Moskova’da bu ay yaşanan iki gelişme Orta Asya’daki güç dengesini ciddi anlamda etkileyecek sonuçlar üretme potansiyeli taşımaktadır. Kırgız Cumhurbaşkanı Bakiyev Moskova’ya yaptığı ziyarette Manas üssünü kapatma kararını açıkladı. Diğer bir gelişme ise aynı günlerde Moskova’da toplanmış olan Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nün aldığı, örgüt bünyesinde acil müdahale birlikleri oluşturma kararıydı. Bu iki gelişme bölgede küresel aktörler arasında yaşanan mücadelede yeni dengelerin ortaya çıkmaya başladığını net olarak göstermektedir.
Manas üssünün kapatılma kararı ABD açısından ciddi sonuçlar doğuracak bir gelişmedir. Manas üssü halen ABD’nin bölgedeki tek üssü olarak Afganistan’da yürüttüğü operasyonlarda kilit öneme sahiptir. Amerika 11 Eylül saldırılarından sonra Afganistan’da yürüttüğü operasyonlara lojistik destek sağlamak amacıyla Kırgızistan ve Özbekistan ile askeri antlaşmalar yapmıştı. Bu çerçevede Manas’ın yanı sıra, Özbekistan’ın Afganistan sınırına yakın Karşı-Hanabad üssünü de kullanıyordu. Ancak, 2005’te Andican’da yaşanan olaylar sonrasında Özbekistan ile ABD arasındaki ilişkilerin kopmasına paralel olarak Özbekistan tarafından Hanabad üssü kapatılmıştı. Hanabad üssünün kapatılmasıyla birlikte ABD açısından Manas üssü çok daha fazla önem kazandı.
Ancak bir yanılgı olarak çoğu uzmanın ABD destekli bir devrim olarak gördüğü Lale Devrimi sonrası iktidara gelen Bakiyev çok geçmeden Rusya yanlısı bir dış politika izlemeye başladı. Nitekim Bakiyev Temmuz 2005’te Şangay İşbirliği Örgütü toplantısında diğer üyelerle birlikte ABD’nin bölgedeki askeri güçlerini çekme talebine imza attığında ABD’nin bölgede işinin çok da kolay olmadığı açığa çıktı. Bakiyev 2006’da ABD’den Manas üssünün kira bedelinin artırılmasını talep etti. Yapılan görüşmeler sonunda kira 10 kat artırılarak 150 milyon dolara anlaşıldı.
Öte yandan, ABD’nin Kırgızistan’da halkla iletişim konusunda da ciddi sorunları vardı. Özellikle Aralık 2006’da ABD askerlerinin bir Kırgız’ı öldürmesi ülkedeki Amerikan karşıtlığını daha da artırdı. Ülkedeki basının büyük oranda Rusya yanlısı olmasının ABD’nin Orta Doğu’ya izlediği politikalarının halkta oluşturduğu rahatsızlıkla birleştiği bir zeminde, iç kamuoyunda tamamıyla ABD karşıtı bir atmosfer hâkim oldu. Bakiyev gerek iç kamuoyunun gerekse Rusya ve Şangay İşbirliği Örgütü’nün baskıları karşısında uzun süredir Manas üssünü kapatmak için uygun bir zemin arıyordu.
Bakiyev, aynı zamanda, kapatma kararını Moskova’ya karşı bir pazarlık unsuru olarak kullandı. Geçtiğimiz hafta Bakiyev’in Manas üssünü kapatma kararını açıkladığı toplantıda Rusya’nın Kırgızistan’a 150 milyon dolar karşılıksız mali yardım ve 2 milyar dolar da borç verme kararı açıklandı. ABD halen Kırgızistan ile bağların kopmasına engel olmaya çalışıyor ve kararı geri çevirebilmek veya en azından kısmi statüde de olsa askeri imkânlardan yararlanabilmek amacıyla son dakika görüşmeleri yürütüyor. Bu amaçla bir yandan Kırgız yetkililer ile görüşürken diğer yandan kararın arkasında Rusya’nın olduğunu görerek iki üst düzey diplomatını Moskova’ya gönderdi.
Manas üssünün kapatılması kararının ABD’nin Irak’tan askerlerini çekerek Afganistan’a gönderme kararı aldığı bir dönemde gerçekleşmesi konuyu ABD açısından daha da önemli kılıyor. Amerika’nın halen Afganistan’da 32.000 askeri bulunmakta. Bu yıl içerisinde bölgeye 30.000 kişilik yeni bir askeri birlik göndermeyi planlıyor. Üssün kapatılması sonrası ABD Afganistan’a yönelik planlarının akamete uğramaması için yeni çözüm yolları arıyor.
