Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Yayınıdır.  
ANASAYFA

|

ENGLISH

|

ANASAYFA YAP

|

REKLAM

3 Eylül 2010, Cuma

 
  Usak Gündem
  Bölgeler

Ücretsiz Tam Metin Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi

Ücretsiz Tam Metin Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Dergisi

Balyoz Harekâtı-I: İç Düşman Nedir?
  Yorum Yap (1) Yazdır Arkadaşına Gönder
İhsan Bal
22 Ocak 2010, Cuma
ihsanbal@hotmail.com

Daha önceki bir yazımda, iç düşman konseptiyle hareket eden bir ordunun tartışılmaya ve kan kaybetmeye başlayacağını; bu yüzden de gerçek görevini yapamaz hale geleceğini söylemiştim. Belki bugün korkulan başımıza geliyor. Birçok kişi Taraf gazetesindeki Balyoz Güvenlik Harekâtı Planı’nı “acaba bu kadar da olabilir mi” şaşkınlığıyla değerlendirirken, planın altında imzası olduğu iddia edilen Orgeneral Çetin Doğan, T24 haber sitesinde “iç tehdit olarak değerlendirilen bölücü ve irticai gelişmelerin (emniyet ve asayiş) planları çerçevesinde elbette ele alındığı”  açıklamasıyla plana sahip çıkıyor. “İç tehdide karşı koruma görevi kapsamında TSK’nin her kademesinde elbette planları vardır… İç tehdit sadece bölücü tehdidi değil, irticai tehdidi de kapsar” diyor.

5000 sayfayı bulan, kutsal yerlerin bombalanmasından, görevden alınacak belediye başkanlarına ve kapsamlı gözaltıların gerçekleştirilmesine kadar teferruatlandırılmış bir senaryo iddiası var. Doğan’ın, mezkûr planı genel anlamda kabul edip üstlendiği ilk açıklamasında ortaya çıkmaktadır. Ancak teferruatlarla ilgili, özellikle kutsal mekânların bombalanması veya kontrollü gerilimle kendi uçağımızın düşürülmesi gibi konularda itirazları olduğu anlaşılmaktadır. Bunlar zamanla ortaya çıkacaktır.

Bu aşamada tartışılması gereken konu, düşmanla nasıl mücadele edileceğidir. Eğer bir düşmandan bahsediyorsak, bu en kısa sürede etkisiz hale getirilmesi gereken bir varlıktır. Bu varlığın direncinin kırılması ve psikolojik olarak çökertilmesi gerekir. Düşmana karşı mücadelede suikast, sabotaj gibi örtülü operasyonlar planlı ve gizli bir şekilde gerçekleştirilmeye çalışılır. Hatta sadece örtülü operasyonlar değil, aynı zamanda psikolojik harp kapsamında asimetrik propaganda savaşı da yapılır. Düşmanın ne kadar ‘şeytani’ ve ‘yok edilesi’ olduğu topluma anlatılır. Düşmanla mücadelede birleştirme, kucaklama, müzakere değil; ayrıştırma, teslim alma, yok etme gibi stratejiler benimsenir. Çünkü düşman bizim temel varlığımıza karşı en büyük tehdittir; onu mümkün olan en kısa sürede tüm imkân ve kabiliyetlerimizi kullanarak etkisiz hale getirmemiz ve yok etmemiz gerekir. Ondan gelen tehdit sürdüğü müddetçe gözümüze uyku girmez. Özetlersek, ana fikir şudur: Düşman saldırmadan önce her türlü senaryoyla onu etkisiz hale getirmek orduların görevidir.  

Balyoz Güvenlik Harekâtı Planı’ndaki feci durum, yukarıda ifade edilen düşmanın ülke içerisinde aranıyor olmasıdır. Eğer ülke içinde bir düşmanla ve buna bağlı bir tehditle mücadele ediyorsanız, bu durumda düşmanla savaş gereği bir kısım senaryoları reddetmeniz çok da anlamlı olmayacaktır. Hatta bu düşman, çok esnek bir tanımlamayla “bölücü” ya da “irticai” ise ve hatta %47 oy almış bir partiyi de kapsıyorsa, dehşet bir durumla karşı karşıyayız demektir. Bir ülkenin yarısı nasıl düşman olarak tanımlanıp da mücadeleye konu edilebilir? Tabii ki bu sorunun cevabı önümüzdeki günlerde, planı bir şekliyle üstlenen Eski Orgeneral Çetin Doğan tarafından verilmek durumundadır.

