|
Putin’in Ankara Ziyareti ve Gelişen Türkiye-Rusya İlişkileri |
|
|
|
 |
Habibe Özdal 7 Ağustos 2009, Cuma habibekader@gmail.com |
|
|
|
|
|
Rusya Başbakanı Putin, 6 Ağustos’ta bir günlüğüne Ankara’daydı. Putin’in ‘Rusya Federasyonu Başkanı’ olarak gerçekleştirdiği 2004 yılından sonraki ilk ziyareti, hem zamanlaması hem de gündemdeki maddelerin yoğunluğu ve önemi ile dikkat çekmektedir. Enerji konularının damgasını vurduğu görüşmelerde pek çok alanda işbirliğine gidilmiştir. Görüşme sonunda atılan imzalar ‘tarihi’ olarak nitelendirilmektedir. İki ülke ilişkilerinin geldiği nokta incelendiğinde ciddi bir yol katedildiği açıktır. Atılan imzaların, iki ülke ilişkilerinde kazanılan ivmeye katkıda bulunacağını söylemek yanlış olmaz.
İki ülke yetkililerinin çalışmaları aslında, Karma Ekonomi Komisyonu çalışmaları çerçevesinde Putin’in ziyaretinden bir hafta kadar önce başlamıştı. Yoğun çalışmalar sonucunda şekillenen gündem ile birlikte Putin ve Erdoğan, “gaz alanında işbirliği” ile “petrol alanında işbirliği” başta olmak üzere ekonomi, teknoloji, kültürel alanda işbirliğini öngören toplam 20 işbirliği protokolüne imza attı.
Putin’in ziyaretinin Nabucco’nun imzalanmasının hemen ertesinde gerçekleşmesi, iki ülke Başbakanlarının gündeminde enerji konularının ağırlıkta olacağına işaret etmekteydi. Gündemin ilk maddelerinden biri, 2011 yılında sona erecek olan Mavi Akım’ın uzatılması idi. Hâlihazırda BOTAŞ, Rusya'dan, Batı Hattı üzerinden 6 milyar metreküp doğalgaz almaktadır. Doğalgaz alımına ilişkin anlaşma, 2011 yılının sonunda dolacağından, Türkiye, anlaşmanın yenilenmesini isterken, Rusya'dan fiyat konusunda indirim istenmektedir.
Görüşmeden çıkacak sonucun merakla beklendiği konulardan bir diğeri, hem Türkiye’nin hem de Avrupalı ülkelerin Rusya’ya olan enerji bağımlılığının, Hazar ile Ortadoğu kaynaklarının Avrupa’ya Türkiye üzerinden taşınması yoluyla azaltılması amacını taşıyan Nabucco projesi ile ilgili, iki ülke Başbakanlarının yapacağı değerlendirme idi. Rusya’nın Nabucco’ya alternatif olarak sunduğu ve daha önce de pek çok kez Türkiye’yi dâhil etmek istediği Güney Akım projesi de görüşmelerde değerlendirildi. Söz konusu projeler ile ilgili olarak Putin ve Erdoğan tarafından yapılan değerlendirmeler, iki ülke ilişkilerinin gelişimi açısından dikkat çekicidir. Türkiye’nin bugüne kadar inisiyatifini Nabucco’dan yana kullandığını ve Güney Akım’a doğrudan katılmadığını dikkate alan Putin, Nabucco ve Güney Akım’ın birbirine rakip olduğunu ancak Güney Akım'ın Nabucco'nun önünü kesmediğini belirtti.[1] Başbakan Erdoğan ise Rus gazına alternatif olan Nabucco’da Türkiye’nin önemli rolünün bilinciyle, Türk-Rus ilişkilerinin hiç olmadığı kadar iyi bir düzeyde olduğu bu dönemde, söz konusu projeleri birbirine rakip olmaktan ziyade, enerji tedariki açısından çeşitlilik yaratan projeler olarak değerlendirmeyi daha doğru bulduğunu ifade etti.
