Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Yayınıdır.  
ANASAYFA

|

ENGLISH

|

ANASAYFA YAP

|

REKLAM

11 Mart 2010, Perşembe

 
  Usak Gündem
  Bölgeler

Ücretsiz Tam Metin Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi

Ücretsiz Tam Metin Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Dergisi

Rusya'nın İran Politikası Değişiyor mu?
  Yorum Yap (1) Yazdır Arkadaşına Gönder
Habibe Özdal
23 Kasım 2009, Pazartesi
habibekader@gmail.com

Uluslararası siyasetin oldukça hareketli olduğu bir döneme tanıklık ediyoruz. Özellikle ABD’de iktidara gelen Obama’nın, dış politikada Bush döneminden farklı bir anlayış sergileyerek, dış politika mevzularını, diğer uluslararası aktörlerle birlikte hareket ederek çözme odaklı hareket etmesi, dış politikayı gündemin üst sıralarına taşıdı. Bununla birlikte bahsedilen hareketliliğin, ülkelerin dış politikalarında ne gibi değişiklikler yaratacağı da merak konusu oldu.

 
Birkaç hafta önce Avrupa gezisinin son ayağı kapsamında Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ve Başkan Medvedev ile Moskova’da bir araya gelen ABD Dışişleri Bakanı Clinton’ın görüşme sonrasındaki açıklamaları, akla “Rusya İran’a yönelik politikasını değiştiriyor mu?” sorusunu getirdi. Batı medyası, Medvedev’in New York’ta yaptığı konuşmaya referans vererek, Rusya’nın, İran’a yönelik izlenecek politikada değişikliğe gidip, ABD ile ortak tavır sergileyeceğini duyurmakta bir çekince görmedi. Bu değerlendirmeyi yapanlar şüphesiz, Obama’nın, Bush döneminden miras aldığı ve Rusya’nın başından beri kendisine yönelik bir tehdit olarak algıladığı Doğu Avrupa’ya kurulması planlanan füze kalkanı sisteminden vazgeçmesiyle, Rusya ve ABD’nin uluslararası sorunlara karşı işbirliğinde bir adım öteye gitmelerinin mümkün olacağı noktasından hareket etmektedirler. Buna ek olarak Medvedev’in New York’ta, ‘yaptırımlar nadiren olumlu sonuç verir, ancak bazen kaçınılmazdır’ değerlendirmesinde bulunması da, Rusya’nın uzun süredir sürdürdüğü “İran’a karşı yaptırımlara destek vermeme” politikasını terk ederek, İran’a yönelik tavrının değişeceği ve ABD ile Rusya’nın İran’a karşı ortak tutum takınabileceği şeklinde yorumlanmıştır.

Clinton’ın Moskova ziyaretinde ele alınan meseleler; aralık ayında sona erecek olan START-1 anlaşmasının yerini alması beklenen yeni anlaşmanın hazırlanması, Afganistan’da Rusya-ABD işbirliğinde sağlanan ilerlemeler ve İran’ın nükleer programı olmuştur. Görüşme sonunda ise daha çok üzerinde durulan konu İran meselesidir. Kremlin ve Beyaz Saray, Afganistan’da ortak hareket etmeye karar vermiş, stratejik silahların azaltılması ile ilgili olarak da uzlaşıya sahipken, İran’ın gündeme oturması şaşırtıcı değildir. Bununla birlikte, özellikle son dönemde görülen ABD ve Rusya’nın ‘iyi niyet’ beyanlarından, bu iki ülkenin İran’a yönelik olarak izlenecek politika gibi kritik bir konuda uzlaştıkları yanılgısına düşmemek gerekir. Diğer bir ifadeyle, Medvedev’in New York’ta BM Genel Kurulu sırasında yaptığı açıklamaya temkinli yaklaşmakta fayda vardır.

