banner133

banner132

05.07.2019, 01:26

Çocuklarımız ve torunlarımız öbür dünyaya cenabet gidecek

Çünkü abdest alacak bir damla su kalmayacak. Belki de öbür tarafa giderken ağzına akıtacak bir damla su bulmayacaklar.

Belki de içmek için siyanüre bulanmış suya bile razı gelecek ve siyanürlü sularla abdest almak isteyecekler.

Gelecekte siyanürlü suyu kullanmak için insanlar belki de birbirini boğazlayacak. Ancak onu da bulmayacaklar.

Kalbe giden damarları kesilen bir hastanın yaşayabileceğini hayal bile edemezsiniz değil mi?

Peki, çevreye siyanür saçmanın yasalar nezdinde cezası nedir?

Dünyanın en vahşi madencileri altın arayıcıları mı?

Gelecek nesiller susuz nasıl yaşayacak?

Murat Dağı coğrafyasına benzer bölgelerde (Bana göre dünyada benzeri yok) altın ya da başka maden aranmasına dünyanın hiçbir ülkesinde izin verilmiyor.

Çünkü su; altından çok daha kıymetli.

“Ben çocuklarıma ve torunlarıma

İçebilecekleri su bırakmak istiyorum Ya Siz?”

Aslında Murat Dağı’nda maden aranması konusunda beni uyaran ve Murat Dağı ile ilgili hiç bilmediğim bilgileri aktaran maden mühendisi bir dostum var. Murat Dağı’nın gizli kahramanı da diyebiliriz.

Maden mühendislerini mühendisten saymayan ve hepsini “Okumuş birer amele” olarak tanımlayan bu can dostum “Murat Dağı Yok Olmasın Platformu” olarak su konusunu çok iyi işlediğimizi ve işlemeye devam etmemiz gerektiğini belirterek; “Ben çocuğuma içebileceği su bırakmak istiyorum” diyerek yazımın başlığını da atmış oldu.

Dostum kesinlikle siyanür işine girmememiz için beni uyardı. Siyanürün kocaman bir aldatmaca olduğunu ve vahşi altın arama şirketlerinin ekmeğine yağ süren bir konu olduğunu belirterek siyanüre neden girmememiz gerektiğini şöyle izah etti:

“Sen bugüne kadar bu altın madenlerinde siyanürle ayrıştırma hakkında onlarca araştırma yaptın. Hiç siyanürden ölen bir insan duydun mu?”

Doğrusu gerçekten de hiç duymamıştım. Dostum siyanür konusunda dudağımı uçuklatacak bilgiler vermeye şöyle devam etti:

“Siyanürün özellikle insana zarar vermemesi için her türlü önlem alınır. Diyelim ki alınmadı. Çevreye ve insana zarar verdi. Çevre kanununa göre sadece 24 bin TL ceza öderler. Vahşi altın arayıcı şirketler bu durumu iyi bilir ve bu kadarcık cezayı seve seve öder.”

“Kalbe giden damarlar kesilirse o insan yaşar mı?

Murat Dağı’nda vahşi şekilde altın aranmasının en büyük tehlikesinin ‘suların yok olması’ olduğunu vurgulayan bu can dostum su fakiri bir ülke olduğumuzu hatırlatarak işin ne kadar korkunç olduğunu bana şöyle aktardı:

“Murat Dağında altın aranan bölgede, altın yatağı toprağın yaklaşık 480 metre derinliğinde ve bir kilometreye kadar aşağılarda aranacak.  Ağır metaller daima toprağın derinliklerinde bulunmaktadır.

Toprakta yapılacak 480 metrelik bir kazıda çıkacak milyon tonu bulacak bir milimetre ebadındaki toprağı kazı boşluğuna doldurduklarını düşünelim.

Bu topraklar, dağın yer altındaki tüm su kaynaklarının giriş ve çıkışlarını kapatacak; yer altı ve yer üstündeki su rejimleri değişecektir. Bunun sonucunda; Ege, Marmara, Akdeniz ve Orta Anadolu bölgelerinde birçok çeşme ve pınarlar kuruyacaktır.

