Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Yayınıdır.  
ANASAYFA

|

ENGLISH

|

ANASAYFA YAP

|

REKLAM

15 Mart 2010, Pazartesi

 
  Usak Gündem
  Bölgeler

Ücretsiz Tam Metin Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi

Ücretsiz Tam Metin Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Dergisi

Arap Dünyasının Hal-i Pür Melâli ve Suudi Arabistan-Suriye Yakınlaşması
Serpil Açıkalın- USAK Ortadoğu Araştırmaları Merkezi

14 Ekim 2009, Çarşamba

Yorum Yap Yazdır Arkadaşına Gönder


Geçen hafta Suudi Arabistan Kralı Abdullah Bin Abdülaziz’in Suriye’ye yaptığı ziyaret hem bu iki ülke hem de bölgesel açıdan oldukça önemli sonuçlara gebedir. Kral Abdullah’ın Suriye’de iki gün süren temasları sırasında birtakım ticari anlaşmalar yapılmış, bankacılık, turizm ve sigorta yatırımları gibi projeler üzerinde durulmuştur. Suudi Arabistan ve Suriye yıllık 2 milyar dolar civarında bir ticaret hacmine sahiptir. Yeni anlaşmalarla ülkeye yapılan yatırımların artması ve ABD’nin ekonomik yaptırımları kaldırması seçeneği de göz önünde bulundurulduğunda Suriye ekonomisinin 2000’li yıllarda yaşadığı daralmanın aşılması umulmaktadır. Ancak bu görüşmeleri önemli kılan asıl nokta, iki ülke arasında son dört yıldır var olan gerginliğin 2009’un ortalarından itibaren kırılması ve son tahlilde bölgesel dengeleri etkileyecek yeni bir ittifaka adım atılmasıdır. 


Eşlerinden birisi Suriyeli ve Rifat El-Esad'ın eşinin kız kardeşi olan Kral Abdullah, veliaht olduğu dönemde Suriye ile iyi ilişkiler geliştirmiş ve geçmişte pek çok defalar ülkeyi ziyaret etmiştir. Ayrıca, Başer El-Esad iktidara geldikten sonra da kendisini ziyaret eden ilk Arap lider yine o dönemin Veliaht Prensi olan Abdullah Bin Abdülaziz olmuştur. Bununla birlikte, Suudi Arabistan ve Suriye ilişkileri açısından Irak savaşı ve 2005 yılında gerçekleşen Hariri suikastı önemli dönüm noktaları olmuştur. 2008 yılında ise Suudi Arabistan’ın Suriye Büyükelçisi ani bir şekilde geri çağrılmış ve aynı yıl Şam’da yapılan Arap Birliği toplantısı Suudi Arabistan ve Ürdün tarafından boykot edilmiştir.


Lübnan’da 8 Mart Grubu’nun engellemeleri sebebiyle yaşanan kabine krizinin yanı sıra, Irak’taki istikrarsızlıkta da Suriye kilit ülke konumundadır. Lübnan’da, Suudi kökenli bir Sünni olan eski Başbakan Refik Hariri sayesinde Suudi Arabistan etkisi ülkede yıllarca devam etmiştir. Bugün ise, Haziran ayından beri kurulamayan hükümet nedeniyle, ülkeye yapılan yatırımlardan turizme kadar Lübnan’daki ekonomik faaliyetlerde bir durgunluk yaşanmaktadır. Hariri suikastından Suriye’nin sorumlu tutulması, Suudi Kral Abdullah’ın tahta geçtiği 2005 yılı sonrasında ilişkilerin gerilmesine ve Suriye’ye yapılan ziyaretlerin bu tarihten itibaren kesilmesine neden olmuştur. Lübnan’da Hizbullah ve iç savaş sırasında Suriye karşıtı olduğu için ülkeyi terk ettiği halde 2005’te geri döndükten sonra Suriye yanlısı olan Mişel Aun, Suriye ile iyi ilişkilere sahiptir. Suriye, 2005 sonrasında Lübnan’dan çekilmesinin ardından ülkedeki eski hâkimiyetini yeniden tesis etmekte güçlük çekse de, 8 Mart Grubu ile olan yakınlığı sayesinde sistemin aksamasında etkili olabilmektedir. Bu durum ise Lübnan’ın istikrarını ve son seçimlerde çoğunluğu kazanan Saad Hariri’nin iktidarını destekleyen Suudi Arabistan için kabul edilebilir değildir.


