Rus yetkililer ve medya son yıllarda ülkenin demografik yapısında yaşanan çarpıcı değişiklikleri sıklıkla gündeme getiriyor. Rusya’nın nüfusu 1990’lardan günümüze düzenli olarak düşüş eğilimi gösteriyor. Sovyetler Birliği’nin çözüldüğü günlerde 148,7 milyon olan ülke nüfusu 2003 ortalarında 144,5 milyona düştü. Bu düşüş trendi halen devam etmektedir, nitekim 2007 istatistiklerine göre ülke nüfusu 142 milyon civarındadır. Resmi istatistiklere göre, 1992–2006 arası dönemde ülke nüfusu yılda ortalama 400.000 ile 650.000 arası düşüş gösterdiği görülmektedir. Bu düşüşün bu süreçte ülkeye eski Sovyet topraklarından 5,5 milyon göçmen girişine rağmen gerçekleşmiş olması ülke demografik yapısındaki krizi daha açık olarak gözler önüne sermektedir. Sovyetler Birliği’nin son yıllarında kadın başına düşen çocuk sayısı 2,2. iken, 1990’ların sonlarında bu oran 1,2’ye, 2004’de ise 1,17’ye düştü. Evli çiftlerin % 15-20’lik bölümü kısırlık sorunu yaşamaktadır ki bu oran ABD ortalamasından 3 kat daha fazladır. Evli çiftlerde görülen yüksek kısırlık oranlarının, temelde, cinsel hastalıklarda görülen yüksek artış, alkolizm ve kürtajın yaygınlığından kaynaklandığı belirtilmektedir.
Bu oranları daha da dramatik kılan olgu ise ölüm oranlarının yüksekliği. Erkeklerde yaşam süresi 58 yıl düzeyinde ki bu rakam, Batılı ülkelerdeki yaşam süresinin neredeyse 20 yıl altında. 2003’de yayınlanan istatistiklere göre, çalışan nüfus arasında ölüm oranları AB standartlarının % 350, gelişmekte olan ülkeler ortalamasının ise % 50 üzerinde. Diğer bir ifadeyle, Rus işgücü miktarının 1993–2003 arasında 12 milyon civarında düşüş gösterdiği görülmektedir. Ölüm vakaları çoğunlukla kalp-damar hastalıkları ve “dış etkenler” (yaralanma, cinayet, intihar, zehirlenme gibi) nedeniyle gerçekleşmektedir. Ölüm oranlarındaki artışı yetersiz beslenme, çevre sorunları, uyuşturucu ve tütün kullanımı gibi maddi ve çok daha önemli olarak geçiş sürecinin doğurduğu ekonomik ve sosyal baskı gibi psikolojik birçok faktör etkilemektedir. Ancak tüm faktörler içinde en belirleyici olan alkol kullanımındaki yüksekliktir. Kanser dışındaki nedenlerden kaynaklanan ölüm vakalarının % 40’ı alkollü iken gerçekleşmektedir; bu vakaların yarıdan fazlası da doğrudan alkol zehirlenmesi ile ilişkilidir.
Birleşmiş Milletler raporlarına göre Rusya’da 2050’ye kadar doğum oranlarının kısmen yükselmesi ve erkeklerde yaşam süresinin 10 yıldan fazla artması beklenilmektedir. Bu iyimser tahmin durumunda bile 2050’de Rusya nüfusunun 112 milyon civarında olacağı – günümüzden 31 milyon daha az) öngörülmektedir. Üstelik toplam nüfusun % 23’ünün 65 yaş üzeri olacağı tahmin edilmektedir.
Putin 2006’da Parlamento’da yaptığı “Ulusa Sesleniş” konuşmasında nüfus azalışını ülkenin en ciddi sorunu olarak tanımladı. Putin ülke nüfusunun düzenli olarak düşüş eğilimi gösterdiğini, nüfus azalışında içki ve sigara bağımlılığı ve kalp-damar hastalıklarının önemli rol oynadığını belirtti. 2025 yılına kadar sürecek bir nüfus politikası belirleyerek nüfus artışını desteklemek amacıyla bir dizi uygulamayı devreye soktu. Programın temel hedefleri, ölüm oranlarının düşürülmesi, doğum oranlarının artırılması, ülkedeki sağlık düzeyinde gelişme ve göçmen politikasının yeniden düzenlenmesini sağlamak olarak belirlendi. Bu çerçevede, ailelerin daha çok çocuk sahibi olmalarını desteklemek amacıyla çocuklu ailelere yapılan desteğin artırılması kararı alındı. 2025 planına göre halen devam eden nüfustaki düşüşün 2011’e kadar önlenerek daha sonraki dönemde artışa geçmesi öngörülmektedir. 2007 bütçesinden demografik krizin önüne geçilebilmesi amacıyla 3,7 milyar dolar ayrıldı. 2008’de bütçeden ayrılan payın artırılarak 2008–2010 döneminde toplam 19,3 milyar doların demografik program çerçevesinde harcanması planlanmaktadır.
