Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Yayınıdır.  
ANASAYFA

|

ENGLISH

|

ANASAYFA YAP

|

REKLAM

14 Mart 2010, Pazar

 
  Usak Gündem
  Bölgeler

Ücretsiz Tam Metin Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi

Ücretsiz Tam Metin Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Dergisi

'Demokratik Açılım' Siyasete Silahsız Girmektir
  Yorum Yap (23) Yazdır Arkadaşına Gönder
Sedat Laçiner
26 Aralık 2009, Cumartesi
slaciner@gmail.com
Açılım Nedir, Ne Değildir?
 
Öncelikle Demokratik Açılım her şeyin kuralsız bir şekilde serbest olduğu, terör ve şiddet de dahil olmak üzere her türlü eyleme göz yumulan bir saçılım değildir. Demokratik Açılım demek terörün yasallaşması demek de değildir. Açılımdan ya da reformlardan her ne derseniz deyin murad edilen şiddeti siyasetten ve günlük yaşamdan silmektir. Verilen mücadele şiddet ile demokrasi arasındaki bir mücadeledir. Bu mücadelede devlete düşen kendi hatalarını gözden geçirerek bir özeleştiri yapmaktır. Fakat diğer taraftan başka bir şiddet kaynağı varsa o da bertaraf edilir ki burada bahsettiğimiz kaynak PKK’dır. Bu nedenle Demokratik Açılım’ın en önemli hedeflerinden biri de PKK’nın, yani terörün tasfiyesidir.

Demokratik Açılım’ı PKK’nın her dediğini kabul etmek, onu meşrulaştırmak olarak anlarsanız başarı şansı sıfırdır.

Maksat PKK’yı meşrulaştırmak değil, Kürtçü siyaseti şiddet ve terörden ayırmaktır, arındırmaktır. Bir yönüyle temel hedef, iradesi terör örgütü tarafından gölgelenen Kürt kökenli vatandaşlarımızın asıl iradesinin ortaya çıkarılmasıdır.
 
Demokratik Açılım’ı PKK başından beri doğru anlamıştır ve kendisi dışında her türlü çözüme karşı olduğu için açılımı baltalamaya çalışmıştır. İşin başında, Mayıs ayında PKK Murat Karayılan aracılığıyla “Diyalog yeri İmralı'dır. Kabul edilmiyorsa, diyalog yeri biziz. Bizi de kabul etmiyorsa, siyasal olarak seçilmiş iradedir. Bu da olmuyorsa o zaman ortak bir komisyon kurulur bir yerde, akil adamlar bir araya gelir. Örneğin İlter Türkmen gibi, sizin gibi insanlar toplanır, böyle bir mekanizma harekete geçer, çalışmaya başlar. Böyle bir mekanizma muhatap alınır diyalog için devlet tarafından” demiştir.

Başka bir deyişle PKK bu yolda DTP’nin de muhatap alınabileceğini söylemiştir. Devlet de böyle yapmıştır ve Açılım’ı DTP’nin üzerine kurmuştur. Böylece PKK’ya DTP üzerinden yasal siyasete katılma kapıları aralanmıştır.

Devletin bu konuda ne kadar ciddi olduğunun açık kanıtı Habur görüntüleridir. Devlet siyaseti ve hukuku da zorlayarak Habur görüntülerine izin vermiştir. Ne yazık ki devlet burada samimiyet testinden geçerken PKK açıkça sınavda çakmıştır. PKK süreci Öcalan’ı dışarı çıkarma sürecine çevirmeye çalışmıştır ve teslim olanlar büyük mitingler ile bir zafer görüntüsüne çevrilmeye çalışılmıştır. Devlet sabırla bir süreci yürütme gayretinde iken PKK süreci istismar etmeye kalkışmıştır. Çünkü maksadı meşru ve yasal siyasete sivilleşerek girmek değil, siyasetin tam ortasına bir terör örgütü olarak çöreklenebilmektir. Öcalan dışarı çıkacak, PKK’lıların da tamamı elini kolunu sallayarak ülkeye giriş yapacaklardır. Teröristler silahlarını bırakmayacak, öz güçler gibi bir ad altında ikinci bir ordu haline geleceklerdir. Örgütün beklentileri bu kadar devletin kabul edebileceği noktadan uzaktır. Bu noktada bir diğer hata da DTP'nin iradesinin çalınmasında ortaya çıkmıştır. DTP işe muhatap olarak başlarken bir süre sonra iradesi elinden alınmıştır ve "irade ben değilim" noktasına gelmiştir. Milyonlarca oy almış bir partinin iradesiz bırakılması da kabul edilebilir bir durum değildir.

