26.11.2020, 20:01

Mıdıkoğlu Hüseyin Battal Bey (1813-1880)

Kızılkeçili aşireti reisi Mıdıkoğlu Seyid  Ahmed Beyin üçüncü oğlu olarak 1813 yılında doğmuştur. Ağabeyleri, Mustafa ve İbrahim. Kardeşleri, Veli, Ahmet, Mehmet Emin ve Hasan Beylerdir. Aşiret Beyinin oğlu olması dolayısı ile iyi bir eğitim aldığı ortadadır. Osmanlı arşivlerinde, Güre Nahiye Müdürü olduğuna dair bir belge bulunmaktadır.

Mıdıkoğlu  (Kızılkeçili) Aşiretine bağlı obalar şunlardı: Selendi Tokmak Mah., Hacılar Mah., Cinniler Mah., Mıdıklı Mah., Uşak Aladağ ve Besi dağı, Banaz Derbent Köyü, Deli Hasan Mah., Gediz Pazar Köyü, Güre ve çevresi, Gediz Sandıklı Köyü. Ayrıca Kozan Aşireti ve Tahtacı Aşiretleride  Mıdıkoğluna arazi vergisi vermek suretiyle beyliğe bağlı yaşıyorlardı.

Bu beylik topraklarının nasıl elde edildiği şöyle açıklanabilir: Mıdıkoğulları Suriye deki Mıdık kalesinden Batı Anadolu’ya göç edip kendilerine yurt aradığı sırada, Simav Voyvodası Nasuhoğlu ile Eşme Takmak beyi Curaoğlu arasında bir husumet vardı. Zamanla çatışmaya dönen bu düşmanlık Mıdıkların, Curaoğlu yanında yer almasıyla Nasuhoğlunun kesin yenilgisi ile sonuçlanmış ve Mıdık Aşiretine bu topraklar hediye olarak verilmiştir.

O günlerde  Vilayet  Aydın, il Denizli ve bu ile bağlı kazalarda  Güre ve Selendi idi. Mıdıkoğlu Ahmed Bey bu vilayete bağlı olarak Beylerbeyliği rütbesindeydi. Yönettiği arazilerin büyüklüğü bakımından idaresi zor olduğu için oğulları arasında taksimata gitmişti. Hopuş Köyü ve civarı Büyük oğlu Mustafa’ya, Selendi toprakları İbrahime, Beylerhan ve çevresi Battal Bey’e, Velibeyler ve civarı Veli Bey’e, Gediz arazisi Ahmet Bey’e, Murat Dağı çevresi ve Banaz civarları Emin ve Hasan Beylere ayrılmıştı.

Ahmed Beyin dünürlerinden biri Borlu da hüküm süren Şeyhoğlu Aşireti reisi Abdulhalim Bey di. Şeyhoğlu Aşireti Batı Anadolu’yu yöneten Karaosmanoğlu Beylerinin himayesi altında pervasız hareket eden bir aile idi. Ahmed Bey’in sağlığında herhangi bir memnuniyetsizlik yaşanmayan bu akrabalık, Ahmed Bey’in 1847 yılında vefatı ile değişmeye başlamıştır. Nitekim Ahmet Bey büyük oğlu Mustafa ya da İbrahim’i değil, daha liyakat sahibi olarak gördüğü Battal Bey’i yerine Bey olması için işaret etmiştir. Hatta onun yaşadığı Beylerhan Köyüne cami, çeşme, selamlık ve ev yaptırarak bu bağı güçlendirmiştir.

Tabi bu durum en büyük oğul olan Mustafa Bey’i çileden çıkarmış ve onu alt edecek fırsatlar aramaya başlamasına neden olmuştur. Battal bey Güre Nahiye Müdürü görevinde iken babası vefat etmiş, ardından kısa süre içinde Borlu Voyvodası Şeyhoğlu Mustafa beyle evli Kız kardeşinin vefat haberi gelmiştir.

