Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Yayınıdır.  
ANASAYFA

|

ENGLISH

|

ANASAYFA YAP

|

REKLAM

15 Mart 2010, Pazartesi

 
  Usak Gündem
  Bölgeler

Ücretsiz Tam Metin Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi

Ücretsiz Tam Metin Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Dergisi

‘Zor Durumdaki Komşu’: İflasın Eşiğindeki Yunanistan Ekonomisi
  Yorum Yap (0) Yazdır Arkadaşına Gönder
Mustafa Kutlay
2 Şubat 2010, Salı
mkutlay@usak.org.tr

Tüm dünyayı etkisi altına alan küresel ekonomik kriz, Avrupa kıtasını da derinden etkilemeye devam ediyor. Genelde AB, özelde ise Euro bölgesi muhtemelen bugüne kadarki ‘en zor sınavını’ veriyor. Bu bağlamda Euro bölgesi içerisinde hep tartışmalı bir konumda olan Yunanistan da oldukça ağır bir krizle mücadele etmeye çalışıyor. Karamanlis hükümetinin iktidarı Papandreou’ya devretmesi ile ulusal istatistiklerde ‘oynama’ yapıldığının ortaya çıkması ve bütçe açığının GSYH’ye oranının bir anda iki katından fazla artarak 2009 yılında %13’ler seviyesine ulaşması, uluslararası çevrelerde ve AB yetkililerinde panik havasının yaşanmasına neden oldu. Daha önce de Euro’ya üye olabilmek için istatistiklerle oynadığı bilinen Yunanistan’ın aynı hileye bir kere daha başvurmasının yarattığı itibar kaybı bir yana, Atina ‘ciddiyeti’ konusunda kafalarda büyük soru işaretleri uyandırmış durumda. Verilerin güvenirliği sorgulanmakla birlikte, mevcut veriler dahi Yunanistan’ın ekonomik durumunun oldukça ‘kötü’ olduğunu gösteriyor. Aşağıdaki tablodan da görüleceği üzere, 2009’da GSYH’nin yaklaşık %13’ü oranında bütçe açığı veren hükümet, aynı zamanda %125’e varan kamu borcu ile Avrupa’nın en borçlu ülkeleri arasında yer alıyor. 2010 yılında ödemesi gelen borçların nasıl çevrileceği ise temel kaygı unsurunu oluşturuyor. Zira küresel krizle birlikte tüm dünyada azalan talep, tıkanan kredi kanalları ve negatife dönen büyüme oranları Yunanistan’ı da fazlasıyla etkiledi.

 

2008

2009

2010

2011

Bütçe Açığı (GSYH’ye oranı, %)

-5.3

-13.0

-11.4

-9.0

Kamu Borcu (GSYH’ye oranı, %)

100.2

115.3

124.5

130.0

Büyüme Oranı (GSYH’ye oranı, %)

2.0

-2.7

-0.3

1.0

Cari Açık (GSYH’ye oranı, %)

-14.6

-12.4

-11.4

-10.6

Mal İhracatı (milyar dolar)

29.1

15.6

15.3

14.5

Mal İthalatı (milyar dolar)

93.9

63.6

65.0

63.2

Kaynak: Economist Intelligence Unit, 2010 ve 2011 rakamları EIU tahminleridir.

 

Yunanistan’ın 2008 yılında 123 milyar dolar civarında olan mal ticareti, Avrupa Birliği ülkelerinde yaşanan ekonomik bunalım neticesinde 2009 yılında 79 milyar dolar civarına gerilemiş bulunuyor. Ayrıca Euronun diğer para birimlerine karşı ‘aşırı değerli’ konumda bulunması ve ortak para politikası uygulama zorunluluğu Yunanistan için kur üzerinden rekabet yoluyla ihracat yapma şansını önemli ölçüde baltalıyor. Bilindiği gibi Avrupa Merkez Bankası enflasyonla mücadele ekseninde bir para politikası geliştirdiğinden uluslararası kurların piyasa dinamiklerine göre şekillenmesine müsaade ediyor. Hal böyle olunca bilinçli bir şekilde İngiliz ve Amerikan Merkez Bankalarınca değerleri düşürülen sterlin ve dolara karşı Euro ‘aşırı değerli’ gelmiş bulunuyor. Finansal krizin başından bu yana sterlin euroya karşı %30 oranında değer kaybetmiş durumda. Aynı şekilde Ekim 2008’den bugüne kadar doların da değeri Euro karşısında %20’ye yakın azaldı.[1] Dolayısıyla Euro bölgesi ekonomilerinin ve bilhassa Yunanistan’ın dış dünyaya karşı kur üzerinden rekabet edebilmesi mümkün değildir. Verimliliği artırmak ya da maliye politikaları ile rekabet edebilmek de kısa vadede mümkün gözükmediğinden Yunanistan’ın diğer AB üyelerinden yardım alamaması durumunda Euro bölgesinden çıkmak zorunda kalması gibi bir ihtimal de tartışma gündemine dâhil olmaktadır.

