Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Yayınıdır.  
ANASAYFA

|

ENGLISH

|

ANASAYFA YAP

|

REKLAM

2 Eylül 2014, Salı

 
  Usak Gündem
  Bölgeler

Ücretsiz Tam Metin Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi

Ücretsiz Tam Metin Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Dergisi

Rusya-Avrupa Birliği (AB) İlişkisindeki Açık Sırlar…
Esra Hatipoğlu

Yorum Yap Yazdır Arkadaşına Gönder

Son dönemde Rusya-AB ilişkisine yönelik olarak yapılan hemen tüm tartışmalara ciddi bir karamsarlık havası hâkim. Özellikle de 17-18 Mayıs 2007’de gerçekleştirilen son Rusya-AB Zirvesi’nde taraflar arasında gergin tartışmaların yaşanması ve Zirve’nin herhangi bir uzlaşıya varılamadan nihayetlenmesi karamsarlığı biraz daha artırmış durumda. Karşılıklı olarak çekilen kılıçların ne zaman, hangi noktada ve hangi koşullarda kınlarına geri döndürülebilecekleri ise hem Rusya hem de AB’nin tutumuna ve 1990’ların ortalarından bu yana değişen koşulların baskısı ile sonunda “doğal ve gerçek” yüzlerini göstermeye zorlanan tarafların birbirlerine nereye kadar tahammül edebileceklerine bağlı. Ama görünen o ki, zaten en başından bu yana karşılıklı olarak çekilmiş ancak son döneme kadar “görmemezlikten gelinen” kılıçların altında ortak çıkar alanlarında yürütülen işbirliği, artık eldeki kılıçların açıkça göründüğü bir sahne düzeninde devam edecek. Böylece de zaten açık olan sır, sır olmaktan çıkacak…

           

            Mayıs 2004’de eski Sovyet alanında yer ülkeleri içine alarak genişleyen AB, Rusya ile daha fazla karşı karşıya geliyor, Rusya’nın bu ülkelerle yaşadığı herhangi bir sorun AB’ye taşınıyor, “etki alanları” çakıştıkça da taraflar arasındaki ilişkinin doğası gereği zaten mevcut olan diğer sorunlara yenileri eklenerek ilişki çıkmaza giriyor. Birbiriyle uyumlaştırılması zor iki önceliği- AB ile stratejik ortaklık ve eski Sovyet alanında (her türlü ekonomik ve siyasi aracın devreye sokulmasıyla) etkinliğin yeniden tesisi ve sürdürülmesi-üzerinde politika üreten Rusya da yeni ortama alışmakta zorlanıyor.

 

Kolay bir ilişki değil Rusya-AB arasındaki. Her iki tarafta biliyor bunu aslında. Ortak çıkar alanları, ilişkiyi belli bir seviyede tutma çabaları, iradeleri var ama genetik kodları farklı. Birbirlerini “öteki” olarak görmeye kodlanmışlar. Dünyayı, birbirlerinin dünya üzerindeki konumlarını, rollerini algılayışları, politika üretme ve uygulama yöntemleri farklı.

 

Bu durumu en güzel şekilde dile getiren de Zirve sonrası açıklama yapan Almanya Başbakanı Angela Merkel oluyor: “Zirvede birçok problemle karşılaştık. Her konuda birbirimizi ikna ettiğimiz söylenemez ama her zaman birbirimiz hakkında konuşmaktansa birbirimizle konuşmanın daha iyi olduğunu düşünüyorum”.

 

Rusya-AB ilişkisinin özellikleri…

 

Önce olumlu yönler… Rusya-AB işbirliği çalışma programı her şeye rağmen 2005 Mayıs’ında kararlaştırıldığı üzere dört “Ortak Alan” için hazırlanan “Yol Haritaları” üzerinden ağır aksa da olsa yürümeye devam ediyor… Bu ortak alanlardan biri olan “Ortak Ekonomik Alanı” enerji, ulaştırma, ziraat, çevre, uzay teknolojisinde işbirliği ve kaynaklara, altyapılara ve piyasalara âdil ve karşılıklı olarak giriş, “Ortak Özgürlük, Güvenlik ve Adalet Alanı” taraflar arasında seyahatin kolaylaştırılması (esnek vize rejimi), karşılıklı iletişimin artırılması, gümrük bilgilerinin elektronik ortamda değişimi, yasadışı ticaret ve örgütlü suçlarla ortak mücadele,  “Ortak Dış Güvenlik Alanı”  Rusya-AB arasında uluslararası konularda yoğunlaştırılmış diyalogun geliştirilmesi, terörizm ve nükleer silâhların yayılması ile mücadele, kriz yönetimi, ve “Ortak Araştırma, Eğitim ve Kültür Alanı” ise eğitim ve bilim alanında işbirliği, kültürel çeşitliliğin ve ortak değerlerin teşvik edilmesi ve korunması konularını içeriyor. Ortak çıkar alanlarını tümüyle yok saymak her iki tarafın da işine gelmiyor…

 

Ancak…

 