Zaten su fakiri bir ülkeyiz.  Su olmazsa hayatın yok olur. Paran olmuş ne yazar? Murat Dağı’nda altın aranması, sadece Uşak ve Kütahya gibi iller için değil, ülkemiz için büyük bir çevre felaketine yol açar.”

Altın madenciliğinin dünyanın en vahşi madencilik türü olduğunun altını çizen can dostum, altın madencilerinin en büyük zararı da madencilik mesleğine ve mühendisliğine verdiğinden yakındı.

Dostum, “Bu yüzden hep madenciler kötüleniyor. Madenciler kötü, böyle bir şey yok. Kırma taş olmaz ise yol yapamazsın. Hızlı tren yapamazsın, ev yapamazsın.

Biz yüzeyin 30 metre altında kazı ile mermer üretiyoruz. Yer altı su kaynaklarına zarar veriyorsunuz diye Çevre ve Şehircilik Bakanlığı canımıza okuyor. Adamlar Murat Dağında 480 metre kazıda yer altı sularına zarar vermiyor diye ÇED raporu alıyor.  Bu nasıl bilim? Anlayamadım anlayan varsa gelsin bana da anlatsın.

Yüzeyden 30 metre derinlikten kırma taş çıkarmanın, mermer madenciliği yapmanın hiç bir sakıncası yok. Toplumun ihtiyacı, devletin ihtiyacı, insanların ihtiyacı, bu malzemeleri ithal mi edelim?

Millet vahşi altın madenciliğine karşı çıkmıyor. Bizim madenciliğe karşı çıkıyor.”

Son olarak dünyanın hiçbir yerinde Murat Dağı gibi çok zengin bir coğrafyada hiçbir madencilik faaliyetine izin verilmediğini belirten uzman dostum, “Amerika’da altın madeni Nevada’nın uçsuz bucaksız çöllerinde ya da sömürge ülkelerinde yapılır. Yeşil ormanların ve su kaynaklarının bulunduğu alanlarda değil.

Tüm dünyada su altından bile kıymetli olduğu için artık sömürge ülkelerde de ormanın ve suyun bol olduğu bölgelerde altın dâhil hiç bir madenin aranmasına izin verilmiyor” diyerek sözlerine noktayı koydu.

