürel,tarihi ve folklorik bir derleme sunmaya çalışacağım.İnşaallah keyifle okursunuz.Buyrun efendim…

Paşacıoğlu Köyü; Uşak kent merkezinin kuzeyinde Kızıldağ yaylalarında 19 mahalleden oluşan 25km uzaklıkta, 1026 metre rakımda bir dağ köyümüzdür.

Paşacıoğlu Köyü; Gökçedal(Nadara),Eski Güney Köy,Eğlence Köyü ve Sorkun Köyü arasında kalan orman köyüdür.

Paşacıoğlu Köyü toprakları ; Halı ipinin kök boyamasında kullanılan çinko oksit(Aşı Boyası),eski Uşak evlerinin bahçelerinde zemin döşemesi olarak kullanılan Kayrak( Arduvaz ) Taşı ,Civa ve Kaolen (Kaolin) yatakları açısından zengin bir maden bölgesidir.

Paşacıoğlu Köyü yerleşim alanı olan “Kızıldağ”ın büyük kısmını kaplaması nedeniyle “Kızıldağ Köyü”olarak da bilinir. Sorkun Köyünden sonra, ortasında Paşacıoğlu Köyü, Uşak’a bağlı Eğlence ve Eski Güneyköy ve de Kütahya Gediz İlçesine bağlı Göynük Ören köyleri arasına kalan alana Kızıldağ deniyor.

Paşacıoğlu Köyü; Ölüm,doğum,düğün,dernek..vs gibi gelenekleriyle tam bir yörük köyüdür. Geçim kaynağı hayvancılık olsa da Uşak pazarının aranan armut cinslerinden “Karaçayır Armudu” köyün meşhurları arasındadır.

Paşacıoğlu Köyü’nün Karaçayır mahallesi’nde ki pınarlardan doğan “Diken Deresi “ Emirfakı köyü yakınlarında Gediz Nehrine katılır.

Paşacıoğlu Köyü; Uşak yöresinde Cirit sporunun önde gelen köylerindendir. Bölgede dedesi tarafından yetiştirildiği için Dedeoğlu namıyla tanınan Ali Paşacı ,iyi tanınan usta ciritçilerdendir.

Kızıldağ Köyü ismiylede anılan köyümüzün mahalleleri;

  1. Akkaya Mahallesi
  2. Tilkiler Mahallesi
  3. Aşağı Horozcular Mahallesi
  4. Yukarı Horozcular Mahallesi
  5. Tatlıpınar Mahallesi
  6. Karaçayır Mahallesi
  7. Boydan Mahallesi
  8. Kadılar Mahallesi
  9. Dedeler Mahallesi
  10. Karatırnak Mahallesi
  11. Alişanlar Mahallesi
  12. Babacanlar Mahallesi
  13. Sarmaşık Mahallesi
  14. Ayı Alanı Mahallesi
  15. Duraklar Mahallesi

Paşacıoğlu Köyü’nün isim kaynağı ve kurucu kişisi hakkında yaptığımız sorguda ;Köyün ismi bilinmeyen bir yörük beyinin aşiretiyle birlikte, Afyon bölgesinden bir paşa cinayeti sonucu Paşacıoğlu Köyü arazisine kaçarak yerleştiği rivayet edilir.

Paşacıoğlu Köyü ve Kızıldağ muhitinde yağmur duası, “Alişar Dede Yatırı”nda yapılır. Yöre halkı “Alişar Dede” hakkında bir bilgiye sahip değildir. Paşacıoğlu köyünde bir mahallenin ismide Alişan Mahallesi’dir. “Alişar Dede Yatırı”yakın zamanda orman müdürlüğü ekipleri tarafından bilinmeden tahrip edilerek ortadan kaldırılmıştır. Yatırın olduğu yer tarihi eser hırsızları tarafından delik deşik edilmiştir.

Paşacıoğlu Köyü’nün ulu kişisi Alişar Dede ismi; akla Germiyanlıların atası Ali-Şir Bey i getirir. Tarihi kayıtlarda Uşak-Kütahya sahasında Alişirli / Alişarlı adında bir Türkmen cemaati bulunmaktadır.

