Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu Yayınıdır.  
ANASAYFA

|

ENGLISH

|

ANASAYFA YAP

|

REKLAM

13 Mart 2010, Cumartesi

 
  Usak Gündem
  Bölgeler

Ücretsiz Tam Metin Uluslararası Hukuk ve Politika Dergisi

Ücretsiz Tam Metin Orta Asya ve Kafkasya Araştırmaları Dergisi

G–20 Pittsburgh Zirvesi: Küresel Ekonomik Dengelerde Değişime Doğru (mu?)
  Yorum Yap (4) Yazdır Arkadaşına Gönder
Mustafa Kutlay
27 Eylül 2009, Pazar
mkutlay@usak.org.tr

Uzun süredir konuşulan G–20 Zirvesi 25 Eylül itibariyle sona ermiş bulunmaktadır. Merakla beklenen Zirve Sonuç Bildirisi’nin yayınlanması ile birlikte birçok soru işareti netlik kazanırken, alınan kararların bundan sonraki süreçte küresel ekonominin seyrini nasıl etkileyebileceğine dair yeni sorular da şimdiden tartışılmaya başlanmıştır.

Bilindiği üzere G–20, 1999 yılında dünyanın gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerini bir araya getiren gayr-i resmi bir platform olarak ortaya çıkmıştır. Ancak son finansal krize kadar etkinliği ikinci planda kalmış, küresel ekonominin seyri ile ilgili konular daha çok G–7 ve G–8 zirvelerinde ele alınmıştır.  ABD’deki finansal krizin dünya ölçeğinde etkisini artırması ve 15 Eylül 2008’de Lehman Brothers isimli dünyanın önde gelen finans kuruluşunun batması ile G-20’nin önemi de artmaya başlamıştır. Zira küresel finansal krizin Batılı liderlere öğrettiği belki de en önemli şey, artık dünya ekonomisinin dinamiklerini Batı’nın tek başına yönlendiremediği gerçeği olmuştur. Dünyanın en gelişmiş sekiz ekonomisinden oluşan G-8’in var olan sorunları çözemeyeceğinin anlaşılması, küresel ekonomide yükselişe geçen gelişmekte olan ülkelerin yardımına olan ihtiyacı artırmıştır. Bu süreçte Çin, Hindistan gibi ülkeler başta olmak üzere Batı’nın “diğerleri” olarak tabir ettiği ekonomiler küresel sisteme ilişkin söz söyleme haklarını daha çok ön plana çıkarmaya başlamışlardır. Ulagay’ın konuya ilişkin vurguladığı gibi;

“G–7 grubunu oluşturan zengin sanayileşmiş ülkeler krizi kendi olanaklarıyla aşabileceklerine inansalardı, G–20 zirvesine ihtiyaç duymazlardı. Sorunu kendi başlarına çözemeyeceklerini anladıkları için, G–20 toplantısından medet umar hale geldiler. Çin, Rusya ya da Brezilya gibi ülkelerin liderlerinin, krizin sorumluluğunu Batı’ya yükleyen çıkışlarına katlanmak zorunda kaldılar.”[1]

Nitekim son G–20 Zirvesi’nde alınan kararların bir kısmı küresel ekonomide değişen güç dengelerinin kabulü olarak yorumlanabilir. Zira Zirve’de “küresel mimarinin 21. yüzyılın ihtiyaçlarına göre reforma tabi tutulmasının gerekli olduğu” vurgulanmış, bu kapsamda G-20’nin küresel ekonomik koordinasyon ve işbirliğinde bundan sonra temel platform olacağı ilan edilmiştir. Yani önceden G–7 ya da G–8 dairesinde çözülmeye çalışılan sorunlar, artık Çin, Hindistan, Türkiye, Brezilya, Güney Afrika gibi ülkelerin bulunduğu G–20 platformunda tartışılacaktır.[2]

Böylesi bir oluşumun pratikte neyi değiştireceği zamanın testinden geçtikten sonra netlik kazanacaktır şüphesiz; ancak, alınan kararın sembolik olarak verdiği mesaj önemlidir: Batılı ülkeler küresel ekonomideki değişen dengeleri “gönülsüz de olsa” kabul etme eğilimine girmiş bulunmaktadırlar. Bir diğer deyişle son küresel krizde ekonomik gücünün limitlerini gören Batı “diğerlerini” yardıma çağırmak durumunda kalmıştır.

Doğal olarak gelişmekte olan ülkeler var olan bölüşüm ve yönetişim mekanizmaları değişmeden küresel ekonomik işbirliğine sıcak bakmamaktadırlar. “Güçlü, sürdürülebilir ve dengeli büyümenin” sağlanabilmesi için taşın altına elini sokmanın bir karşılığı olması gerektiğini dile getirmektedirler. Bu kapsamda ilk öne çıkan nokta da IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlarda söz haklarını artırmaktır. Özetle, gelişmekte olan ülkeler küresel ekonomide artan ekonomik nüfuzlarına paralel, politik nüfuz talep etmektedirler.

