Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Yayınıdır.  
ANASAYFA

|

ENGLISH

|

ANASAYFA YAP

|

REKLAM

3 Eylül 2010, Cuma

 
  Usak Gündem
  Bölgeler

Ücretsiz Tam Metin Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi

Ücretsiz Tam Metin Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Dergisi

Ermenistan Anayasa Mahkemesi ve Protokoller
  Yorum Yap (0) Yazdır Arkadaşına Gönder
Sedat Laçiner
20 Ocak 2010, Çarşamba
slaciner@gmail.com
Ermenistan’da yasalaşma süreci Türkiye’dekinden biraz farklı. Antlaşma ve yasa önerileri Meclis kararından sonra değil, öncesinde Anayasa Mahkemesi’ne geliyor ve burada anayasaya uygunlukları yönünden inceleniyor. 10 Ekim 2009 günü İsviçre’nin Zürih şehrinde imzalanan Türkiye-Ermenistan Protokolleri de öncelikle Anayasa Mahkemesi’nin önüne geldi. Mahkeme’nin kararı merakla bekleniyordu ve mahkeme 12 Ocak 2010’da kararını açıkladı. Kararı okuyan mahkeme başkanı Gagik Harutiunian (Harutiyan) protokolleri Ermenistan Anayasası’na uygun bulduklarını açıklarken, gerekçeli kararında protokollerin yürürlüğe girmesini sözde soykırımın tanınması şartına bağladı.

Kararda Bağımsızlık Bildirgesi’nin 11. maddesine atıfta bulunuldu. Malum bu bildirgede Türkiye’nin doğusu Batı Ermenistan olarak geçiyor. Karar ayrıca protokollerle Karabağ sorununda Ermenistan’ın herhangi bir yükümlülük altına giremeyeceğini de öngörüyor. Karara bakarsanız protokollerde öngörülen komitenin 1915 olaylarını tartışması da mümkün olamayacak.  Dahası mahkeme sınırların tanınması konusunda da akla ziyan bir yaklaşım içinde, mahkemeye sorarsanız protokollerde beliritlen sınırların tanınması ilkesi ancak 1990 sonrasındaki sınırlar için esas alınabilecek. Ermeni mahkemesi aklınca Büyük ermenistan hayalini devam ettiriyor, Türkiye'nin yarıya yakını Ermenistan'dır ve bir gün mutlaka 'bağımsız Ermenistan'a katılmalıdır demeye getiriyor.

Mahkeme Türkiye ile ilişkiler bir yana adeta Karabağ sorununda da hükümete sınırlarını çiziyor. Mahkemenin kararı kesin ve karara karşı temyiz imkânı yok.
 
Bu kararla birlikte Ermenistan Meclisi’nde protokolleri onaylama sürecinin yolunun açıldığı, Meclis’te sürecin başlaması halinde onaylamanın da sorunsuz bir şekilde yapılabileceği belirtiliyor. Ancak Erivan’da genel kanaat konuyu Türkiye TBMM’de tartışmaya açmadıkça Ermeni Meclisi’nde de tartışmaya açmamak yönünde.
 
Anayasa Mahkemesi’nin kararı hem Ankara’yı kızdırdı, hem de Taşnakları:
 
Ankara kızgın, çünkü mahkeme kararında Bağımsızlık Bildirgesi’ne atıfta bulunuyor ve Ermeni iddialarının tanınmasını bir önşart gibi öne sürüyor. Türk Dışişleri'nin karar sonrasında apar topar yaptığı açıklamada “Söz konusu kararda, Protokoller’in lafzına ve ruhuna aykırı önkoşullar ve kısıtlayıcı hükümlerin zikredildiği tespit edilmiştir. Bu yaklaşım tarafımızdan kabul edilemez” deniyor. Ayrıca Bakan Davutoğlu da Ermenistan Dışişleri Bakanı Nalbantyan'ı telefonla aradı ve Ermenistan'ı protokollere bağlı kolması konusunda uyardı. Bakan Davutoğlu'na göre Ermenistan Anayasa Mahkemesi'nin kararından sonra Erivan'ın duruma açıklık getirmesi gerekiyor.

