Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Yayınıdır.  
ANASAYFA

|

ENGLISH

|

ANASAYFA YAP

|

REKLAM

26 Kasım 2014, Çarşamba

 
  Usak Gündem
  Bölgeler

Ücretsiz Tam Metin Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi

Ücretsiz Tam Metin Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Dergisi

Bitmeyen Düşmanlık: Japonya’nın Çin ve Güney Kore İle Sorunlu Siyasi İlişkileri
  Yorum Yap (1) Yazdır Arkadaşına Gönder
Selçuk Çolakoğlu
20 Temmuz 2007, Cuma
scolakoglu@gmail.com
II. Dünya Savaşı’nın üzerinden yarım asırlık zaman geçti. Bölge dengeleri ve hatta dünya dengeleri köklü değişimlere uğradı. Ancak tüm bunlar Kuzeydoğu Asya’da 1945 öncesi hesapların kapanmasına yetmiyor. Daha açık söylemek gerekirse özellikle Çin ve Güney Kore, Japonya’nın savaş öncesi ve sırasında yaptıklarını sürekli gündemde tutuyorlar. Ancak burada siyasi ve ekonomik ilişkileri birbirinden ayırmak gerekiyor. Bir tarafta çok yoğun ekonomik ilişkiler sürüyor. Japonya’nın Çin ve Güney Kore ile ortak yatırımları, yüksek ticaret hacmi bulunuyor. Her gün bu ülkelerin çeşitli şehirlerinden onlarca uçak karşılıklı olarak sefer yapıyor. Çin ve Güney Kore, turistik mekânlarında İngilizceyle birlikte Japoncayı kullanmayı ihmal etmiyor. Yine bu iki ülkedeki çeşitli düzeydeki eğitim kurumları Japon öğrencilerle dolup taşıyor. Kısacası Japonya’nın Çin ve Güney Kore ile çok yoğun ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkileri bulunmakta.
Diğer tarafta ise üst düzey siyasi ilişkilerde bir soğukluk, hatta güvensizlik havası hakim. Üstelik üst düzey siyasi ilişkilerdeki bu gerginlik, zaman zaman daha altta toplumlar düzeyinde de hissedilebiliyor. Derinlerde kök salmış bu düşmanlıkla ilgili çok sayıda örnek vermek mümkün. Aslında temmuz ayı başında yaşanan iki gelişme, Çin ve Güney Kore’nin Japonya’ya duyduğu husumeti açıklamaya fazlasıyla yetiyor.
Bunlardan ilki, 7 Temmuz 2007 tarihinde Çin’in 10 ayrı şehrinde Çin-Japon Savaşı’nın çıkışının 70 yıldönümü dolayısıyla anma törenlerinin düzenlenmesi. 1937’de Japonya’nın Çin’e saldırması sonrasında patlak veren savaş, 1945 yılında Japonya’nın II. Dünya Savaşı’ndan mağlup ayrılmasıyla sona ermiş ve 8 yıl süren bu savaş sırasında asker-sivil toplam 150 bin Çinli hayatını kaybetmiştir. Çin savaştan galip ayrılmasına rağmen, dört yıl sonra komünist rejimin işbaşına gelmesi ve o zamanki Soğuk Savaş dengeleri içerisinde kopuk olan siyasi ilişkiler dolayısıyla Japonya’dan savaş tazminatı ve resmi özür gibi kendi açısında telafi edici taleplerde bulunamamıştır. Bugün Çin, ekonomik olarak gelişip siyasi olarak güçlendikçe geçmişin hesabını Japonya’dan daha sık sorar hale gelmiştir. Geçmişte cereyan etmiş tatsız olayların Pekin tarafından sürekli gündemde tutulması, Çin-Japon siyasi ilişkilerinde bir güvensizlik ortamı doğurmaktadır.
Güney Kore ve Japonya arasında son ortaya çıkan kriz ise Tokyo’nun Temmuz 2007’de yayınladığı Savunma Beyaz Kitabı’nda Dokdo (Korece) / Takeshima (Japonca) adacıkların egemenliğinin Japonya’ya ait olduğunun iddia etmesi dolayısıyla çıktı. Doğu Denizi / Japon Denizi’nde (Bu denizin ismi de Seul ve Tokyo arasında ayrı bir ihtilaflı konu) yer alan Dokdo/Takeshima kayalıkları tıpkı Türkiye ve Yunanistan arasında sorun teşkil eden Kardak kayalıkları gibi egemenliği tartışmalı küçük kara parçacıkları. Üzerinde yaşamaya elverişli olmadıkları için uzun bir süre kayda değer bir varlık olarak görülmemiş. Ancak uluslararası deniz hukukunda kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge gibi ekonomik açıdan son derece önemli kavramların ortaya çıkmasıyla birlikte, daha önceden pek sahiplenilmeyen bu tür kayalıkların önemi de artmış oldu. Dolayısıyla dünyanın pek yerinde Dokdo/Takeshima benzeri egemenliği tartışmalı adacık sorunu ortaya çıktı. Buraya kadar Güney Kore-Japonya