Putin’in demografi politikası çocuk yardımlarının çarpıcı oranlarda artırılmasını içermektedir. İlk çocuk için aylık 1500, ikinci çocuk için 3000 ruble (yaklaşık 113 dolar) verilmesi öngörülmektedir. Bu rakamlar ortalama Rus vatandaşının gelir düzeyi düşünüldüğünde oldukça önemli katkı anlamı taşımaktadır. Ayrıca pakette 18 ay boyunca anneye doğum öncesi çalıştığı işinde aldığı ücretin % 40’ının verilmesi ve çocuğun okul öncesi çocuk bakımına ilişkin tüm masraflarının devlet tarafından karşılanması da yer almaktadır.
Putin’in nüfus politikası Komünistler ve milliyetçilerin uzun yıllardır şikâyet ettiği temaya dayanmaktadır. Bu politik gruplar “Rus nüfusunun soykırımı” olarak gördükleri olguyu temelde Batı etkisine bağlamakta ve bu etkinin seksüel özgürlük, uyuşturucu kullanımı ve alkolizme yol açarak geleneksel aile yapısı üzerinde ciddi bir tahribat doğurduğunu öne sürmektedir. Putin’in nüfus politikası retoriği ise Batı karşıtı olmaktan uzak, ülkenin nüfus sorununa yönelik pragmatik temellerde çözüm arayan Rus bilim adamlarının yaklaşımlarına dayanmaktadır. Putin, problemin kökenini temelde ekonomide görmekte, kadınların ikinci ya da üçüncü çocuk sahibi olmamasını düşük gelir düzeyi, ev koşullarının yetersizliği ve aileye yeni gelecek bireylerin bakım ve eğitimi konularındaki şüphelerinde yattığını düşünmektedir. Bu nedenle doğum oranlarını artırmaya yönelik bir politikanın genç çiftler için yönetsel, finansal ve sosyal desteklerin tümünü kapsaması gerektiğini öne sürmektedir. Öte yandan, Putin’in programına yönelik farklı eleştiriler gelmektedir. Liberaller programın popülist olduğu ve olumsuz ekonomik ve sosyal sonuçlarının ortaya çıkacağını ileri sürüyor. Muhafazakârlar, bu tür programların yetersiz olduğu kadının aile içindeki geleneksel konumunun güçlendirilmesinin önemli olduğunu öne sürüyor. Feministler ise, programın sembolik düzeyde cinsler arası eşitsizliği ve kadının iş yaşamındaki ikincil konumunu güçlendirdiği eleştirisini getiriyor.
Ülkedeki farklı siyasal ve sosyal gruplar tarafından getirilen eleştiriler bir yana, Putin’in belirlediği nüfus politikasının önemli sonuçlar doğurduğu görülmektedir. İzlenen politikalar sonucu 15 ay içinde ülkede bir nüfus patlaması yaşandı ve 2 milyondan fazla doğum gerçekleşti. 2007’de doğum oranında % 8,3 oranında artış, buna karşılık ölüm oranında ise % 4 azalış görülmesi hükümet yetkililerini umuda sevketmiştir.
Nüfus politikasının “olumlu” sonuçlarına rağmen milliyetçi eğilimli birçok Rus uzman, Putin’in programının tek çocuk sahibi olmayı düşünen aileler açısından sonuç doğurmayacağı, yalnızca zaten hâlihazırda çok çocuk sahibi olan etno-kültürel grupların (ki genelde Türk ve / veya Müslüman halklar kastedilmekte) doğum oranlarını daha da yükselteceği eleştirisini getiriyor.
18 Haziran 2008, Çarşamba
Nicholas Eberstadt, “The Russian Federation at the Dawn of the Twenty-first Century: Trapped in a Demographic Straitjacket”, NBR Analysis, Vol. 15, No. 2, September 2004, p. 7
Documents, “Vladimir Putin on Raising Russia's Birth Rate”, Population and Development Review, Vol. 38, No. 2, June 2006, p. 385
RIA Novosti, “Putin Approves Demographic Policy Goals Through 2025”, 11 October 2007
Anna Rotkirch, Anna Temkina and Elena Zdravomyslova, “Who Helps the Degraded Housewife?: Comments on Vladimir Putin's Demographic Speech”, European Journal of Women's Studies, Vol. 14, No. 4, 2007, pp. 349-357