Başbakan Erdoğan ise Ermenistan Anayasa Mahkemesi'nin Türk-Ermeni protokolüyle ilgili kararına yönelik olarak o esnada bulunduğu Cidde'de yaptığı açıklamada, “Ermenistan Anayasa mahkemesinin verdiği kararın gerekçesinde, temel ilke olarak asla kabul edilemeyecek bir yaklaşım tarzı var... Biz bu metni hemen parlamentomuza gönderdik, herhangi bir kurumu aracı olarak sokmadık. Cümleler arasında operasyon da yapmadık. Aynen gönderdik ve biz orada samimiyet gösterdik. Şu anda Ermenistan, metnin üzerinde operasyon yapmaya kalkıştı. Bunun tabii düzeltilmesi lazım, bu düzeltilmedikten sonra süreç zedelenmiş olur. Kaldı ki Ermenistan-Azerbaycan arasındaki ilişkiyi bu işin dışında tutmak gibi bir lüksümüz de yok” derken mahkeme kararının değişmemesi halinde sürecin tıkanacağının da altını çizdi.

Ankara bu kızgınlığında haklı, çünkü protokollerin müzakerelerinde iki taraf da soykırım tartışmalarına girmedi. Bu konu adeta görmezden gelindi ve öncelikle ilişkilerin üzerinde geliştirilebileceği ve bu hassas konu da dâhil her konunun görüşülebileceği bir iklim yaratılmaya çalışıldı. Protokolleri okuyan herkes görür ki eğer kapılar açılır, ilişkiler normalleşir, ilgili komite, komisyon, alt komite vs. tarzı diyalog ve işbirliği altyapısı tesis edilirse bundan sonra hassas konuları görüşmenin daha kolay olacağı mantığı burada vardır. Nitekim protokollerde iki tarafın üzerinde anlaşamadığı tarihi konulardan da bahsediliyor ve bunun için bir alt komite bile öngörülüyor. Hal böyle iken protokollerin ruhunu görmezden gelip bir de ön şart çıkarmak pişmiş aşa soğuk su dökmek anlamına geliyor. Eğer mahkemenin önşartları Ermenistan Meclis'inde önşarta/çekinceye dönüşürse protokoller adeta Ermenistan’ın arka kapıdan dolanma aracı haline gelir.

Eğer iki taraf da soykırım ithamlarını daha yolun başında görüşmeye, hatta bu iddiaları kabul etmeye hazır olsalardı bu protokollere ne gerek vardı ki?

Ermenistan Anayasa Mahkemesi adeta “önce sorunlarınızı çözün de ondan sonra sorunlarınızı kolaylaştıracak bu protokolleri onaylayın” diyor. Başka bir ifadeyle karar protokollerin ne ruhunu ne de lafzını gözetmeyen bir karar. Belli ki Ermeni devletinin de derinlerinde bir yapılanma var.

***
 
Mahkeme’nin kararı sadece Türkiye’yi değil, Taşnakları da rahatsız etti. Protokollere daha en başından karşı çıkan Taşnaklar protokolleri muhalefet yapmak için iyi bir malzeme olarak gördü ve bu ‘malzeme’yi bugüne kadar da hoyratça kullandı. Sokak gösterileri yapıyorlar, demeçler veriyorlar, Türk bayrağı yakıyorlar, yönetimi ve mahkemeyi tehdit ediyorlar ve daha neler neler. Onların ön şartı ise sadece soykırım iddialarının Türkiye tarafından tanınması değil. Taşnaklar tanınmaya ek olarak tazminat da istiyorlar. Kurban yakınlarına para, Ermenistan’a ise toprak istiyorlar. Onlara göre bugünkü Doğu Anadolu, Çukurova ve Karadeniz’e uzanan hat Ermenistan ülkesi. Taşnaklar Ermenistan Anayasası’nın (Bağımsızlık Bildirgesi ile) Ermeni devletine bu büyük Ermeni ülkesini yeniden eline geçirme görevini verdiğini, protokollerin ise sınırları şartsız olarak tanıyarak bu göreve ihanet anlamına geldiğini belirtiyorlar. Bu nedenle protokolleri bir tür taviz olarak görüyor ve büyük bir kızgınlıkla Sarkisyan Yönetimi’ne saldırıyorlar. Mahkeme kararını açıklarken de dışarıda Taşnaklar karar aleyhine gösteri yapıyorlardı. Belli ki mahkeme kararı da onları tatmin etmemiş, onaylama sürecinin devam ediyor olması onları kızdırmaya yetmişti. Taşnakların mahkemeden beklentisi protokollerin en azından kısmen de olsa anayasaya aykırı olduğunun belirtilmesiydi. Taşnaklar protokollerin ön şartsız onaylanması halinde Ermenistan’da rejim değişikliğinin olabileceğini dahi açıkça söyleyebiliyorlar.[1]
 
