|
|
|
|
Cumhurbaşkanı Gül'ün Çin Ziyaretinden İzlenimler |
|
|
|
 |
Selçuk Çolakoğlu 1 Temmuz 2009, Çarşamba scolakoglu@gmail.com |
|
|
|
|
|
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün 23-29 Haziran 2009 tarihleri arasında gerçekleştirdiği Çin ziyareti pek çok yönden ilkleri bünyesinde barındıran son derece anlamlı ve bir o kadar da önemli bir dönüm noktasıdır. Cumhurbaşkanı Gül'ün dışında İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Dış Ticaretten sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye-Çin Halk Cumhuriyeti Parlamentolararası Dostluk Grubu üyesi altı milletvekili ile kamu kurum ve kuruluşlarının üst düzey yöneticileri heyet arasındaydı. Diğer taraftan Türk iş dünyasından da yüksek bir katılım vardı. Uçağın neredeyse yarısı işadamlarından oluştuğu gibi TOBB, TÜSİAD ve DEİK başkanları da bu ziyarete katıldılar.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün çeşitli defalar vurguladığı gibi bu ziyaretin gündeminin yüzde 90’ını ekonomi, yüzde 10’unu siyaset oluşturuyordu. Aslında Çin’de ziyaret için tercih edilen dört şehrin de sembolik değeri bulunmaktaydı. Pekin, siyaset ve ekonominin konuşulduğu bir yer olurken, ikinci durak Şian ziyareti tarihi ve kültürel niteliği ile ön plana çıktı. Hong Kong’un hemen yanıbaşında kurulu bulunan sanayi şehri Shenzen’in ziyareti de Türkiye’nin Çin’le ekonomik işbirliği arzusunu sembolize etmekteydi. Sincan Uygur Özerk Bölgesinin Başkenti Urumçi ziyareti ise iki ülke ilişkilerinde en hassas konu olan Doğu Türkistan sorunu hususunda karşılıklı bir yumuşamaya işaret ediyordu.
Bu ziyaret aynı zamanda Türk-Çin ilişkilerinde son yıllarda yaşanan tıkanmayı aşma yönünde önemli bir adım olmuştur. 1995 yılında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Çin ve karşılığında 2000 yılında Cumhurbaşkanı Jiang Zemin’in Türkiye ziyaretiyle ilişkiler yeni bir aşamaya girmişti. Ancak 2000’den 2009’a kadar uzanan süre içerisinde ikili ticari ilişkilerdeki artışa rağmen, ekonomik işbirliği arzulanan noktanın gerisine düşmüş, siyasi ilişkilerde de Jiang Zemin’in Türkiye ziyareti sonrası yakalanan olumlu hava sürdürülememişti.
Türkiye-Çin ilişkilerinde ön plana çıkan en önemli sorun, ikili ticari ilişkilerdeki dengesizliktir. Nitekim 2008 yılı itibariyle Türkiye Çin’den 15,6 milyar dolarlık ithalat yaparken karşılığında sadece 1,5 milyar dolar ihracat yapabilmiştir. Ziyaret boyunca da başta Cumhurbaşkanı Gül olmak üzere ekonomi dünyasının önemli isimleri dünyanın en büyük ekonomilerinden olan Çin’in Türkiye’yle ticarette fazla vermesini normal karşılamakla birlikte, ekonomik dengelenmenin olması gerektiğine vurgu yaptılar. Burada Çin şirketlerinin Türkiye’de yatırım yapması ve Çinli turistler için Türkiye’nin öncelikli ülke olarak belirlenmesi ortaya konan projeler arasında sayılabilir. Yine enerji alanında işbirliği ile Çin’in farklı bölgelere açılmak için Türkiye’yi lojistik üs olarak seçmesi, Türk tarafının Çin tarafına sunduğu teklifler arasındaydı. Nitekim bu ziyaret sırasında bile bu yönde adımların atılmaya başlandığı görüldü. Shenzhen ziyareti sırasında dünyaca ünlü bilişim teknolojileri devi Huawei şirketinin Türkiye’de yatırım üssü kurma anlaşması, Cumhurbaşkanı Gül'ün huzurunda iki ülke yetkilileri tarafından imzalandı. Yine Cumhurbaşkanı Gül'ün ziyareti öncesinde Çin’de yayımlanan üç büyük seyahat dergisi Türkiye’yi kapak yapmıştı. THY de ziyaret sırasında yaptığı anlaşmalarla hem Pekin’e sefer sayısını artırdı hem de Şanghay ile Guangzhou’yu uçuş güzergahları arasına ekledi. 26 Haziran 2009’daki Türk-Çin İş Forumu toplantısında yaptığı konuşmasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çin’in gerek yüzölçümü, gerek nüfus, gerekse ekonomik büyüklük açısından ayrı bir dünya olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtip bu ziyarette Türk devletinin Türk işadamlarının arkasında olduğu mesajını tüm Çinli muhataplarına vermek istediklerini söyledi. Bu açıdan bu ziyaretin iki ülke arasında ekonomik işbirliğini geliştirme açısından bir dönüm noktası olması sürpriz olmayacaktır.