Paşacıoğlu Köyünde gördüğümüz Alişar/Alişir ismi ile Selçuklu Tarihi içerisinde 6 önemli şahsiyet vardır;

  1. XIII. asırda yaşamış (doğum tarihi, vefat tarihi, 1274), tasavvuf düşüncesine kazandırdığı boyutlar ve kendisinden sonraya etkileriyle “dönüm noktası” olmuş bir sûfî-düşünür olan Sadreddin Konevi çevresinde gördüğümüz isimler arasında yer alan Seyfeddin Alişir
  2. Germiyanoğulları Beyliği’nin kurucusunun (Yakub Bey) babası Alişir Bey
  3. Babaî İsyanı’na karşı başarısız iki girişimde bulunan Alişir oğlu Muzafferüddin Bey
  4. 1261’de Pervâne’nin teşvikiyle Alıncak Noyan tarafından Selçuklu Hükümdarı İzzeddin Keykâvus taraftarı olmakla suçlayıp öldürülen Kerimüddin Alişir
  5. 1277’de Cimri Vak’ası’nda başat rol oynayan ve Cimri’yi yakalayan Hüsâmeddîn püser-i Alişîr-i Germiyânî
  6. Bornova Büyük Cami avlusunda türbesi buunan Veli Baba Menakıbnamesi’nde Battal Gazi’nin oğlu olarak bahsedilen 1076 yılında Aydınoğulları Beyliği Komutanlarından Çakabey ile İzmir seferi sırasında şehit olmuş Battal Gazi torunu Alişir Bey
  7. Memlük Tarihçilerinden Baybars el-Mansûrî (ö 725/1325) tarafından 1247-1321 yılları arası Anadolu Selçuklu tarihindeki önemli olayları kaydettiği 2 önemli eseri Zübdetü’l-fıkra fî Târîhi’l-Hicre ile Et-Tuhfetü’l-Mülûkiyye fî’d-Devleti’t-Türkiyye ‘de“Seyfeddîn Alişir” olarak verilmesi oldukça önemlidir.

Alişar isimlendirmesi yukarıda gördüğümüz üzere Germiyanoğulları Beyliğinin kurucu unsuru olarak öne çıkan Alişir Bey etrafında yoğunlaşmaktadır. Hatta Germiyanoğulları Beyliğine ilk dönem kayıtlarında Alişir/Alişaroğulları denildiğine de rastlanılmaktadır.

Peki Germiyanoğulları Batı Anadolu’ya Nereden Geldi?

Germiyan Beyliği’nin kurucusu Yakup Bey’in atası olan Hüsâmeddîn püser-i Alişîr-i Germiyânî ‘nin Anadolu Selçuklu Hükümdarı Alaaddin Keykubad zamanında(1220-1237) Beğdilli boyu tarafından Türkistan-İran arasında ki geniş coğrafyaya hükmeden Harzemşah Devleti hükümdarı Celaleddin Harzemşah ile Moğol Devleti hükümdarı Cengiz Han arasında cereyan eden savaş döneminde Anadolu’ya geçen Harzem/Horzum bakiyelerinden olduğu tahmin edilmektedir.

Anadolu’nun fethine katılan ve bu fetihleri İran coğrafyasından dahi etkileyen Danişmendli ve Harzemşah devletlerini kuranların torunları oldukları, birbirleriyle olan akrabalıklarının aralarında yaptıkları siyasî evliliklerden çok daha öncelere dayandığı söylenebilir .

Germiyanoğulları Hangi Boydan?

