Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Yayınıdır.  
ANASAYFA

|

ENGLISH

|

ANASAYFA YAP

|

REKLAM

15 Mart 2010, Pazartesi

 
  Usak Gündem
  Bölgeler

Ücretsiz Tam Metin Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi

Ücretsiz Tam Metin Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Dergisi

İsrail ve Türk Dizileri
  Yorum Yap (6) Yazdır Arkadaşına Gönder
Sedat Laçiner
18 Ocak 2010, Pazartesi
slaciner@gmail.com
Türk televizyon dizileri Arap dünyasında da, İsrail’de de ortalığı kasıp kavuruyor. Ancak bir farkla, Araplar her akşam Türk dizileri için evlerine koşup nefes bile almadan Türk aktör ve aktristleri izlerken İsrail’de dizilerine en büyük müdavimi Dışişleri Bakanlığı ve Türkiye karşıtı gruplar. Araplar Türk dizilerini çerez yiyerek, kola içerek izlerken, İsrailli yetkililer dizileri tırnak yiyerek izliyorlar.

İsrail’i çileden çıkaran ilk dizi Ekim 2009’da TRT’de yayınlanan ‘Ayrılık’ oldu. Dizinin ilk bölümünün yayınlanmasının hemen ardından, akşam saatlerinde Yedioth Ahranot gazetesinin İbranice haber sitesi Ynet, diziyle ilgili geniş bir yazı yayınladı ve İsrail'in dizinin yayımlanmasından doğan "travma"yı yaşadığını iddia etti. Aynı şekilde İsrail’in Kanal 2 televizyonu da dizinin İsrail ve Yahudi düşmanlığını tesis etmeye dönük "kışkırtıcı bir dizi" olduğunu öne sürdü. Haberde İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman'ın, yeni atanacak Türk Büyükelçisini en kısa zamanda Dışişleri'ne çağırıp izahat isteyeceği belirtilirken, Ynet, Lieberman'ın Büyükelçiye vekâlet eden Türk Büyükelçilik görevlisinin, diziyle ilgili protesto verilmek üzere bakanlığa çağrılması talimatını verdiğini yazdı. Ynet ayrıca dizinin Youtube’a konulmuş olan linkini ve ilgili sahnelerin fotoğraflarını da haberinde verdi.

İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman diziyi “kışkırtıcı” olarak nitelerken şunları söyledi:

"Bu, ciddi bir provokasyondur ve devlet desteğiyle yapılmıştır. Böylesine provokasyon ve nefret dolu bir dizinin düşman ülkeler arasında bile yayınlanmasının doğru olmadığını düşünüyorum. Buna karşın dizinin İsrail ile yüzde 100 (tam) diplomatik ilişkileri olan Türkiye'de yayınlanmasını da çok manidar ve üzücüdür”.

İsrail’in Kanal 2’si işi bir adım daha ileriye götürerek diziyi “İsrail ve Yahudi düşmanlığı tesis etmeye yönelik bir girişim” olarak değerlendirdi. Eleştirilerde dizinin devlet televizyonu tarafından desteklenmesi ve burada yayınlanması sürekli olarak işleniyordu. Kanal 2’ye göre yukarıdan talimat gelmişti ve TRT de bu diziyi yaptırmıştı, “çünkü Türkiye’de başka türlüsü düşünülemezdi”.
Malum, Ayrılık İsrail’in Gazze’ye en son saldırısını (Dökme Kurşun) ele alıyor. Dizide İsrailli askerler Filistinlilere karşı pek de insaflı değiller. Doğrusu bu savaşta 1500 kadar insanın öldürüldüğünü, bunların yarıdan fazlasının sivil kadınlar ve çocuklar olduğunu düşündüğünüzde dizinin ne kadar İsrail yanlısı olabileceğini de düşünmek gerekir. Böyle bir savaşı dizi yapacaksanız dizi her halükarda can yakıcı olurdu, nitekim Ayrılık da öyle olmuş. Dizide abartı var mı derseniz, abartıdan çok sahne seçimlerinden bahsetmek gerekir. Kötü İsrailli’nin yanı sıra savaştan rahatsızlık duyan ve bu rahatsızlıklarını İsrail’i adeta ihbar edercesine uluslar arası kamuoyu ile paylaşanlar da oldu. Belki dizide daha çok iyi İsrailli olsa daha iyi olabilirdi. Fakat bu da sanatsal ehliyete giriyor ve hiç kimsenin yönetmene çok da fazla karışma hakkı bulunmuyor. Nihayetinde abartı da sanatın bir parçası. Nihayetinde Ayrılık bir televizyon dizisi, bundan daha öte anlamlar yüklemek doğru değil. Üstelik İsrail üzerine Türkiye’de çok sayıda sinema ve televizyon filmi de yok. Dahası TRT yetkilileri ile konuştuğunuzda dizinin bir bölümünde İsrail eleştirilirken, diğer bölümünde savaşın başka bir yüzünün, yani Filistinlilerin hatalarının anlatıldığını söylüyorlar. Hatta tepkinin geldiği boyut TRT’de herkesi şaşırtmış, dizinin bir tür devlet krizine dönüşmesine anlam verememişler. Yukarıdan talimat meselesine gelince, doğrusu ne Dışişleri’nin, ne de Başbakan’ı İsrail tepkisine kadar diziden haberleri olduğunu dahi sanmıyorum. Şurası kesin ki, diziyi Türkiye’de popüler hale getiren İsrail’in abartılı tepkisi oldu.

