Hukukçular ikiye bölündü: CHP İstanbul İl Yönetiminde son sözü kim söyleyecek?

Cumhuriyet Halk Partisi'nin İstanbul İl Örgütü'nde yaşanan hukuki kriz yeni bir boyut kazandı. Ankara Üçüncü Asliye Hukuk Mahkemesi, Ekim 2023'te gerçekleştirilen CHP İstanbul İl Kongresi'nin iptali için açılan davayı esastan reddetti
Hukukçular ikiye bölündü: CHP İstanbul İl Yönetiminde son sözü kim söyleyecek?

Mahkeme aynı zamanda il başkanlığı aleyhine açılan davanın "pasif husumet yokluğundan" reddine karar verdi. Kasım 2023'te düzenlenen 38'inci Olağan Kurultay'ın iptali için açılan dava ise "aynı davanın daha önce açılmış olması" gerekçesiyle usulden reddedildi.

CHP Yönetimi Kararı Nasıl Değerlendiriyor?

CHP'nin Seçim ve Parti Hukuk İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi, mahkeme kararını paylaşarak önemli bir açıklama yaptı. Çiftçi, "İstanbul'daki bir mahkeme tarafından alınan tedbir kararı, en başından bu yana söylediğimiz gibi yetkisiz şekilde verilmiştir ve hukuk karşısında yok hükmündedir" ifadelerini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ise Sarıyer'deki CHP binası önünde gerçekleştirdiği basın açıklamasında daha sert bir tavır sergiledi. "İl başkanlığımız için verilen tedbir kararı boşa düşmüştür. Bu dakikadan sonra derhal gereğinin yapılması, bu rezaletin ortadan kaldırılması gerekiyor" diyerek sürecin ivedilikle çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Partili yetkililer, mahkeme kararının ardından kayyum kararının kaldırılması için İstanbul 45'inci Asliye Ceza Mahkemesi'ne başvuruda bulunduklarını açıklayarak, hukuki mücadelelerini sürdüreceklerini bildirdi.

Gürsel Tekin Cephesinden Karşı Hamle

Ankara'daki mahkeme kararına rağmen Gürsel Tekin'in hukuki ekibi farklı bir pozisyon aldı. Tekin'in avukatı Barış Demirkuş, "İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararı yürürlüktedir, işlemleri ve sonuçları devam etmektedir" açıklamasını yaparak durumda herhangi bir değişiklik olmadığını savundu.

Demirkuş, konuya ilişkin hukuki dayanağı da açıkladı: "İstanbul'da gerçekleşen bir il kongresine ilişkin olarak, dava konusu olayın gerçekleştiği yer mahkemesinin, yani İstanbul'un yetkili olması sebebiyle İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava ile bu süreç devam edecektir." Bu durumun yalnızca "İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nden gelecek bir kararla" değişebileceğini belirtti.

Gürsel Tekin de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Biz Çağrı Heyeti olarak görevimizin başındayız" diyerek pozisyonunu koruduğunu bildirdi.

Hukukçular Krizin Çözümünü Nasıl Görüyor?

Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz, durumu netleştiren önemli bir değerlendirme yaptı. Ankara Üçüncü Asliye Hukuk Mahkemesi'nin nihai bir karar vererek davayı sonuçlandırdığını belirten Boyunsuz, bu kararla birlikte İstanbul 45'inci Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevlendirdiği kayyum heyetinin görevinin bitmesi gerektiğini ifade etti.

"Hem esas açısından hem de şekil açısından kayyum bitti. Bitmesi gerekiyor. Bu kriz devam ettirilmemeli" diyen Boyunsuz, kararın temyize götürülmesi durumunda da dosyanın Ankara'da birleştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Ancak hukukçu Pınar Kandemir Hacıbektaşoğlu farklı bir görüş ortaya koydu. Bu kararın İstanbul 45'inci Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen kararı ve CHP İstanbul İl Yönetimi'ne atanan heyeti etkilemeyeceğini savunan Hacıbektaşoğlu, "İstanbul'daki mahkemeyi neden etkilesin? Bu iki mahkemeden birisi üst mahkeme değil" diyerek durumu açıkladı.

Krizin Kökleri ve Gelinen Nokta

Bu hukuki kaosun temelleri 2 Eylül'de atılmıştı. İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, Ekim 2023'te düzenlenen CHP İl Kongresi'nin seçime "hile karıştırıldığı" ve Seçim Kanunu'na "muhalefet edildiği" gerekçesiyle iptaline hükmetmişti. İddianamede bazı delegelere para verilerek veya yakınlarına CHP'li belediyelerde iş vaadinde bulunularak seçimlerde hile yapıldığı öne sürülüyordu.

Mahkeme CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve partinin il yönetimini görevden alarak, yerine Gürsel Tekin'in de dahil olduğu geçici bir heyet atamıştı. CHP yönetiminin bu karara itirazı ve Tekin'in 8 Eylül'de polis müdahalesi eşliğinde Sarıyer İl Başkanlığı'na zorla girmesi, krizi daha da derinleştirmişti.