Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Yayınıdır.  
ANASAYFA

|

ENGLISH

|

ANASAYFA YAP

|

REKLAM

14 Mart 2010, Pazar

 
  Usak Gündem
  Bölgeler

Ücretsiz Tam Metin Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi

Ücretsiz Tam Metin Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Dergisi

TDP’nin Geleceği ve Çakıcı’nın Tarihi Sınavı
  Yorum Yap (0) Yazdır Arkadaşına Gönder
Mehmet Hasgüler
9 Kasım 2009, Pazartesi
mehmethasguler@hotmail.com
Üçüncü yazı ile sosyal demokrat hareketin evrimini incelediğimiz seriyi bugün tamamlıyoruz.

Tarihi Kırılma Noktası ve İspanya’daki İkinci Protesto

Kıbrıslı Türkler açısından Aralık 2003 seçimleri tarihi bir kırılma noktasıydı. Bu dönemde Annan Planı ortaya çıkmış, Türkiye’de Ak Parti’nin Kıbrıs sorununda eskiden kopuş politikaları hayata geçirilmeye başlanmıştı. Akıncı üst üste hayal kırıklıklarının ardından bir süreliğine devrettiği parti başkanlığı görevini BMBP’nin asli unsurlarınca örgütlenen ve TKP ile solda CTP dışındaki partileri bünyesinde toplayan “Barış ve Demokrasi Hareketi” ile yeniden devralmıştı. CTP’ye hakim Kliğin yan çizmesi ile barış ve uzlaşma isteyen “solda birlik” hayali suya düşmüştü. Böylece BDH, olabilecek en iyi ikinci alternatif olarak Platform’un misyonunu sürdürme çabasıydı. 2003 seçimlerinin propaganda sürecinde bir yandan radikal bir söylem benimsenmiş, öte yandan ‘radikalizmden marjinalizme’ geçişin engellenebilmesi için Mehmet Çakıcı ve Halil Sadrazam gibi yeni isimler BDH kadrosuna katılmıştı. Akıncı’nın 2003 seçimleri öncesinde İspanya’da AK Parti lideri Erdoğan’ın da hazır bulunduğu bir platformda sarf etmiş olduğu sözler kendi tabanında bir kahramana dönüşmüştü. Fakat Türkiye ile olan ilişkilerin sivil halkasının da yitirilmesine yol açmıştı. Aralık 2003 seçimlerinde BDH, %14 oy oranı ve 6 milletvekili ile azımsanmayacak başarılı bir sonuç almıştı. Ancak, seçilenler TKP geleneğinin özünü oluşturan kadrolardan değil, yeni ve parti kökenli olmayan kişilerden oluşması, Akıncı’nın TKP’ye sahip çıkmak yerine BDH’yı tercih eden tavrı ile birleşince büyük bir kırılma yaşandı. Sonuçta oluşumun gelenekçileri TKP’ye rücu ederken, Akıncı yeni isimlerle BDH’da partileşme yolunu seçti.

Akıncı: Tek Başına İktidar

Öyle ki, Nisan 2005’e gelindiğinde TKP, başka bir sol partinin seçim ittifakı ve desteğine rağmen barajın çok altında, marjinal bir oy alabilmişti. BDH ise sadece Mustafa Akıncı’nın seçilebildiği bir noktaya gelmişti. Artık yılların sosyal demokrat partisi TKP ve onun ardılı BDH’nın varlığından sadece Lefkoşa’da söz edilmekteydi. Üst üste bölünmeler, köklü partililerin küskünlük ve ardından partiden kopuşları ile sosyal demokrat hareket kurulduğundan bu yana en kara günlerini yaşıyordu. Aslında bu dönemde bir ara mecliste 25 milletvekiline ulaşan CTP, Akıncı desteği ile hareket edebilir, bir hükümet kurabilirdi. Ancak Kliğin bir kere daha tercihini Serdar Denktaş’tan, ardından da UBP’den ve DP’den karga tulumba koparılanlardan yana kullanmasıyla BDH’nın politik iktidar üzerinde olası etkinlik şansı da ortadan kaldırılmış oldu. 