 
Demokratik Açılım’da devlet pek çok açıdan eleştirilebilir, ancak samimiyet açısından suçlanamaz. Hükümet akla hayale gelmedik riskleri de alarak bu işe soyunmuştur, ancak PKK bu konuda Hükümet’e yardımcı olmak şöyle dursun süreci tamamen sabote etmiştir. Bu durum Öcalan tarafından da açıkça deklare edilmiş, PKK tarafından da uygulanmıştır. Karayılan’ın DTP’nin muhatap alınabileceği vaadi dahi unutulmuş, partiye “irade biz değiliz” açıklaması yaptırılmıştır.
 
KCK Nedir, Ne Değildir?
 
Aralık ayının sonunda KCK Operasyonları’nın 4. dalgası başlayınca bazı gazeteciler KCK-PKK bağlantısını iddiaymış gibi yazmaya başladı. Hatta bir yazar “KCK, bir bakıma ‘PKK’nın yasal alana adapte olması çabası” olarak adlandırılması mümkün olan bir oluşum” dedi (Oral Çalışlar, 25.12.2009, Radikal).
 
Öncelikle şunun altını açıkça çizelim, KCK (Koma Civaken Kürdistan)  PKK’nın şehirlerdeki adıdır ve bu bağlantı  devletin propaganda maksatlı olarak ortaya attığı  basit bir iddia değildir. Bizzat PKK’nın Kongre kararıyla kurulmuştur ve sadece PKK’lılardan oluşur.

KCK’yı PKK’nın yasal alana uyum sağlama çabası olarak değerlendirmek de mümkün değildir. Bizim bildiğimiz PKK’nın yasal alana girme çabası KCK değil, DTP’dir, o da Meclis’te grup kurabilecek kadar hoşgörülmüştür. Oysa KCK ne bir siyasi partidir, ne de bir sivil yapılanmadır. Aksine süreci bizzat baltalayan, adeta dilim dilim doğrayan KCK’dır. Bunu defalarca itiraf da etmişlerdir. Bu yapı defalarca şiddet eylemlerine girişmiştir, çocukları ve gençleri suç işlemeye teşvik etmiştir, yapılanmasının her yerinde de PKK vardır.

Açılım’ın bitirilmesinde de KCK açık bir rol oynamıştır, süreci sona erdirebilmek için sokak gösterileri ve saldırılar da dâhil her türlü eylemin içinde yer almıştır. 21 Aralık 2009 tarihli Fırat Haber Ajansı açıklamasına bakıldığında da KCK’nın doğrudan Demokratik Açılım’ı hedef aldığı çok açık bir şekilde görülmektedir:
 
Türk Devleti’nin Önderliğimize, halkımıza karşı gerçekleştirdiği saldırıların yanı sıra ABD-Irak-Güneyli güçlerle geliştirmeye çalıştığı tasfiye planı dâhil her türlü plan sonuçsuz kalmaya mahkûmdur. Hareketimiz ve halkımız, tüm planları bozacak ve her türlü saldırıyı boşa çıkaracak güçtedir. Tüm halkımızı Önderliğimiz üzerindeki saldırılara, AKP’nin tasfiye planlarına ve bölüp-parçalama amaçlı yoğun psikolojik savaş yöntemlerine karşı duyarlı olmaya, birliklerini, örgütlülüklerini geliştirerek her türlü saldırıya anında cevap verebilen bir düzeyde geliştirmeye çağırıyoruz.”
 
