Mehmet Hasgüler 8 Şubat 2010, Pazartesi mehmethasguler@hotmail.com
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Talat’ın bağımsız aday olacağını artık hem CTP’lilerin hem de Sn. Talat’ın karar altına aldığı kesinleşmiş oldu. CTP üst yönetimi aslında aylar önceden Talat’ın bağımsız aday çıkmasını kararlaştırmıştı. Düşünebiliyor musunuz, Talat’ın cumhurbaşkanlığına bağımsız aday olarak katılmasını parti olarak karar altına almışlar! Bunun neresini düzeltelim? Bunun Kıbrıs’ta şark kurnazlığına bir numune olacağı kesindir!..
Dünya dili konuşurken Türkçeyi unutmak
Öte taraftan Talat’ın önce Ban’ın gelişi, ardından Avrupa Parlamentosu’na yaptığı ziyaretlerden sonra artık adaylığını açıklamasını bekliyoruz. Bunlar Kıbrıslı Türklerin uzak olduğu gelişmeler değildir. Kıbrıslı Türklerin 2002 sonrası dönemde önlerine sürülen “dünyalı olmak”, “dünya dili konuşmak” gibi söylemlerin artık yorgunluk ve hatta bıkkınlık yarattığı bilinmektedir. Kıbrıslı Türkleri bu tür kuru vaatlerle ikna etmek mümkün değildir.
Ceberut KKTC’nin demokrat başkanı(!)
Talat kendi kazanırsa Türkiye kazanır, Eroğlu kazanırsa, Türkiye kaybeder diye bir cümle kurmuştu geçen gün bir TV programında. Dahası kaybederse “barışçı” bir lider olarak Türkiye’nin bunu izah etmesinin zor olacağını ima etmesiydi. Biraz “şantaj” biraz “damar”. Duyduklarıma inanamadım! Sanki de Talat değil de başka bir siyasetçi konuşuyordu. Hey gidi günler hey!!! On yıl önce kim inanırdı Talat’tan bunları duyacağına? Hoş, Talat 5 yıl önce bir zamanlar yıkmak için içte ve dışta mücadele etmeye söz verdiği “ceberut” KKTC’nin başına geçmiş, o Cumhuriyeti korumak için de ant içmişti.
İki sözden biri yanlış: Ya yıkacak, ya koruyacak!
Demek ki Talat’ın vermiş olduğu iki sözden biri doğru değil. Talat’ın ya yıkmak için verdiği söze veya korumak için içtiği anda inanabilirsiniz, ama ikisine aynı anda inanamazsınız. Hangi söze inanacağımıza olayları tahlil ederek karar verelim; hatta durumu uzatmamak için isterseniz tek bir konuya odaklanalım: Orams Davası! İlk etapta kazanılmış bu dava sonradan hangi aşamalardan geçerek kaybedilmiştir? Niçin ATAD’a gidilmesine onay verilmiş, niçin Yunanlı bir hâkimin başkan olduğu bu kurumda reddi hâkim dâhil hukuki yollar kullanılmamış, niçin yasal süreleri içinde itiraz edilmemiştir? Niçin, niçin, niçin? Bu davanın sonuçta milyonlarca Euroluk mali külfeti yanında KKTC toprakları üzerinde Rum Mahkemelerini söz sahibi yapan etkisi düşünüldüğünde sanırım Talat’ın gerçekte hangi sözüne sadık kaldığı ortadadır…
Rahat uyu Türkiye, Talat görevde…
Talat’ın Türkiye’ye kazandırdıkları saymakla bitmez! Her halde Talat görevde olduğu için Ankara’da herkes rahat ve derin bir uyku uyuyabilmektedir veya Talat Ankara’da herkesin derin bir uykuda olduğu varsayımı ile 2. kez seçilmesinin Türkiye’nin çıkarına olduğu gibi bir tezi ortaya atabilmektedir. Ama Ankara uyumamaktadır; bilakis uyanık bir şekilde olayları takip etmektedir.