Kurtlar Vadisi

‘Ayrılık’ fırtınası tam bitti derken İsrail ile Türkiye’nin arasını daha da açacak ikinci ‘sanatsal darbe’ geldi. Bu kez tanıdık bir yüz, Polat Alemdar’ ve adamları İsrail’i çıldırtıyordu. Kurtlar Vadisi Pusu’nun bir bölümünde dizinin kahramanı İsrail ‘temsilcilikleri’nden birini basıp suç çetesi gibi davranan İsraillileri tek tek vurunca ve İsrail bayrağını kana bulayıp “hep siz mi savaş suçu işleyeceksiniz” deyince ortalık yeniden karıştı. Türk Büyükelçi İsrail Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı ve daha alçak bir yere oturtulup kendisi üzerinden açık bir şekilde Türkiye’ye hakaret edildi. İsrailli sözde diplomatlar gazetecilere dönüp Büyükelçinin anlamadığı bir dilde, İbranice olarak o bizden daha aşağıda oturuyor, masada sadece İsrail bayrağı var ve yüzümüz de gülmüyor” dediler. İsrail’deki Türkiye karşıtı çevrelere mesaj verme çabası çok açıktı ve sonrasında bazı İsrail gazeteleri Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon ile Türk Büyükelçi Çelikkol arasındaki yükseklik mesafesini işaretleyerek “aşağılamanın yüksekliği” gibi manşetler dahi attılar.

İsrail Dışişleri sözde Kurtlar Vadisi Pusu’nun bir bölümünü protesto ediyordu, ancak belli ki zihinlerde hep Davos vardı. Bu sahne çok net bir şekilde ortaya koydu ki Davos’un intikamını alamamak bazı İsraillilerin içini hala yiyip bitiriyor. İsrail Türkiye’nin talebi üzerine özür diledi, Türkiye’yi aşağılamak isteyen İsrail diplomasisi daha çok kendisini aşağılamış oldu. Ancak dizi krizi hala bitmiş değil. Son olarak İsrail Dışişleri’nin Türk dizilerini kaçırmadığı belli olan 'Dizilerden Sorumlu Bakan Yardımcısı' Ayalon, bu kez de Türk dizilerinde İsrail'e eleştirilerin sürmesi halinde Türk elçiyi sürme tehdidini savurdu. Ayalon Türkiye’den dilediği özür henüz akıllardan silinmeden Türk dizilerinde İsrail’i eleştiren yeni sahneler olması halinde Türk büyükelçiyi ‘sınır dışı’ edebileceklerini söyledi.

Film İle Nasıl Mücadele Edilir?

İsrail’in Türk dizileri ile ilgili tepkisi bir yönüyle bizlere yabancı değil aslında. Geceyarısı Ekspresi başta olmak üzere Türkiye’yi karalayan yüzlerce, hatta çok daha fazla dizi ve sinema filmi yapıldı ve muhtemelen sayı azalmakla birlikte yapılamaya devam da edecek. Türkiye de bu tür filmlere ve benzeri kültürel ürünlere sert tepkiler verdi. Üstelik Türkiye’nin karşılaştığı çok daha sistematik propaganda çabalarıydı. Türkiye’ye karşı nefret duygularıyla dolu lobiler Türkiye’yi kötü gösterebilmek için sanatın sınırlarını dahi olabildiğince zorladılar, zorluyorlar. Buna rağmen Türkiye’nin tepkisi hiçbir zaman sofa, kanepe diplomasisi haline dönüşmedi. Tepkide ölçü kaçırılmadı. Hatta bazı Türkiye karşıtı filmler Türk televizyon kanallarında yayınlandı dahi. Türkiye demokratikleştikçe, dışa ve kendi halkına daha açık bir ülke oldukça Türkiye karşıtı filmlerin gişe yapması da zorlaştı. Ayrıca Türkiye hatalarını azaltmış olmanın verdiği özgüven ile kendisini daha güçlü bir şekilde anlattıkça bu tür yapımlara en iyi yanıtı da vermiş oldu.

