Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Yayınıdır.  
ANASAYFA

|

ENGLISH

|

ANASAYFA YAP

|

REKLAM

14 Mart 2010, Pazar

 
  Usak Gündem
  Bölgeler

Ücretsiz Tam Metin Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi

Ücretsiz Tam Metin Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Dergisi

Obama Wall Street’e Karşı: ABD’de Finansal Piyasaların Yeniden Düzenlenmesi Tartışmaları
  Yorum Yap (0) Yazdır Arkadaşına Gönder
Mustafa Kutlay
25 Ocak 2010, Pazartesi
mkutlay@usak.org.tr

Amerikan Başkanı Barack Obama geçtiğimiz hafta bankacılık sisteminin yeni mimarisine ilişkin taslak planını kamuoyu ile paylaştı. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre bundan sonra finansal sistemde aşırı risk birikmesini önlemek için başta bankalar olmak üzere tüm finansal kurumların faaliyet alanları ve büyüklüklerine kısıtlamalar getirilecek.[1]

Taslak plana göre ABD’deki dev yatırım bankaları ile ticari bankalar arasında net ayrım yapılması ve bankaların müşterilerinden topladıkları paralarla kendi adlarına finansal piyasalarda hedge fonlar, girişim fonları gibi araçlara yatırım yapmasına izin verilmemesi öngörülüyor. Bilindiği gibi ticari bankaların yanı sıra, asıl işlevi diğer piyasa aktörlerini ‘finanse’ etmek olan yatırım bankalarının finans piyasalarında denetimi yeterince yapılmayan spekülatif araçlara yatırım yapmaları ve daha çok getiri elde etmek için aşırı risk almaları finansal krizin tetikleyicilerinden olmuştu.

Yeni düzenlemelerle, finansal kurumların aşırı risk almamasının ve sistemin daha az karmaşık hale getirilmesinin hedeflendiği söylenebilir. Zira son krizde bir kez daha görülmüştür ki aynı anda hem geleneksel bankacılık yapan hem de diğer finansal faaliyetleri bünyesine katan ‘finans devleri’, iflas etmeleri durumunda tüm sistemi iflasın eşiğine getirebilmektedir. Kötü yönetim ve aşırı kar hırsı yüzünden batma noktasına gelen dev finansal kuruluşların sistemik riske sebep olmaması için kurtarılması görevi de ister istemez devlete düşmektedir. Yani, ‘batmak için çok büyük’ (too big to fail) olan bu finans kurumlarındaki yönetici hatalarının bedeli bir şekilde vergi mükelleflerine ödetilmektedir. Oysa işler yolunda giderken büyük kazançlar (primler) elde eden bankacıların gelirlerini halkla paylaşması gibi bir durum söz konusu değildir.

 “Tiksindirici Karlar” Devri Sona mı Eriyor?  

Vergi mükelleflerinin kötü yönetilen şirketleri kurtarmak zorunda olmadığına inanan Obama, bir manada finans kuruluşlarının en fazla ‘battığında sistemi sarsmayacak kadar büyük’ hale getirilmesi konusunda ekonomi kurmayları ile birlikte düğmeye basmıştır. Üst düzey finansal yöneticilerin “tiksindirici karlar” peşinde koştukları için halkın tasarruflarını riske attıklarını iddia eden Başkan Obama, 21 Ocak’ta şunları dile getirmiştir;

“Her ne kadar finansal sistemin bugünkü durumu bir yıl öncesine nazaran daha güçlü bir görünüm arz etse de, sistem kendisini çöküşün eşiğine getiren o günkü kuralların tıpatıp aynıları ile çalışmaktadır. Sistemin reforma tabi tutulması yönündeki düşüncem, reforma karşı çıkan kuruluşların eski uygulamalara geri döndüklerini; küçük işletmelere kredi veremeyeceklerini, kredi kartı faizlerini düşüremeyeceklerini ve vergi mükelleflerinden aldıkları yardımları geri ödeyemeyeceklerini iddia eden yine aynı kurumların rekor karlar yazdıklarını görmemle birlikte daha da kuvvetlenmiştir. [Finansal] reformu tam da bu tarz bir sorumsuzluk gerekli kılmaktadır.”[2]  

Yukarıdaki açıklamada reforma karşı çıkan finans kuruluşlarının “sorumsuz davranışlarını” tasvip etmediğini, tam tersine dolaylı yoldan bu kurumlarla “savaşmaya hazır” olduğunu ima eden Obama’nın reform planının detayları henüz kamuoyu ile paylaşılmış değil. Dolayısıyla, sistem içindeki finansal kurumların büyüklüklerine ilişkin yeni kısıtlamalar getirileceğini ve sistemin hesapsız risk almayı teşvik eden opak yapısının daha basit ve denetlenebilir kılınmaya çalışılacağını bilmekle birlikte, reformların ne kadar derine gideceği konusunda soru işaretleri bulunmaktadır.