İki ülke Başbakanlarının açıklamaları, iki farklı projeye taraf iki ülke olan Türkiye ve Rusya’yı rakip iki ülke olarak gösteren bakış açılarının, bugünkü Türk-Rus ilişkilerini değerlendirmede yetersiz kaldığını göstermektedir. Zira Türkiye ve Rusya’nın pozisyonunun birbirlerini ‘dışlama’ şeklinde olmadığı açıktır. Bu durum, hem Rusya’nın daha önce Başbakan Erdoğan tarafından Nabucco’ya davet edilmesinden, hem de Rusya’nın Türkiye’ye Güney Akım projesini defalarca sunmasından da anlaşılmaktadır.
Güney Akım projesi kapsamında imzalanan protokole gelince; bilindiği üzere Rusya, son olarak geçtiğimiz kış aylarında sorunlar yaşadığı Ukrayna’yı by-pass ederek, boru hattını Türkiye’nin münhasır ekonomik bölgesinden geçirmek istemektedir. İmzalanan protokol, Karadeniz’de fizibilite araştırması yapılmasına olanak sağlayacaktır.[2] Bununla birlikte imzalanan protokolle birlikte Rus basını, Gazprom’un Güney Akım Projesini kurtardığını[3], hatta 6 Ağustos 2009 tarihinin Güney Akım’ın doğum günü olarak tarihe geçtiğini yazmaktadır.[4] Güney Akım projesi İtalya’nın Eni şirketiyle birlikte yürütüldüğünden, söz konusu Protokol’de Berlusconi’nin de imzası bulunmaktadır. İmzalanan protokolle birlikte Türkiye’den Güney Akım’a vize çıktığı söylenmektedir.
Görüşmenin en önemli çıktılarından birisi Rusya’nın ilk kez Samsun-Ceyhan Boru Hattı’na petrol vereceğine ilişkin resmi bir açıklama yapması olmuştur. Proje şu ana kadar Rusya petrol vermediği için hayata geçirilememişti. Samsun-Ceyhan hattıyla birlikte Türkiye’nin bölgesel anlamda önemli bir petrol merkezi olacağını söylemek yanlış olmaz.
Gelişme sağlanan bir diğer konu Mavi Akım 2 oldu. Taraflar, Karadeniz'e döşenecek boru hattı ile Rus gazının Samsun'a getirilmesinde ve Samsun'dan Ceyhan'a boru hattı ile inecek gazın Akdeniz havzasında pazarlanmasında ön mutabakat sağladı.[5] Mavi Akım 2 ile Türkiye’ye gelen gaz, yoluna devam ederek güneye inecek ve Suriye, Lübnan, Ürdün ve İsrail’e ulaştırılacaktır. Moskova’nın Mavi Akım 2 konusundaki adımı, Rusya’nın etkisini Doğu Akdeniz'de de arttırmak istediği ve bu yönde açılımlar yaptığı şeklinde yorumlanabilir.
Putin-Erdoğan görüşmesinde nükleer enerjide işbirliği kararı da alındı. Üçüncü protokol, barışçıl nükleer enerjide işbirliğini amaçlıyor. Akkuyu'daki 4500 megavat gücündeki nükleer santral ihalesine Rus-Türk ortaklığı teklif vermişti. Ancak bu şirketin teklifi, elektrik üretim maliyetini çok yüksek hesapladığı için sorun yaratmıştı. İhale şartnamesine göre, devlet santrali kuracak şirketten 15 yıl elektrik alımını garanti ediyor. Ne var ki üretim maliyeti yüksek olunca, tüketiciye de son derece yüksek rakamlar yansıyor.
Görüşmenin Türk-Rus İlişkilerin Açısından Anlamı
Soğuk Savaş döneminin iki farklı bloğunda yer alan iki ülke olan Rusya ve Türkiye, konjonktürel gelişmelerin de etkisiyle 2000’li yılların ortalarından itibaren başta ekonomi ve ticaret alanında olmak üzere pek çok alanda işbirliğine gitmeyi tercih etmişlerdir. Diğer bir deyişle rekabete dayanan Türk-Rus ilişkileri adeta boyut değiştirmiş ve işbirliğine dayanır hale gelmiştir. Rusya, Türkiye ile ilişkilerini işbirliği bağlamında şekillendirmekte ve ikna politikaları ile yürütmektedir. Rusya açısından Türkiye, sadece güvenilir bir ticaret ortağı değil, aynı zamanda Gürcistan örneğinde de görüldüğü gibi bölgesel krizlerde bağımsız ve soğukkkanlı politikalar izleyen bir ülke konumundadır. Diğer taraftan Orta Asya ve Kafkasya’da etkin politikalar izlemek isteyen Türkiye, bunu, Rusya’yı karşısına almadan gerçekleştirmek istemektedir. Diğer taraftan Rusya ile iyi ilişkiler, çok yönlü dış politikanın da bir gereğidir. Bu nedenlerden ötürü, iki ülke arasındaki ilişkiler hiç olmadığı kadar iyi durumdadır.