 
Bu noktada birkaç neden sıralanabilir. Birincisi Rusya’nın, İran’ın nükleer faaliyetlerinde anahtar ülke pozisyonunda olmasıdır. Şöyle ki, Buşehr’de inşası süren reaktör Rus mühendislerce yapılmaktadır ve reaktörün ihtiyaç duyduğu yakıt Rusya tarafından tedarik edilmektedir. Dolayısıyla Rusya, hali hazırda İran’daki nükleer faaliyetlerin bir parçasıdır. Hatta Rusya, 1995’ten beri İran’ın nükleer alandaki tek partneridir. Dolayısıyla Rusya’nın, İran nükleer faaliyetlerinde bu derece önemli olan pozisyonunu kaybetmek istememesi ve bu yönde adımlar atmamaya gayret etmesi şaşırtıcı değildir. İkincisi, Rusya hem İran’ın nükleer faaliyetlerinden tedirginlik duyan başta ABD ve AB olmak üzere uluslararası aktörler ile hem de İran ile iyi ilişkilere sahip durumdadır. Kremlin’in bu pozisyonunu da kaybetmek istememesi anlaşılabilirdir. Bu iki önemli unsur değerlendirildiğinde, Rusya’nın İran’a yönelik politikasının değişip değişmediği sorusu daha iyi bir şekilde yanıtlanabilir. Sonuç olarak, Obama’nın, Rusya’yı başından beri rahatsız eden füze kalkanı projesini şu haliyle uygulamaktan vazgeçmesi, iki ülkenin iyi niyet beyanları ile birleşince ABD ve Rusya’nın, İran’ın nükleer programı konusunda daha yakın bir işbirliğine gidecekleri fikri, Medvedev’in New York’ta sarf ettiği sözlerin de etkisiyle, gündemde ağırlıklı olarak yer buldu.

 
Oysa Medvedev’in aynı açıklamasında, öncelikle diplomasinin etkili olarak kullanılması gereği vurgulanmaktaydı. Bu nedenle Rusya’nın İran’a yönelik politikasında değişiklik öngörenler, Rusya’nın İran nükleer faaliyetlerindeki kilit rolünü göz ardı etmektedirler. Diğer taraftan Rusya, uzun bir süredir iyi ilişkilere sahip olduğu İran’ı doğrudan karşısına almamaya çaba sarf edecektir. Bunun da daha önce bahsedildiği üzere hem ekonomik hem de siyasi gerekçeleri mevcuttur. Bu bakımdan gelişmeleri çok boyutlu değerlendirmek ve İran nükleer faaliyetlerinde Rusya’nın sahip olduğu kilit rol değişmediği sürece, Rusya’nın İran politikasında radikal bir değişiklik beklememek gerekir. Son olarak ABD ve Rusya’nın tarihsel güvensizliğe dayalı ilişkilerini yeniden başlattıklarını da hesaba katarsak, iki ülke işbirliğinin yavaş yavaş ilerleyeceğini, zira karşılıklı güven tesisinin zaman alacağını da dikkate almak faydalı olacaktır.


Not: Bu yazı 21.11.2009 tarihinde Radikal Gazetesinde yayınlanmıştır.

 

Habibe Özdal
23 Kasım 2009, Pazartesi
 

Yazdır

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayın

 Kullanıcı Yorumları (1)

YORUM YAP

 Kıvanç UĞURLU   25 Kasım 2009, Çarşamba 3:29:52 PM  tarihinde yazmış
Benim merak ettiğim. Bölgede İran nükleer savaş gücüne erişirse Türkiye'ye de bu gücü elde etme imkanı tanınır mı?(güçlü devletler izin verir mi) ikincisi Türkiye bu teknolojiye sahip mi? üçüncü sorumda, bölgede oluşacak bir nükleer güç batılı güçlerin bölgedeki hareket alanını kısıtlamaz mı ?

yorum yapmak için tıklayın.

 Yorum
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu:
Adınız:
Yorumunuz:
 
   Yazarın Son 10 Yazısı
Ukrayna'da Seçimin Rengi Mavi
Borisov’un Ankara Ziyareti ve Öne Çıkan Konular
Bulgaristan’da Neler Oluyor?
Washington'ın Stratejik Kararı ve Rusya ile İlişkilere Etkisi
Washington'ın Stratejik Adımı ve Rusya ile İlişkilere Etkisi
Putin’in Ankara Ziyareti ve Gelişen Türkiye-Rusya İlişkileri
ABD ve Rusya: Yine, Yeni, Yeniden?
Bulgaristan’da Seçim Sonuçları Hükümet Değişikliği Getirdi
Tarihsel Kördüğüm ‘Dağlık Karabağ’ ve Rusya Faktörü
Rusya ve Ukrayna Arasındaki Gaz Anlaşmazlığı Çözüldü (mü?)
 Tüm liste için lütfen tıklayın
Haber Kategorileri
Türkiye Amerika Avrupa Orta Doğu Orta Asya Kafkasya Bodrum Holidays Balkanlar Dünya Asya-Pasifik Afrika Ekonomi Bilim Teknoloji

Copyright 2009 Usak Stratejik Gündem
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu

Mebusevleri Mah. Ayten Sok. No:21 Tandoğan/Ankara
Tel: 0 312 212 28 86  Faks: 0 312 212 25 84

Sitemiz
Anadolu Ajansı
Abonesidir