Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Yayınıdır.  
ANASAYFA

|

ENGLISH

|

ANASAYFA YAP

|

REKLAM

3 Eylül 2010, Cuma

 
  Usak Gündem
  Bölgeler

Ücretsiz Tam Metin Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi

Ücretsiz Tam Metin Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Dergisi

PKK Saldırıları ve Kürtler Üzerinden Oynanan Oyun
  Yorum Yap (2) Yazdır Arkadaşına Gönder
Tayyar Arı
10 Temmuz 2010, Cumartesi
atayyar@uludag.edu.tr
Son zamanlarda öyle şeyler oluyor ki her şey birbirine karışmış vaziyette. Kimse olan bitenden bir şey anlamıyor. Herkes birbirinin ağzındaki baklayı merak ediyor. Bu arada olan Kürt halkına olacak gibi. Bu ülkede kimse Kürt sorununun çözümsüzlüğünü arzu edemez. Bu, ülkeye yapılmış en büyük kötülüktür. Bu anlayışa sahip olanların, Türkiye’nin asıl bölünmesinden yana olanlar olduğunu söyleyebiliriz. Ama bu tartışmayı saçma bir kulvara taşıyarak, sözde “demokratik özerklik” gibi başına demokratik kavramını getirmekle her şeyin değiştiğini ya da değişeceğini sananlara; ya da milleti aptal yerine koyanlara ne demeli. Tartışmayı daha da komik hale getirerek Öcalan’ın muhatap alınması polemiğine girenleri de millet ibretle izlemekte. PKK eylemleri arttırdıkça Kürt sorunu daha fazla konuşuluyor gibi bir hava var. Buradan bakarsanız PKK’nın eylemlerinin sonuç verdiğini düşünüyorsunuz. Çünkü tartışma o kadar boyut değiştirdi ki, PKK’nın bile telaffuz edemediği talepler, kendini kurnaz herkesi de enayi zanneden entelektüeller tarafından demokratlık adı altında sunulmaya başladı. Buradan yola çıkarak bayağı mesafe alındığını söyleyenler bile var.

Ama bana göre durum o kadar parlak değil. Durum pek iyiye gitmiyor. PKK’nın isteği sorunun çözümü olsaydı. Beş yıl önce hayal bile edilemeyen pek çok adımı yok sayarak, Türkiye’nin dış politikadaki sıkışık durumundan yararlanarak arkadan vurmazdı. Tartışma bu kulvarda yürürken, sivil ve askeri bürokrasi yani hükümet ve asker, sorunun demokratik platformda çözümünün mümkün olmadığını düşünme noktasına getirildi. Sadece onlar mı, kamuoyunun kahir ekseriyeti ve aklı başında sivil toplum örgütleri de saldırılar son bulmadan sorunun çözümünü imkansız görüyor. Giderek kamuoyu, demokratik çözüm için ortamın henüz uygun olmadığı noktasına doğru taşınıyor. Baştaki umutlar eğer durum böyle giderse daha da tükenebilir. Devlette de giderek PKK bitirilmese demokratikleşme bir işe yaramayacak havası hâkim olmaya başlıyor. Başbuğ’un sözünü bu anlamda yabana atmamak gerekiyor. Devlet bu sorunu bitirmek için zaman içinde yeni stratejiler deneyecek gibi. PKK saldırılarının sonucu daha fazla çözüm yerine hedeften daha fazla sapma olacak. Her saldırı sonrasında Güneydoğu illerinde daha sıkı tedbirlere başvurulacak. Bu durum zaman içinde doğuda olağanüstü hâl ilan edilmese bile olağanüstü hâli aratacak şartları oluşturabilir. Adım adım oraya doğru gidiliyor. Bu çerçevede tepkiyle karşılanan OHAL tartışması zaman içinde geçilmiş olacak.

