Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Yayınıdır.  
ANASAYFA

|

ENGLISH

|

ANASAYFA YAP

|

REKLAM

12 Mart 2010, Cuma

 
  Usak Gündem
  Bölgeler

Ücretsiz Tam Metin Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi

Ücretsiz Tam Metin Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Dergisi

Balyoz Harekâtı-II: Kabak Çiçeği
  Yorum Yap (0) Yazdır Arkadaşına Gönder
İhsan Bal
29 Ocak 2010, Cuma
ihsanbal@hotmail.com

2003 yılında 1. Ordu Komutanlığı’nda hazırlandığı iddia edilen “Balyoz Harekât Planı”nın gerçek olduğu Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklamalarıyla da ortaya çıkmış bulunmaktadır. Ancak, Fikret Bila’nın Milliyet’teki haberine göre askerin bu kez temkinli olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim planda yer aldığı iddia edilen camilerin bombalanması ve kendi uçağımızın düşürülmesi gibi konulara ilişkin “normalde olmaması gerekir, varsa da bu TSK’yı bağlamaz” şeklindeki açıklama, Genelkurmay’ın bu tür senaryoları baştan reddetmeyip gerçek olması ihtimaline karşı bir ön alma çabası olarak değerlendirilebilir. Anlaşılan o ki Genelkurmay “ıslak imza” ve Poyrazköy’deki silahlarla ilgili yaptığı net açıklamalar sonucunda düşğü zor durumu bu kez tekrarlamak istemiyor.  

İşin ilginç tarafı, bu kadar uç bir senaryonun gerçek olma ihtimalini hesaba katan Genelkurmay’dan gelen açıklamada, sadece 1. Ordu’dan dışarı bilgi sızdırılması ile ilgili soruşturma açıldığı söyleniyor. Anlaşılan bu ve benzeri planlarla ilgili yöntem hep aynı: İspatlanana kadar reddetmek ve sadece sızdırdığından şüphelenilenlere karşı soruşturma açmak. Bu noktada basit bir akıl yürütme yapmakta yarar var. Eğer bunlar bir iddia ise, bu iddiaların araştırılması için savcılara dosyaları ulaştıran ve kamuoyu ile paylaşanlar mı yoksa gizleyenler mi suçlu? Bu bilgilerin herkesçe bilinmesi ve hakikatin ortaya çıkması önemli değil mi? Buna yardımcı olanlar mı, yoksa örtbas edenler mi daha günahkâr? Toplumu ayrıştırma senaryolarını tüm detaylarıyla çalışıp hazmedenler mi, yoksa bu senaryoları deşifre edenler mi vatansever? Bu kafa karıştırıcı soruları bilinen bir Türk hikâyesiyle yanıtlamakta yarar var.

Yol arkadaşı olan ayı, kurt, tilki ve koyun ormanda yollarını kaybederler ve bir süre sonra da acıkmaya başlarlar. Tilki çözüm olarak diğerlerinin yaşaması için birinin feda edilmesi gerektiğini söyler ve “içimizden biri yem olmalı ki diğerlerimiz yaşayabilsin” der. En büyük günahı olanın yem olmasını kararlaştırırlar. Buna göre ayı en büyük günahının bir sığır sürüsünden 7-8 tane sığırı parçalamak ve birini de yemek olduğunu söyler. Tilki bunun üzerine hemen ortaya atılıp “ayı kardeş lafı mı olur, bu da ne ki” der. Sıradaki kurt ise koyun sürüsü içinden 10-15 tane koyunu telef ettiğini söyler söylemez tilki yine “bu da bir şey mi kurt kardeş” der. Tilki de bir kümesi talan ettiğini söyledikten sonra kurt ve ayı, tilkinin kendilerine geçtiği kıyağın hatırına “buna da günah mı diyorsun sen” derler. Sonunda sıra koyuna gelir. Koyun bir günahı olup olmadığını uzunca düşündükten sonra bir gün, bir kabak çiçeğini yemesinin günah olabileceğini düşünerek bunu arkadaşlarıyla paylaşır ve kıyamet kopar. Başta tilki olmak üzere ona destek çıkan kurt ve ayı “vay canına demek bir kabak çiçeğini yedin, bu büyük bir katliamdır. O çiçek kabak olacaktı, kabaktan binlerce tohum ve o tohumlardan da yüz binlerce yeni kabak yetişecek ve insanlığın geleceği kurtulacaktı” diyerek koyunu oracıkta parçalarlar.

Yukarıda anlatılan Türkiye’nin hikâyesidir. Planları yapanların, darbecilerin ve onları usanmadan savunanların ne günahı olabilir ki? Ancak bilgiyi sızdıran en büyük günahkâr olarak tespit edilmiştir ki, Genelkurmay “Balyoz Harekâtı Planı” ile ilgili sadece planı sızdıranın peşine düşş durumdadır. Tüm günah bu bilgileri yayımlayanlar, ciddiye alıp yorum yapanlar, dava açanlar ve yargılama yapanlardadır. Zira “Plan” kapsamında Genelkurmay sadece bilgiyi sızdıranla ilgili soruşturma açtığını açıklamış; bu planı ciddiye alanları ise suçlama yolunu tercih etmiştir.

Muhtemel ki siz de kendinizi en büyük günahkârlardan biri hissediyorsunuzdur. En mutlu ve gururlu kişiler ise bu tür senaryoları hala bir “harp oyunu” olarak anlatma yeteneğini gösterenler olmalıdır. Öyle ya, bunu başarmak bir mucize olmalı ve mucizeler de sıradan insanlara nasip olmaz.

Prof. Dr. İhsan Bal
USAK Güvenlik Ara
ştırmaları Merkezi Başkanı

*Bu yazı ilk olarak 25 Ocak 2010 tarihli Habertürk gazetesinde yayınlanmıştır.

İhsan Bal

29 Ocak 2010, Cuma
 

Yazdır

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayın

 Kullanıcı Yorumları (0)

YORUM YAP

bu köşe yazısı için henüz yorum yapılmamış.

yorum yapmak için tıklayın.

 Yorum
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu:
Adınız:
Yorumunuz:
 
   Yazarın Son 10 Yazısı
Reform Paketi: Seçim Sandığı mı, Mahkeme Koridoru mu?
Sakık'ın İtirafı ve Özgürlükçü Sol İhtiyacı
‘Efendiler’ Demokrasiden Hazzetmiyor
Generallere Soruşturma ve Komplo
Demokratik Açılım: Sanatçının Yüreği
TSK’nın Yeni Güvenlik Doktrini
Beklenti Çok, Yetki Yok
Sevgisiz bir Ülkede Sevgililer Günü
Irak: Öldürmek İçin Sebep Çok, Peki Yaşatmak İçin?
İki Türkiye’nin Hikâyesi
 Tüm liste için lütfen tıklayın
Haber Kategorileri
Türkiye Amerika Avrupa Orta Doğu Orta Asya Kafkasya Bodrum Holidays Balkanlar Dünya Asya-Pasifik Afrika Ekonomi Bilim Teknoloji

Copyright 2009 Usak Stratejik Gündem
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu

Mebusevleri Mah. Ayten Sok. No:21 Tandoğan/Ankara
Tel: 0 312 212 28 86  Faks: 0 312 212 25 84

Sitemiz
Anadolu Ajansı
Abonesidir