Toplumcu Demokrasi Partisi ve Nisan 2009 Seçimleri

Sosyal demokrat hareketin partisel anlamda neredeyse bir yok oluş sürecine girişi elbette kabul edilemezdi. Bunun için BDH ve TKP uzun ve sancılı bir birleşme çabasına yöneldi. Çabalar 2007 yazında iki partinin Toplumcu Demokrasi Partisi adıyla birleşmesi ile sonuçlandı. Yeni Parti’nin başına nice badirelerden sonra Meclis’te tek başına kalmış Mustafa Akıncı’nın yerine Mehmet Çakıcı getirilmişti. Partinin yeni ismi bir yandan kendisini oluşturan iki unsuru içerirken, öte yandan Türkiye’de Komünist Parti ile benzeşen kısaltmadan da böylelikle yakasını kurtarmış olacaktı. Birleşmenin ve yeni bir kadro ile çalışmanın sıkıntılarından ve maddi imkanların kısıtlı olmasından muzdarip TDP, kuruluşundan kısa bir süre sonra kendisini seçim atmosferinde buldu. Ancak, genç ve nitelikli kadrosunu seçim öncesinde Raşit Pertev ile güçlendiren parti, seçimlerde umut edilen başarıyı elde edemedi. Aslında Lefkoşa merkezde üçüncü parti olmayı başararak ikinci milletvekilliğini kılpayı kaçıran TDP, Lefkoşa’nın yanında zar zor bir milletvekili de Mağusa’dan çıkardı. Buna karşılık diğer seçim bölgelerinde parti, kayda değer bir başarı gösteremedi.

Sorulması Gereken Sorular

CTP’nin Klik elinde büyük bir çöküşe uğradığı 19 Nisan seçimlerinde TDP niçin bir sıçrama yapamadı? Solun adresi neden tekrar TDP olamadı? Genç kadrosunun yüksek niteliklerine rağmen TDP niçin toparlanamamaktadır? Parti niçin Asım İdris ve Meltem Onurkan Samani gibi genç, dinamik ve toplumda saygınlık kazanmış genel sekreterlerini görevde ve hatta partide tutamamış ve görev yeniden bir “eski tüfek” parti emektarına emanet edilmek zorunda kalındı? Parti’nin seçim sürecinde toparlamayı başardığı kadro ne olmuştur da seçim sonrasında kurultaya kadarki kısa sürede dağılmıştır? Sorulması gereken en kritik sorular bunlardır.

Kitle Partisi mi, Kadro Hareketi mi? Ya da Parti Lideri mi, Kitle Önderi mi?

Yazı boyunca yayılmış çeşitli saptamaları özetleyelim. Birincisi, partinin genç kadrolara açılımı tekrar sağlanabilmelidir. 19 Nisan seçimlerinde bu konuda bir ivme kazanıldığından da bahsedilebilir. Gerçekten Soğuk Savaş sonrası dönemde parti bir bocalama evresi geçirmiştir. Ardından ‘radikalleşmeden marjinalleşmeye’ varan söylemler ile yeni kadroların merkeze kayma talebi arasında sıkışan parti hem eski kadrolarını kaybetmiş hem de yeni kadroları kazanamamıştır. Bu sebeple ne eskisi gibi bir kadro hareketi kimliği korunabilmiş, ne de geniş tabanlı bir kitle partisine dönüşebilmiştir. İkincisi, kuruluş yıllarındaki lider kadronun zenginliği ne yazık ki ilerleyen yıllarda korunamamıştır. Akıncı, bir yandan karizması ile ön planı çıkarken, öte yandan partinin ihtiyaç duyduğu nitelikli ekibi kurmakta zorlanmıştır. Hatta Akıncı’nın lider karizmasının ekip bilinci ile desteklenememiş olmasının partinin çökme noktasına gelmesinde büyük etkisi olduğu da söylenebilir. Akıncı’nın karizmasına sahip olmayan buna karşılık çalışkanlığı ile dikkat çeken yeni Başkan Çakıcı’nın ise ekip kurmada Akıncı’nın yapmış olduğu hatalara düşmemesi gerekmektedir. Çakıcı parti lideri olmuştur ve ilk sınavda TDP’yi barajın üstünde tutarak zor da olsa ayakta durmayı başarmıştır. Ancak parti liderliğinden kitle önderliğine giden yol uzun ve meşakkatlidir. Bu konuda eski ve deneyimli kadrolarla  genç ve dinamik kadronun uyumlu ilişkisi Çakıcı’nın başarısında belirleyici olacaktır. Kıbrıslı Türklerin sosyal demokratlara ihtiyacı vardır. Ancak TDP’nin demokrasi ve katılımcılık ilkelerini saydam bir parti teşkilatıyla behemehal hayata geçirmesi şarttır.