Irak’a bakıldığında ise ABD’nin Irak’ı işgali ve sonrasında Saddam hükümetinin devrilmesi, Suudi yönetimi tarafından uzun yıllardır var olan bölgesel bir riskin sona erdirilmesi olarak görülmüştür.
Suriye ise işgal sonrası Baas rejiminin eski destekçilerine yataklık yapılmıştır. Buna karşın geçen süre zarfında Suudi rejimi ve Suriye arasında Irak üzerinde bir çıkar birliği oluşmuştur. Irak’ın güneyinde kuzeye benzer bir yapılanma ile Şii hâkimiyeti kurulması gibi bir olasılık söz konusu olması durumunda Sünnilerin merkezde petrolsüz bir bölgede kalması ne Suriye’nin ne de Suudi Arabistan’ın tercih edeceği bir seçenektir. Diğer bir konu ise Maliki yönetiminin Suudi Arabistan ve Suriye ile ilişkileri hususundadır. Irak’ta Merkezi Hükümet Başbakanı olan Maliki, Suudi yönetimi tarafından mezhepçilikle suçlanmaktadır. Irak’ta yaşanan 19 Ağustos saldırılarıyla ilgili olarak da, Maliki’nin suçlamalarına karşın, Suriye’nin haklılığı Suudi Arabistan tarafından dile getirilmektedir. Bu noktada, Irak’ta yaklaşan Ocak seçimleri öncesinde Suriye ve Suudi Arabistan Irak konusunda yakın görüştedirler. Bunua karşın, yıllardır bölgede devam eden İran ve Suudi Arabistan rekabeti Suriye’nin Suudi Arabistan’dan ayrı bir kampta konuşlanmasına neden olmuştur. Bölge yıllardır Ilımlı Blok(Ürdün-Suudi Arabistan-Mısır) karşısında Suriye-İran-Hizbullah ve Hamas bloğu mücadelesine şahit olmaktadır. Ancak son dönemde yaşanan gelişmelere bakıldığında Türkiye’nin aracılık ettiği Suriye ve Suudi Arabistan görüşmelerinde pek çok faktörün bir araya gelmesi iki ülkenin yakınlaşmasını gerekli kılmıştır.


Yukarıda sıralananlara ek olarak iki ülke yakınlaşmasında etkili olan bir diğer faktör ise ABD’de Obama’nın yönetime gelmesinden itibaren İsrail’in geçmişte olduğundan daha büyük bir oranda ABD ile ayrılığa düşmesidir. İsrail’de sağcı hükümet tarafından izlenen politikalar göstermektedir ki İsrail’in ABD üzerindeki yükü giderek ağırlaşmakta ve Suudi Arabistan tarafından ortaya atılan Barış Girişimi’nin uygulanması zorlaşmaktadır. Devam eden yerleşimlerden vazgeçmeme politikasının yanı sıra, son haftalarda yaşanan Mescid El-Aksa gerilimi nedeniyle İsrail gerek müttefik gerekse tehdit olarak algılanan ülkelerden eleştiri almaktadır. Tüm bu gelişmeler göz önüne alındığında özellikle Esad hükümeti tarafından son dönemde izlenen izolasyon politikasını kırma çabaları İsrail’in müttefik ülkeleri üzerinde yoğunlaşmış, böylece hem İran’dan alınan destek devam ederken hem de uluslararası konumu ile birlikte ekonomisini güçlendirmeye yönelik önlemler almıştır. Bu noktada Esad rejimi ile kurulacak bir yakın ilişki Şam’da bulunan Hamas Siyasi Büro lideri Halid Meşal üzerinde uzlaşmaya dönük bir etki yaratabilir. Böylece Suriye ve Suudi Arabistan Mısır’a benzer bir rol üstlenerek Filistinli gruplar üzerinde uzlaşmaya dönük görüşmeler gerçekleştirebilir.  


Sonuç olarak son görüşmeler, son yıllarda daha görünür olan ve en son Gazze olaylarında tekrar gündeme gelen Araplar arası kutuplaşmanın giderek azaldığını göstermektedir. Karmaşık yapıdaki ilişkiler yumağı ve ABD’de iktidarın el değiştirmesi sonucu değişen politikalar neticesinde Ortadoğu’daki ABD müttefikleri, bölgesel çıkarları doğrultusunda yeni ittifaklar oluşturmakta ve Ortadoğu bölgesinde yeni bir yapılanmaya doğru gidilmektedir.

Serpil Açıkalın- USAK Ortadoğu Araştırmaları Merkezi
14 Ekim 2009, Çarşamba

 Kullanıcı Yorumları

YORUM YAP

 İsmihan Demir   22 Ekim 2009, Perşembe 12:16:12 AM  tarihinde yazmış
Ortadoğuda ilişkiler söylediğiniz gibi bir yumak halinde. arabistan-suriye yakınlaşması dediğiniz de olumlu bir gelişme bölge için.

yorum yapmak için tıklayın.

 Yorum
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu:
Adınız:
Yorumunuz:
 
Haber Kategorileri
Türkiye Amerika Avrupa Orta Doğu Orta Asya Kafkasya Bodrum Holidays Balkanlar Dünya Asya-Pasifik Afrika Ekonomi Bilim Teknoloji

Copyright 2009 Usak Stratejik Gündem
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu

Mebusevleri Mah. Ayten Sok. No:21 Tandoğan/Ankara
Tel: 0 312 212 28 86  Faks: 0 312 212 25 84

Sitemiz
Anadolu Ajansı
Abonesidir