Ekonomik Krizin Sosyal Maliyeti

Hiç şüphe yok ki Yunanistan için sıkıntı sadece ekonomik boyut ile sınırlı değildir. Zira yukarıda bahsedilen rakamların sosyal hayattaki yansımasının kapanan fabrikalar, işsiz kalan insanlar ve hızla artan sosyal gerilimler olması da Papandreou hükümetinin en önemli sorunlarının başında geliyor. Zira bütçe açığını AB normları çerçevesinde GSYH’nin  %3 üst sınırına çekmek ve kamu borcunu ise %60’ın altına indirmek için hayata geçirilen son ekonomik program çerçevesinde şimdiden kamu kaynaklarında kısıntıya gidilmiş durumda. Bilhassa, tarımsal sübvansiyonlarda kesinti yapmak, kamuda istihdam oranını düşürmek ve işgücü piyasasında esneklik sağlamak gibi politikalar geniş halk kitlelerinin tepkini çekmeye hâlihazırda başladı. Yunanistan’da sendikacılık geleneğinin ne denli kuvvetli olduğu da dikkate alındığında kamu reformunun zorluğu daha net ortaya çıkmaktadır.  

Kötü ekonomi politikaları, yapısal reformların hayata geçirilememesi ve yolsuzluk gibi sorunların üstüne bir de küresel krizin AB ülkelerini derinden sarsmasıyla Euro bölgesinin ‘zayıf halkası’ olarak tanımlanmaya başlanan Yunanistan uluslararası camianın son dönemde sıkça tartıştığı temel konulardan biri durumuna geldi. Geçtiğimiz hafta Davos Ekonomik Forumu’na katılan Yunanistan Başbakanı Papandreou krizin müsebbibi olarak “spekülatörleri gösterirken” krizden çıkış konusunda ülkesinin uygulayacağı strateji ile ilgili AB yetkililerini ve piyasa aktörlerini ise ikna edemedi. Papandreou “Euro bölgesine değişik politik ve ekonomik saiklerle spekülatörler saldırıda bulunuyorlar ve bunu yaparken de genelde ‘zayıf halkayı’ tercih ediyorlar” açıklamasında bulunarak faturayı “spekülatörlere” çıkarmaya çalışsa da Avrupa genelinde Yunanistan’ın ‘oyunu kuralına göre oynamadığına’ ilişkin eleştiriler gittikçe artıyor.[2] Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanı Yunanistan’ın hatalı istatistik yayınlayarak resmi otoriteleri yanıltmasına atıfta bulunarak “gerçeği yansıtmayan verileri bundan sonra asla kabul etmemeliyiz” derken, AMB baş ekonomisti Jurgen Stark “kurallara sadakat göstermeyen, dayanışmaya önem vermeden sorumsuzca hareket eden [kimileri] Euro bölgesine zarar veriyor” açıklamasında bulundu.[3]

Yunanistan’a AB’den Yardım Eli Uzanır mı?

Bilindiği gibi geçtiğimiz haftalarda Yunanistan’ın yayınladığı istatistikler denetlenmiş, rakamlarda çarpıtma olduğu ortaya çıkmıştı. Birlik içinde bu bakımdan kötü şöhrete sahip olan Yunanistan, diğer birlik üyeleri, bilhassa Almanya ve Fransa tarafından, tepkiyle karşılanıyor. Le Monde gazetesi yayınladığı bir haberde Almanya ve Fransa’nın Yunanistan’a ilişkin “bir kurtarma planı” hazırlığında olduğunu duyurmasının ardından Alman Maliye Bakanı “Yunanistan kendi sorumluluğunu kendi üzerine almalıdır ve kendi çabaları ile ülkenin istikrarını sağlamalıdır” açıklamasında bulundu. Almanya sorumsuz ekonomi politikaları yüzünden iflasın eşiğine gelen Yunanistan’a yardım ederek, sorumsuzluğu ödüllendirmek anlamına gelecek bir adım atmaktan çekiniyor. Bunun Birlik içindeki gevşek ekonomi disiplinine sahip olan ülkelere de kötü örnek olacağından endişe ediyor.

Ancak her geçen gün büyüyen “Yunan sorunu” tüm Euro bölgesini tehdit edecek kapasiteye ulaşabilir. Financial Times gazetesinde kaleme aldığı yazısında Simon Tilford, “Avrupa’nın Yunanistan’ın iflas etmesini kaldıramayacağını” iddia ederek, başta Almanya olmak üzere ekonomik yapısı sağlam ülkeleri daha sorumlu davranmaya davet etmişti. Yunanistan’ın iflasa sürüklenmesi halinde zincire İspanya, İtalya gibi diğer halkaların da katılabileceğini öne süren Tilford, böylesi bir durumun gerçekleşmesi halinde “herkesin kaybedeceği” uyarısında bulunmuştu.[4] Financial Times yazarı Martin Wolf da “Yunan trajedisinin küresel ilgiyi hak ettiğini” dile getirerek, sorunun sadece Yunan ekonomisinin sorunu olmaktan öte yapısal anlamlar ve dengesizlikler içerdiğini dile getirmişti.[5] Yunanistan’ın Euro bölgesini terk etmek zorunda kalabileceğini de ihtimal dâhilinde gören Wolf, konunun ciddiyeti konusunda Avrupalı liderleri daha derin düşünmeye davet etmişti.