Muhalefete göre Anayasa Mahkemesi Sarkisyan’ın kuklası ve o ne derse o yönde karar alabiliyorlar. Buna rağmen Taşnaklar Sarkisyan’dan mahkeme kararının ardından protokolleri Ermenistan’ın çekincelerini ekleyerek Meclis’e göndermesini istiyorlar. Ancak Sarkisyan’ın partisi protokollere şartlar eklemenin doğru olmayacağını, önşartlar koşma konusunda Ermenistan’ın Türkiye’yi suçlarken böyle bir yola gitmesinin yanlış anlaşılabileceğini düşünüyor. Ayrıca Sarkisyan tarafı protokolleri Meclis’e taşımada acele edilmemesini, bu aşamada önce Türkiye’den adım atmasını beklemenin daha uygun olacağını da düşünüyor. Bu yaklaşımın dayandığı temel varsayım ise "biz ilk adımı attık, şimdi sıra Türkiye'de" düşüncesi. Oysa ki Türkiye hiç de böyle düşünmüyor. Tam tersine Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'na göre Türkiye süreçte Ermenistan'dan bir hayli ileride, çünkü Ermeni tarafı henüz protokolleri meclisin kapısından dahi sokmamışken, Türkiye tüm gerekli işlemleri yapmış, protokolleri meclis görüşmesine/onayına hazır hale getirmiş durumda. Doğrusu nereden baktığınıza göre değişir. Hassas bir denge oyunu oynanıyor burada. Kim önce geçirecek önemli. Çünkü ilk geçirenin karşılaşacağı zorluklar var. Bir şeyler almadan bir şeyler vermek korkusu da var elbette. Tabii ki bir taraf protokolleri onayladıktan sonra diğernin onaylamaması da onaylamayan üzerinde başka türlü baskılara neden olabilecek.

***
 
Elbette Ermenistan’daki tek muhalif grup Taşnaklar değil. Örneğin Ermeni Ulusal Kongresi de (HAK) protokollere karşı. Onlara göre sadece Anayasa Mahkemesi değil Taşnaklar da Sarkisyan’ın kuklası. HAK’a göre ortada oynanan bir orta oyunu ve herkes rolünü oynuyor. Aynı şekilde Zharangutyun partisi de mahkeme kararını Başkan’ın isteğine göre alınmış bir karar olarak görüyor.
 
***
 
Diğer taraftan Türkiye bu konuda taviz olarak algılanan pek çok adımı zaten attığını düşünüyor. Azerbaycan’ı kırma pahasına atılan adımlardan sonuç alınamazsa sürecin Türkiye açısından faydalı bir yanı kalmayacak. Türkiye aslında protokollerden ziyadesiyle memnun, sanki her satırını Türk diplomatlar yazmış gibi duruyor. Sınırlar tanınıyor, tarihi konular komisyonlara gidiyor, diyalog ve işbirliği başlıyor ve diğer avantajlar. Şimdi Anayasa mahkemesi hem soykırım iddialarını, hem de Karabağ’da tıkanıklığı yeniden hortlatmış oldu. Ermenistan Türkiye’yi önşartlar öne sürmekle suçlarken kendisi en ağır önşartları masaya sürmüş oldu.
 
