Son olarak gece saat 03.47’de 4,4 büyüklüğünde bir deprem daha yaşandı. Sarsıntı Balıkesir merkezinin yanı sıra Uşak ve çevre illerde de hissedilirken, vatandaşlar kısa süreli panik yaşadı.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre depremin merkez üssü Sındırgı olarak kaydedildi. Yaklaşık 14,8 kilometre derinlikte gerçekleşen sarsıntı, yüzeye yakın olması nedeniyle geniş bir alanda hissedildi. Deprem bilimci Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, Sındırgı çevresindeki sarsıntıların alışılmış artçı dizilerinden farklı bir karakter sergilediğini vurguladı.
“Bu Süreç Klasik Artçı Davranışına Uymuyor”
Prof. Dr. Bektaş, bölgedeki depremselliğin yalnızca tek bir ana şokun ardından gelişen sıradan artçılar şeklinde ilerlemediğini belirtti. Sındırgı ve çevresinin geçmişte meydana gelen 7 adet M6 ve üzeri depremle yoğun biçimde kırılmış bir yeraltı yapısına sahip olduğunu ifade eden Bektaş, bu kırık ağının süreci karmaşık hale getirdiğini söyledi.
Uzman isme göre, bölgedeki sismik hareketlilik sadece faylardaki stres aktarımıyla açıklanamıyor. Aynı zamanda yer altındaki sıcak su, gaz ve jeotermal akışkanların da fayları tetikleyici rol oynadığı değerlendiriliyor. Deprem dönemlerinde jeotermal sahalarda gözlenen debi değişimlerinin bu durumu desteklediğine dikkat çekiliyor.
Yeraltı Akışkanları ve İnce Kabuk Etkisi
Bektaş, Balıkesir çevresinde kabuğun görece ince, ısının yüksek ve normal fayların yapısal olarak zayıf olduğunu belirtti. Bu nedenle depremlerin yalnızca tektonik kuvvetlerle değil, yer altındaki akışkan hareketleriyle birlikte şekillendiğini vurguladı.
Uzmanlara göre bu tür bölgelerde sarsıntılar kısa sürede sona ermeyebilir ve farklı büyüklüklerde devam edebilir.