ilişkilerini diğer adacık sorunu yaşayan ülkelerle farklı kılan bir durum sözkonusu değil. Ancak Güney Kore’deki basın-yayın organları buradan hareketle konuyu Japonya’nın 1945 öncesi bölgede izlediği emperyalist politikalara getiriyorlar. Bu dönemde Japonya’nın Kore Yarımadası’nda işlediği savaş suçlarının yanısıra Kore, Çin ve Filipinler’de 200 bin masum kadının Japon askerleri için seks kölesi olarak çalıştırılması da gündeme taşınıyor. Hatta bazıları Asya’daki Japon emperyalizmini durdurduğu için ABD’nin Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atmasını makul karşılayabiliyor.
Yine Japon siyasetçilerin ve hatta başbakanlarının Japon savaş şehitleri anısına yaptırılan (tabi içinde II. Savaşı’nda haytalarını kaybeden Japon askerlerinin adı da bulunuyor) Yakusini Tapınağı’nı ziyaret etmeleri, Çin ve Kore kamuoyunda şiddetle kınanan olayların başında geliyor. Bu yüzden Çin ve Güney Kore medyası Japon Başbakanı ve diğer liderleri Japonya’nın savaş dönemi suçları için özür dilemek konusunda samimi olmamakla itham ediyor.
Tüm bu tartışmaları bölge ülkeleri arasında tarih üzerinden bir atışma olarak yorumlayabilirsiniz. Ancak burada göz önünde bulundurulması gereken önemli bir husus, bu tür geçmiş tartışmalarının bölge ülkelerine geleceği konuşma ve hatta ortak bir şekilde planlama şansı tanımıyor oluşu. Üstelik ortak yakın tarihle ilgili tartışmalar doğrudan bugünkü mevcut siyasi ilişkileri de şekillendirebiliyor. Bu açıdan Almanya’nın Avrupa’daki konumuyla Japonya’nın Kuzeydoğu Asya’daki durumu karşılaştırmak yerinde olacaktır. Almanya II. Dünya Savaşı’nda yaşanan tüm olumsuz olaylara rağmen bütün komşularıyla ilişkilerini düzeltmeyi başarmıştır. Almanya komşularıyla olan güven sorununu aştığı gibi Fransa ile birlikte Avrupa kıtasının yenden canlanışını sembolize eden AB projesini hayata geçirmeyi başarmıştır. Üstelik eski düşmanlarıyla NATO şemsiyesi altında siyasi ve askeri müttefik olmayı başarmıştır. Kısacası Almanya 1945 sonrasında Avrupa içerisindeki konumunu yeniden meşru bir zemine oturtmayı başarmıştır.
Almanya’nın bu konudaki başarısını Japonya tekrarlayamamıştır. 1945 öncesine ait tüm hesaplar ortada durmaktadır. Kuril Adaları sorundan dolayı Tokyo ile Moskova arasında halen bir barış anlaşması yapılamamıştır. Bu sorun çözümsüz kalması, Rus-Japon ilişkilerinin gelişmesini engellemektedir. Japonya’nın Kuzey Kore ile ilişkisi neredeyse yok hükmündedir. Çok yoğun ticari ilişkilere sahip olduğu Çin ve Güney Kore ile siyasi alanda güven bunalımı yaşamaktadır. Üstelik Japonya’nın Çin ve Güney Kore ile sürdürdüğü bu tartışmalar sadece tarihi olayların yorumlanması ile sınırlı değildir.
1990 yılında Soğuk Savaş’ın bitmesiyle birlikte bölgedeki ideolojik kutuplaşma yerini milliyetçi dalgaya bırakmıştır. Japonya, Çin ve Güney Kore toplumlarında zaman zaman ırkçılığa bile kayan güçlü bir milliyetçi akım yükselişini sürdürmektedir. Çin gibi resmen sosyalist rejimini sürdüren Kuzey Kore bile Korelilerin ilk atasının mezarını bulduğunu ilan ederek, bu mezarın bulunduğu yere görkemli bir anıt inşa etmiştir. Bu durum Kuzeydoğu Asya açısından son derece tehlikeli bir gidişata işaret etmektedir. Diğer ilginç bir nokta ise bölge ülkeleri kendi içlerinden birinin üstün duruma geçmesindense, bölge üzerindeki Amerikan nüfuzunun devamından yana gözükmektedirler. Özellikle Japonya Asya’daki güçlü bir Amerikan varlığına kuvvetli destek vermeyi sürdürmektedir. Zaten ABD de bölge dengelerini yakından takip ederek Kuzeydoğu Asya’daki varlığını uzun vadeye yaymaya çalışmaktadır.
Sonuç olarak, küresel ekonomiye yön veren Asya devlerinin aralarındaki siyasi sorunları çözmeksizin AB tarzı bir bölgesel ekonomiye gitmeleri ve uluslararası politikaya tek başlarına yön verme konuma ulaşmaları zor gözükmektedir.
Selçuk Çolakoğlu
20 Temmuz 2007, Cuma
 

