Türkiye’de Kürtlerle ilgili bir tartışma veya analiz yapıldığında öne çıkan popüler isimlerden biri kuşkusuz Emine Ayna’dır. Kapatılan DTP’nin milletvekili olarak parlamentoda siyasete başlayan Ayna, Barış ve Demokrasi Partisi grubunda siyasete devam etmektedir. Ayna’nın görüşleri karmaşık gibi gözükse de, Türkiye’deki kimi Kürtlerin demokrasi anlayışı hakkında önemli bir turnusol işlevi görmektedir. “Tepemizi attırmayın”, “tabanımız bize dağlara çıkın diyor”, “açılım bitti” gibi söylemlerin sahibi olan Ayna’nın Akşam gazetesindeki son röportajı da demokratikleşme süreci ve Kürt sorununun çözümünde nerede durduğunu ve kendini nasıl konumlandırdığını anlamak bakımından önemli ipuçları vermektedir.
Ayna’nın Açıklamaları Tanıdık
Emine Ayna açısından demokratikleşme şiddetin şantajıyla mümkün olabiliyor; Kürtlerin hakları da ancak dağlara çıkanların marifetiyle korunabiliyor. Tüm bunlar tartışılabilir fikirler olarak ortada dolaşabilir, hatta nelerin yapılıp nelerin yapılamayacağı konusunda da önemli ipuçları verebilir. Ancak Ayna’nın en trajik açıklaması Reşadiye’deki PKK saldırılarına ilişkin yorumunda ortaya çıkıyor: “Siz demokratik kanalları açarsanız silahlar susar. Silahlı bir örgütü terörist ilan edip, operasyonlar düzenleyip, sivil vatandaşları eylem yaparken öldürüp sonra silahlı örgüte niye silah kullandın diyemezsiniz.” İşin doğrusu terörü doktriner olarak savunan ünlü teorisyen Karl Heinzen dahi bu kadar ileriye gitmemişti. Bugüne kadar 5320 sivilin ölümünden doğrudan sorumlu olan bir silahlı örgütten söz ediyoruz. Bu örgütü terörist olarak tanımlamamak ve yaptığı eylemleri “niye silah kullandın diyemezsiniz” diyerek savunmak bırakınız Türkiye’yi, dünyanın en ileri demokrasilerinde dahi mümkün değildir.
Ya demokratik kanallar açıldığında silahların susacağı tezine ne demeli? Türkiye’nin en fazla demokratikleştiği dönem son 10 yıllık AB süreci ve bilhassa 2004 sonrası dönem iken PKK’nın terör eylemlerinin tam da bu aşamada hızlanması nasıl açıklanabilir? Yine aynı kafa, 2008 Ocak ayında Diyarbakır’da dershaneye giden 6 öğrencinin katlini nasıl meşrulaştırabilir? Peki ya devletin açılımı konuşup uygulamaya hazırladığı dönemde Serap Eser’in yakılarak öldürülmesi?
Ayrıca parlamento çatısı altında siyaset yaparken siyaset kanallarının kapalı olduğu iddiası ne anlama gelmektedir? Ayna’nın çelişkilerle dolu açıklamalarına söylenecek söz çok. Ancak bir noktanın altı özellikle çizilmelidir. “Devlet silah kullanırken, terörist ilan ederken, teslim olmaya zorlarken siz silahlı örgüte ne diyeceksiniz?” ifadesi başlı başına bir garabettir. Şiddeti meşrulaştırıp övme haricinde her türlü fikri savunabileceğimiz günlere yaklaştığımız Türkiye’de, devletin suç tanımı yapma ve otoritesini hukuk içerisinde kullanma işlevlerini dahi terör örgütüyle eşdeğer gören, devlet tüzel kişiliğinin ne anlama geldiğini dahi kavramayan talihsiz bir beyan daha!
Emine Ayna Açılımı Bitirmeye Kararlı
Kürtleri Emine Ayna gibileri üzerinden okumaya çalışırsak bir illüzyon yaşamaya devam edeceğimiz anlaşılıyor. Açılımı, demokrasiyi, barışı terör üzerinden anlamaya çalışıp terörün meşrulaştırılması olarak görürsek hata yaparız. Yine de böyle uç açıklamaların sorunun tanımlanıp çözüm yollarının bulunması bakımından tamamen zararlı olduğunu düşünmüyorum. Hatta bazılarının siyaseti sadece İmralı’ya sıkıştıran ve terör eylemleriyle devlete çekidüzen verebileceğini düşünen yaklaşımıyla, gerçekten demokrasiyi, özgürlükleri, barışı savunanlar arasındaki farkı ortaya koyması bakımından olumlu olacağı dahi söylenebilir. Son tahlilde, parlamentoda siyaset yapmakla yükümlü olan bir kişinin siyaset alanını terk edip şiddete böylesine kucak açabiliyor olması akıllara durgunluk verse de, Kürtler arasında onun gibi düşünmeyen çoğunluğun önünü açması bakımından yararlı olarak görülebilir.
Prof. Dr. İhsan Bal
USAK Güvenlik Araştırmaları Merkezi Başkanı
*Bu yazı ilk olarak 8 Ocak 2010 tarihli Habertürk gazetesinde yayınlanmıştır.