Batı Anadolu Beyliklerinin ve özellikle Germiyan ve Saruhan Beyliklerinin Harzem kökeni, etnik menşe olarak Kıpçak seçeneğini de ön plana çıkarmaktadır. Bilindiği üzere Harzemşah Kutbeddin oğlu Atsız’ın Cend üzerindeki hâkimiyetini pekiştirmesiyle bozkırlardaki Kıpçaklar yavaş yavaş Harzem ordusundaki hâkim mevkîlerini almaya başlamıştı. Atsız’ın torunu Tekiş’in Kıpçak asıllı Terken Hatun ile evlenmesiyle devletin idari ve askeri yapısındaki Kıpçak etkisi doruk noktasına ulaşmıştı. Hârezmşâhlar Devleti’nin parçalanması üzerine Kıpçaklar, Moğolların önünden batıya doğru Anadolu’ya çekilmek zorunda kaldılar .

Kayır/Kır Han Kimdir?

Harzemşah Devleti hükümdarı Celaleddin Harzemşah ,Cengiz Han saldırılarından kaçarak Bitlis Ahlat’ta hakimiyet tesis edip istihkam kurmak istemiştir. Bu isteği Anadolu Selçuklu Hükümdarı Alaaddin Keykubad tarafından reddedilmesi üzerine 1230 yılında Yassıçimen’de savaşa girer .Celaleddin Harzemşah’ın savaşı kaybedip ordusunun dağılması üzerine Celaleddin Harzemşah’ın komutanlarından Kayır/Kır Han,askerleriyle beraber Sultan Alaüddin tarafından hizmete davet edilirler.

Kayır/Kır Han idaresinde ki askeri kitle Celaleddin Harzemşah ile beraber gelen Kıpçak ve Salur Oğuzları kökenlidir. Salur hanedanı Kaşgar’da Hakaniye( Karahanlılar ) Devleti’ni kurmuştu. Salur hakanı ile bu devletin subaşısı olan Selçuk’un bozuşması, Oğuzların bir kısmının Salur Oğuzları’ndan ayrılmasına neden olmuştu. Moğollar ’ın Kaşgar’ı istila etmeleri üzerine de Salur Oğuzları Harezm ülkesine göç etmişlerdi. Cengiz istilası başlayınca Celaleddin Harzemşah ile beraber batıya geldiler.

Kısa süre içinde kazanılan başarılarda büyük hizmetleri görülen Kayır/Kır Han ve askerleri, Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Sadeddin Köpek’in siyaseti sonucu Zamantı Kalesi’ne hapsedilerek Kayır Han’ın burada ölmesiyle Selçuklu tâbiyetinden çıkarak Suriye sınırlarına hareket ettiler.

Kayır Han’ın ölümünden sonra ortaya çıkarak Babaî İsyanı’nı başlatan Şeyh İshak’ın şeyhi Baba İlyas ve isyanı bastırmak için mücadele eden Ali-Şir oğlu Muzafferüddin arasında yakın bağlar bulunduğu söylenebilir.

Anadolu’da Kayır Han’ın uğradığı haksızlık ve Sadeddin Köpek’in kötü yönetimine karşı oluşan muhalefet, Babaî İsyanı şeklinde kendisini gösterdi. Bu isyanın, Moğol İstilâsı’nın Anadolu içlerine sokulmasında dolaylı âmil olduğu bilinmektedir.

Germiyan coğrafyasının en büyük boyu olan Alişiroğulları 1277 yılına kadar Harput/Malatya çevresinde yurtlar edindi. Aşiret, Batı Anadolu’da ortaya çıkan Cimri/Siyavuş hadisesi üzerine Anadolu Selçukluları tarafından Akşehir’e gönderildi. Alişiroğulları, bu hadiseyi başarıyla çözdü ve Siyavuş yakalandı. Anadolu Selçukluları, Germiyanoğluna Siyavuş/Cimri hadisesindeki başarısı üzerine Kula, Denizli ve Kütahya civarlarını bağışladı.

Batı Anadolu’da Germiyan hakimiyeti,Celaleddin Harzemşah’ın komutanlarından Kayır/Kır Han oğlu Mehmet Bey’in 1261 yılında şehid edilmesinden sonra damadı Ali Bey (İnançoğulları’nın atası) uçların liderliğini eline almış ancak Onun da 1277’de öldürülmesiyle Seyfeddin Alişir, Mehmed Bey’in oğlu Aydın Reis ile beraber uçlardaki en etkin lider konumuna gelmiştir .