Açılım’ın koordinatörü İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın çabalarını “beyhude” olarak değerlendiren KCK “Mahmur halkının kırmızı çizgileri olduğunu herkes bilmelidir. Atalay’ın çabaları beyhude çabalardır” diyerek adeta Açılım’a meydan okumuştur.
 
Garip bir şekilde KCK sadece Demokratik Açılım’a değil, Alevi Açılımı’na da karşıdır ve onu da “Türk sömürgeciliğinin bir eseri” olarak değerlendirmektedir:

“Hiçbir farklılığı kabul etmeyen, tekçi, ırkçı zihniyetiyle Alevi halkını eriterek kimliksizleştirmeyi hedefleyen Türk devleti, bugün de AKP eliyle, son derece sahtekârca yöntemlerle Alevi halkını kazanmaya çalışmaktadırlar. Alevi halkımız, tarihten günümüze kadar, kendisine yönelik ayrımcı, katliamcı politikalar karşısında kendi örgütlülüğünü geliştirmeli, demokratik mücadelesini yükseltmeli, kendi özgür iradesini ortaya koyarak, hesap sormalıdır”.
 
Bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere süreci PKK, KCK veya BDP (Yeni DTP) üzerine inşa etmek mümkün değildir. Hiç kimse silahlarını bırakmaya hazır değildir. Silahıyla sivil siyaseti basmak isteyense çoktur. Bu durumda yapılması gereken ilk iş açılımı terörden medet ummayan Kürtlerin üzerine inşa etmektir ve bunun adı Kürtleri şahin ve güvercin olarak bloklara ayırmak değildir. Bunun adı Kürtleri terörist olan ve olmayan olarak ayırmaktır ve terörü terk edebilenler rahatlıkla sisteme dâhil olabilmelidir. Kürtlerin ezici bir çoğunluğu, neredeyse % 90’ı terörle hiçbir ilgisi olmayan insanlardır ve bu kişiler ile Açılım’ı inşa etmeye başlamak pekala mümkündür. Böyle bir zemin oluşturulmadan inşa edilmeye çalışılacak herşey ne yazık ki çökmeye mahkum olacaktır.
 
KCK Operasyonları’nı bahane ederek Açılım’ın bittiğini iddia edenler iyi niyetli değildir. Şiddeti ve terörü gücünün kaynağı sayan yapılanmalara karşı devletin Açılım gerekçesiyle sessiz kalmasını beklemek gerçekçi değildir.

Herkesin anlaması gerekir ki dünyanın hiçbir otoritesi KCK benzeri bir oluşuma izin vermez, bu kadar akan kandan sonra Öcalan gibi bir adamı da dışarı salıverecek bir Hükümet bulabilmek kolay değildir. Kürt kökenli vatandaşlarımızın hakları, Demokratik Açılım gibi tarihi bir fırsat birkaç kişinin fantezilerine kurban edilmemelidir. Açılım faslı hüsranla kapanmadan herkes aklını başına devşirmelidir. Olmayacak duaya âmin denmemeli, olmayacak taleplerde bulunup Açılım’ı sekteye uğrattıktan sonra tüm kabahat Açılım’a atılmamalıdır. Demokratik Açılım Türkiye ve Kürtler için çok büyük bir şanstır. Onu küçük bir grubun silahlı fantezilerine feda etmemek gerekir. Kürtlerin siyasi iradesini ömür boyu hapse mahkûm birinin iradesine indirgememek gerekir. Türkiye böylesine tarihi bir fırsatı hoyratça harcayabilecek lükse sahip bir ülke değildir.
 
Sözün özü, devlet Açılım’a Kandil ve Mahmur’dan başlar ise yine büyük bir hata yapar, hem de ne hata. Elinde silahlı insanların siyaset üzerindeki gölgesi sona ermediği sürece ne açılım, ne reform, ne de yeni bir siyaset dili oluşturmak mümkündür. Siyaset hangi yönden gelirse gelsin terör ve şiddetin kıskacından kurtarılmalıdır. Demokrasi demek tedbirsiz bir şekilde her şeye eyvallah demek değildir. Tedbir elden bırakılmadan, emin ve kararlı adımlarla yola devam edilmelidir.
Doç. Dr. Sedat Laçiner
26 Aralık 2009, Cumartesi
 

Yazdır

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayın

 Kullanıcı Yorumları (23)

YORUM YAP

 Remzi   30 Aralık 2009, Çarşamba 1:39:21 AM  tarihinde yazmış
Demokrasi ile şiddet bir arada olmaz. PKK yandaşları artık anlamalı. Hem o hem bu mümkün değil
 muhammet   28 Aralık 2009, Pazartesi 5:58:31 PM  tarihinde yazmış
Adı ne olursa olsun. Kim yaparsa yapsın ama cözum olsun.Bu ülkede barışın ve şavaşın kime ne kazandırdığını iyi hesap etmek lazım .Bir kağıt alıp karı ve zararı yazın. şavaştan kim barıştan kim karlı çıkar.Barış,kardeşlik ,beraber yaşama ,adil,paylaşım,insan hakları evrensel beyannamesine uygun anayasa,insanca yaşam,Çeşitli pahanelerle demokratikleşmeği ,barışı,kardeşliği tepeleğenler inanınki ne Kürdü ne Türkü,nede insanlığı seviyor,TERCİH KENDİLLERİNİN Ben barış ve kardeşlik diyorum hemen çünkü barış diyenler gelecekte olan,olacak olaylara daha hazırlıklı sukunek,sabır ,sadece barışa daha yakın olduğundandır. Bizde derlerki kötülük her kişinin,iyilik er kişinin iş işten geçmeden yazınızdan dolayı kutluyorun
 Levent   28 Aralık 2009, Pazartesi 2:58:44 PM  tarihinde yazmış
PKK'nin Terörü bir sorun degil sadece. En büyük sorun. Daha dogrusu, AKP nin PKK'yi, dis ülkelerden güclü bir destek ve acik mesaj geldigi halde, Tasfiye sürecini dogru degerlendiremeyip eline gözüne bulastirmasi en büyük bir sorun. Atilmasi gereken en son adimi, ilk basta atan Iktidarin anladigim kadariyla, samimi niyetlide olsa, siralarinda bir takim danismalanlari, veya devletin baska bir etkili kurumdaki etkin sahislar, bu isin aleyhine calismakta ve Iktidarida yanlis adimlari atma yönünde etkilemekde. Suna eminim ben: AKP evet iyi niyetli, hakikaten bu olaya cok samimi yaklasiyor. Fakat sadece samimiyetin yeterli oldugunu düsünmek cok büyük saflik olur. Bu olay samimiyet gerektigi kadar beceride gerektiren bir sürec. AKP'nin en büyük sansi, veya AKP'nin sansi demektense Türkiyenin eline gecen bu tarihi firsat, dis ülkelerin özellikle ABD, Irak, birazda Israil bu Terör Örgütünün kendilerine ve kendileriyle-Türkiye iliskilerine zarar verdiginin iyiden iyiye farkina varmalari. Bundan dolayida, ikili görüsmelerde Türkiyeye tamam PKK Terörünün tasfiye edelim artik hep birlikte, size her türlü destegi vermeye haziriz dendiginden eminim. Fakat SORUN: Bu ele düsen firsatin taa basindan beri stratejist uzmanlar tarafindan ayrintili bir yol haritasi cizildigi ve ayrintili analizler icinde hangi adimlarin hatali oldugu, hangi hatalardan kacinilmasi gerektigi, bu isin zamanlamasinin nasil olmasi gerektigi, hangi somut adimlar hangi sira ile atilmasi gerektigi, bunlarin hepsi aylardir izah edildigi halde, bu büyük bilgi birikimine kulak verilmemesi! Iste en büyük sorun bu kanimca. Satranc oynuyorsunuz, size bu isi bilen biri destek veriyor, fakat siz kulak vermiyorsunuz. Aglanilacak bir durum aslinda! Bu baglamda tekrarin USAK'in hizmetlerinden dolayi tesekkür ediyor ve Allah size sabir versin diyorum.