Ziyaretin siyasi ayağı da oldukça başarılı geçti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Türk işadamlarıyla yaptığı sohbet toplantısında, bu seyahatin gerçekleşmesi noktasında Çin tarafının çok ısrarcı olduğunu belirtti. Bu yüzden normalde 2010 yılı içerinde gerçekleştirilmesi planlanan Çin ziyareti, bir yıl önceye alınmış. Cumhurbaşkanı Gül gelişen siyasi ilişkilere örnek olarak Çin’in Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyeliğini desteklediğini açıklayan ilk daimi üye ülke olmasını gösterdi. Bu olumlu zemin üzerinde 24 Haziran 2009’da gerçekleşen devlet başkanları zirvesi de oldukça yararlı geçti. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün zirve sonrasında basın mensuplarına yaptığı açıklamada, ekonomi ağırlıklı geçen bu zirvede, Türk tarafının Çin’in toprak bütünlüğü içerisinde Uygurların iki ülke arasında dostluk köprüsü olması yönündeki mesajını da Çin tarafına iletildiğini söyledi. Şanghay İşbirliği Örgütü’ne Türkiye’nin gözlemci üye olma noktasında ise bu örgütün dışa kapalı yapısından dolayı Türk tarafının fazla ısrarcı olmadığını belirtti. 25 Haziran 2009 tarihli İngilizce yayınlanan China Daily gazetesinde ise Türk Cumhurbaşkanın terörle mücadelede işbirliği noktasındaki sözleri ön plana çıkarılmıştı. Çin tarafının terörle mücadele noktasında ortaya koyduğu yegane konu ise Doğu Türkistan’daki muhalefet hareketlerinin bastırılması olmuştur. Halbuki Pekin’deki temaslarda Türk heyeti nerdeyse tamamen ekonomik işbirliği üzerine odaklanmıştı. Bu da Çinlilerin Türkiye’yle ekonomik işbirliğinden çok Ankara’nın Uygurlara yönelik politikasına önem verdiklerini göstermektedir.
Devlet Başkanları zirvesinin sıcak havası Çin Cumhurbaşkanı Hu Jintao’nun Büyük Halk Meclisi’nde Türk heyeti şerefine verdiği resmi akşam yemeğinde de kendini hissettirdi. Çin Cumhurbaşkanı Hu Jintao Türk tarafının resim çektirme isteklerini kırmazken bürokrat ve işadamlarından oluşan tüm delegasyonu tek tek ellerini sıkarak uğurladı. Çin’de görevli Türk diplomatları Çin Cumhurbaşkanının yabancı heyetlere bu derece sıcak davranmasının pek alışılmış bir durum olmadığını söylediler.
