29.10.2022, 18:21

Cumhuriyetimiz; değerini bilenlere kutlu olsun

Uzun yıllar Uşak’ta böyle bir 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamasına tanık olmamıştım. Her şey inanılmaz derecede Cumhuriyetin önemini ve varlığına vurgulayacak şekilde özenle hazırlanmıştı.

O gencecik kız ve erkek çocuklarımızın gözlerindeki Cumhuriyete sahip çıkma arzusu, işlerini en iyi şekilde yapmaya çalıştıklarını gösteren yüzlerindeki o masum ifad. Uşaklı Dünya ve Avrupa Şampiyonu Milli motosikletçi Asrın Rodi Pak’ın motosiklet gösterisi. Uzun yıllar sonra araç konvoylarının resmigeçitte yer almaları. Ayna GSK’nın halk oyunları gösterisi. Uşak Belediyesi tarafından hazırlanan genç kızlarımızın ve erkeklerimizin atlı geçişi…

Uşak Valisi Sayın Dr. Turan Ergün’ün konuşmasında sık sık Cumhuriyetin önemine sahip çıkan ifadeler kullanması ve “Türkiye Cumhuriyeti, tarihin şanlı sayfalarına altın harflerle yazdırdığı başarılarından güç alarak gelecekte de dünyadaki bütün mazlumların hamisi ve umut kaynağı olmaya devam edecektir” demesi.

Ve dahi; Canların canı, gözümün nuru Uşak halkımın kalabalık bir şekilde gelip 15 Temmuz şehitleri Meydanı’nda yarattığı büyük coşku…

Ya, bunlar çok güzel ve gözlerimi yaşartan beni duygulandıran şeyler. Uzun yıllar, böylesine güzel bir 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlaması yaşamamıştım. Hele yılların eskitemediği can dostlarımdan İzzet Dönmez; “Salih Abi yıllardır böyle bir Cumhuriyet Bayramı kutlaması yaşamadık. Çok özlemişiz” demesi neredeyse beni ağlatacaktı.

Başta Sayın Valimiz Dr. Turan Ergün olmak üzere; Belediye Başkanımız, Milletvekillerimiz, emeği geçen müdürlerimiz ve tüm kamu emekçileri.

Hepinize tüm kalbimle çok teşekkür ediyorum. Yıllar sonra bize bu güzelliği yaşattınız. Eksik olmayın.

Bu arada Uşak’ta faal olan siyasi parti il başkanları veya temsilcileri de iktidarı, muhalefeti yan yana oturup birbiri ile güzel sohbetler yaparak böyle bir günde birlik ve beraberliğimizi dosta ve düşmana göstermiş oldular sağ olsunlar var olsunlar…

Türkçenin resmi dil olmasının Atatürk ve Cumhuriyet ile hiçbir ilgisi yoktur

Cumhuriyet devrimleriyle ilgili yaptığı "Cumhuriyet; bizim lügatimizi, alfabemizi, dilimizi hâsılı bütün düşünme setlerimizi yok etmiştir" açıklamasıyla tepki çeken AK Parti Grup Başkanvekili Sayın Mahir Ünal’da Twitter hesabı üzerinden 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla bir mesaj paylaşmış.

Sayın Ünal, Cumhuriyet'in 99. yaşını kutlamış ve mesajında Cumhuriyet'in kurucusu Atatürk'ü de anmış.

Böyle güzel bir günde Sayın Mahir Ünal’ı eleştirip keyfimi ve keyfinizi kaçıracak değilim. Zaten yazımın başlığı neydi? “Cumhuriyetimiz Değerini bilenlere kutlu olsun”

Bilerek mi yapıyorlar? Bilmeyerek mi? Bilemedim ama Güzel vatanımızın kurtarıcısı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün Türkçenin resmi dil olmasıyla ilgili en ufak bir bağlantısı ve ilgisi yoktur.