 hilmi esrefoglu    27 Aralık 2009, Pazar 11:28:52 PM  tarihinde yazmış
sayın mehmet ağar seçimlerden önce dağda silah atacaklarına düz ovada siyaset yapsınlar dediğnde kıyamet kopmuştu. peki şimdi ne değiştide o zaman kıyameti koparanlar şimdi neden açılıma destek veriyorlar şimdi yaplmak istenende bu değilmi_ bunu anlamakta güçlük çekiyorum.....
 Meraklı   27 Aralık 2009, Pazar 8:37:32 PM  tarihinde yazmış
Yorum yapanlar sarhoşmu Allah aşkına. Ali Karay demişki PKK sorun değil. Bir de topluma koyun demiş. Başka sorunlar var elbette. Ama pkk da bir sorun ve çözümü için uğraş gerkiyor. Demokratikleşelim sivilleşelim demekle sadece olmuyor. gereğini yapmazsan kurşun edebiyat kaldırmaz. Açılım da olacak demokrasi de terörle mücadele de. hepsi aynı anda yoksa hiçbiri olmaz.
 ali karay   27 Aralık 2009, Pazar 5:36:37 PM  tarihinde yazmış
sedat laçinerde açılım diye bir şeyin olmadığını herkesten daha iyi biliyor fakat devlet politikasının uygulayıcıları oldukları için bu tür söylemlerde bulunuyorlar. Bizler yıllardır bu tür yazılarla dezenformasyona uğratıldık. Ortada olmayan tehditleri var gibi gösterdiler. Toplumda yaratılan bu korkularla sistem kendini var etti. Burada tartışılması gereken artık pili bitmiş üniter devlet yapısının insanların daha mutlu sorunsuz bir yapıya nasıl evrileceğidir. Toplumu baskı altında tutan her türlü muhalif güçleri sindiren bayrak edebiyatından başka birşey yapmayan bu sistemdir PKK'yı doğuran. Fakat herkes sonuça yani PKK'ya odaklanırken sebebi göz ardı ediyor. Arkadaşlar mantıklı düşünün bu hareket sırf kürtler öldürüldü diye doğmuyor. Bu sistemin artık yok olması gerektiği için doğuyor. Ancak insanları daha huzurlu bir toplumda yaşamaları konusunda yönlendirmesi beklenen strateji uzmanları devletle aynı dilde olurlarsa bu toplum nasıl gelişir. Sadece dürtülerini kontrol edemeyen koyunlar gibi olur.
 Ahmet Kemal   27 Aralık 2009, Pazar 1:13:39 PM  tarihinde yazmış
İmralıya mahkum oluruz diyenler yanılıyor. Bence Sedat Hoca haklı. Çünkü DTP de, elbette kck da PKK'nın iradesi olduklarını söylüyor. Bu durumda KCK ve dtp gitse nolurki. Zaten İmral'ya mahkumsak neyin değişeceğini anlamadım. Her halükarda PKK ya mı mahkumuz. Bunu doğru bulmuyorum
 Gerçek Ahmet Kaya   27 Aralık 2009, Pazar 12:54:01 PM  tarihinde yazmış
Kürtler sadecePKK değildir.

DTP, KCk hepsi aynı şeyin soyu.

Teröristten başkası muhatap alınmayacakmı bu ülkede.

Kürtlerin gerçeği sesini bile çıkaramaz
 Ölçü   27 Aralık 2009, Pazar 12:52:23 PM  tarihinde yazmış
Ben Oral Çalışlar'ı okudum. Aşağıya da bir kısmını koydum. Çalışlar KCK yapılınca İmralI'dan, Öcalan'da başka seçenek kalmaz diyor. DTP ve KCKda gidince sadece PKK mı kalır. devlet neden bizleri teröre mahkum ediyor.