Bugün Rusya Türkiye’nin birinci, Türkiye ise Rusya’nın beşinci ticaret ortağıdır. Bu yüzdendir ki Putin-Erdoğan görüşmesinde ticaretin önündeki bazı engellerin kaldırılması amacıyla, denizden ve karadan olmak üzere iki adet yeşil koridor oluşturulmasına da karar verilmiştir. 38 milyar dolarlık ticaret hacminin her geçen gün artması ve Türkiye ile Rusya arasındaki ticaretin birbirini ‘tamamlayan’ bir nitelik göstermesi de (Türkiye Rusya’dan hammadde alırken Rusya Türkiye’den sebze-meyve ve tekstil ürünleri satın almaktadır) iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin bir başka önemli boyutunu teşkil etmektedir.
Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin temel dinamiği ekonomik ilişkiler olsa da, yakalanan ivme siyasi ilişkilere de yansımaktadır. Şöyle ki, Türkiye ile Rusya -bazı istisnalarla birlikte- gerek bölgesel, gerekse de uluslararası nitelikli pek çok konuda ortak tavır takınabilmektedir. Bir kaç örnek vermek gerekirse; hem Türkiye hem de Rusya, Batı’nın tüm itirazlarına rağmen, İran'ın barışçıl amaçlarla nükleer silah geliştirmesine karşı çıkmamaktadır. Diğer taraftan Karabağ sorununun bir an önce çözülmesini isteyen Türkiye, karşında Karabağ sorununun çözümü için Minsk bünyesinde çaba sarfeden bir Rusya bulmaktadır. Bütün bunların yanısıra, Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesinin yolunu arayan Türkiye’nin, bu konuda Moskova’nın desteğini aldığını söylemek de yanlış olmaz. Dışişleri Bakanı Davutoğlu da daha önce, Karabağ sorununun Moskova'nın katkısı ile çözüleceğine inandığını belirtmişti.
Türkiye’nin, geçtiğimiz yıl meydana gelen Rusya-Gürcistan savaşında, Gürcistan’ın toprak bütünlüğüne saygı duyulması gerektiğini ifade eden tutumu, belki de Türkiye ile Rusya’nın son dönemdeki en büyük görüş ayrılığı olduğunu söylemek gerekir. Bununla birlikte, bu konudaki görüş ayrılığı ve tarafların açıklamaları, Türkiye ile Rusya’nın sahip olduğu iyi ilişkilere bir başka şekilde örnek teşkil eder niteliktedir. Şöyle ki, her ne kadar Türkiye, savaş sırasında Rusya’yı kınamış olsa da, yakın müttefiki olan ABD’nin isteğine rağmen Montrö sözleşmesinde herhangi bir esnekliğe gitmemiştir ve bu şekilde Karadeniz'in, ABD'nin etki alanı haline gelmesini engellemiştir.
Diğer taraftan, farklı tutumlar takınan iki ülke olarak Türkiye ve Rusya, Gürcistan savaşının iki ülke ilişkilerinde kırılma yaratmasına müsade etmemiştir. Sorunlar ve farklılıklar ile karşılaşıldığında, farklı tutumların söz konusu olduğunun açık bir şekilde belirtilmesi, sorunların ‘ötelenmemesi’, iki ülke ilişkilerinin bir diğer özelliğidir. Daha açık bir ifadeyle Türkiye ve Rusya arasındaki sorunlar ötelenmemekte, konulara yönelik farklı tavırlar söz konusu olduğunda açıklıkla dile getirilebilmektedir. Bununla birlikte iki ülke arasındaki farklı tutumlar, işbirliği alanlarının arttırılmasının önünde çoğu kez engel teşkil etmemektedir. Bu durum da, son dönemde her iki ülke liderlerinin farklılıklara değil, ortaklıklara ve benzerliklere vurgu yaparak ilişkilerin daha da ileri bir boyuta taşınması isteğine hizmet etmektedir. Denilebilir ki Türkiye-Rusya ilişkileri şu halde sadece bölgesel sorunların değil, uluslararası meselelerin çözümü için de büyük bir öneme sahiptir.
[1] Андрей Ъ-Колесников, “Труба Nabucco больше не зовет”, 07.08.2009, коммерсантъ, http://www.kommersant.ru/doc.aspx?DocsID=1216941
[2] Михаил Логинов, “Турция делится с Россией своим дном”, 07.08.2009, Невское время, http://www.nevskoevremya.spb.ru/strana/5317/turtsiyadelitsyasrossie/, Ирина Ковальчук, “Россия и Турция договорились о трубе в обход Украины”, Сегодня, http://www.segodnya.ua/news/14070540.html.
[3] "Газпром" спасает "Южный поток", Независимая, 05.08.2009, http://www.ng.ru/economics/2009-08-05/4_Gazprom.html.
[4] Алексей Усов, “Турция дает старт «Южному потоку”, Новый Регион, 06.08.2009, http://www.nr2.ru/243666.html.
[5] Али Алиев, “Хорошая мина", Эксперт Online, 06.08.2009, http://www.expert.ru/articles/2009/08/06/putin-erdogan-gaz-neft/.
|
|
|
Habibe Özdal |
|
|
7 Ağustos 2009, Cuma |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
samim
13 Ağustos 2009, Perşembe 1:57:10 AM
tarihinde yazmış
|
|
|
ABD'ye karşı Türkiye Rusya ve İran ittifak kursunlar. Amerikalılar şimdiden korktu |
|
|
|
Atacan Sekban
11 Ağustos 2009, Salı 2:04:25 AM
tarihinde yazmış
|
|
Son dönem dış politikamızı keyifle izliyorum.
Mali ve politik yönden dünyada sözü geçen ve bu pozisyonlarını
korumak isteyen ülkelerin, kozlarını Türkiye'de paylaşıyor olmaları, Türkiye'yi, öğeleri ve gerekli işlem sayısı çok olan bu senaryolarda sabit öğe görmeleri, bizim enerji senaryolarına canlı tanıklık yapmamazı sağlıyor.
Kapasite kullanım oranı düşük kalacağı için Avrupa'nın derdine çare olamayacağını iddia eden ve projenin gerçekleşmesi için doğal gaz arzının kesin garanti altına alınmasını bekleyen, kısaca Nabucco'yu daha olgunlaşacak bir proje gören birlik üyelerinin gazetelerinde Türkiye nihayet imzaya razı oldu açıklamalarını okumamız.
Nabucco'yu küçümseyen ve gerçekleşmesini hayal sayan taraflardan Rusya'nın 1 ay sonra Türkiye'de aksi cümlelerle Başbakan'la açıklamalar yapması.
Nabucco'dan sonra Türk/Rus ikilisinin bu hamlesine şaşıran ve Türkiye'nin kendisine ikame proje yaratmasını hiç beklemeyen Avrupa'dan dostluk ayrı, çıkar ortaklığı ayrıymış gibi hezeyansı yorumlar okumamız ve bunların hepsinde sabit/değişmeyen öğenin Türkiye oluyor olması sanırım/artık/nihayet/sonunda dış politikada oyunun içinde aktif olarak bizim de olduğumuzun göstergeleridir.
Ve eğer Nabucco'nun imzalanmasının direkt olarak Mavi Akım'ı doğuracağını diş işlerimiz bilmiş ise keyfim bir kat daha artar.
|
|
|
|
Ayşe
7 Ağustos 2009, Cuma 3:59:07 PM
tarihinde yazmış
|
|
|
Habibe hocam, yazınızı cok begendim, cok acıklayıcı olmus....ellerinize saglık |
|
|
|
|
yorum yapmak için
tıklayın. |
|