Selçuk Çolakoğlu 16 Kasım 2009, Pazartesi scolakoglu@gmail.com
APEC’in son yıllık Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi Singapur’da 14-15 Kasım 2009 tarihleri arasında gerçekleştirildi. 21 üyesi ile dünyanın en geniş bölgesel ekonomik işbirliği kuruluşlarından biri olan APEC, dünya ekonomisinin yarısını temsil ediyor. Yani APEC üyeleri dünya GSMH’nın yarısından fazlasına sahipler. Bu açıdan APEC zirveleri dünya ekonomisinin seyri açısından daha fazla bir heyecan ve merakla takip ediliyor. Üyeleri arasında dünyanın en büyük üç ekonomisinin (ABD, Japonya, Çin) bulunması, APEC’in kararlarının önemini daha iyi açıklamaktadır. Yine yeni ABD Başkanı Barack Obama ve yeni Japon Başbakanı Yukio Hatoyama’nın katılacağı ilk zirve olması açısından 2009 Singapur liderler buluşması ayrı bir önem taşımaktaydı.
2009 Singapur Liderler Zirvesinde dünyadaki mali krizin aşılması, kriz sonrası dünyada sürdürülebilir bir ekonomik iyileşmenin sağlanması ve dünyadaki çok taraflı ticaretin güçlendirilmesi gibi iktisadi nitelikteki konular öncelikli olarak tartışıldı. Bu noktada dünya kamuoyunun beklentisi somut ve üye ülkeleri bağlayıcı nitelikte kararların çıkması yönündeydi.
Yayınlanan liderler bildirgesinde daha çok bölgesel ekonomik entegrasyona odaklanıldığı görülmektedir. Bu noktada en önemli gelişme 2010’daki Japonya’nın dönem başkanlığında uzun vadeli iktisadi kalkınma stratejisinin kapsamlı bir şekilde ele alınmasının kararlaştırılması olmuştur. Zaten 2010 yılı sonu itibariyle APEC’in gelişmiş ekonomileri kendi aralarında her türlü ticari tarife ve gümrükleri kaldıracaklardır. 2020 yılı sonu itibariyle tüm APEC üyeleri ekonomik liberalleşmeye geçecektir. Bu açıdan uzun vadeli kalkınma stratejisi ortak bir APEC standardı tutturmak açısından büyük önem taşımaktadır. ABD’de 2008 yılında ortaya çıkan son mali kriz, ABD’ye ihracata dayalı ekonomileri olan APEC üyelerini oldukça sarsmıştır. Bu durumda APEC üyesi ülkeler arasındaki gelir dağılımı dengesizliğini daha da artırmıştır.
Singapur Zirvesinde ele alınan diğer önemli bir konu olan iklim değişikliğine ilişkin ise tam bir uzlaşmaya varılamamıştır. Başını Japonya’nın çektiği bir grup APEC üyesinin küresel ısınmayı önlemek için somut kotalar belirlenmesi yönündeki çabalarına rağmen, en fazla karbon dioksit salınım oranına sahip üyelerden ABD ve Çin’in muhalif tutumundan dolayı bir sonuca ulaşılamamıştır. APEC’in gelişmiş ekonomileri Japonya, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda Kyoto Protokolü ile getirilen çevre koruma tedbirlerini desteklerken, kalkınmakta olan üyeler kendi ekonomik gelişim sürecini yavaşlatacağı gerekçesiyle bu tür önlemlere karşı çıkıyorlar.
Bunun dışında APEC’in geleceği noktasında hayati konular zirve sırasında pek tartışılmadı. Konuşulsa bile kesin bir uzlaşmaya varılamadı. Güneydoğu Asya ülkelerinin ekonomik bir işbirliği örgütü olan ASEAN’ın giderek Doğu Asya bölgesine yayılmaya başlaması zamanla APEC’e alternatif oluşmasını de beraberinde getirecek bir süreç durumunda bulunuyor. Daha önceden APEC’in sadece bir alt bölgesi olan ASEAN artık Japonya, Güney Kore, Çin ve hatta Avustralya ve Yeni Zelanda’nın da bir araya geldiği Doğu Asya zirvelerine de evsahipliği yapmaktadır. Bu açıdan ASEAN’ın liderler zirveleri sırasında üye olmayan diğer Asya ülkelerinin de katılımıyla Doğu Asya zirveleri de toplanmaktadır. Japon Başbakanı Hatoyama, Tayland’ta 23 Ekimde 2009 tarihinde gerçekleştirilen son zirvede Avrupa Birliği gibi bir oluşuma gidecek Doğu Asya Topluluğu oluşturulması gerektiği fikrini ortaya atmıştır. Bu açıdan ASEAN’ın APEC’ten tek farkı, Amerika kıtasındaki üyelerden ABD, Kanada, Meksika, Peru ve Şili’nin yer almamasıdır. ABD ise kendisini Doğu Asya bölgesinin dışında bırakacak böyle bir yaklaşıma oldukça soğuk bakmaktadır. Bu açıdan APEC’in devamı ve başarısı özellikle ABD açısından büyük önem taşımaktadır. Bölgedeki entegrasyonun Doğu Asya merkezli mi yoksa Amerika kıtasının da yer aldığı Pasifik merkezli mi olacağını ise zaman gösterecek.