Çalışlar'ın yazısının ilgili kısmı şöyle ne dersiniz?

Hükümete kim akıl verdiyse, iyi vermiş(!). Kürtlerin seçilmiş ne kadar yasal temsilcisi varsa ortadan kaldırılmak üzere bir operasyon başlatıldı. Önceki akşam TV’de bir tartışma izledim. Sedat Laçiner’le Osman Baydemir arasında. ‘Kürt sorunu’ uzmanı olarak isim yapan Doç.Dr. Sedat Laçiner, akademisyen kimliğinin çok ötesine taşmıştı. Tam bir devlet görevlisi edasıyla ve sanki KCK’ye yönelik olduğu iddia edilen ve Kürtlerin yasal temsilcilerini hedef alan operasyonun örgütleyicisiymiş gibi konuşuyordu. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir’i
çok sert ifadelerle suçluyordu.

Daha önce defalarca ortaya konmuş bir senaryo yeni baştan önümüzdeydi. Birileri belli ki hükümete gidip bazı yol göstermeler yapmışlardı.

Bu teoriye göre KCK adlı örgütlenme ortadan kaldırılırsa ortaya ‘iyi Kürtler’ çıkacaktı ve hükümet de bunlarla sorunu kolayca çözecekti.

 Salman   27 Aralık 2009, Pazar 8:36:46 AM  tarihinde yazmış
Açılım teröristleri serbest bırakmak değildir. Bunu böyle sananlar yanılıyorlar. Hükümetde terörist kim olursa olsun onu diğerlerinden ayırmak zorundadır. Bu faşistçe bir yaklaşım değildir. Eğer bunlar Almanya'da olsaydılar teröristleri nasıl ayırdıklarını da görürlerdi. Bence Türkiye tutukladığı terörle bağlantılı belediye başkanlarını CIA uçaklarına vermeli, sonra da Guantanamo'ya göndermeli. Hürmetler
 musa suskun   27 Aralık 2009, Pazar 6:22:19 AM  tarihinde yazmış
sedat laçiner bu memleketin en mert delikanlı ve gerçekçi antiterör uzmanıdır.ben arap asıllı türküm ve bu ülkede türk kimliği taşımaktanda bir türk kadar gurur duyuyorum.bu ülkeye canımı seve seve veririm ve sedat laçiner gibi asil vatan evlatlarının önünde siper olurum.ve diyorumki sedat abi sen doğrusun ve lütfen hep öyle devam et yoluna bir avuç teröriste kalmayacak bu meydan.bastığı toprağa ihanet eden vatansızlara kulak asmıyoruz ve seninle ve seni bu güne kadar getiren tüm insanlarla gurur duyuyoruz.allah doğrunun yanındadır. doğuda çok gördük biz gece silahlı gündüz külahlı insanları.dağdaki allah tanımazların nasıl namazla dalga geçtiklerini gören 5 vakit namazlı insanların bu terör örgütü yandaşı partilere nasıl oy verdiklerini anlayamadım bir türlü..üstelik elhamdülillah müslümanım diyebildikleri halde..yinede ateist ahmet türk'ün arkasında koşuyorlar .bunların ne olduğunu anlamak mümkün değil.
 ALİ OSMAN   27 Aralık 2009, Pazar 5:36:04 AM  tarihinde yazmış
Galiba yorumlar okunmadan ne denildiğine bakılmadan sunuluyor bence yanlış kişiler de var burda !
 Aylin   27 Aralık 2009, Pazar 5:14:34 AM  tarihinde yazmış
Teşekkürler
 Osman Tek   27 Aralık 2009, Pazar 5:14:00 AM  tarihinde yazmış
Hem demokrat hem akılcı olmak ne kadar zor. En iyisi birinden vazgeçmek yoksaa herkes çözüme düşman oluıyr
 Bekir Sanlı   27 Aralık 2009, Pazar 5:10:55 AM  tarihinde yazmış