Rusya-AB ilişkisinin temelinde Rusya’nın AB’ye “üye olmayacağı” fikri yatıyor… Rusya’nın AB’ye üye olmak gibi bir arzusu olmadığı gibi, AB’nin de böyle bir düşüncesi mevcut değil.  Rusya kendisini AB karşısında “eşit” ortak olarak görmekte ve AB ile ilişkileri daha çok bir dış politika konusu olarak değerlendiriyor. AB’nin “koşulluluk” esasına dayalı “genişleme” ve daha dar kapsamlı da olsa “komşuluk politikası” kuralları Rusya için uygulanabilir değil. Dolayısıyla AB’nin, Rusya’nın iç işleri, özellikle de içeride uyguladığı siyasi ve ekonomik politikalar ile Çeçen sorununa yaklaşımı konusundaki eleştirileri Rusya tarafından rahatçı göz ardı edilebilmekte. Rusya, AB ile ilişkisini, egemenliğinden feragat etmeden ve bulunduğu durumundan taviz vermeden yürütmek istiyor…

 

Mayıs 2004’den itibaren eski Sovyet alanından bazı ülkelerin AB üyesi olması ve bu genişleme sonrasında da AB’nin komşu olduğu ya da coğrafi olarak yakınlaştığı Ukrayna, Beyaz Rusya, Moldova, Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan’ı “Komşuluk Politikası”’na dâhil etmesi AB ve Rusya’nın “yakın çevrelerinin” çakışmasına sebep olmuş ve bu durum, eski Sovyet alanında taraflar arasında yeni bir jeopolitik rekabete yol açabilecek bir ortam da yarattı. Nitekim son dönemde  Rusya-Gürcistan, Rusya-Polonya ve Rusya-Estonya arasında yaşanan tüm gerginlikler AB’nin müdâhil olduğu sorunlar haline geldi…

 

Rusya-AB ilişkisinin hukuki temelini oluşturan ve bu yıl itibarıyla yenilenmesi gereken 1997 tarihli Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması’nın yerine geçecek anlaşmanın müzakerelerine başlanamıyor, enerji konusu dahil ilerleme sağlanamıyor…çünkü AB üyesi olan Polonya’nın et ve diğer tarım ürünlerinin kendi ülkesine girmesini yasaklayan Rusya’ya karşı tavrını AB’nin Rusya ile müzakerelere başlamasını veto ederek ortaya koyuyor … Rusya da masum değil çünkü eski etki alanındaki ülkelere karşı her türlü yıldırma taktiğini uyguluyor… özellikle de Gazprom vasıtasıyla gücünü kullanarak yakın çevresindeki ülkelere blöf yapıyor, AB ülkeleri arasındaki bütünlüğü bozuyor…

 

Rusya ile AB “demokratikleşmenin” tanımı, kapsamı ve uygulama biçimi  konusunda da anlaşabilmiş değil. AB Rusya’da muhalefetin bastırılış yöntemi konusunda eleştirel yaklaşımını artırarak sürdürüyor, Rusya AB üyesi olan Estonya ve Letonya’daki etnik Rus azınlığa uygulanan muameleden şikayetçi.  

 

Son Zirve’de olduğu gibi enerji, iklim değişikliği, Trans-dinyester gibi ortak komşuluk alanında yer alan “çatışma alanları”, Kosova, Iran ve Orta Doğu gibi uluslararası toplumun gündeminde olan güncel sorunları tartışıyor ancak ortak uzlaşı zemini oluşturmaları gittikçe daha zor hale geliyor…

 

Sonuç olarak

 

Tüm bu zorlanmalar aslında Rusya-AB ilişkisini daha gerçekçi bir zemine çekiyor. AB’ye üyelik süreçlerinde, NATO’ya giriş aşamasındaki kadar sesini yükseltmeyen Rusya, eskiden “etkisi alanındaki” ülkelerin kaybını telafi etmenin yollarını ararken, AB ise artık yeni üyelerinin hassasiyetlerini de dikkate alarak Rusya ile başka bir “zeminde” ilişki geliştirmek zorunda olduğunun yeni yeni farkına varıyor…Bu arada karşılıklı olarak gelişen ekonomik bağımlılık ise tarafları birbirlerine mecbur kılmaya devam ediyor. Ancak bu üç gerçeğin kesiştiği noktadan hareketle oluşabilecek en gerçekçi ilişki biçimini geliştirmek ise tarafların iradesi, çabası, marifeti ve kararlılığına kalıyor…Bugün yaşanan zor dönem ise ilişkideki “normalleşmenin” zorunlu bir parçası…

 

 

Esra Hatipoğlu

 Kullanıcı Yorumları

YORUM YAP

bu yazı için henüz yorum yapılmamış.

yorum yapmak için tıklayın.

 Yorum
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu:
Adınız:
Yorumunuz:
 
Haber Kategorileri
Türkiye Amerika Avrupa Orta Doğu Orta Asya Kafkasya Bodrum Holidays Balkanlar Dünya Asya-Pasifik Afrika Ekonomi Bilim Teknoloji

Copyright 2009 Usak Stratejik Gündem
Xbox Live Gratuit Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu

Mebusevleri Mah. Ayten Sok. No:21 Tandoğan/Ankara
Tel: 0 312 212 28 86  Faks: 0 312 212 25 84

Sitemiz
Anadolu Ajansı
Abonesidir