Milyonlarca Kişiyi İlgilendiren Emsal Karar İkinci Maaş Yok

Milyonlarca vatandaşı yakından ilgilendiren "hem eşten hem babadan ölüm aylığı" meselesi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun verdiği emsal niteliğindeki kararla netlik kazandı.
Milyonlarca Kişiyi İlgilendiren Emsal Karar İkinci Maaş Yok

Uzun yıllar boyunca pek çok hak sahibinin umut bağladığı çift maaş beklentisi, yüksek mahkemenin çizdiği net hukuki sınırla büyük ölçüde sona erdi. Konu ile alakalı kararı İsa Karakaş Türkiye Gazetesi'ndeki köşe yazısında değerlendirdi.

Dava, eşinin vefatı nedeniyle SSK kapsamında ölüm aylığı almakta olan bir kadının, daha önce hayatını kaybeden babası üzerinden Bağ-Kur'dan da ikinci bir maaş bağlanması talebiyle SGK'ya başvurmasıyla başladı. Kurum bu talebi reddedince süreç yargıya taşındı. Yerel mahkeme reddi onadı; ancak istinaf mahkemesi babanın 2008 öncesinde vefat ettiğini gerekçe göstererek davacı kadın lehine karar verdi. SGK'nın temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesi bu kararı bozdu, akabinde dava Hukuk Genel Kurulu'na taşındı.

Yargıtay'ın Kritik Tespiti

Hukuk Genel Kurulu, kararında son derece belirleyici bir ilkenin altını çizdi: Sigortalıyla ilgili şartlar onun ölüm tarihindeki kanuna göre değerlendirilirken, hak sahibine ilişkin şartlar "hak sahipliği sıfatının kazanıldığı" tarihteki mevzuata göre belirlenir. Bu ince ama kritik ayrım, davanın seyrini tamamen değiştirdi.

Söz konusu davada kadın, babası hayatını kaybettiğinde henüz evliydi ve bu nedenle o tarihteki kanuna göre babasından maaş alamıyordu. Babasından ölüm aylığı alma hakkı, ancak eşinin vefatıyla "dul" konumuna geçtiği anda doğdu. Eşinin ölümü ise 1 Ekim 2008'den sonra gerçekleştiği için, aynı anda hem eşten hem babadan ayrı aylık bağlanmasına izin vermeyen 5510 sayılı Kanun devreye girdi. Mahkeme, iki ayrı maaşın bağlanamayacağına, yalnızca yüksek olan aylığın tercih edilebileceğine hükmetti.

Bu Karar Milyonlarca Kişiyi Etkiliyor

Yargıtay'ın bu kararı, "eskiden babam öldü, hakkım saklıdır" düşüncesiyle ikinci maaş talebinde bulunan pek çok kişi için emsal teşkil edecek. Hakkın fiilen doğduğu tarihte yürürlükte olan kanun hangisiyse uygulanan o olmaktadır. Bu hukuki gerçekliği görmezden gelerek mahkeme süreçlerine giren vatandaşlar hem zaman hem de ciddi maddi külfet kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyor.