Azerbaycan’da 15 Ekim’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde İlham Aliyev oyların % 88.73’ünü alarak yeniden Cumhurbaşkanı seçildi. Ana muhalefet partilerinin seçimleri boykot etmesine rağmen seçime katılım oranı % 75.12 olarak gerçekleşti. Seçimlere katılan diğer altı adaydan hiçbiri % 3’ü aşamadı. Ümit Partisi lideri İkbal Ağazade % 2.86, Büyük Kuruluş Partisi başkanı Fazıl Mustafayev % 2.47, