|
 |
Habibe Özdal 31 Ocak 2010, Pazar habibekader@gmail.com |
|
|
|
|
|
Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov, iki günlük ziyaret kapsamında Ankara ve İstanbul’daydı. Temmuz 2009’da Başbakan olarak göreve başlayan Borisov’un ilk Türkiye ziyaretinde ekonomiden politikaya, enerjiden kültüre kadar pek çok konu ele alındı. Görüşülen konular arasında, geçtiğimiz ay gündeme gelen Bulgaristan’da Türkçe yayının referanduma götürülmesi ve Bulgar vatandaşlarının Türkiye’den tazminat talepleri de yer aldı. Söz konusu konular, Başbakan Erdoğan ve Başbakan Borisov’un basın toplantısı sırasında gelen sorular ile birlikte açıklığa kavuşturuldu.
Borisov’un Bulgaristan’ın, Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecini desteklediğini bir kez daha vurguladığı toplantıda[1], Başbakan Erdoğan Güneydoğu Avrupa’da işbirliği bağlamında Türkiye ve Bulgaristan’ın Karadeniz’de işbirliğinin sağlamlaştırıldığını ifade etti.[2] 1980’lerde yaşanan sıkıntılı dönemleri sağduyulu politikalar ile atlatan Türkiye ve Bulgaristan, 1990’lardan bu yana işbirliğine ağırlık vererek, ilişkilerini farklı alanlarda geliştirme yolunu seçmişti. Ne var ki, Türkiye ve Türk azınlık karşıtlığı üzerine politika üreterek Bulgaristan siyasetinde yer almaya çalışan ırkçı ATAKA Partisi’nin çıkışları, dikkatleri Türkiye-Bulgaristan ilişkilerinin seyri konusuna çekti. Borisov’un Türkiye ziyareti özellikle son dönemde gündeme gelen söylemler ile birlikte daha da önem kazanmıştı.
Tazminat konusunda gelen bir soruya Başbakan Erdoğan “Bu konuyla ilgili görüştük. Konu yargı sürecinde. Çıkacak karar neyse uyacağız. Bununla ilgili kurulmuş olan komisyonlar çalışmalarını tamamlayacak. Ondan sonra yargıya götürülmesi gereken boyutu varsa değerlendirmeleri yapıldıktan sonra nihai netice neyse, gerekli adımlar atılacaktır” derken[3], Bulgar Başbakan Borisov “Bizler, bütün mağdur ailelerinin sorunlarının çözümünün yanındayız. Her iki yönde de bunu aynı şekilde değerlendiriyoruz. Komisyonlar çalışıyor ve sonuçlarını bekliyoruz.” dedi. “Bulgaristan'da Türkçe yayının kaldırılması ve tazminat talebi konuları kapandı mı?" sorusu üzerine ise Borisov, bazı milliyetçi çevrelerin gerginliğe yol açtığını belirterek, Türkçe yayının referanduma götürülmesi meselesinin de aynı çerçevede gündeme geldiğini ifade etti. “İleriye yönelik işbirliği ve dostane ilişkiler adına bu fikri reddettik” diyen Borisov, Bulgaristan'daki bazı çevrelerin Türkiye'nin temsilcisi gibi hareket ettiğini” savunarak, bundan duydukları rahatsızlığı dile getirdi. “Bazı çevrelerin oluşturduğu etnik gerginliği önlememiz lazım. Herhangi bir parti veya partilerin, Bulgaristan ile Türkiye arasında aracı olmasına gerek yok.” dedi. [4] Oysa Başbakan Borisov oluşan gerginliğin içerisinde bizzat rol oynamıştı. Hatırlanacak olursa, Bulgaristan’ın Avrupai Kalkınması için Yurttaşlar Partisi (GERB) Fahri Başkanı Borisov, 15 Aralık’ta, ATAKA lideri Volen Siderov ile bir basın toplantısı düzenleyerek, haftanın beş günü 10 dakika süreyle yayımlanan Türkçe haber bülteninin kaldırılması için referandum yapılması konusunda bu partiye destek vereceğini açıklamıştı. Borisov söz konusu açıklamadan sadece iki gün sonra geri adım atarak, ‘kandırıldığını’ ifade ettiyse de, Bulgaristan’ın AB değerlerinden uzaklaştığı eleştirileri gündeme gelmişti.
Bulgaristan Başbakanı Borisov’un Türkiye ziyareti, Bulgaristan’daki Türk azınlık ve Türkiye-Bulgaristan ilişkileri konularında sorunların işbirliği içerisinde ve ilişkilere zarar vermeden çözüleceği sinyalini vermesi açısından önemliydi. Görüşülen konuların çeşitliliği ve işbirliğinin her alanda arttırılması konusundaki irade beyanlarının hayata geçirilmesinin önündeki en büyük engel, uzun yıllar süren çabalar sonrası bugünkü seviyeye çıkarılan iki ülke ilişkilerinin, iç siyasete feda edilmesidir. Bulgaristan’da yaşayan Türk azınlık, ATAKA Partisi’nin ifade ettiği gibi Bulgaristan için bir sorun değil, olsa olsa Türkiye-Bulgaristan ilişkilerinde kazanılan ivmenin devamını sağlayacak temel unsurlardan biri olabilir. Diğer taraftan Bulgaristan siyasetinde ırkçı söylemler yoluyla destek arayan ATAKA Partisi’nin varlığı göz önünde bulundurulduğunda, hem Başbakan olarak hem de Avrupai kalkınmayı hedefleyen GERB Partisi lideri olarak Borisov’a çok iş düşüyor...
[1] “Премиерът Бойко Борисов: Продължаваме да подкрепяме реформите в Турция и желанието й за членство в ЕС”, Радио България, 29.01.2010.
[2] “Бойко Борисов: Без партии посредници в отношенията между България и Турция”, Агенция Фокус, 29.01.2010.
[3] “Бойко Борисов и Реджеп Тайп Ердоган са обсъдили въпроса с обезщетенията на тракийските българи”, Агенция Фокус, 29.01.2010.
[4] “Бойко Борисов: Без партии посредници в отношенията между България и Турция”, Агенция Фокус, 29.01.2010.
|