Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Yayınıdır.  
ANASAYFA

|

ENGLISH

|

ANASAYFA YAP

|

REKLAM

13 Mart 2010, Cumartesi

 
  Usak Gündem
  Bölgeler

Ücretsiz Tam Metin Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi

Ücretsiz Tam Metin Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Dergisi

2009 İlerleme Raporuna İlişkin Ön Değerlendirmeler
  Yorum Yap (0) Yazdır Arkadaşına Gönder
Mehmet Özcan
9 Ekim 2009, Cuma
mozcan@usak.org.tr

Avrupa Birliği Komisyonu’nun 14 Ekim’de yayınlayacağı 2009 İlerleme Raporu ile ilgili taslağın basına sızmasıyla birlikte Türkiye-AB ilişkilerine dair tartışmalar da kısmen gündemde yerini almaya başladı. İlerleme raporları Komisyon’un her yıl yayınladığı ve aday ülkelerde bir önceki yıla göre yapılan veya yapıl(a)mayan reformların bilançosunun çıkarıldığı düzenli raporlardır. Bu açıdan bakıldığında bu seneki raporu diğerlerinden teknik anlamda ayırt eden bir taraf yoktur.

Ancak muhteva açısından bu seneki rapor öncekilerden daha hassas bir döneme denk gelmiştir. Dolayısıyla müzakerelerin geleceğine ilişkin önemi dikkate alındığında daha dikkatli analizi hak etmektedir.

2009 İlerleme Raporunun Önemi    

Bilindiği gibi Türkiye-AB ilişkilerinin 2005 sonrasında Kıbrıs sorunu nedeniyle düğümlendiği bir döneme girilmiştir. Türkiye 29 Temmuz 2005 tarihinde, hukuki yükümlülük gereği, Gümrük Birliği Kararı’nı 10 yeni AB üyesini kapsayacak şekilde genişleten Ek Protokolü imzalamış; ancak, bunun “Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımak anlamına gelmediğini” beyan eden bir deklarasyon yayınlamıştır. AB ise 21 Eylül tarihli karşı deklarasyonunda “tüm üye ülkelerin tanınması, müzakere sürecinin önemli bir parçasıdır” açıklamasında bulunmuştur. Bu bağlamda AB, Türk tarafından deniz ve hava sahasını Güney Kıbrıs’a açmasını istemiştir. Türkiye ise Türk tarafına Annan Referandumu öncesi verilen sözlerin yerine getirilmesini ve KKTC üzerindeki ambargonun kaldırılmasını talep ederek, AB’yi ahde vefa (pacta sund servanda) ilkesi çerçevesinde hareket etmeye davet etmiştir. Buna karşın AB’li yetkililer ise Annan Referandumu öncesinde verilen sözlerin siyasi nitelik taşıdığını, Türkiye’nin hukuki yükümlülükleri ile karıştırılmaması gerektiğini dile getirmişlerdir. Örneğin 2006 İlerleme Raporu’nda şu ifadelere yer verilmiştir:

“Türkiye Başbakanı çeşitli vesilelerle Kıbrıs Türk tarafı üzerindeki izolasyonların kaldırılmaması halinde Ek Protokol’ün uygulanmayacağını ifade etmiştir. Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından Ocak ayında sunulan ‘Kıbrıs Konusunda Eylem Planı’nda da aynı yaklaşım devam ettirilmiştir. AB temsilcileri Türk hükümetine, sık sık Protokolün uygulanmasının hukuki yükümlülük olduğunu ve Kıbrıs Türk tarafının durumuyla ilişkilendirilmemesi gerektiğini hatırlatmışlardır.”                                                                

11 Aralık 2006 tarihinde toplanan AB Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi de Türkiye’nin Ek Protokol’ü uygulamayışını gerekçe göstererek 8 başlıkta müzakerelerin açılmamasına karar vermiştir. Ayrıca 14–15 Aralık 2006 tarihli AB Konseyi’nde alınan karar aynen onaylanmış, müzakerelerin akıbeti Kıbrıs sorununa ilişkin 2009 yılı sonuna kadar alınacak karara bağlanmıştır.

Kısaca yukarıda özetlenen gelişmeler neticesinde 2009 sonunda Avrupa Konseyi’nin Kıbrıs çerçevesinde müzakerelerin geleceğine ilişkin vereceği karar merak konusu olmuştur. Aralık zirvesi için Komisyon’un tavsiye metni ve yol haritası niteliğindeki Raporu konuya ilişkin büyük önem taşıdığından dikkatler haklı olarak 2009 İlerleme Raporu’na çevrilmiştir.

Raporda Kıbrıs ile İlgili Ne Söyleniyor?

Taslak metinden anlaşıldığı kadarıyla Türkiye’nin Ek Protokol’ü uygulamamasından dolayı “ek müeyyide” öngörülmüyor. Yani ilişkilerin kesilmesi ya da daha fazla başlığın askıya alınması gibi bir tavsiye metnin içinde yer almıyor. Ancak Türkiye’nin sorumluluklarını yerine getirmesi konusundaki vurgu kuvvetle muhtemeldir ki raporda hacimli bir yer tutacak. Komisyon’un konuyu sadece ‘teknik’ boyutları ile ele alması ve siyasi kararı Aralık zirvesine bırakması tarafsızlığı açısından önemli bir noktadır. Zaten 2006 sonrası dönemde İlerleme Raporları’nın üslubu incelendiğinde diplomatik dilin mümkün olduğunca ustalıkla kullanıldığı görülmektedir.