Anayasa tartışmaları Âli Paşa'nın 1871'de ölümünden sonra başlayan siyasi ve mali kriz döneminde yoğunlaştı. Bu dönemde Mithat Paşa meşrutiyetçi görüşün başlıca temsilcisi olarak sivrildi. 1876'da Abdülaziz'in tahttan indirilmesiyle Mithat Paşa devlet yönetiminde egemen güç konumuna geldi. Üç ay süren saltanatında anayasayı hazırlatmayı başaramayan V. Murat da tahttan indirilerek, meşrutiyet fikrine daha yakın olduğu sanılan II. Abdülhamit 31 Ağustos 1876'da tahta geçirildi.*

10 Eylül'deki cülus merasiminin hemen ardından, anayasa hazırlanması için Mithat Paşa başkanlığında Cemiyet-i Mahsusa adında bir encümen kuruldu.

Eğinli İngiliz Said Paşa, Süleyman Bey ve Mabeyn Başkatibi Said Küçük Said Paşa Bey'in teklifiyle "Osmanlı memleketinde bulunan milletlerin her biri kendi dilini konuşmakta serbesttir" mealindeki madde devletin resmi dilinin "Türkçedir" şeklinde değiştirilerek 18. ve 57. maddeler olmak üzere iki yerde yerini aldı.

Yani, Dostlar, Osmanlı İmparatorluğunun ilk ve son anayasası olan Kanuni Esasi’de hem de yukarıda belirtilen 2 maddede “Devletin resmi dili Türkçedir” yazıldıktan 5 yıl sonra Ulu Önder Atatürk dünyaya gelecek, 47 yıl sonra da Cumhuriyet ilan edilecektir.

Atatürk, 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyeti ilan etti. İlginçtir, yine tam 5 yıl, 3 Kasım 1928 günü Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren yasanın kabulüyle o güne kadar kullanılan Arap harfleri esaslı Osmanlı alfabesinin resmiyeti son buldu ve Latin harflerini esas alan Türk alfabesi yürürlüğe kondu.

Hadi tozlu raflardan tarih kitaplarını karıştırırken ulaştığım bir bilgiyi daha sizlerle paylaşayım.

Latin harfleri neden kabul edildi?

Türkiye Cumhuriyeti'nin Latin alfabesine geçmesinin nedenleri; Arap alfabesinin Türkçenin fonetiğine uygun olmaması, matbuattaki zorluklar, Arap alfabesi ile okuma yazmanın zorluğu ve 1926 yılında 1. Bakü Kongresi'nde alınan tüm Türkler için Latin alfabesine geçme kararıdır.

Yani Latin harflerine geçme fikri de Atatürk doğmadan ve Cumhuriyet kurulmadan çok önce tartışılan bir karardır. Bu karar da tek başına Atatürk ve Cumhuriyeti kuranların aldığı bir karar değildir.

Yani Sayın Ünal’ın söylediği gibi, “Cumhuriyet kurulunca; bizim lügatimiz, alfabemiz, dilimiz hâsılı bütün düşünme setlerimiz” yok olmuş değildir.

Asıl böyle düşünenler bizim yani Anadolu insanın lügatini, kültürünü geleneğini hiç bilmeyen kimselerdir. Anadolu toprakları üzerinde Osmanlıca diye bir dil hiç olmadı. Hiç konuşulmadı.

Sadece Osmanlı İmparatorluğu sarayının ve resmi makamların dili olarak kaldı.

Kanıt mi istiyorsunuz?

Alın sazı elinize bana bir tane Osmanlıca yazılmış bir türkü çalıp söyleyin.

Geçtim türküden, dedeniz nineniz döneminde yazılmış bir Osmanlıca vesika gösterin.

Göstermezsiniz. Anadolu toprakları üzerinde yaşayan ecdadımız, hiçbir zaman Osmanlıca diye bir dili kullanmamıştır. Kullanmadığı bir dilde yazılı vesika da bırakması mümkün değildir.

Durup durup Cumhuriyete çatanlar, biraz tarih bilseydi, aslı astarı olmayan suçlamalarda bulunmazdı. (Tabi bilinçli olarak bu talihsiz açıklamaları yapmıyorlarsa)

Yorumlar (0)