Bu noktada her ne kadar ilişkileri bir dönem kopmuş da olsa son bir yıldır yeniden Batı’ya yönelik sinyaller veren Özbekistan ile tekrar masaya oturabileceği bazı uzmanlar tarafından öne sürülüyor. Bu opsiyon oldukça zor görünmekle birlikte ara çözümlerin bulunabilmesi mümkün. Nitekim diğer bir çözüm yolu olarak askeri üs konusunda Türkmenistan ve Tacikistan ile anlaşmaya varılabileceği ileri sürülmektedir. Ancak tarafsızlık ilkesini bir dış politika unsuru olarak belirleyen Türkmenistan’ın Berdimuhammedov döneminde aktif bir dış politikaya yönelmiş olsa bile bu konuda askeri üs kurulması gibi kendisini açıktan taraf yapacak bir teklife yanaşması oldukça zor görünmekte. Bu noktada son dönemlerde su ve enerji sorunları nedeniyle Rusya ile ilişkileri giderek kötüleşen Tacikistan’ın ABD açısından daha uygun bir opsiyon olduğu ortaya çıkmaktadır. Nitekim son günlerde Tacikistan’ın bu yönde sıcak sinyaller vermesi ABD açısından Tacikistan’ı değerlendirilebilecek opsiyonlardan biri kılmaktadır.
ABD henüz Manas üssünün kapatılması kararının şokunu atlatmadan Kollektif Güvenlik Antlaşması Örgütü’nün aldığı acil müdahale birlikleri oluşturma kararı Rusya’nın bölgede hamlelerinin devam edeceğini göstermektedir. Örgüt’ün 4 Şubat’ta Moskova’daki toplantısında; herhangi bir ülkeye yönelik saldırı olması durumunda, harekete geçecek bir askeri birim oluşturma kararı alındı. Rusya’da konuşlanması planlanan ve 15.000 kişi olarak öngörülen bu müdahale birliklerinin üye ülkelerin karşı karşıya kalabileceği terörist saldırılara karşı olduğu ifade edilmektedir. Bunun aynı zamanda otoriter rejimlerle yönetilen üye ülkelerde rejim karşıtı olası gösterilere karşı da kullanılabileceği düşünülecek olursa, bu karar üye ülkelerin rejim güvenliğini sağlamada kendilerine destek arama ihtiyaçları ile de örtüşmektedir.
Diğer yandan, bu oluşumu NATO karşısında ortaya çıkan yeni bir Varşova Paktı olarak görmek abartılı bir yaklaşım olur. Sovyet sonrası süreçte Rusya’nın eski Sovyet coğrafyasında askeri nitelikli organizasyon oluşturma hedefi şu ana kadar ciddi bir sonuç vermiş durumda değil. 2002 yılında Rusya, Ermenistan, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın üyeliğinde bir organizasyona dönüşen Kollektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) 2006’da Özbekistan’ın da katılmasına ve yıllık düzenli askeri tatbikatlar gerçekleştiriyor olmasına rağmen etkili bir askeri organizasyon kimliği kazanamamıştır. Özellikle Rusya’nın Gürcistan krizi sırasında Kollektif Güvenlik Antlaşması Örgütü üyelerinden beklentisi hayal kırıklığı ile sonuçlanmıştır. Rusya, Güney Osetya ile Abhazya’nın bağımsızlığını tanıma kararı almış, örgüt üyelerinin de bu yönde bir karar alması yönünde çaba sarf etmiş, ancak sonuca ulaşamamıştır. Ayrıca bölgesel dengeler nedeniyle de örgütün yeni bir Varşova Paktı’na doğru dönüşüm geçirmesi oldukça zor görünmektedir.
Manas üssünün kapatılması ve KGAÖ bünyesinde acil müdahale birliklerinin oluşturulması kararları Rusya’nın bölgede diğer küresel aktörler karşısında göreceli hakimiyetini tescil etmektedir. Bu noktada Rusya’nın kısa vadedeki hedefinin ABD’nin bölgedeki insiyatifini kırmak ve bölgenin kendi nüfuz alanı içerisinde bulunduğunu hatırlatmak olduğu görülmektedir. Ayrıca, bu kararlar, ABD’nin Polonya’daki füze kalkanı ve Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyeliği konusundaki - Rusya açısından - saldırgan politikaları karşısında ABD’ye yönelik yapılmış bir uyarı olarak da görülebilir.
E-posta: turgutdem@yahoo.co.uk