Hisseli Ortaklıklarda Kritik İçtihat Resmi Gazete’de
Dava, Kozan’da bulunan 106 ada 70 parsel sayılı taşınmazda yapılan pay satışı üzerine açıldı. Davacı, elbirliği mülkiyetine konu taşınmazda pay devrinin iptal edilerek kendi adına tescilini talep etti. Davalı taraf ise taşınmazda fiili taksim bulunduğunu savunarak davanın reddini istedi.
Kozan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 10 Aralık 2024 tarihli kararında fiili taksimin varlığını kabul ederek davayı reddetti. Karar temyiz edilmeden kesinleşti.
Kanun Yararına Bozma ve Fiili Taksim Vurgusu
Bunun üzerine Adalet Bakanlığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 363. maddesi kapsamında kararı kanun yararına temyiz etti. Yargıtay incelemesinde, fiili taksimin soyut beyanlarla değil, somut ve objektif delillerle ispatlanması gerektiğine dikkat çekti.
Dosya kapsamındaki keşif ve incelemede, taşınmazın boş tarla olduğu, üzerinde ekili ürün bulunmadığı ve herhangi bir sınır ya da fiziksel ayrımın tespit edilemediği belirlendi. Bu nedenle fiili taksimin varlığının kanıtlanamadığı ifade edildi.
Daire, yerel mahkemenin fiili taksim gerekçesiyle davayı reddetmesini usul ve yasaya aykırı bularak kararı kanun yararına bozdu. Ancak bu bozmanın, kesinleşmiş hükmün taraflar yönünden sonuçlarını ortadan kaldırmadığı da hatırlatıldı.
Şufa Davalarında Yeni Ölçüt
Karar, özellikle hisseli tarım arazilerinde ön alım hakkının kullanımında önemli bir ölçüt ortaya koydu. Yargıtay’a göre fiili taksim iddiası;
- Fiziksel ve sürekli kullanım ayrımıyla desteklenmeli,
- Keşif ve bilirkişi incelemesiyle açıkça ortaya konulmalı,
- Soyut savunmalarla kabul edilmemeli.
Aksi halde ön alım hakkının dürüstlük kuralı gerekçesiyle sınırlandırılması mümkün değil. Hukukçulara göre bu karar, elbirliği ve paylı mülkiyet ilişkilerinde “fiili kullanım” ile “hukuki paylaşım” ayrımını netleştirerek uygulamaya yön verecek nitelik taşıyor.