Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), son günlerde uluslararası toplumu yeni bir sağlık kriziyle karşı karşıya bırakabilecek Marburg virüsü hakkında uyarıda bulundu. Ebola ile aynı virüs ailesinden gelen bu tehlikeli patojen, küresel sağlık otoritelerini alarma geçirmiş durumda.
Özellikle Ruanda'da ortaya çıkan vakalar ve virüsün Avrupa'ya sıçrama potansiyeli, endişeleri artırıyor.
VİRÜSÜN YAYILIMI VE ETKİLERİ
Ruanda'da tespit edilen 26 vakanın 8'inin ölümle sonuçlanması, Marburg virüsünün ne kadar ölümcül olabileceğini gözler önüne seriyor. Ülkenin 30 bölgesinin 8'inde görülen vakalar, salgının hızla yayılma potansiyelini ortaya koyuyor. Almanya'nın Hamburg kentinde Ruanda'dan gelen bir öğrencinin virüsle temaslı olduğunun tespit edilmesi, Marburg virüsünün sınır tanımadığını gösteriyor.
Marburg virüsü, genellikle meyve yarasalarından insanlara bulaşıyor. Enfekte kişilerin vücut sıvılarıyla doğrudan temas veya kontamine yüzeyler aracılığıyla da bulaşabilen virüs, hijyen önlemlerinin önemini bir kez daha vurguluyor. Uzmanlar, virüsün yayılma hızına dikkat çekerek, kişisel ve toplumsal hijyen kurallarına sıkı sıkıya uyulması gerektiğini belirtiyor.
BELİRTİLER VE SAĞLIK RİSKLERİ
Marburg virüsünün belirtileri genellikle aniden ortaya çıkıyor. İlk aşamada yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı ve yoğun kas ağrıları görülüyor. Bu başlangıç semptomları, üç gün içinde ishal, karın ağrısı, mide bulantısı ve kusma gibi daha ciddi şikayetlerle ilerliyor.
Hastalığın ilerleyen aşamalarında hastalar belirgin bir solgunluk, aşırı halsizlik ve uyuşukluk yaşıyor. DSÖ'nün verilerine göre, Marburg virüsüne yakalanan kişilerde iç ve dış kanama riski oldukça yüksek. Bu kanama vakaları, genellikle hastalığın sekizinci veya dokuzuncu gününde ölümle sonuçlanabiliyor.