Kimlik Krizi

Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte TKP kimlik krizine düşmüştür. TKP’den önce BDH’ya sonra TDP’ye dönüşümünde özgün bir “sol” söylem geliştirilememiş, partinin kendine ait markalaştırdığı bir fikir çatısı kurulamamıştır. Parti’nin ‘keskin’ sol kanadı sınıf mücadelesinden Kıbrıs ulusalcılığına dönüştürdüğü radikal söylemiyle partiden koparak Yeni Kıbrıs Partisinde yeniden örgütlenmiştir. CTP’de hakim Klik politik konumlanışta “liberal sol” cenahı tutmuş, dahası TKP’den oy koparmak için büyük çaba göstermiştir. Klik tarafından hayatını adadığı CTP’den kovulan Özker Hoca ve ekibi YKP ile denediği birliktelikten sonra BDH çatısına girmiş, hatta bu ekip 2003 seçimlerinde BDH saflarından bir milletvekilliği kazanmıştır. Ancak süreç içinde bu kanat da BDH’dan ayrılmıştır. Benzer durum Sosyalistler için de geçerlidir. Geriye “başkaları ile ortak hareket eden,” ancak kendi özgünlüğünü düşünsel ve ardından sandık düzeyinde yitirmiş bir parti kalmıştır.

Cumhurbaşkanlığı Seçimlerinin Önemi: Ne Yapmalı?

Şu anda görev Çakıcı’ya düşmektedir. “Küskünler” derhal barıştırılmalı ve gençlerle eskiler arasındaki köprü inşa edilmelidir. Kritik dönemeç Cumhurbaşkanlığı seçimleridir. TDP kendi adayını çıkarırsa Klik tarafından “oyları bölmekle” suçlanacaktır. Öte yandan TDP kendi adayı ile hareket etmezse, bu sefer de kimlik buhranının yarattığı çöküş dibe vuruş ile sonuçlanacaktır. Aday çıkarılmaması durumunda oyu ve gücü ortaya konulamayan, seçim atmosferini kendi kadrolarını toparlamak için değil, “başkasını” seçtirmek için kullanan bir TDP’yle karşı karşıya kalırız. Öyle ki TDP’nin politik geleceği, tercihini asla TDP’den yana kullanmamış CTP’deki Klik’in insafına kalır. Kaldı ki Talat’ın müzakere sürecinde TDP’yi dışlayan tutumu özellikle dikkat çekicidir. Örneğin teknik komiteler ve çalışma grupları kurulurken, Kıbrıs’ta çözüm ve barış adına zamanında belki Talat ve Klik’ten bile daha çok emek vermiş insanlar tamamen dışlanmıştır. Bir Mustafa Akıncı’nın yönetim ve güç paylaşımı, Halil Sadrazam’ın güvenlik ve garantiler veya Önder Konuloğlu’nun sosyal yaşam ve sendikal alandaki tecrübeleri yok sayılmıştır. Çakıcı ve ekibinin emek vererek ortaya koydukları alternatif öneri ise sağır kulaklarda erimiştir. Sonuçta Nisan 2010 seçimleri ve ardından yerel seçimler birlikte düşünüldüğünde son derece kritiktir. TDP, önümüzdeki bir yıl içinde ya kimliğini ortaya koyarak “alternatif” olduğunu kanıtlayacak veyahut başkalarının yaptığı marjinal eylemlere “destek” veren tali bir unsur olarak kalacaktır. İşte Çakıcı’nın önünde duran, kendisini “parti başkanlığı”ndan “toplumsal liderliğe” taşıyacak büyük sınav da budur...

 

Doç. Dr. Mehmet Hasgüler
9 Kasım 2009, Pazartesi
 

Yazdır

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayın

 Kullanıcı Yorumları (0)

YORUM YAP

bu köşe yazısı için henüz yorum yapılmamış.

yorum yapmak için tıklayın.

 Yorum
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu:
Adınız:
Yorumunuz:
 
   Yazarın Son 10 Yazısı
Kıbrıs’ta Garantiler: Srebrenika’dan Dersler
Yumurtadan Çıkmış Kabuğunu Beğenmiyor
Talat Aday Olmasın!
Nereye Kıbrıs Nereye? Kıbrıs Türk Halkı bu Oyuna Gelmez
Özür Borcu
Politika Bilimi Perspektifinden Kıbrıs Yorumları
Ban’a ne Kıbrıs’tan?
CTP’den “Bağımsız Cumhurbaşkanı” Adayı Talat
Politika’ya Takılmak
Mucize Avcılığı: Kıbrıs'ta Çözüm Rüyasına Moon da Yatıyor
 Tüm liste için lütfen tıklayın
Haber Kategorileri
Türkiye Amerika Avrupa Orta Doğu Orta Asya Kafkasya Bodrum Holidays Balkanlar Dünya Asya-Pasifik Afrika Ekonomi Bilim Teknoloji

Copyright 2009 Usak Stratejik Gündem
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu

Mebusevleri Mah. Ayten Sok. No:21 Tandoğan/Ankara
Tel: 0 312 212 28 86  Faks: 0 312 212 25 84

Sitemiz
Anadolu Ajansı
Abonesidir