Mehmet Hasgüler 22 Ocak 2010, Cuma mehmethasguler@hotmail.com
Kıbrıs’ta sivil toplum konusunu tartışmalı ve bu konudaki eksiklikleri sıkılmadan ortaya sermeliyiz. Kanaatimce sivil toplum adına hareket eden projeci uzman kuruluşları sivilleşme arayışlarından ayrı bir kulvara koymak önemli bir ayrım noktası olacaktır.
AB Kimi Destekler, Niçin Destekler?
Bazen öyle projeler yazılıyor ve destekleniyor ki insan gerçekten şaşırıyor! İnsan, tarafsız bir göz ile bakınca AB yetkililerinin bu projelere verdiği desteğin kriterleriyle ilgili ciddi şüpheye düşmektedir. Dahası, AB sanki projelere destek değil de ülkenin içinde beşinci kol faaliyeti yapan insanlara mali katkı koyuyor gibi…
İhale Usulü Sivil Toplum Örgütlenmesi
KKTC’deki geleneksel anlamdaki sivil toplum örgütlerinin belli bir yerden sonra kimlik sorunu yaşamaya başlamasının aslında temel sebepleri arasında siyasal alandaki kaymalar olduğu kadar öbür yanda da bu tip projeci sivil toplum örgütlerinin ortaya çıkışını da aramak mümkündür. Önce bir proje yaz, sonra projeye referans bul, sonra da o projeye finansal destek yarat ve böylece projenin torunu olarak kendi sivil toplum örgütünü kur! İşte dünyanın her yerinde ve bu arada Kıbrıs’ta da adeta projeler ihaleye çıkıyor ve ihale usulü çalışan sivil toplum örgütleri hayatımıza giriyor!
Sivilleşme ve Sivil Toplum Örgütleri
Sivilleşme ve sivil toplum örgütleri konusu aslında ciddi olarak farklı iki alandır. Daha açık bir ifade ile projelerin ürünü sivil toplum örgütlerinin kurulması ile doğrudan militarizmi referans alan sivilleşme farklı konulardır. Dahası bu günkü halleri ile sivil toplum örgütleri sivilleşmeye katkı yapmaktan uzak bir formattadır.
Kapitalist Düzende bir Sektör Olarak Sivil Toplum
Projeler üzerinden kurgulanan sivil toplum örgütlerinin ne demokratik kitle örgütü olgusu ile, ne de demokratik katılım gibi kavramlarla uzaktan yakından alakası yoktur. Bu sivil toplum örgütleri aslında modern anlamda bir işletmecilik koludur ve bir sektördür. Bunu adlandırmak onu küçümsemek değil onunla ilgili tartışmaları gerçek konumuna oturtmaktır. Sivil toplum örgütleri piyasa ekonomisi içinde bir girişimcilik sektörüdür. Hatta bunlar için bazıları Üçüncü Sektör bile demektedirler. Turizm, eğitim nasıl birer sektörse sivil toplum örgütleri de bir sektördür ve sivilleşme veya demokratikleşme konularıyla uzaktan yakından alakası yoktur.
Sivilleşme ile Sivil Toplum Örgütleri Arasında Asimetrik Farklılık
Sol düşünce açısından sivil toplum örgütleriyle sivilleşme arasında asimetrik farklılık vardır. Birincisi finansal bir sahadır. İkincisi ise doğrudan militarist bir devlet yapısından sıyrılma meselesidir. İkincisine dokunmadan birincisi ömür boyu saadet içinde yaşayabilir. Arpalıklar boy attığı sürece!
Yumuşak Güce Dikkat!
İşte, Batı emperyalizmin değişen yüzü ile bazı yandaşlara arpalık yaratma arasındaki simboyotik ilişki dikkate alındığında, aslında toplumu tabandan başlayarak demokratikleşme gibi son derece masum hatta kutsal bir görevi üstlenmiş gibi görünen bazı sivil toplum örgütlerin aslında post koloniyal yenidünya düzeninin yeni sömürgecilik anlayışının ajendaları haline dönüşmeleri gibi acı bir gerçekle karşılaşmak işten bile değildir! Unutulmamalıdır ki, modern emperyalizm silahlı kaba kuvvetin yanında ve hatta kaba güçten daha fazla batı yaşam modelini empoze ederek toplumun içselleştirmesine dayanan “yumuşak güç” kullanımını devreye sokmuştur. Burada sorulması gereken acil ve hayati soru ise sivil toplum örgütlerinin rolü ile alakalıdır. Gerçekten, sivil toplum örgütleri üzerinden pompalanan milyonlarca Euro, acaba Kıbrıs’ta barışa ne kadar katkı yapmıştır?