Yazdır

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayın

 Kullanıcı Yorumları (1)

YORUM YAP

 ihsan   28 Mart 2010, Pazar 21:22:41  tarihinde yazmış
Sayın okurumuz yapılan yorumunuz kriterlerimize uymadığından yayınlanmamaktadĭr...

yorum yapmak için tıklayın.

 Yorum
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu:
Adınız:
Yorumunuz:
 
   Yazarın Son 10 Yazısı
Türkiye-Güney Kore Ortaklığı Derinleşiyor
Afganistan’ın İstikrarı ve Bölgesel İşbirliği
Çinlilerin Türkiye Algısı
Myanmarlı Müslümanlar İçin Eylem Planı
Yoksa Siz Çekoslovakyalı- laştıramadıklarımızdan mısınız?
Brunei Sultanı’nın Türkiye Ziyareti
Tayvan Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin Anlamı
Türkiye ve Güney Kore Stratejik Ortaklığa Doğru
Türkiye’nin Üyeliğinin 60. Yılında NATO
KKTC İçin Önce Tayvan Sonra Kosova Modeli
 Tüm liste için lütfen tıklayın
Haber Kategorileri
Türkiye Amerika Avrupa Orta Doğu Orta Asya Kafkasya Bodrum Holidays Balkanlar Dünya Asya-Pasifik Afrika Ekonomi Bilim Teknoloji

Copyright 2009 Usak Stratejik Gündem
Xbox Live Gratuit Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu

Mebusevleri Mah. Ayten Sok. No:21 Tandoğan/Ankara
Tel: 0 312 212 28 86  Faks: 0 312 212 25 84

Sitemiz
Anadolu Ajansı
Abonesidir