Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Yayınıdır.  
ANASAYFA

|

ENGLISH

|

ANASAYFA YAP

|

REKLAM

23 Kasım 2014, Pazar

 
  Usak Gündem
  Bölgeler

Ücretsiz Tam Metin Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi

Ücretsiz Tam Metin Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Dergisi

Rusya’nın Orta Asya Politikası
Dr. İhsan ÇOMAK

Yorum Yap Yazdır Arkadaşına Gönder

Ekim ayının ilk günlerinde Rusya’nın kültürel başkenti Petersburg önemli bir zirveye sahne oldu. Orta Asya İşbirliği Örgütü (OAİÖ) ve Avrasya Ekonomik Kalkınma Örgütü (AEİÖ) üyeleri bir araya geldiler. Aslında her iki örgütün de üyeleri hemen hemen aynı: OAİÖ’ne Rusya Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan üye. AEİÖ’ne ise Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Beyazrusya üye.

Peterasburg’da yapılan ve anılan ülkelerden sadece Beyazrusya’nın katılmadığı zirvede Orta Asya İşbirliği Örgütü’nün beklentileri karşılamadığı ve yapısal olarak Avrasya Ekonomik Kalkınma Örgütü ile birleştirildiği açıklandı.

Sovyet sonrası coğrafya aslında bir örgüt enflasyonu yaşıyor. Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT), Şangay Ekonomik İşbirliği Örgütü (ŞEİÖ), Orta Asya İşbirliği Örgütü (OAİÖ), Avrasya Ekonomik Kalkınma Örgütü (AEİÖ), Rusya-Beyazrusya Ortak Ekonomik alan Anlaşması, Türkiye ve Pakistan’ın başını çektiği ve çoğu Orta Asya ülkesinin üye olduğu Ekonomik İşbirliği Örgütü (ECO), Gürcistan, Ukrayna, Azerbaycan ve Moldova’nın oluşturduğu GUAM. Bir de oluşun aşamasında diyebileceğimiz Ukrayna ve Gürcistan’ın adı henüz konmamış bir demokratik ülkeler topluluğu oluşumu var. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nı (KEİT) da bu listeye ekleyebiliriz. Bütün bunlar aslında Sovyetlerin yıkılışı ile oluşan siyasi boşluğun doldurulması için düşünülmüş ama beklenen fonksiyonu tam olarak yerine getirememiş örgütler. En verimli işleyenin ise ŞEİÖ olduğunu söyleyebiliriz.

Bütün bu örgüt yapılanmaları içinde ilk toprağa verilen OAİÖ oldu. Bu bir geri adım değil, aksine bir toparlanma. Hem de Rusya adına bir toparlanma.

Yeltsin döneminin gevşek idaresi Orta Asya ülkelerine yönelik ciddi bir politika izlenememesi sonucunu doğurmuştu. Putin 2000 yılında başkan seçildikten sonra ilk başkanlık dönemini yoğun olarak iç meselelere, oligarhlarla mücadeleye, devlet otoritesinin güçlendirilmesine harcadı. Kendisi için dış politikada birinci önceliğe sahip Orta Asya ve Kafkasya’da kaybedilen prestijin kazanılmaya çalışılması ise 2004 Mart’ında ikinci defa başkan seçilmesinden sonraya kaldı.

İkinci dönem başkanlığı sırasında Putin’in Orta Asya ülkelerine yönelik daha aktif bir politika izlemeye başladığını görüyoruz. Gürcistan ve Ukrayna’da meydana gelen devrimler, Orta Asya ülkelerinin rejim değişikliği istemeyen liderlerinin ABD değil de, Rusya etrafında toplanması için zemin hazırladı. Bu bölgedeki politik ivmesini hızlandıran Rusya, Özbekistan’ın ABD üslerine hayır demesiyle bölgedeki otoritesini daha da güçlendirmiş oldu.