Ancak sembolik açıdan önemli bir eşiğin aşıldığını söylemek mümkündür. Zira Obama, yukarıdaki açıklamaları ile serbest piyasanın erdemine inanan ve piyasaların devlet denetimine tabi tutulmasına şiddetle karşı çıkan Wall Street lobisine meydan okumuştur. Peki, bu ‘meydan okuma’ bundan sonrası için ne anlama gelmektedir?     

 

Lobi Savaşlarında Yeni Perde

Bundan sonraki süreçte meşhur ‘lobi savaşlarının’ bir diğerinin yaşanacağını tahmin etmek zor değil. Her kapsamlı reformda olduğu gibi birileri kaybederken diğerleri kazanacaktır. Açıktır ki mevcut düzende kazananlar sistemin değişmesine karşı direnecekler. Uzunca bir süreden beri sistemin içine ‘yerleşik olan’ ve Wall Street lobisi olarak adlandırılabilecek serbest piyasacı ve düzenleme karşıtı kesimin mevcut sistemin mümkün olduğu kadar az değişikliğe uğratılması konusunda çaba sarf edeceklerini beklemek yerinde olacaktır. Ancak bu kesim karşısında, büyük kayıplara uğrayan, mevcut sistemde ‘kimin ne kazandığını’ sorgulayan, daha şeffaf ve denetime açık bir sisteme geçilmesini isteyen karşı bir güç odağının da ortaya çıkmaya başladığı görülmektedir. Önümüzdeki günlerde hangi kesimin ekonomi politikalarını daha fazla etkileyeceği, Obama “savaşmaya hazırım” demiş olsa bile, halen daha muğlâklığını korumaktadır. Ancak finansal krizin ortaya çıkardığı konjonktürel yapı ve serbest piyasa felsefesinin uğradığı entelektüel çöküntü Wall Street lobisinin işinin bu kez oldukça zor olduğunu düşündürmektedir.  

 

Mustafa Kutlay     

25 Ocak 2010

 

 



[1] “President Obama Calls for New Restrictions on Size and Scope of Financial Institutions to Rein in Excesses and Protect Taxpayers”, The White House Office of the Press Secretary, <http://www.whitehouse.gov/the-press-office/president-obama-calls-new-restrictions-size-and-scope-financial-institutions-rein-e>, (erişim tarihi,

24 Ocak 2010).

[2]President Obama Calls for…”

Mustafa Kutlay
25 Ocak 2010, Pazartesi
 

Yazdır

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayın

 Kullanıcı Yorumları (0)

YORUM YAP

bu köşe yazısı için henüz yorum yapılmamış.

yorum yapmak için tıklayın.

 Yorum
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu:
Adınız:
Yorumunuz:
 
   Yazarın Son 10 Yazısı
‘Zor Durumdaki Komşu’: İflasın Eşiğindeki Yunanistan Ekonomisi
Türkiye-AB İlişkilerinde ‘Gönülsüz Denge’ ve Alman-Fransız Ekseninin ‘Güç Paradoksu’
Kıbrıs Sorunu: Türkiye-AB İlişkilerinde Gordion Düğümü (mü)?
G–20 Pittsburgh Zirvesi: Küresel Ekonomik Dengelerde Değişime Doğru (mu?)
Türkiye Üzerine Bağımsız Komisyon Raporu’nun Düşündürdükleri
İsveç’in AB Dönem Başkanlığı ve Türkiye için Önemi
Küresel Finansal Kriz: Kapitalizmin Krizi mi, Kapitalist Sistem İçinde bir Kriz mi?
Avrupa Bütünleşmesi’nin Düğümü ve Almanya’nın Liderlik Sınavı
Finansal Kriz, Doğu Avrupa Ülkeleri ve AB Bütünleşmesi: “El Atına Binen Tez mi İner?”
Uluslararası Siyasi İktisatta "Yeni Diplomasi" ve Türkiye-AB İlişkileri
 Tüm liste için lütfen tıklayın
Haber Kategorileri
Türkiye Amerika Avrupa Orta Doğu Orta Asya Kafkasya Bodrum Holidays Balkanlar Dünya Asya-Pasifik Afrika Ekonomi Bilim Teknoloji

Copyright 2009 Usak Stratejik Gündem
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu

Mebusevleri Mah. Ayten Sok. No:21 Tandoğan/Ankara
Tel: 0 312 212 28 86  Faks: 0 312 212 25 84

Sitemiz
Anadolu Ajansı
Abonesidir