Türkiye’nin bir an önce güvenlik paradigmasını değiştirmesi gerekiyor. Yoksa içerideki düşmanların peşine düşen bir ordunun dışarıdaki düşmanları gözden kaçırması an meselesidir. Dışşmanlarına karşı donanımlı olması gereken bir ordunun zihnini iç düşman senaryolarıyla meşgul etmesi sadece orduyu tartışılır kılmaz; aynı zamanda ülkenin nirengi noktası olan ordumuzun olası bir düşman saldırısı karşısında hazırlıksız yakalanması da kaçınılmaz hale gelir. İçeride suçlular, dışarıda ise düşmanlar vardır. Ordular savunur, savaş yapar; kolluk kuvvetleriyse iç hukuk çerçevesinde polislik yöntemleriyle, insan haklarına uygun bir şekilde suç işleyenleri adalete teslim eder. İç güvenliğin temel doktrini ayrıştırma, psikolojik harp, örtülü operasyonlar değil, birleştirme, halkla ilişkiler, saydamlık, davranış odaklılıktır. Bunu bir an önce ülkece anlamak zorundayız.  

Prof. Dr. İhsan Bal

USAK Güvenlik Ara
ştırmaları Merkezi Başkanı

*Bu yazı ilk olarak 22 Ocak 2010 tarihli Habertürk gazetesinde yayınlanmıştır.

İhsan Bal

22 Ocak 2010, Cuma
 

Yazdır

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayın

 Kullanıcı Yorumları (1)

YORUM YAP

 Taha ASLAN   29 Ocak 2010, Cuma 1:54:36 AM  tarihinde yazmış
sayın hocamın söylediklerinin doğruluğu su götürmez ancak hem sayın Bal'a hem de kamuoyuna hatırlatılması gereken bir hususu ifade etmek de yarar mülahaza ediyorum. Balyoz şeklinde adlandırılan planda yer alan iç düşman kavramı üzerinde biraz düşünelim. herhangi bir strateji kitabında yer alan bilgilere göre savaş ya da harp, klasik usüllerin yanında gayrinizami şekillerle de yapılabilmektedir. iki ülke savaşırken, örneğin Türkiye-Yunanistan, Türkiye'nin Ege bölgesi harekat alanı olarak adlandırılır. harekat alanı dışında kalan, ülkenin diğer kısımları ise geri bölge olarak ifade edilir. harekat alanında klasik harp sürerken, geri bölge denilen alanlarda gayrinizami harp yöntemleri ile kaos çıkarılmaya çalışılır. savaşan taraflar klasik harbi destekleyecek şekilde gayrinizami harp yöntemlerine başvururlar. gayrinizami harp, kamuoyunda bilinenin aksine, terör ve sair yapılardan bambaşka bir görünüme haizdir. GNH, düşmanın iç cephesine yönelik çabalardır. bu bağlamda, yukarıda ifade edilen iç düşman tabiri, gayrinizami harbe maruz kalan bir ülkede kaos ortaya çıkaran ekipler anlamında değerlendirsek, acaba yanlış mı olur ?

muhabbet ve hürmetle

yorum yapmak için tıklayın.

 Yorum
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu:
Adınız:
Yorumunuz:
 
   Yazarın Son 10 Yazısı
Referandum, BDP ve Korku Duvarı
Türkiye’nin Demokrasi Yürüyüşü
Eksen Kayması mı, Özgüven Patlaması mı?
TESEV’in Bulgularıyla Eksen Kayması
Zaman Çöküşü
Türkiye Nereye Koşuyor?
İsrail-Türkiye Hattında Neler Oluyor?
İskenderun’da Üs Komutanlığı’na Saldırı: PKK mı İsrail mi?
Diyarbakır’da Sempozyum: Bunlar Bizim Çocuklarımız
Evde Uykusuz ve Korkulu Geceler
 Tüm liste için lütfen tıklayın
Haber Kategorileri
Türkiye Amerika Avrupa Orta Doğu Orta Asya Kafkasya Bodrum Holidays Balkanlar Dünya Asya-Pasifik Afrika Ekonomi Bilim Teknoloji

Copyright 2009 Usak Stratejik Gündem
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu

Mebusevleri Mah. Ayten Sok. No:21 Tandoğan/Ankara
Tel: 0 312 212 28 86  Faks: 0 312 212 25 84

Sitemiz
Anadolu Ajansı
Abonesidir