21.02.2021, 14:55

ÖĞRETMENLERİMİZİN DEĞERİ

(Bir öğrencinin  okul dergisinde yayınlanan öyküsü)

7 Ocak 2010 Perşembe günü Şükran öğretmenimiz, dersimize misafir olarak müfettişin geleceğini söylediğinde heyecanlanmıştık. Ama Müfettiş Bey sınıfa girdiğinde heyecanımız daha da artmıştı; çünkü karşısında yanlış bir şey söylersek, öğretmenimiz bizim yüzümüzden üzülür diye çok çekiniyorduk.

Müfettiş Ali KÜÇÜK, dersimize ilk defa gelmiyordu; ama  yine de bir heyecan vardı hepimizde. Önce günaydın dedi,  sonra evraklarını bırakmak için öğretmenimizin  masasına yöneldi; ama o anda sandalyenin oturulacak kısmının kırık olduğunu fark etti. Bize dönüp baktı ve dedi ki: “Siz öğretmeninize bu sandalyeyi mi layık görüyorsunuz?” Sustuk, bir şey söyleyemedik; çok utanmıştık, o ana kadar kırık olduğunu fark etmemiştik bile. Ancak düşündüğümde ne kadar haklı olduğunu daha iyi anlamıştım. Bizimle bilgisini ve sevgisini paylaşan öğretmenimiz böyle bir sandalyede oturmayı hak ediyor muydu?

Müfettiş Bey, bu olayın üstünde çok durmadı; ama dersin ilerleyen zamanlarında: "Başarılı olmanın yolunun iyi insan olmaktan geçtiğini, iyi insan olmanın ise; kendi başarın kadar, arkadaşının başarısına sevinebilmek, üzüntüsünü de paylaşabilmektir." dedi ve sınıfımızdaki başarılı arkadaşlarımızın, başarısız olan arkadaşlarına katkılarının olup olmadığını sordu. Söz alan birkaç arkadaşımız kendilerince bir şeyler söyledi. Müfettiş Bey sorduğu sorunun ardından, öğretmenlik yaptığı dönemle ilgili, kendisinin de çok etkilendiği bir anısını anlattı bize:

“4.sınıf ve 5.sınıfta iki yıl okuttuğu 82 kişilik köy okulunda; zeki, öğrenmeyi ve yardımlaşmayı seven Şahin ve Hasan adında birbiriyle çok iyi arkadaş olan iki öğrencisi varmış. Şahin matematikten hep beş, Hasan ise çoğu zaman dört alıyormuş. Bir gün Şahin dört, Hasan ise beş almış. Fakat Şahin mutlu görünüyormuş, Hasan ise üzgün. Ali Küçük, Şahin’i yanına çağırıp mutluluğunun sebebini sorduğunda çok şaşırmış. Çünkü Şahin bir tane soruyu Hasan’ın kendinden yüksek not alıp mutlu olması için özellikle yapmamış. Sonra da Hasan’a üzgün olmasının sebebini sorduğunda ise yine çok şaşırmış. Çünkü Hasan da, Şahin üzülmesin diye beş aldığına sevinmek istemiyormuş.” Müfettiş Ali KÜÇÜK, biraz sustu. Sınıftaki tüm öğrencilerin üzerinde gezdirdi gözlerini. Hepimiz nefes almadan dinliyorduk. Tekrar söze başlayarak”

“Evet çocuklar!  kısacık anlatımı , uzun soluklu düşünecek olursanız; bu iki öğrencim bana  hem  insanlık dersi verdi, hem de 14. Yılında bilgi ile değil,  birbirimizi anlamak ve  iyi insan olmak için yarışmamız gerektiğini anlamıştım.Onlarca kitap okusam bu deneyimi belki  edinemezdim.  Bizim de sizlerden öğreneceğimiz çok şey var çocuklar!”  Diyerek;  bizleri biraz kendi halimize bıraktı..   

   Hikâye o kadar anlamlıydı ki, daha da mahcup olmuştuk. Bu dünyanın sadece bizden ibaret olmadığını; yalnızca kendimizi değil, arkadaşlarımızı, ailemizi, diğer insanları ve doğayı da düşünmemiz gerektiğini, ayrıca sevinçlerimizle birlikte, acılarımızı, sıkıntılarımızı da paylaşmanın ne kadar güzel ve önemli olduğunu çok daha iyi anlamıştık. Biz güzel sandalyelerde otururken, öğretmenim o kırık sandalyede oturmamalıydı. Daha sonra sandalye düzeltildi.

Anladık ki; öğretmenlerimizin, arkadaşlarımızın, çevremizin  acılarını ve  sevinçlerini paylaşmak; aldığım çikolatanın yarısını arkadaşıma vermek ya da yaşlı bir teyzeye, dedeye veya ihtiyacı olan birine yardımcı olmanın ne kadar güzel olduğunu anlamıştık. Hayata bakışımızı şekillendiren bu ziyarette, sınıf olarak çok şey kazandık.

Sınıfımızda  bir kıvılcım yakarak, bunu alev topuna çevirmemizi isteyen Müfettiş Ali KÜÇÜK’e, bizi hayata hazırlayan öğretmenlerimize ve bana bu yazıyı yazma olanağı sağlayan Ş….. öğretmenime çok teşekkür ediyorum.

Bir köy okulundan öğretmenleri sayesinde bu gün Hasan, Profosör Doktor. Şahin Bankada yönetici.

İNSAN OLDUM

Ay, günle sözlü, yer-gökle

Sen de , ben de olur musun?

Derya için düşer, katre

Sen de, ben de olur musun?

Rüzgarındım,   kanadında

 Goncalarım  gül dalında

Saklanırım  sel  yolunda

Sen de, ben de  olur musun?

Yüreğim, ateşinle harlı

Dört mevsimde, başım karlı

Uyur  uyanık, sevdalı

Sen de, bende  olur musun?

Yüz yıl önce, yüz yıl sonra

Çocuklara  gülsün dünya

Barış için çıktım yola

Sen de, bende olur musun?

Neden doğdum diye sordum

Yandım, piştim, insan oldum

Bitmez yolda, seni buldum

Sen de , ben de olur musun?

    Ali KÜÇÜK

Yorumlar (6)
Samed Çam 6 gün önce
Yüreğinize sağlık Ali Hocam
Ali KÜÇÜK 6 gün önce
Teşekkürler Sametcim.
Tamer Güçlü 6 gün önce
Çok anlamlı ve bi çok dersten daha öğretici bir hikaye.
Ali KÜÇÜK 3 gün önce
okuyanlar sağolsun
Emine çatkın 6 gün önce
Ağzınıza yüreğinize sağlık dayıcığım çok güzel
İlkay Daşcı 4 gün önce
Çok güzel anlamlı yazıda emeği geçenlere teşekkür ediyorum