Gezinin Şian ayağı ise tamamen tarihi ve kültürel ağırlıklı geçti. Geleneksel Çin dans sanatlarının sergilendiği ve kilden yapılan heykelleri barındıran Terracotta Savaşçıları Müzesi Türk heyeti tarafından büyük bir beğeniyle karşılandı. Ancak Ulu Camii ziyareti Şian ayağında en fazla heyecan uyandıran kısım oldu. 8. Yüzyılda Tang Hanedanlığı döneminde geleneksel Çin mimarisiyle yapılan bu caminin bir diğer özelliği de Kuran-ı Kerim’in 600 tahta pano üzerine işlenmesiydi. Ancak ziyaret sırasında esas akılda kalan kısım cami etrafında toplanmış Çinli Müslümanların (Hui) Türk heyetine özellikle de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e gösterdiği yoğun ilgi oldu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de bu ilgiyi karşılıksız bırakmayıp Huilerle tokalaşıp hal hatırlarını sordu.
Ziyaretin son durağında ise Urumçi bulunuyordu. Bir Türk cumhurbaşkanının Sincan Uygur Bölgesine gerçekleştireceği ilk ziyaret olduğu için resmi gezinin en dikkat çekici bölümlerinden birini oluşturuyordu. Urumçi ziyareti Türk tarafının ısrarlı talepleri doğrultusunda programa dahil edilmiş. Tarihi Kaşgar şehrinin ziyaret edilme talebini ise Çin tarafı şehirde üst düzey protokolü ağırlayacak kalitede otel olmadığı gerekçesiyle diplomatik bir dille reddetmiş. Urumçi bölge merkezi olmasına rağmen nüfusunun yüzde 80’ininden fazlasını Çinliler oluşturuyor. Modern gökdelenleriyle öne çıkan Urumçi’de geleneksel tarihi doku son derece zayıf görünüyor. Uygurların şehirde az da olsa bir görünürlüğü bulunmakta. Lokantalar ve meyve tezgâhları genelde Uygurlar tarafından işletilmekle birlikte diğer sektörlerde Uygurların varlığı neredeyse hiç yok.
Çin tarafı Uygur kültürünü Türk heyetine gösterme noktasında ise özel bir hazırlık yapmış. Türk heyeti Kızıltepe Parkında geleneksel Uygur müziği ve danslarıyla karşılandı. Yine Sincan Uygur Özer Bölgesi Valisi Nur Bekri’nin Cumhurbaşkanı Gül'ün şerefine verdiği öğle yemeğinde Uygur, Kazak ve Kırgız halk oyunları ve şarkılarından güzel örnekler sergilendi. Cumhurbaşkanı Gül Sincan Üniversitesinde fahri profesörlük töreninde yaptığı konuşmada, Uygurların Çin ve Türkiye arasında bir dostluk köprüsü olarak iki ülkenin yakınlaşmasına bir vesile olacağını vurguladı. Ayrıca Türkiye, Çin ve Kazakistan’ın çok önem verdiği “çağdaş ipekyolu” projesinin gerçekleşmesi halinde, Urumçi ve diğer bölge şehirlerinin bir cazibe alanı haline geleceğini vurguladı ve Türk iş adamlarını bölgeye yatırım yapmaya davet etti.
Yaklaşık bir hafta süren ve dört ayrı şehri kapsayan Cumhurbaşkanı Gül'ün Çin ziyareti pek çok konuda görüşmelerin yapıldığı ve ikili ilişkilerde bir dönüm noktası oluşturmaya matuf bir ziyaretti. Zaman içerisinde karşılıklı doğru adımların atılması halinde bu ziyaretin sonuçları kısa sürede görülmeye başlanacaktır.

|
|
|
Selçuk Çolakoğlu |
|
|
1 Temmuz 2009, Çarşamba |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
DENİZ ORAL
29 Temmuz 2009, Çarşamba 5:30:49 PM
tarihinde yazmış
|
|
DEĞERLİ HOCAM
HER ZAMAN Kİ GİBİ ÇOK GÜZEL YAZMIŞ. GEZİ İLE İLGİLİ İZLENİMLERİNİZ ÇOK GÜZEL.
İYİ ÇALIŞMALAR |
|
|
|
figen
4 Temmuz 2009, Cumartesi 8:56:42 PM
tarihinde yazmış
|
|
|
tek kelimeyle muhteşem. |
|
|
|
|
yorum yapmak için
tıklayın. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|