Bu şehirleri bir süre yöneten Germiyanlılar, 1277-81 yılı civarında Anadolu Selçukluların iyice zayıflaması üzerine Kütahya ve çevresini tümüyle Beyliğe katarak kendi yönetimini ilan etti.

1204 yılında Moğol aleyhtarı siyasetin uçlardaki lideri olan Kayırhan oğlu Gazi Mehmed Bey ‘in önce Sakarya nehri havalisinde ve daha sonra Menderes nehri civarındaki Sublaion hattında faaliyet göstermiş olduğu bilinerek söylenebilir ki ; Germiyanlılar’ın XIII. yüzyılın ikinci yarısında “Kayırhanlılar” diye adlandırabileceğimiz Harzemliler’le beraber Kütahya’ya yerleştiler.

Osmanlı dönemi Uşak bölgesi Kütahya Sancağı evkaf defterinin incelenmesinde görülen Kuzucuk nâm-ı diğer Kayırhan adı verilen bir vakıf köyü görülmekte ve vakfiyesinde Aydınoğlu İsa Bey tarafından vakfedildiği yazmaktadır.

Görüldüğü üzere Harezm bakiyesi olan Kayırhanoğulları ile Alişiroğulları(Germiyan) arasında ki hakimiyet sahası Uşak ili sahasındadır. Vakfın önemi, öncelikle Aydınoğulları Beyliği’nin etki alanının Uşak’ı da içine alacak şekilde genişlemiş olabileceğini göstermesinden gelir. Bu kayıt, beylikler arasındaki son derece girift ilişkilerin varlığının bir kanıtı olarak değerlendirilebilir.

Anadolu’nun pek çok yerinde Kayır Han adını taşıyan köylerin bulunması ve Anadolu beyliklerinden Menteşeoğulları ve Aydınoğulları’nın kuvvetle muhtemel onun soyundan geldiğini gösteren vakıf kayıtları, Uşak’da ki bu köyün adının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Anadolu Selçuklu birliğinin iyice parçalandığı 1270’li yılların sonunda Anadolu’da güçlü üç Türkmen boyu kaldı. İç-Orta Anadolu’da Karamanoğulları, Kuzey ve İç Ege’de Germiyanoğulları, Kuzey-Batı Anadolu’da Kayı boyu yani Osmanoğulları. ….

Bazı kaynaklara göre de İlhanlı Valisi gibi davranan Anadolu Selçuklu Sultanı Mesut, kendisine karşı çıkarak Ege’yi ele geçiren ve Kütahya yöresinde beylik ilan edeceğini anladığı Germiyanlıların Kuzeye yönelmesini ve büyümesini engellemek için Kayı boyunu bu bölgeye yerleştirdi. Bizans, bu yerleştirmeye pek karşı çıkmadı çünkü güçlü olan Germiyanla mücadele etmek yerine zayıf ve küçük gördüğü Kayı-Osmanlıyla daha kolay başa çıkacağını düşünüyordu.

Tarihte Paşacıoğlu Köyüne ait İzler Nelerdir?

Tarihi kayıtlarda Paşacıoğlu Köyü; Kızıldağ-Paşacıoğlu-Paçacıoğlu-Peçecioğlu-Peşceoğlu isimleriyle kayda geçmiş bir köyümüzdür.

Osmanlı Arşiv evrakında Kızıldağ/Paşacıoğlu/Peçecioğlu/Peşceoğlu isimleriyle yaptığım taramalarda;