Anladığım kadarıyla PKK Kürtler üzerinden çok ciddi bir oyun oynuyor. Görünüşte hükümete karşı savaşı tırmandırmak istiyor. Sonuçları daha fazla kaos, daha fazla şiddet ve hükümetin daha fazla yıpranması. Bu nedenle referanduma doğru saldırıların artması söz konusu olacak gibi. Ancak örgütte aynı zamanda bir panik havasının hâkim olduğu da söylenebilir. Her ne kadar Öcalan, kendisini çözüm merkezi gibi gösterse de sorunun yerel ve uluslararası konjonktürle ilişkisinin farkında. Türkiye-ABD cephesinde ilişkilerin normalleşmesinin PKK için ne anlama geldiğini biliyor. Birkaç haftalık sarsıntıdan sonra dış politikada ciddi bir toparlanma söz konusu. Bu durum hükümete içerde daha kararlı politikalar takip etme imkânını vereceğe benziyor. Ama referanduma kadar kimse bir şey beklemesin.

Prof. Dr. Tayyar ARI
Uludağ Üniversitesi
İİBF-Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı
10 Temmuz 2010, Cumartesi
 

Yazdır

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayın

 Kullanıcı Yorumları (2)

YORUM YAP

 Hasan   7 Ağustos 2010, Cumartesi 2:28:03 PM  tarihinde yazmış
Derin devlet PKK nin sivillesmesini istemiyor.
Yazik iktidar cekismeleri icin binlerce icin bosu bosuna oluyor. Sehitlik, kahramanlik hepsi bos.
Halk 50 yil sonra bir kisim gercekleri ogrendiginde zaten konu gundemde olmadigi icin ilgi gostermeyecektir. Tipki Corum katliami gibi.Tipki Malatya olaylari gibi.
 Ömer Faruk   27 Temmuz 2010, Salı 10:36:42 AM  tarihinde yazmış
Sayın ARI konu ile ilgili görüşlerinize katılıyorum. Oyuncular da yönetmenleri de belli. Kardeşi kardeşe vurduranların Marksist-Leninist kişilikleri de belli. Kaldı ki onlara kurban olsunlar! Burada yalnızca dinsiz imansız ve vicdansız olduklarını vurgulamak için; ilk örgütlenmelerindeki sözümona düşünce dayanağı olarak onlara dayanmakta imişler! Oysa bu bir kamuflajdır! Bir de bu kan emicilere silah temin edenler ile uluslararası silah tüccarları da belli, değil mi? Devlet biliyor olsa gerek bunları.Hiçbir Başbakan hiçbir MSB ile İİB ben bunları bilmiyordum diyemez.Peki neden önleyemiyorlar 30 yıldan bu yana?Bence işin içinde uzun vadeli kimi hesaplar var.İşte ŞEYTANLIK OYUNU da böylece kurulmuş oluyor.Bu süreçte TR ile ABD neden anlaşamıyor? İşte bütün sorun burada? ABD kimin yanında açıklamak zorundadır!

yorum yapmak için tıklayın.

 Yorum
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu:
Adınız:
Yorumunuz:
 
   Yazarın Son 10 Yazısı
Yükselen Güç ve Türk-Amerikan İlişkileri-1
Terörü Yenerek ve Kürt Sorununu Çözerek Küresel Aktör Olmak
Dış Politikaya İnce Ayar
Türk Dış Politikasını Anlamak: Gemi Baskınından BM'de Yaptırım Kararına Giden Süreç
 Tüm liste için lütfen tıklayın
Haber Kategorileri
Türkiye Amerika Avrupa Orta Doğu Orta Asya Kafkasya Bodrum Holidays Balkanlar Dünya Asya-Pasifik Afrika Ekonomi Bilim Teknoloji

Copyright 2009 Usak Stratejik Gündem
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu

Mebusevleri Mah. Ayten Sok. No:21 Tandoğan/Ankara
Tel: 0 312 212 28 86  Faks: 0 312 212 25 84

Sitemiz
Anadolu Ajansı
Abonesidir