Bazıları yazılarınızı ve söylediklerinizi başka bir yerleriyle mi dinliyorlar acaba? Bence gayet açık yazıyorsunuz. Burada anlamak istememe sorunu var gibi geliyor. teröristle terörist olmayan ayırımı hiçbir ırkı bölmez. Terörist olmamayı beceremeyenler bunu anlamak istemiyorlar gibi geliyor
 Turgut Selman   26 Aralık 2009, Cumartesi 10:48:38 PM  tarihinde yazmış
Sedat Bey, nezaketinizi hiç bozmuyorsunuz. Çok bilgili ve kibarsınız. Lütfen küfürbazlarla bir daha televizyona çıkmayın. Sonra yanılır sizi de onunla karıştırırlar. Sevgiler
 Kemal S.   26 Aralık 2009, Cumartesi 10:47:37 PM  tarihinde yazmış
ne yani KCK yapıldı diye Kürtler adına konuşacak kimse kalmadı mı? Biri çıkmış İmralı'ya mahkum olacağız çünkü tüm Kürtler tutuklandı diyor. Yok artık, sanki tüm Kürtler terörist. KCK İmralı dışındakilere mi yapıldı, yoksa İmralı uzantılarına mı?
 hakkarili   26 Aralık 2009, Cumartesi 7:43:18 PM  tarihinde yazmış
sedat bey şunu kafanıza iyi sokunki kürtleri terörist ve terörist olmayan diye ayırırsan o zaman faşist bir zihniyetin mensupluğunu yapmış olursun...... akp kürt açılımını kürt sorunu olduğu için değil kendi çıkarı için yapıyor....... akpnin amacı bütün kürtleri sözde bu açılımla kandırıp onları kendi etrafında toplayıp ondan sonra onların siyasi desteğini almaktır.... akp önce açılım diyor ondan sonra şerefli ve onurlu kürtlere karşı darbe, baskın, şiddet, işkence, operasyon gibi uygulamalara başvuruyor.........milyonlarca kürdün iradesini temsl eden siyasetçileri suçsuz ve haksız yere tutuklayıp cezaevine atıyor.....ondan sonra başta erdoğan olmak üzere akp çıkıp buna demokrasi diyorlar ve sözde açılımdan bahsediyor......... bunun neresi demokrasi sizce? bu resmen şerefli ve onurlu kürtlere karşı yapılan faşist darbelerdir........ insanları konuşmalarından ve düşüncelerinden dolayı yargılayan bir devlet zihniyeti acı çekmeye mahkumdur....... şunu da unutmayın zaten bu sözde açılım yıllardır devletin faşist baskınlarına boyun eğmeyen şerefli ve onurlu kürtlere karşı yapılıyor.....amaç onurlu kürtleri tekçilik anlayışı altında çağdışı yönetim zihniyetine tabi tutmaktır.... hiçbir zaman şunu unutmayın sedat laçiner onurlu kürtleri sözde açılımla kandıracağını zanneden zihniyetler onların mücadelesine engel olamayacaklar .......faşistlerin baskınlarına direnmeye devam edecekler........ şeyh said de faşistlere beni öldürebilirsiniz ama milyonlarca torunumun olmasına ve düşüncelerimi benimsemesine engel olamayacaksınız demişti.........
 ahmet kaya   26 Aralık 2009, Cumartesi 4:58:23 PM  tarihinde yazmış