Yorumlar (8)
Ali 7 ay önce
Kaş yaparken göz çıkarmak diye buna denir. Yani en büyük derdimiz olması gereken kuraklık meselesi ancak bu kadar kötü bir başlıkla ifade edilebilirdi. "Çocuklarımız ve torunlarımız öbür dünyaya cenabet gidecek" nedir.. Su hakkında, kurakluk hakkında yazıyorsunuz. Ama odak noktası öte dünyaya cenabetgitmek.. Biraz fazla olmuş. Kaba olmuş. Başlık yazının önüne geçmiş. Eğer düzgün bir başlık olsaydı, bunu eleştirmek yerine yazı hakkındaki görüşlerimi yazabilirdim, tebrik edebilirdim.
ulvi şair 7 ay önce
bendeniz boyle bir basligi banaz gazetesindeki makalemde yillar once kullanmis ve cok tepki toplamistim. fakat ben "banazin yarisi cunup geziyor, dinden inandan ve ALLAH korkusundan bu kadar uzagiz" seklinde yazmistim.
utanmasi gerekenler hucuma gecti, cenabetlerin hakaretine ugradim.
evet, yeni nesil cenabet gidecek, gidiyor. fakat bu dinsizlikten, yoksa susuzkuktan siyanurden felan degildir efendim.
Necmettin EROL 7 ay önce
Salih bey evet su problemini ön plana cekmek güzel bir şey ama başlık olmamış teyemmüm var :)
Okan 1 ay önce
Başlık başlık değil, Doğruyu yanlış Yöntemle Savunayım derken... olmuş.
Yazı abartı üzerine kurgulanmış, adeta tahrik mantığıyla yazılmış...
Öldük bittik edebiyatı...
Yazıda bir de Maden Mühendisi vurgulaması var ki evlere şenlik; siyanürle çevre kirletmeye 24 bin TL ceza kesilirmiş!!!. 2872 Sayılı Çevre kanunun 20. Maddesi Tehlikeli atıklar bölümündeki rakamı, yeniden değerlendirme oranı ile güncelleyin.bakınız kaç milyon TL ceza kesmeye sadece İl Çevre Müdürünün yetkisi var. Ve miktarı 10 katına kadar arttırmaya kimin yetkisi var. Lütfen "Doğru Davayı" doğru savunun, gülünç olmayın.
Siyanürle Altın Arama diye bir yöntem yoktur. Üretim Yöntemi vardır.
Altın gümüş gibi madenler siyanür ile ekonomik olarak ayrıştırılır ve kazanılır. Siyanür dünyanın en zehirli kimyasallarından birisidir. içince, gaz haline gelince Hidrojen Siyanür gazı ve uzun süre deri ile temas ve emilimle ödürücü olabilir. 70 kg ağırlığındaki bir insan bir defada 70 miligram üzeri siyanür alırsa öldürücü olur
Yazınızda da belirtmişsiniz altın madenciliğinde siyanür yüzünden ölüm yoktur.
Ancak olmayacak anlamın da gelmez.
Peki ne yapmalı, Ülkemizdeki altın madenleri üretilmemeli mi?
Yüksek tenörlü bir rezerv bulunursa ne olur? Dünya üzerinde egemen güçler petrol için Irak, Suriye gibi ülkelere demokrasi getirdikleri gibi bize de demokrasi getirmek ister mi?
Hani diyor ya Kardeş Payında Büyük Hilmi, "Bir de Buradan Bak."
Peki Ne yapmalı???
Öncelikle Ulusal/Milli bir madencilik politikamız olmalı.
Düşük tenörlü altın madenleri yığın liçi ile ekonomik olarak kazanılabiliyor. Bunlarda Tank liçi kullanılamıyor. Ekonomik değil.
Şimdi burada milli bakış devreye girmeli, Muratdağı gibi ekosistemde çok öneli bir yere sahip olan ülke değerinin,, madencilikle kazanımları ve yöre flora, fauna kayıpları masaya yatırılmalı. Arama değil, İşletme Ruhsatı ve ÇED olumlu aşamasında konu bilimsel olarak irdelenmeli ve fayda-zarar analizi yapılarak bilimsel doğru tespit edilmeli. Ona göre Maden İşletme Ruhsatı verilmeli yada verilmemeli.
Her şeye karşıyız yerine akıl, bilim ve milli politikalar eşliğinde kararlar vermeliyiz.

Ayrıca UŞAK İlini ördüm, çok da çevre bilinçli bir şehir olarak aklımda kalmadı. İlklim olarak avantajlı bu vilayet için de biraz çevreci bakış ve politikalar üretseniz iyi olur.
Miner 7 ay önce
Akıllı mühendis kimsenin amelesi olmaz! Gazeteci de öyle... can dostum dediginiz de her kimse sizi yanlis yonlendiriyor bilesiniz. Bu işler oyle dostla filan da olmaz... çıkar adını sanını söyler ki bizde söyleyen kim? söylediği ne? Bu konuda bilgisi nedir? biliriz. "Şecaat arzederken sirkatin söyler" tam size göre olmuş... bu arada haberiniz icin "berbat bir gazetecilik" dedi, bir dostum.
ahmet 3 ay önce
başlık çok saçma. dikkat çekmek istemişsiniz ama bu böyle olmaz. dikkat çekeyim derken konudan saptırıyor. yorumlara bakın kimse murat dağını tartışmıyor.
uşaklı 3 ay önce
ne kadar saçma bir başlık hele sokağa çık da gençlere sor bakalım kaç tanesi gusül abdesti almasını biliyor,yada imanın şartlarını biliyor.
MAHİR 2 ay önce
başlık hoş değil..yaşamak istiyoruz.öbür tarafa nasıl gidecekse kendisi karar versin.