Aşklar vardır memleket yıkan Aşklar vardır memleket kuran

Suriye’den kalkıp Uşak’a gelen Mıdıklı, Beylerhan ve Aktaş köylerinin kurulmasına neden olan Mıdıkoğulları Beylerinin öyküsünü öz torunları Ömer Kahya’dan dinleyelim:

Mıdıkoğulları ve Sabit Bey:  d.? - v.1918

Yaklaşık iki yüz küsur yıl önce Şam yakınlarında ki Mıdık Kalesi’nden çeşitli nedenlerden dolayı göç etmek zorunda kalan Mıdık Aşireti; Batı Anadolu’da ilerlerken İtecik Dağı eteklerinde iki grubun savaştığını görürler. Gözünü budaktan sakınmayan bu mert yaradılışlı insanların lideri savaş meydanında neredeyse yenilmek üzere olan tarafı işaret ederek yanındakilere seslenir:

-“Bizim kitabımızda ne yazar?”

Adamları:-“Düşene yardım etmek yazar beyim”

Bey de:-”öyle ise ne durursunuz çekin kılıçlarınızı atılın yiğitlerim”

Bu emirden sonra savaş meydanına dalan Mıdık Sülalesi kısa sürede yenik tarafın galip gelmesini  karşı tarafın ise mağlup olarak kaçmasını sağlarlar. Çarpışma bittikten sonra  galip gelen tarafın beyi kendilerine yardıma gelen bu topluluğun kim olduğunu  öğrenmek ister:-“Bre yiğitler sizler de kimsiniz?” Mıdık Beyi:-“Biz buralara yurt yuva kurmaya gelmiş insanlarız.” Bu söz üzerine galip tarafın beyi kendisinin Gediz Beyi olduğunu ve kendilerine karşı yapmış oldukları bu hizmetten dolayı çok memnun kaldığını yurt olarak kendi tasarrufunda bulunan Selendi ve İtecik Dağı arasını onlara hediye ettiğini bildirir. Ardından memleketine döner. Sonra Mıdık Aşireti Selendi sınırında kalan Çarta Köyü’nde iskân olurlar.

“BEN YANDIM KARDEŞİM YANMASIN”

Bir zaman sonra Borlu’ dan Şeyhoğlu Aşireti reisi Abdülhalim Bey’in oğlu Mustafa’ya Mıdıkoğlu Ahmet Bey kızını verir. Fakat kız burada ki kötü muameleden bir zaman sonra hasta olur. Ailesine durumu bildirip ‘’Eğer ölürsem kız kardeşimi sakın bu insanlara vermeyin’’ diye uyarır. Daha sonra kız vefat eder. Mustafa Bey bir süre sonra ölen eşinin kız kardeşini istemeye aracılar gönderir ama her seferinde ret cevabı alınca bir gün adamlarıyla Çarta’ya ani bir baskın düzenler ve evin önünden içerdekilere bağırarak kızı hemen giydirip göndermelerini söyler.

Onuruna düşkün olan Mıdıkoğulları  haddini bilmez eniştelerine ne kadar ‘olmaz’ deseler de işin çatışmaya dönmesi uzun sürmez  ve çatışma sırasında Mustafa vurulup ölür bunu gören adamları beylerinin cesedini aldıkları gibi orayı terk ederler.Bu olaydan sonra Şeyhoğlu aşiretinin şerrinden çekinen Mıdıkoğulları şimdiki Beylerhan Köyü’nün olduğu yere göçerler. O sıra Mıdıkoğulları’nın reisi Battal Beydir ve bu vukuat onun beş yıl Rodos adasına sürgün edilmesine neden olur. İşte Sabit Bey bu Battal Bey’in oğludur ve Beylerhan Köyü’nde dünyaya gelmiştir. Çiftçilik ve hayvancılığın yanı sıra pelit kozalaklarının ticaretini de yapmaktadır. Kendinin deve kervanları vardır ve bu kervanlarla topladığı pelidi İzmir’e pazarlamaktadır. Her gittiğinde İzmir in konak semtinde bulunan konaklar çok hoşuna gitmektedir. Bu konaklardan birinin planını alarak İzmir den ustalar getirtip aynısını Beylerhan köyüne yaptırır. Altı tane oğlu vardır ve bunlara dillere destan bir şekilde kırk gün sünnet düğünü yaptırır. Öyleki köyden dökülen yağların ta dereyi bulduğu hala anlatılır. Bir özentisi de kervan Beylerhan köprüsü civarına geldiğinde develerin çan seslerinden geldiklerini duyunca atına atladığı gibi karşılamaya gitmesi ve en önde giden çobanın kepeneğini giyerek onun merkebi ile kervanın önünde köye dönmekti.

Çanakkale savaşı çıkınca ordu nun asker ihtiyacı çerçevesinde onun oğullarına da cepheye gitme emri çıkmış ama sabit bey her seferinde devlete oğulları karşılığında para vererek savaşa gitmelerini önlemeye çalışmıştır. Ama her gün artan asker açığı sebebiyle artık para da işe yaramaz olmuş ve oğullarının çoğu askere alınmıştır. Sabit Bey de etrafındakilere üzüntü ile,üç pişmanlığım var; keşke gösterişli bu konağı yaptırmasaydım, kırk gün kırk gece düğün yapmasaydım ve askerlik emri çıkınca para teklif etmeden oğullarımı direk gönderseydim.1.Dünya savaşından sonra bozulan asayiş ve devlet düzeni sonucu birçok çete türemiş bu eşkıyalar  önlerine çıkan her köyü her kasabayı soymuşlar halka çok eziyetler etmişlerdir.İşte bu eşkıyaların bir gurubu bir gün sabit beyin de evine gelerek baskın yapmışlar,evdekiler ise onu son anda darı saplarının altına gizleyerek kurtarabilmişlerdir. Fakat bu olaydan kırk gün sonra Sabit bey vefat etmiştir. O güzel konak ise Yunanlılar kaçarken yanmıştır. Mezarı Beylerhan Köyü’ndedir.(Sabit Bey babaannem Cemile Kahya nın dedesidir)

                                                                                                                                   ÖMER KAHYA

YORUM EKLE
YORUMLAR
Yavuz Turgut
Yavuz Turgut - 3 ay Önce

Uşak tarihine ve kültürüne katkılarınız için sizi tebrik ederim.