Petersburg’daki zirve ise bu süreci taçlandıran son halka oldu. Uçak kullanan, kayak yapan dinamik lider Putin, bu sefer de liderleri kendi kullandığı Mercedes ile zirvenin yapılacağı yere götürerek, görsel kompozisyonu ihmal etmedi. Zirvede iki örgütün birleşme kararından sonra meydana gelen en önemli olay, Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov’un, Rusya ile stratejik ortaklıktan “birlik” olma aşamasına geçmeleri gerektiğini söylemesi oldu. Putin bu açıklamayı memnuyetle karşılayarak, “Özbekistan’ın Rusya’ya beslediği duyguların karşılıklı olduğunu” söyledi..

Zirvenin bir de sürpriz ziyaretçisi vardı: Alman (eski) Başbakanı Schröder. Seçimlerden hemen sonra yoğun koalisyon görüşmeleri olmasına rağmen, birkaç saatliğine de olsa Petersburga gelip Putin’e desteğini ifade etmesi, Almanya’nın Rusya ile ilişkilerinin derinliğini göstermesi açısından ayırca üzerinde durulması gereken önemli bir konu.

Şimdilik bu ittifakın mahiyeti net değil. Kerimov bu açıklamayı üzerinde çalışılmış net bir plan üzerine mi yaptı, yoksa duygusal bir söylem mi sergiledi bilemiyoruz. Bu coğrafyada bu tür sözler sıkça söyleniyor. En somut örneği Rusya ve Beyazrusya arasında yıllardan beri devam eden ancak sonuçlanmayan birleşme görüşmeleri. Ayrıca, BDT’nin her toplantısında benzer tarzda, ilişkileri geliştirme söylemleri hep seslendirilir. Ancak bu sefer durum biraz farklı. Rusya karşıtı ülkelerin bir araya geldiği GUUAM yapılanmasından bu sene ayrılan Özbekistan, Mayıs ayında yaşanan Andican olaylarının oluşturduğu anti-ABD atmosfer içerisinde, ülkedeki ABD üslerinin 6 ay içinde boşaltılmasını istedi. Geçtiğimiz günlerde AB Dışişleri Bakanlarının toplantısında Özbekistan’a bazı yaptırımlar (silah ambargosu) uygulanması kararının verilmesi, Özbekistan’ın dış politikada tercihlerini daha da netleştiren bir olay oldu. Hemen ardından ise, söz konusu açıklamanın yapıldığı Petersburg zirvesinde AEİÖ’nün bir üyesi haline geldi.

Rusya ve Özbekistan arasında bir birlik kurulmasa bile ilişkilerin daha da yakınlaşacağı kesin. Belki de bu eğilime diğer Orta Asya ülkeleri de katılacak. Bu arada, direksiyonu AB’ye kilitlenmiş bir ülke olarak biz ne mi yapıyoruz? Kapsamlı ve uzun vadeli politikalar izlemeyememenin cezasını çekiyoruz. Gerçi kaybettiklerimizin farkında olmadığımız için, vicdan azabından muafız.

Dr. İhsan Çomak
drihsancomak@hotmail.com
11 Ekim 2005

Dr. İhsan ÇOMAK

 Kullanıcı Yorumları

YORUM YAP

 dilshad   8 Nisan 2011, Cuma 02:13:16  tarihinde yazmış
guzel bi makale, size aynen katilmamak elde degil, hele son cumleye
 sedat   9 Şubat 2010, Salı 19:28:18  tarihinde yazmış
hiç birsey anlamadım
 merve   18 Ekim 2009, Pazar 15:21:51  tarihinde yazmış
hiç güzel değil

yorum yapmak için tıklayın.

 Yorum
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu:
Adınız:
Yorumunuz:
 
Haber Kategorileri
Türkiye Amerika Avrupa Orta Doğu Orta Asya Kafkasya Bodrum Holidays Balkanlar Dünya Asya-Pasifik Afrika Ekonomi Bilim Teknoloji

Copyright 2009 Usak Stratejik Gündem
Xbox Live Gratuit Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu

Mebusevleri Mah. Ayten Sok. No:21 Tandoğan/Ankara
Tel: 0 312 212 28 86  Faks: 0 312 212 25 84

Sitemiz
Anadolu Ajansı
Abonesidir