Protokollerde bir zaman sınırlaması yok. Ancak 24 Nisan kritik bir dönemeç olarak görülüyor. Özellikle Amerikalılar için bu tarih önemli. Çünkü 24 Nisan’da ABD başkanı bildik konuşmasını yapacak. Barack Obama geçmişteki hiçbir ABD başkanının yapmadığı kadar bu meseleye angaje oldu. Soykırım kelimesini kullanma sözünü verdi. Şimdi sözünü ertelemesi için birtakım olumlu gelişmeye ihtiyacı var. Diğer taraftan 24 Nisan Ermenistan için de önemli. Diaspora’da bazı grupların yoğun baskısı altında Erivan’ın meseleyi sürüncemede bırakmaya tahammülü yok. Üzerindeki ağır yükü Türklerin üzerine her an atabilirler. 24 Nisan pek çok Ermeni için en kutsal gün. Bu nedenle o gün öncesinde ve sonrasında tribünlere oynayacak Ermenilerin sayısı bir hayli fazla olacak. Bu kervana Ermenistan devleti de katılır ise süreç çok ağır bir yara alabilir. Son olarak Türk Dışişleri de 24 Nisan’ı önemsiyor. Türkiye ile Ermenistan arasında devam eden bir süreç olduğu sürece üçüncü tarafların bu meseleye karışmakta zorlanacağını düşünüyorlar ki bunda çok haklılar. Kısacası 24 Nisan yaklaştıkça Ermeni sorunu cephesindeki adımlar hızlanıyor. Tüm gözler TBMM’ye dönüyor. Ermeniler de Amerikalılar da önce TBMM’nin protokolleri onaylamasını bekliyorlar. Elbette Ruslar da perde gerisinden Meclis onayının geçmesi için can atıyorlar. Rusların bu denklemdeki beklentisi müttefikleri Ermenistan’ın ekonomik olarak rahatlaması,  Türkiye’ye kızan Azerbaycan’ın bir adım daha Rusya’ya yaklaşması, Gürcistan’ın ise yalnızlaşarak zamanla Moskova’nın kucağına düşmesi. Anlayacağınız oyun içinde oyun var.

Türkiye Ne Yapmalı?

Bazıları bu şartlar altında TBMM'deki protokollerin hemen geri çekilmesi gerektiğini söylüyor. Bu aşamada henüz buna gerek yok. Dahası böyle bir adım Türkiye üzerinde gereksiz baskı ve tepkilere yol açacaktır. Protokollerin TBMM'de beklemesinde bir sorun yok. Eğer zorda kalınırsa protokoller onaylanabilir de. Fakat bir şartla, eğer Ermeni tarafı protokolleri tanınamayacak hale getiriyorsa bu durum öncelikle uluslararası kamuoyunda güçlü bir şekilde anlatılmalıdır. İkinci olarak TBMM'den protokolleri Karabağ sorununa, sınırların kayıtsız şartsız tanınmasına ve tarafların birbirlerine karşı hiçbir gerekçeyle düşmanca kampanyalar yürütmemesi şartlarına bağlayan bir onay çıkarılabilir. Aksi takdirde bu aşamada tek taraflı olarak protokolleri TBMM'den çekmek Türkiye'ye fayda değil, zarar verebilir.


[1] Ruzanna Stepanian, ‘Dashnaks Again Threaten Regime Change’, Azatutyun, 13 January 2010.



 

Sedat Laciner
20 Ocak 2010, Çarşamba
 

Yazdır

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayın

 Kullanıcı Yorumları (0)

YORUM YAP

bu köşe yazısı için henüz yorum yapılmamış.

yorum yapmak için tıklayın.

 Yorum
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu:
Adınız:
Yorumunuz:
 
   Yazarın Son 10 Yazısı
Türk Amerikan İlişkileri: Kriz Geliyorum Diyor
PKK ve Referandum
ABD, Türkiye'ye Ültimatom mu Verdi?
Ergenekon ve Balyoz’un Kaderini Referandum Çizecek
Osmanlı'nın Ekseni
YAŞ Kararları: Yargı-TSK-Hükümet
Referandum: Muhalefetin Hayır Gerekçeleri
Özel Hudut Birlikleri
Demokratik Açılımda Muhatap Sorunu
Demokratik Açılım İçin Kendisini Koruyabilen Bir Devlet Gerekir
 Tüm liste için lütfen tıklayın
Haber Kategorileri
Türkiye Amerika Avrupa Orta Doğu Orta Asya Kafkasya Bodrum Holidays Balkanlar Dünya Asya-Pasifik Afrika Ekonomi Bilim Teknoloji

Copyright 2009 Usak Stratejik Gündem
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu

Mebusevleri Mah. Ayten Sok. No:21 Tandoğan/Ankara
Tel: 0 312 212 28 86  Faks: 0 312 212 25 84

Sitemiz
Anadolu Ajansı
Abonesidir