  1. Osmanlı İmparatorluğu’nun onuncu padişahı 46 yıl padişahlık yapan(1520-1566) Kanunî Sultan Süleyman dönemi devlet arşivinde, piyade tahrir defterlerinde köye ait hiçbir isme rastlanmamıştır.Osmanlı ordusuna savaş zamanında yaya ve atlı asker temin eden , savaş olmadığı zamanlarda da ziraat yapmak üzere kendilerine toprak tahsis edilen bu teşkilata “ Yaya ve Müsellem Teşkilatı”deniliyordu. Lakin Paşacıoğlu köyünün komşu köyleri olan Sorkun köyünde 1545 yılında Mümin bey(100 dönüm arazide 12 asker), Bağbaşı köyünde Evran,İsrail,Mustafa,Turbegi,Tavus Ali,İvaz isimli beyler ve Kürt/Kurt(Belkaya)köyünde Kürt/Kurt Süleyman Bey idaresinde bir piyade çiftliği var iken 1575 yılnda Sorkun köyü arazisi Nusret,Bekir,Misafir,Savcı Bey adındaki beylere 1000 dönüm arazide 82 asker besleyen
  2. Osmanlı Arşiv’inde 19. yüzyılda 1832 yılında Uşak kazasında göçebe olarak yaşayan Yörükler nüfus sayımıyla kayıt altına alınmış Uşak Kızıldağ ve Elma Dağında Beğdilli boyundan Sıraç/Saraç aşiretine bağlı Kaltakçı Cemaatinden 241 oba 268 hane 756 kişilik erkek nüfus kayda alınmıştır. Kışlakları, Uşak-Kayalıpınar (Kayalı), Ulugöbek (Ulubey), Uşak-Kayalısagir (Kayalı), Uşak-Çardak; yaylakları, Uşak-Elma Dağı, Uşak-Kızıldağ, Ulugöbek-Çubuk Dağı’dır.Osmanlı dönemi tereke kayıtlarından anlaşılacağı üzere Uşak Merkez Kayaağıl köyü ,Beğdilli boyundan Sıraç/Saraç aşiretinin yerleşik hayata geçtiği yerlerdendir. Ulubey’e bağlı Kıran köy mezarlığında gördüğümüz Osmanlı dönemi mezar taşında ki Kaltakçı Aşireti’nden Hacı Yusuf oğlu Halil İbrahim (1285/1868) yazısı bu yörük cemaatinin yerleşik hayata geçtiği köyleri gösterir niteliktedir.

Peşçe ne demektir?

Peşçe kelimesinin kök kelimesi olan “Peş” kelimesi Farsça paş پش “at yelesi, saç perçemi, sarığın veya eteğin sarkan ucu” sözcüğünden gelir.Farsça uzun ya ile yazılan pēş veya pīş “ön” demektir. Bu sözcüğün bileşikleri eskiden beri Türkçede bazen kısa /e/ ile peş telaffuz edilirdi (karş. peşin,peşkeş). Tam zıt anlama gelen peş “etek ucu” > “art” sözcüğünün 18. yy’dan itibaren yaygınlık kazanması incelenmeye muhtaç bir gelişmedir. Peşçe kelimesinin Osmanlı Türkçesinde ki kullanımı ise ardından giden,takip eden anlamında kullanılmıştır.

1832 yılında yazın Uşak’ta Kızıldağ ve Elma dağında, kışın Uşak’ta Kayalıpınar ve Kayalısagir civarlarında konaklayan Dünlekçioğlu Mehmet Bey idaresinde ki Beğdilli Boyu Sıraç aşireti İsmillah cemaatinden Peşçeoğlu obası beyi kumral sakallı, uzunca boylu Mehmet oğlu Sarı Mehmet Beydir. Tahminimce daha sonraki yıllarda İsmillah Cemaati’nde Beylik makamı Peşçeoğlu obası tarafından ele geçirmiş ve Kızıldağ yöresinde yerleşik hayata geçerek oba ismi olan Peşçeoğlu namı kullanılmıştır. Peşçeoğlu namı resmi kayıtlara Peçecioğlu olarak geçmiş sonralarıPaşacıoğlu olarak evrilmiştir.

Uşak Kızıldağ bölgesinde 1831 yılında 187 sene önce kayda geçen Beğdilli boyundan Sıraç/Saraç aşiretine bağlı Kaltakçı Cemaati İsmillah obası; Paşacıoğlu Köyü’nün bu gün unutulmuş kök soyudur.

YORUM EKLE