Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Yayınıdır.  
ANASAYFA

|

ENGLISH

|

ANASAYFA YAP

|

REKLAM

13 Mart 2010, Cumartesi

 
  Usak Gündem
  Bölgeler

Ücretsiz Tam Metin Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi

Ücretsiz Tam Metin Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Dergisi

Politika’ya Takılmak
  Yorum Yap (0) Yazdır Arkadaşına Gönder
Mehmet Hasgüler
5 Şubat 2010, Cuma
mehmethasguler@hotmail.com

Bugün Kıbrıs TV’deki PolitikA programındaki bir tartışmamızı bu köşeye taşımak istiyorum. Geçenlerde değerli dostum Dr. Murat Özkaleli ile birlikte yaptığımız programda tartışmıştık. Konu Üçüncü Dünya ve Haiti üzerineydi. Elbette dostum Murat çarpıcı bilgilerle konuşmasını Haiti üzerinden yapmıştı ve karşılaştırmalı bir temelde konuya yaklaşıp beni kışkırtarak getirmek istediği yere beni adeta sürüklemişti. Zaten Murat bu konuda herhalde usta olmuş bir akademisyen. Kendisini bu manada bazen hayretler içerisinde dinlemekte ve nereye nasıl konuyu bağlayacağını merak etmekteyim.

 

Beğenmeyen izlemesin

 

Programı bilmem izler misiniz? Her ne kadar bir çok diziyi bırakmak çoğunun işine gelmeyecek olsa da bazı arkadaşların eğer arzu ederlerse akşam 20.00-20.25 arası, 25 dakikada dünya turunda bulunmaları pek zor değil. Aslında evde kadın egemenliğinin hakim olduğu anacıl Kıbrıs Türk aile yapısında öyle herkesin bizim politika programına bakacağını zannetmiyorum. Yine de yolumuzu kesen insanların yorumlarına bakılırsa programın tuttuğu ve bizim “aileden biri” haline geldiğimiz bile söylenebilir. İşte, Aşk-ı Memnu’nun reklam arasında veya Kurtlar Vadisi’nin özeti sırasında bizim de şanımız yürüyor! Neyse benim gelmek istediğim programımızın kalitesi değil zaten. Onu izleyenlerin takdirine bırakıyoruz. Bir gün onu da yazarız inşallah.

 

Adalı aceleciliği

 

Üçüncü Dünya’nın yükseldiği bir dönem olan 60’larda Kıbrıs üçüncü dünya safında yer almaktaydı. O yıllarda zaten BM Genel Kuruluna Bağlantısızlık Hareketi Zirveleri önemli bir dayanak oluşturmaktaydı. Başka bir deyişle Kıbrıs önce Bağlantısızlık Hareketi üyesi Asya-Afrika ülkeleri arasında konuşulup ardından da BM Genel Kuruluna taşınmakta ve kararlar üretilmekteydi. 2000’li yıllara kadar geçen sürede ise bu küçük ada dünya politikasında ciddi bir konum değişikliği yaşayarak AB marifeti ile Birinci Dünyaya transfer oldu. Biz adalıların yükselen değerlere düşkünlüğümüz konusundaki aceleciliğimiz ve üçüncü ligden birinci lige bu konum değişikliği bayağı kafamı karıştırıyor. Acaba Kıbrıs’ta pragmatizm biz adalıların sahip oldukları değerlerin farkına varmalarını da engelliyor mu? Örneğin Adalılık ve Doğu Akdenizlilik gibi kimlikler yetmezmiş gibi bir de işin içine Avrupalılık gibi müphem bir şey koydular. Kıbrıs sanki çatışmaya sürüklenirken bu Avrupalılar masum muydu? Nerde o onbinlerce kilometre karelik sömürge toprakları? Kim Avrupalıların refahına katkı koymuştu? Avrupa’nın zenginleşmesinin temelinde yatan şey, eski sömürgelerdeki zenginliğin üstüne oturmaları değil miydi? Şimdi AB’nin temellerini kuran şeyin sömürgelerden getirilen artı değerler değilmişçesine kimsenin ağzını bıçak açmıyor. Bir bakın da görürsünüz… 

 

Kuyulardan fışkıran Avrupa ikiyüzlülüğü

 

Şimdi bu kuyulardan çıkardığımız insan kalıntılarının sorumluluğunu sadece Kıbrıslı Rumlara ve Türklere bağlamak ne kadar doğru bir açıklama olur. Örneğin Ada üzerindeki bu güç yarışını acaba İngiltere’nin özel çıkarlarından ne kadar bağımsız ele alabiliriz? Ya da bugünkü AB aktörlerinin Kıbrıslı Rumları Türklerden ayıracak şekilde içeriye almaları ne kadar sömürgecilik dışı bir işlem olmuştur? Allah için biri bana AB’nin Kıbrıs emelleriyle ilgili samimi bir açıklama getirebilir mi? Elbette Kıbrıslı Rumları içeri alanlar bizlere de pasaport vererek onlardan olduğumuzu anlatmaya çalışıyor.

 

Hristiyan dayatmalarının algılamasında Türk imajı

 

Ben AB’nin Kıbrıs konusundaki açılımlarını Hristiyan dayatmasının Türk algılamalarından ve imajından bağımsız yapıldığına hiç kani değilim. Avrupalıların ezici çoğunluğu için Kıbrıslı diye bir kimlik ya yok, veyahut varsa da Elen! Üçüncü Dünyalı Kıbrıs nerden nereye Avrupalı oldu? Başından beri Avrupa konseyi, NATO ve batılı Türkiye neden AB’li olamıyor da Orta Doğu’nun göbeğindeki Kıbrıslı Rumlar bir hamlede üyelik kazandı? Bana bu durumu anlatabilecek, izah edebilecek bir mantalite arıyorum.

 

Doç. Dr. Mehmet Hasgüler
5 Şubat 2010, Cuma
 

Yazdır

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayın

 Kullanıcı Yorumları (0)

YORUM YAP

bu köşe yazısı için henüz yorum yapılmamış.

yorum yapmak için tıklayın.

 Yorum
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu:
Adınız:
Yorumunuz:
 
   Yazarın Son 10 Yazısı
Kıbrıs’ta Garantiler: Srebrenika’dan Dersler
Yumurtadan Çıkmış Kabuğunu Beğenmiyor
Talat Aday Olmasın!
Nereye Kıbrıs Nereye? Kıbrıs Türk Halkı bu Oyuna Gelmez
Özür Borcu
Politika Bilimi Perspektifinden Kıbrıs Yorumları
Ban’a ne Kıbrıs’tan?
CTP’den “Bağımsız Cumhurbaşkanı” Adayı Talat
Mucize Avcılığı: Kıbrıs'ta Çözüm Rüyasına Moon da Yatıyor
Müzakereler mi, Demokratik Meşruiyet mi?
 Tüm liste için lütfen tıklayın
Haber Kategorileri
Türkiye Amerika Avrupa Orta Doğu Orta Asya Kafkasya Bodrum Holidays Balkanlar Dünya Asya-Pasifik Afrika Ekonomi Bilim Teknoloji

Copyright 2009 Usak Stratejik Gündem
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu

Mebusevleri Mah. Ayten Sok. No:21 Tandoğan/Ankara
Tel: 0 312 212 28 86  Faks: 0 312 212 25 84

Sitemiz
Anadolu Ajansı
Abonesidir