Yakın zaman içinde Şeyhoğluları Mıdıkların ikinci kızına talip olmuşlardır. Fakat aile içinde bu izdivaca yönelik bir soğukluk vardır. Dünürlük işlemleri bir iki defa reddedilen Voyvoda Mustafa Bey küçük düşürüldüğünü öne sürüp kızı bir şekilde almaya yemin etmiştir.

Battal Bey ise kendisine verilen Beyliğin resmi işlemlerini yaptırmak için maiyetiyle beraber Denizli ye doğru yola çıkmıştır. Aradığı fırsatın geldiğini gören büyük ağabey Mustafa, Battal Beyi alt etmek için enişteleri Voyvoda Mustafa ya haber uçurarak, gelip kızı kaçırmasını Köyde Battal Bey ve adamlarının bulunmadığını bildirir. Bunun üzerine Voyvoda ve adamları tez zamanda Selendi-Mıdıklı Köyüne baskın yaparlar. Evde bulunan küçük kardeşler Hasan ve Emin Beyler baskına gelenlere karşı silahlarını ateşlerler. Çatışmanın hemen ilk anlarında Voyvoda Mustafa vurulup ölür. Bu durum üzerine adamları Mustafa’yı alıp oradan uzaklaşırlar.

Mustafa’ nın ölümü, babasını ve aşiretini paramparça eder. Çünkü Abdülhalim Beyin Mustafa dan başka oğlu yoktur ve dolayısı ile aşiretin dağılması apaçık ortadadır. Abdulhalim Bey intikam yeminleri eder, Mıdıkların kökünü kazımak için ant içer.

Battal Bey ise olayı Denizli dönüşünde öğrenir. Selendi ye vardığında halkın büyük çaplı bir göç eyleminde olduğunu görür. Zaten yapacak fazla bir şeyde yoktur. Düşündükleri olay; Şeyhoğlu ile Karaosmanoğlunun ani bir baskın verip intikam alma yoluna gidecekleri yönündedir. Hazırlıklar biran önce yapılıp kendi adamları ve  zindanda yatan mahkumlara kadar herkese büyük, küçükbaş hayvanları Beylerhan yönüne doğru acele olarak sürmeleri emredilir. Mıdıklı Köyünü Dilaver Ağa adında bir akrabalarına bırakırlar.

Kendine ayrılan Beylerhan Köyüne yerleşen Battal bey karşı taraftan bir saldırı bekler ama bu gerçekleşmez. Battal Beyi İzmir Paşasına dava eden Abdulhalim Bey birkaç yıl Battal Beyin hüküm giymesini bekler. Bu olmayınca şikayetlerini artırır. O sıralar Osmanlı ile Rusya arasında çıkan Kırım Harbine yüksek miktarda yardımda bulunur ve şikayetini yeniler. Bunun Üzerine İzmir Kadılığında görülen davada Mıdıklar suçlu bulunarak Battal Beye beş yıl Rodos adasında sürgün, kardeşleri Emin ve Hasana kürek cezası verilir. Hüküm giydiği için Battal Beyin Beylerbeyliği iptal edilir. Emin ve Hasan ise Suriye ye kaçarak izlerini kaybettirirler.

Battal Bey beş yıl sonra geri döner. Beylerhan köyünde 1880 yılına kadar yaşar. Üç evlilik yaptığı rivayet olunur. İlk eşi yakın akrabalarından, ikinci eşi Uşak ta perdahcı ailesinden, üçüncü eşi ise Rodos adasından. Kendisinden sonra Köyde evlatları: Haşim Ağa, Sabit Ağa, Süleyman Ağa ve Halim Ağalar soyunu devam ettirmiştir.

Yorumlar (2)
Ramazan Taylan 2 ay önce
Çok güzel bir araştırma olmuş..İnsanın köklerini araştırması güzel ve bu kadar da belgelendirilmesi ( adlar verler konusunda) daha gerçekçi olmuş..Kutlarım Ömer'im..
Ömer Kahya 2 ay önce
Teşekkür ederim hocam.Destekleriniz içinde çok sağolun..