Açılımdan çok açılım hatalarını yazar olduk. Demek ki durup düşünecek bir hayli husus var.
Hataların başında acelecilik geliyor. Muhalefet daha ilk günden itibaren hükümetin yakasına adeta yapıştı, “pakette ne var?” “2 ay oldu hala somut bir şey yok mu” dedi durdu. Sanki bir iki ayda mucizeler çıkacakmış gibi davrandı. Bilerek, ya da bilmeyerek iki ayağı bir pabuca soktu.
Muhalefetin tepkisini normal karşılayanlar çok…
“Bu muhalefettir, bizde böyledir” diyen hiç de az değil… Fakat asıl aceleci davranan hükümet oldu, “Ocağa kadar çözeriz”, “analar ağlamayacak”, "bu kış terör biter" tarzı açıklamaları ile hükümet televizyonlardaki “azzzz sonraaa” cıngıllarını hatırlattı.
Sanki elde mucizevî bir formül varmış da, milletten saklanırmış gibi yapılarak beklentiler gereksiz yere şişirildi de, şişirildi. Böylece Hükümet kendi kendine tuzaklar kurdu, sonra da o tuzaklara bir bir düşerek “kim kurdu bu tuzakları” diye hayıflandı durdu… Sanki önce çelme taktı kendi kendine, sonra da yuvarlanarak yere yıkıldı etrafına kızarak..
Oysa büyülü bir formül yok… Böylesine bir süreçte sadece ter var, sabır var, sıkıntı var, belki bir miktar daha kan var…
Hiçbir ülke için kolay olmadı, Türkiye için de olmayacak.
Kısa sürede işler yoluna girmeyecek…
Kısa sürede terör örgütü “yapı paydos” demeyecek…
Aceleciliğin hiçbir anlamı yok. Acele işe kimlerin karışacağı malum.
Önce iyi bir hazırlık lazım, onunla birlikte iyi bir strateji ve elbette stratejiyi sabırla ve tüm araçlarıyla aynı zamanda uygulayabilecek uyumlu bir ekip…
Aceleyle iş kotarmak mümkün değil… Ekip olmadan, güvenebileceğiniz bir bürokrasiyi, güvenlik güçlerini ve diğer teknik elemanları temin etmeden yola çıkmak yarar değil, zarar getirir…
Cephedeki yığınak hatalarını siyaset kürsüsünde yaratacağınız harikalar ile bertaraf etmek de mümkün olmayabilir…
Bu arada terör sorunu ile Kürt sorununu aynı sepete atıp tek bir formülle bir çırpıda ikisini birden aradan çıkarmak da mümkün değil…
Yok öyle bir formül…
***
Habur görüntüleri ve 10 Kasım kazası iyi birer ders olmalı…
Eğer hükümet buradaki hatalardan dolayı sadece başkasını suçlayarak, ders almadan yoluna devam eder ise Türkiye ileride çok daha büyük yol kazalarını görecektir.
Bu nedenle ilkinde Islak İmza Krizi’ne, ikincisinde Öymen Krizi’ne güvenerek yola devam etmek, gerekli dersleri almadan, gerekli önlemleri almadan yola devam etmek hatada ısrar olur ve sonu AK Parti için de, ülke için de felaket olur.
***
Doğrudur, Türkiye’nin artık tahammülü kalmamıştır, bu sorun çözülmelidir. Fakat meselelerin aciliyeti bizleri acele etmeye değil, daha dikkatli ve daha sabırlı bir şekilde sorunlarımız ile ilgilenmeye yöneltmelidir.