Bu bağlamda İsrail’e diziler konusunda en kıymetli aklı verebilecek olan ülke de hiç şüphe yok ki Türkiye.

Ne var ki İsrail’in kimseden akıl, ders vs. alacak hali yok. Çünkü İsrail kızgınlıkla hareket ediyor, bu nedenle diplomasiyi etkili bir şekilde kullanamıyor. İkinci olarak İsrail'de dünyanın en parçalı ve radikal koalisyonlarındna biri var. Türkiye'ye saldırmak Liberman ve adamlarına oy getirebilir. Bu nedenle asıl oyunu bazı İsrailli siyasiler çeviriyor denebilir.

Bu noktada İsrail'in Türk devletinden diziler konusunda ne beklediği sorusu da akıllara gelebilir. TRT konusunda devletin bir etkisinin olabileceğini bir noktaya kadar kabul etsek bile Kurtlar Vadisi Pusu gibi diziler konusunda devlet ne yapabilir ki? Başbakan dizinin yönetmenini yanına çağırıp tehdit mi edecek, ceza mı kesecek? Başbakanın böyle bir gücü olsa bu gücü önce kendi lehine kullanırdı, herhalde İsrail'in değil. Yapılabilecekleri aslında İsraikl devleti de yapabilir, RTÜK'e başvurabilir, Türk mahkemelerinde dava açabilir. Bu bağlamda İsrail'in meseleyi devlet krizi haline getirmesi aslında Türkiye Cumhuriyeti'ni nasıl gördüğünü de gözler önüne seriyor. İsrail'in varsayımına göre Türkiye'de İsrail karşıtlığı devlet eliyle yürütülüyor ve özel televizyonlar da dahil tyüm yayın organları devletin doğrudan kontrolü altında.

***

Belli ki kriz derinleşerek sürecek. İsrail tepki gösterdikçe İsraili eleştiren bu tür diziler artacak. Çünkü İsrail meseleyi devlet krizine dönüştürerek bu tarz filmleri ünlü yapıyor, izlenme oranlarını yükseltiyor. Böylesine ucuz ve etkili bir reklâmı kim kaçırmak ister ki? Nitekim Kurtlar Vadisi Pusu’nun ‘kurtları’ da bu işte ekmek görmüş olacak ki hemen kolları sıvamışlar, 2010 Sonbahar’ında Kurtlar Vadisi Filistin’i vizyona sokacaklarmış. Başka bir deyişle İsrail askerleri Polat Alemdar ve adamlarından yine dayak yiyecek, olan da yine Türk büyükelçiye olacak.

***

Bu arada İsrailli yetkililer Kurtlar Vadisi dizisine tepki gösterirken dizinin diğer bölümlerini izlememişler galiba. Çünkü dizinin tamamını izleselerdi dizinin İsrail’e gelinceye kadar asıl öldürücü eleştirileri Türk devletine yaptığını, devleti içinde çetelerin ve mafyanın çöreklendiği bir yer olarak gösterdiğini fark ederlerdi. Fakat dediğimiz gibi, dizi aslında umurlarında değil. Davos’u kimse unutamıyor, Davos ayarında bir intikam için İsrail’de bazılarının kafaları sürekli fazla mesai yapıyor. Bu durumu ‘hakaret edilen’ Türk Büyükelçi Çelikkol da krizin Kurtlar Vadisi ile hiçbir ilgisi bulunmadığını hatırlatarak doğruluyor aslında:

Ayalon’un kendisisini meclisteki odasında görüşmeye çağırmasına ‘nezaket ve tanışma ziyareti’ çerçevesinde gittiğini söyleyen Çelikkol, “Bir protesto, bir girişim veya ‘Kurtlar Vadisi’ dizisiyle alakalı bir şey gündemde yoktu” diyor. Kapıda bir dakika kadar beklediğini, Ayalon’un kendisini elini sıkarak sıcak karşıladığını, yeni tanışan iki diplomatın konuşabileceği hususları konuştuklarını anlatan Çelikkol, “Sonradan tüm yaşananların bir mizansen olduğu anlaşıldı. Bu elçinin çağrılıp azarlanması durumu değil. Elçinin arkasından oyun oynama durumu var. Görüşme sırasında bakan yardımcısına İbranice bir şeyler soran fotoğrafçı ‘Elçiyle konuşurken ve el sıkışırken fotoğrafınızı çekebilir miyiz’ demiş. Ayalon da ters şekilde “Elçiyle el sıkışmam. Siz onu çekeceğinize şu durumu çekin. Bakın masada bayrak yok. O bizden alçak bir yerde oturuyor’ gibi şeyler söylemiş. Gazeteciler bu durumu çıkışta bana sorunca olay anlaşıldı.”

