Türkiye, 1960'lardan bu yana görülmeyen SAT-1 şap virüsü sojuyla karşı karşıya. Doğu sınırından ülkeye giriş yapan bu tehlikeli virüs, tüm hayvan pazarlarının önlem amaçlı kapatılmasına neden oldu. Uşak Veteriner Hekimler Odası Başkanı Özgür Uğur, durumun ciddiyeti hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Bilinmeyen Düşmana Karşı Savunmasız Hayvanlar
Şap hastalığı, çift toynaklı hayvanlarda görülen ve halk arasında "tabak" veya "dabak" olarak bilinen viral bir enfeksiyondur. Picorna virüs grubundan olan bu etken, yedi farklı serotipe sahip olmakla birlikte yaklaşık 64 alt tipi bulunuyor. Türkiye'de normalde A, O ve Asia-1 serotipleri görülürken, bu kez karşılaştığımız SAT-1 soju tamamen farklı bir tehdit oluşturuyor.
SAT-1 sojunun en tehlikeli yanı, ülkemizdeki hayvanların bu virüse karşı hiçbir bağışıklığa sahip olmaması. 65 yıllık aradan sonra geri dönen bu virüs, hayvanlarımız tarafından tanınmadığı için enfeksiyon son derece ağır seyir gösteriyor. Virüsün çevre koşullarına dayanıklılığı da oldukça yüksek; yapağıda 24 gün, samanda 15 hafta, toprakta ise 4 hafta yaşayabiliyor.
Uşak ve Çevre İllerdeki Durum
Komşu illerden özellikle Afyonkarahisar'daki yoğun hayvan hareketliliği nedeniyle Uşak ili risk altında bulunuyor. Banaz ilçesine bağlı Kızılcasöğüt beldesindeki bir işletmede SAT-1 tespiti yapılırken, aynı ilçenin Susuz köyünde de O tipi virüs tespit edildi. Ancak bu bölgede hastalığın sönme aşamasına geldiği belirtiliyor.
Kütahya ve Manisa illerinde de hastalık çıkışları gözlenmiş olmakla birlikte, yaygın bir sıkıntı henüz söz konusu değil. Tarım ve Orman Müdürlüğü personeli, yoğun aşılama faaliyetlerine devam ediyor.
Pentavalan Aşı ile Koruma Çalışmaları
Türkiye Tarım ve Orman Bakanlığı Şap Enstitüsü, acil olarak beş farklı soju içeren "Pentavalan" aşı üretimine başladı. Bu kapsamlı aşı, mevcut tehdidin yanı sıra diğer şap virüsü türlerine karşı da koruma sağlıyor. Şu ana kadar Uşak hayvan popülasyonunun yüzde 40'ı bu özel aşı ile aşılandı.
Hastalığın belirtileri arasında yüksek ateş, durgunluk, iştahsızlık ve süt verimi kaybı yer alıyor. Hayvanların ağız, dil ve tırnak aralarında vezikül denilen sıvı dolu kesecikler oluşuyor. Bu lezyonlar patladığında şiddetli ağrıya neden oluyor ve hayvanların beslenme ile sağım süreçlerini olumsuz etkiliyor.