sedat bey ,bu son kck operasyonunun akıl hocası sizsiniz değilmi*uzun zamandır yazılarınızda kendi öngörülerinizin kayda alınmadığından süreci çözdüğünüzden ve sizin stratejilerinizin kullanılması gerektiğinden bahsediyordunuz.simdi ne olacak?pkk yine vurmaya başlarsa sokaklar yine iç savaş görüntülerine dönerse ve demokratik açılım derken tam 90 lara dönerse ne olacak.yani net olarak bizleride aydınlatın.neler yapılacak onlar savaşı tırmandırdığında ve ortalık siyasete kapandığında olağanüstü hallere şehirlerde bombalara mı döneceğiz.yani artık bu ülke kürdüyle türküyle alevisi ve sünnisiyle sağıyla soluyla türbalısıyla...rahata kavuşssun artık.lütfen hata yapmayın stratejilerde her ihtimali değerlendirin.şu yüzyılda artık ülkemiz tüm unsurlarıyla insan gibi yaşasın.kendi kültürünüde yaşasın ,kendini ne hissdeyosa o olsun öyle yaşasın.ne türkçüye ne kürtçüye bırakılsın ortalık.tüm aşırı unsurlara aynı yaklaşım gösterilsin.kaç kamuoyu varsa lütfen hepsi dikkate alınsın.isteyen rakısını içsin isteyen türbanını taksın isteyen türkiyeli kürt isteyen türkiyeli türk olsun.yani artık herkes içindeki faşisti yontsun.çok taraflı düşünülerek yapılsın ve artık bu kördüğüm ortadan kalksın.please
 kürdistanlı   26 Aralık 2009, Cumartesi 2:51:44 PM  tarihinde yazmış
Sayın okurumuz yapılan yorumunuz kriterlerimize uymadığından yayınlanmamaktadĭr...
 OSMAN K. Candan   26 Aralık 2009, Cumartesi 2:49:09 PM  tarihinde yazmış
Sayın Sedat Lçiner bugünlerde haksız eleştirilere maruz kaldığınızı düşünüyorum. başından beri sizi takip eden biri olarak Demokratik Açılım'ın siz ve sizin gibni insanlar sayesinde mümkün olduğunu düşünüyorum ve teşekkür ediyorum
 Ramazan KARAKAŞ   26 Aralık 2009, Cumartesi 2:44:04 PM  tarihinde yazmış
Sayın Sedat Bey,
Kesinlikle size katılıyorum ancak bu tespitlerin görsel medyada geniş yer bulması-anlatılması daha da doğru olacağı kanısındayım
 musa   26 Aralık 2009, Cumartesi 12:59:41 PM  tarihinde yazmış
sedat laçiner bu ülkeyi kaosa sürüklemeyemi çalışıyorsun yanlış yapıyorsun kürtleri birbirine düşürmekten bile çekinmiyorsun çok tehlikeli oyunlara başvuruyorsun ama başaramayacaksın eğer sen kürt olsaydın ve senin çocuğun asimile olsaydı ne düşünürdün her sabah ilköğretim çocuklarına bunun için kürtlerin çocuklarınada türküm doğruyum çalışkanım diye ant zorla ant içtirselerdi ne düşünürdün insaf el insaf

yorum yapmak için tıklayın.

 Yorum
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu:
Adınız:
Yorumunuz:
 
   Yazarın Son 10 Yazısı
Sağır Duymaz, Uydurur
Sorumsuz ve Maliyeti Yüksek Olabilecek Bir Karar
Islak İmza, Acı Gerçekler
Amerika Kafkasya’da Rasyonel Davranmıyor
Genelkurmay Başkanı Başbuğ İle Empati Kurmak
Yargı, Siyaset, Adalet
Yargı, Siyaset, Adalet
Ermeni Şantajı
İsviçre ve Ermeni Sorunu: Tuhaf Bir Arabulucu
Yargıya da Hukuk Gerek
 Tüm liste için lütfen tıklayın
Haber Kategorileri
Türkiye Amerika Avrupa Orta Doğu Orta Asya Kafkasya Bodrum Holidays Balkanlar Dünya Asya-Pasifik Afrika Ekonomi Bilim Teknoloji

Copyright 2009 Usak Stratejik Gündem
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu

Mebusevleri Mah. Ayten Sok. No:21 Tandoğan/Ankara
Tel: 0 312 212 28 86  Faks: 0 312 212 25 84

Sitemiz
Anadolu Ajansı
Abonesidir