Talat’ın 7 yıllık iktidar bilançosu başarısız müzakerecilikten ibaret
Talat neredeyse 7 yıldır iktidarda. Gerek başbakan, gerekse cumhurbaşkanı olarak Sn. Talat’ın Kıbrıslı Türklere doğrudan, somut ne gibi bir faydası olduğu sorusunu sorma zamanı gelmiştir. Kendisine yegane misyon biçtiği müzakereciliğinde aslında hiç de başarılı olmadığını söylemek mümkündür. Talat’ın 70’e yakın görüşmeden elde ettiği somut bir sonuç yoktur. Zaten BM Genel Sekreteri de hiçbir somut adımı ortaya koymadan, koyamadan gelmiş ve gitmiştir. Bu sebeple Talat’ın yeniden aday olmak isterken dilediği tek şey 5 yıl daha müzakere edecek bir pozisyondur.
Talat kötü CTP sicilinden korktuğu için “Bağımsızmış” gibi yapıyor
Talat’ın gerek başbakan gerekse cumhurbaşkanı olduğu dönemlerde partisinin icraat sicilinden korkmasından ötürü bağımsız aday çıkma arayışı da aslında kendi içinde sırıtan bir durumdur. Doğrusu Talat’ın yoğunlaştırılmış müzakereler, ardından Ban, ardından Avrupa Parlmentosu gibi çıkışlarının Kıbrıslı Türklerde sivil topluma ivme verme arayışının ötesinde bir katkısı olmadığını okumak zor değildir. Ancak bu çabalar ne yazık ki bir bir Talat’ın elinde patlamaktadır. Talat’ın CTP hükümetinin uygulamalarının sorumluluğundan kaçamayacağı açıktır.
CTP’nin belirlediği bağımsız aday: Talat
Talat’ın adaylığının bağımsız olmasının manası CTP’nin bağımsız adayı olacağıdır. Bundan ötürü kendisine naçizane önerimiz resmen CTP adayı olmasıdır. Öbür türlü buna siyasi arenada takiye derler. Benim açımdan bir sorun yoktur, ha CTP’nin adayı Talat, ha bağımsız aday Talat! Ancak hangisi daha samimi, onu sormak gerekir. Bana sorarlarsa ilki daha samimidir. Doğrusu CTP adayı çıkamayacak kadar kötü bir mirasın ortağı olduğu halde Talat’ın kendisini CTP politikalarından müstesna saymaya çalışması bana Kıbrıs konusundaki “beyaz yalanlardan” daha kötü bir girişim gibi gelmektedir. Talat’ın müzakere heyetinden saraydaki “komplocu” yoldaşlarınıza kadar yanındakilerin CTP’nin çelik çekirdeklerinden oluşması bile bu bağımsız adaylık senaryosuna gölge düşürmeye yeter.
Bir imaj meselesi: Sn. Talat lütfen bağımsız aday olunuz
Talat’ın aylar önceden adaylığını bağımsız olarak ilan edeceğini, bunun reklam şirketlerinin bir tavsiyesi olduğunu ve imaj meselesi açısından bunun daha fazla işe yarayacağının düşünüldüğünü biliyoruz. Talat’ın CTP ile birlikte Kıbrıs’ta barış konusunu sol düşünce içerisinde istismar ettiğini de artık bilmeyen yoktur. Kıbrıs’ta bu müzakelerle bir yere varılamayacağını en iyi bilen ise bizzat Talat’ın kendisidir. Ama artık halk müzakerelerden yorulmuştur, hatta gına gelmiştir Kıbrıslı Türklere bu konuda. O yüzden halkın, “bırakın bir 5 yıl daha müzakere edeyim” diyen bir siyasetçiye yol vereceğine ihtimal vermek zordur.
Cumhurbaşkanı halk ile ilgilenmez mi?
Sn. Talat KKTC halkını çok geç fark etmiştir. Son birkaç ayda statlara gidip maç seyretmek veya horon tepmekle seçim kazanmak mümkün değildir. Talat’ın memleketin her konusuna ve sorununa kayıtsız kalmasının elbette bir bedeli vardır. CTP’nin ekonomik, politik ve sosyal alandaki tahribatları ile birlikte düşünüldüğünde sanırım bu durum daha iyi anlaşılacaktır.
Kandırmacıya son
Sn. Talat elbette bağımsız cumhurbaşkanı adayı çıkmanızda imajınız açısından büyük fayda vardır. Lakin bunu CTP’den ne kadar bağımsız yapacağınıza sanırım en yakınınızdakiler bile inanmakta güçlük çekmektedir. Artık bu kandırmacılara bir son vermenin zamanı gelmiştir.