Kimin Sorunu?

Her ne kadar Almanya yardım konusunda mesafeli duruyor gözükse de Birlik içerisinde Yunanistan’ın iflasının daha büyük sorunlara yol açacağını, dolayısıyla “Yunanistan sorununun” esasında bir “Avrupa sorunu” olarak ele alınması gerektiğini belirten siyasi ve bürokratlar da bulunmaktadır. Örneğin, Avrupa Komisyonu Başkanı Barroso yaptığı açıklamada “açıktır ki ekonomik politikalar sadece ulusal düzeyde bir kaygı kaynağı değildir, aynı zamanda Birlik seviyesinde de kaygı oluşturmaktadır” diyerek, Yunanistan’ın kaderine terk edilemeyeceğinin sinyalini vermiş oldu.

Gelinen nokta itibariyle ortaya çıkmaktadır ki Yunanistan tek başına finansal krizle mücadele edememektedir. Ancak Almanya başta olmak üzere kimi AB üyesi ülkeler de Yunanistan’ın yanlış politikalarının bedelini ödemek istememektedir. Bu durumda ne olacağına ilişkin kafa karışıklığı devam etse de bir ara yolun bulunacağına ve Yunanistan’a destek olunacağına yönelik beklentiler ağırlık kazanmaktadır. AB liderlerinin 11 Şubatta yapacakları zirvede konuya ilişkin önemli kararlar alınması beklenmektedir. Ancak son tahlilde vurgulanmalıdır ki modern dönemde Yunanistan hiçbir zaman ‘kendi kaderine’ bırakılmamıştır. Bu bağlamda, son finansal krizin de bu duruma bir istisna teşkil etmeyeceğini beklemek yerinde olur. Diğer taraftan Yunanistan’ın iflas etmesi durumunda Euro bölgesinin akıbetine ilişkin iyimser olmak konusunda ihtiyatlı davranılmalıdır. Alman ve Fransız karar alıcılar bu noktaları da muhtemeldir ki akılda tutmaktadırlar. 

Mustafa Kutlay,
mkutlay@usak.org.tr

USAK AB Araştırmaları Merkezi



[1]  Paul De Grauwe, “Lessons for Europe from the 1930s”, CEPS Commentary, January 21, 2010.

[2] Carl Mortished, “Greece berates the speculators for using it as a ‘weak link’ in attack on eurozone”, Timesonline, January 29, 2010.

[3]  “Greece rejects bailout as eurozone worries grow”, Erişim adresi: http://www.euractiv.com/en/node/242678; Valentina Pop, “Greek deficit 'endangers' euro, EU commission says”, EUObserver, January, 25, 2010.   

[4]  Simon Tilford, “Europe cannot afford a Greek default”, Financial Times, January 14, 2010.

[5]  Martin Wolf, “Greek tragedy deserves a global audience”, Financial Times, January 19, 2010.

2 Şubat 2010, Salı
 

Yazdır

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayın

 Kullanıcı Yorumları (0)

YORUM YAP

bu köşe yazısı için henüz yorum yapılmamış.

yorum yapmak için tıklayın.

 Yorum
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu:
Adınız:
Yorumunuz:
 
   Yazarın Son 10 Yazısı
Obama Wall Street’e Karşı: ABD’de Finansal Piyasaların Yeniden Düzenlenmesi Tartışmaları
Türkiye-AB İlişkilerinde ‘Gönülsüz Denge’ ve Alman-Fransız Ekseninin ‘Güç Paradoksu’
Kıbrıs Sorunu: Türkiye-AB İlişkilerinde Gordion Düğümü (mü)?
G–20 Pittsburgh Zirvesi: Küresel Ekonomik Dengelerde Değişime Doğru (mu?)
Türkiye Üzerine Bağımsız Komisyon Raporu’nun Düşündürdükleri
İsveç’in AB Dönem Başkanlığı ve Türkiye için Önemi
Küresel Finansal Kriz: Kapitalizmin Krizi mi, Kapitalist Sistem İçinde bir Kriz mi?
Avrupa Bütünleşmesi’nin Düğümü ve Almanya’nın Liderlik Sınavı
Finansal Kriz, Doğu Avrupa Ülkeleri ve AB Bütünleşmesi: “El Atına Binen Tez mi İner?”
Uluslararası Siyasi İktisatta "Yeni Diplomasi" ve Türkiye-AB İlişkileri
 Tüm liste için lütfen tıklayın
Haber Kategorileri
Türkiye Amerika Avrupa Orta Doğu Orta Asya Kafkasya Bodrum Holidays Balkanlar Dünya Asya-Pasifik Afrika Ekonomi Bilim Teknoloji

Copyright 2009 Usak Stratejik Gündem
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu

Mebusevleri Mah. Ayten Sok. No:21 Tandoğan/Ankara
Tel: 0 312 212 28 86  Faks: 0 312 212 25 84

Sitemiz
Anadolu Ajansı
Abonesidir