Belli ki krizin asıl nedeni Davos. Filmlerin de rolü var elbette. Ancak filmlerin etkisi daha çok krizin tuzu biberi olmalarında.

***

Son olarak, intikam ateşiyle yanıp tutuşan İsrail Dışişleri’ne buradan bizim de katkımız olsun, akıllarına gelmemiş olabilir, bakın Türkiye’yi aşağılamak için şöyle yöntemler de var:

Polat Alemdar’ı veya Memati’yi İsrail Dışişleri’ne çağırırsınız, onu alçak sofaya oturtursunuz. Sizi kesmedi mi, yere minder atar üstüne oturtursunuz. O da mı kesmedi, ona ayaklarınızı yıkatırsınız.

Fakat hepimiz çok iyi biliyoruz ki, ne Memati, ne de Polat, orada olmasını dilediğiniz asıl kişi bambaşka.


Israeli Deputy Foreign Minister Danny Ayalon meeting Turkish Ambassador Ahmet Oguz Celikkol, captioned "the height of humiliation" in Israeli newspaper Israel Hayom [Image: Lior Mizrahi/Israel Hayom]
İsrail'de bazı gazeteler sofa boy farkını "aşağılama yüksekliği" şeklinde okurlarına duyurdular


 
Sedat Laçiner
18 Ocak 2010, Pazartesi
 

Yazdır

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayın

 Kullanıcı Yorumları (6)

YORUM YAP

 mustafa kadı   21 Ocak 2010, Perşembe 8:03:34 PM  tarihinde yazmış
yav sedat abı senın bu analızlerıne bayılıyorum
 Osman   20 Ocak 2010, Çarşamba 3:22:29 AM  tarihinde yazmış
Atalar ne demiş yel kayadan ne götürür?cevap: hiç.İllede özgüven diyorum milletimiz özgüvene sahip olursa bu kayadan bir hiç koparır israil .Ayrıca mizansenli yazınız güzeldi..
 Meryem    19 Ocak 2010, Salı 2:01:25 AM  tarihinde yazmış
Rezil fotoğrafı yazının sonuna neden eklediniz. bence doğru değil.
 Osman T.   19 Ocak 2010, Salı 2:00:45 AM  tarihinde yazmış
Kurtlar vadisi İsraiL'in gerçek yüzünü göstermeye devam etmelidir. Halkımız gerçekleri bu sayede öğrenebilir
 Yüzbaşı Hamdi   19 Ocak 2010, Salı 1:42:39 AM  tarihinde yazmış
Bence tayyiptir o kişi tayyipten başkası dediğiniz kriterlere uymuyor
 enes   18 Ocak 2010, Pazartesi 11:39:18 PM  tarihinde yazmış
kimmiş hocam o kişi oturtmak istedikleri...?merak ettimde.:)

yorum yapmak için tıklayın.

 Yorum
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu:
Adınız:
Yorumunuz:
 
   Yazarın Son 10 Yazısı
Sağır Duymaz, Uydurur
Sorumsuz ve Maliyeti Yüksek Olabilecek Bir Karar
Islak İmza, Acı Gerçekler
Amerika Kafkasya’da Rasyonel Davranmıyor
Genelkurmay Başkanı Başbuğ İle Empati Kurmak
Yargı, Siyaset, Adalet
Yargı, Siyaset, Adalet
Ermeni Şantajı
İsviçre ve Ermeni Sorunu: Tuhaf Bir Arabulucu
Yargıya da Hukuk Gerek
 Tüm liste için lütfen tıklayın
Haber Kategorileri
Türkiye Amerika Avrupa Orta Doğu Orta Asya Kafkasya Bodrum Holidays Balkanlar Dünya Asya-Pasifik Afrika Ekonomi Bilim Teknoloji

Copyright 2009 Usak Stratejik Gündem
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu

Mebusevleri Mah. Ayten Sok. No:21 Tandoğan/Ankara
Tel: 0 312 212 28 86  Faks: 0 312 212 25 84

Sitemiz
Anadolu Ajansı
Abonesidir