2006–2009 dönemi içerisinde Komisyon’un kullandığı diplomatik üsluba karşı Avrupalı liderlerin, bilhassa Almanya ve Fransa’nın, Türkiye’ye karşı çok sert bir söylem geliştirdiğinin altını çizmek gerekir. Hatta bu üsluptur ki kısmen Türkiye’yi AB’den soğutmuştur.

Raporun İçeriğinde Neler Var?

2009 İlerleme Raporu’nda Kıbrıs meselesinden farklı konular da dikkatleri çekiyor. Bunlar arasında Ergenekon davası, Doğan grubuna verilen vergi cezası ve bununla ilişkilendirilen basın özgürlüğü, son dönem Türk dış politika aktivizmi, demokratik açılım ve yargı reformunu saymak mümkün gözüküyor. Raporun detayları 14 Ekim’de ortaya çıkacak; ancak, taslak metinden anlaşıldığı kadarıyla Türkiye AB için her geçen gün daha önemli bir ülke haline gelmeye başlıyor. Bu önemin en açık yansımasını muhtemelen dış politika ile ilgili satırlarda gözlemlemek mümkün olacaktır.

Bilindiği gibi Türkiye 1990’ların sonundan itibaren dış politikada daha aktif bir politika izlemeye başlamıştır. Bu aktivizm hızını AK Parti hükümetleri ile birlikte daha da artırmış ve Türkiye komşuları ile daha sıkı işbirliği yapan “merkez ülke” konumuna gelmeye çalışmıştır. Bu kapsamda İsrail-Suriye görüşmelerine arabuluculuk yapmak, Gürcistan Krizi’nin ertesinde bölge ülkelerini ortak bir platformda buluşturmak, Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirmek ve Suriye ile entegrasyonunu artırmak gibi bir dizi girişimi eş zamanlı yürütür hale gelmiştir. Şüphesiz bu girişimler AB nezdinde de gözden kaçmamıştır. Dolayısıyla son İlerleme Raporu’nda dış politikadan övgü ile bahsedildiğini görmek yanlış olmayacaktır.

Sonuç: Dış ve İç Politikada Farklı Gerçeklikler (mi)?

Ancak Türkiye’nin eksi hanesinin kabarık olduğunu da dile getirmek gerekir. Türkiye’nin dış politikada başardıklarına karşın iç politikada başaramadıkları bu noktada dikkatleri çekmektedir. Örneğin Türkiye geçen seneki raporda da altı çizilmesine rağmen yargı reformunu bir türlü hayata geçirememiştir. Yeni bir Anayasa hazırlanması çalışmaları siyasal kutuplaşmayı derinleştirmiştir. Demokratik açılım tartışmaları toplumun enerjisini daha sürecin başında neredeyse tüketmiştir. Esasında Türkiye-AB ilişkilerinin 2005 sonrası süreçte durma noktasına gelmesinin önemli bir boyutunu Türkiye’nin 2007–2008 arası dönemde çalkantılı bir iç siyasi atmosfere girmesi oluşturmuştur. Siyasal ve toplumsal bir kutuplaşmaya girilen bu dönemde hem reform hem de müzakere süreci tamamen arka planda kalmıştır.

Hatta bu süreçte eşine az rastlanır bir durum gerçekleşmiştir: Ermenistan ile ya da Rumlar ile masaya oturabilen ve diyalog kurabilen Türkiye, kendi parlamentosunda farklı siyasi görüşleri bir araya getirememiştir. Siyasi liderlerin ülkenin en önemli meselelerini mektup teatisi yoluyla çözmeye çalıştığı bir dönemde hiç şüphe yok ki kapsamlı reformlar için gereken sinerjiyi ortaya çıkarması mümkün değildir. Türkiye-AB ilişkilerinin bundan sonrası hakkında neler olabileceği sadece Türkiye’nin iradesi ile belirlenecek bir süreç olmasa da, Türkiye’nin kendi iç istikrarını sağlamadan ilerleyebilecek bir süreç de değildir. Dolayısıyla 14 Ekim’de yayınlanacak İlerleme Raporu’nun bir de bu gözle okunmasında fayda vardır.  

Mehmet Özcan
9 Ekim 2009, Cuma
 

Yazdır

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayın

 Kullanıcı Yorumları (0)

YORUM YAP

bu köşe yazısı için henüz yorum yapılmamış.

yorum yapmak için tıklayın.

 Yorum
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu:
Adınız:
Yorumunuz:
 
   Yazarın Son 10 Yazısı
Belçika’da PKK Operasyonu
Fitnenin Başı Nerede Sayın Başbuğ?
Nasıl Bir HSYK?
Türkiye’nin Acil İhtiyacı: Bağımsız, Tarafsız ve Demokratik bir HSYK
‘İnsan Merkezli’ Dış Politikaya Doğru: Başbakan’ın USAK Konuşması
Fransa’da Maksadını Aşan ‘Ulusal Kimlik’ Tartışmaları
Türkiye'nin AB Süreci: Çevre Faslının Açılması Üzerine
Vizesiz Avrupa ve Geri Kabul Tuzağı
Türkiye-AB İlişkileri Çıkmaza Mı Giriyor? Son Zirve Işığında Değerlendirmeler
Minarenin Gölgesinde İsviçre’nin Ahengi?
 Tüm liste için lütfen tıklayın
Haber Kategorileri
Türkiye Amerika Avrupa Orta Doğu Orta Asya Kafkasya Bodrum Holidays Balkanlar Dünya Asya-Pasifik Afrika Ekonomi Bilim Teknoloji

Copyright 2009 Usak Stratejik Gündem
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu

Mebusevleri Mah. Ayten Sok. No:21 Tandoğan/Ankara
Tel: 0 312 212 28 86  Faks: 0 312 212 25 84

Sitemiz
Anadolu Ajansı
Abonesidir