Pittsburgh Zirvesi Sonuç Bildirgesi incelendiğinde, Zirve’nin kısmen bu ihtiyaca cevap vermek üzerine yoğunlaştığı görülmektedir. Zira Bildirge’nin 20. ve 21. maddelerinde IMF ve Dünya Bankası’nın oy kotalarının yeniden düzenleneceği, IMF’de “en az %5”, Dünya Bankası’nda “en az %3” oranında oy hakkının “aşırı temsil edilen gelişmiş ülkelerden, gelişmekte olan ülkelere aktarılacağı” dile getirilmektedir. Bu girişimin kimi ne kadar tahmin edeceği önümüzdeki günlerde netlik kazanacaktır; ancak, gelinen noktada değişen küresel ekonomik dengeler fikrinin söylem düzeyinden eylem düzeyine geçtiği şeklinde yorum getirmek mümkün gözükmektedir.

Sonuç olarak G–20 Zirvesi, diğer birçok karar ve uzun bir sonuç metni ile sona ermiştir. Küresel finans piyasalarının düzenlenmesi, bankacılık bonuslarının nasıl dağıtılacağı ya da kurtarma paketlerinin daha ne kadar devam etmesi gerektiği gibi konuların yanında diğer önemli tartışma maddesi G-20’nin değişen konumu olmuştur. Bu değişikliğin pratikte ne anlama geldiği tartışmalı olmakla birlikte, sembolik olarak ifade ettikleri üzerinde düşünülmeye değer bir konudur.

 

Mustafa Kutlay

mustafakutlay@gmail.com

USAK AB Araştırmaları Merkezi,  

26 Eylül 2009            



[1] Osman Ulagay, Küresel Çöküş ve Kapitalizmin Geleceği, Söyleşi: Murat Aksoy, (İstanbul: Özgür Yayınları, 2009), s. 80.

[2] Zirve sonuç bildirgesi için bkz. http://www.pittsburghsummit.gov/mediacenter/129639.htm

27 Eylül 2009, Pazar
 

Yazdır

Yazarın Tüm Yazıları İçin Tıklayın

 Kullanıcı Yorumları (4)

YORUM YAP

 vural   8 Ocak 2010, Cuma 7:47:53 PM  tarihinde yazmış
Sayın okurumuz yapılan yorumunuz kriterlerimize uymadığından yayınlanmamaktadĭr...
 mehmet   27 Eylül 2009, Pazar 9:13:41 PM  tarihinde yazmış
Leyla hanımın sorusu yerindedir. Ancak yazı dikkatli okunduğunda onun da ipuçları var diye düşünüyorum. Çünkü Türkiye de G20'ye üyedir.
 leyla sivaci   27 Eylül 2009, Pazar 8:08:53 PM  tarihinde yazmış
zirve türkiyeyinasıletkiler?
 Hakkı   27 Eylül 2009, Pazar 3:40:31 PM  tarihinde yazmış
Küresel dünyaya daha yeni yeni merhaba diyoruz. ABD de değişiyor, dünya sistemi de

yorum yapmak için tıklayın.

 Yorum
Güvenlik Kodu:
Güvenlik Kodu:
Adınız:
Yorumunuz:
 
   Yazarın Son 10 Yazısı
‘Zor Durumdaki Komşu’: İflasın Eşiğindeki Yunanistan Ekonomisi
Obama Wall Street’e Karşı: ABD’de Finansal Piyasaların Yeniden Düzenlenmesi Tartışmaları
Türkiye-AB İlişkilerinde ‘Gönülsüz Denge’ ve Alman-Fransız Ekseninin ‘Güç Paradoksu’
Kıbrıs Sorunu: Türkiye-AB İlişkilerinde Gordion Düğümü (mü)?
Türkiye Üzerine Bağımsız Komisyon Raporu’nun Düşündürdükleri
İsveç’in AB Dönem Başkanlığı ve Türkiye için Önemi
Küresel Finansal Kriz: Kapitalizmin Krizi mi, Kapitalist Sistem İçinde bir Kriz mi?
Avrupa Bütünleşmesi’nin Düğümü ve Almanya’nın Liderlik Sınavı
Finansal Kriz, Doğu Avrupa Ülkeleri ve AB Bütünleşmesi: “El Atına Binen Tez mi İner?”
Uluslararası Siyasi İktisatta "Yeni Diplomasi" ve Türkiye-AB İlişkileri
 Tüm liste için lütfen tıklayın
Haber Kategorileri
Türkiye Amerika Avrupa Orta Doğu Orta Asya Kafkasya Bodrum Holidays Balkanlar Dünya Asya-Pasifik Afrika Ekonomi Bilim Teknoloji

Copyright 2009 Usak Stratejik Gündem
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu

Mebusevleri Mah. Ayten Sok. No:21 Tandoğan/Ankara
Tel: 0 312 212 28 86  Faks: 0 312 212 25 84

Sitemiz
Anadolu Ajansı
Abonesidir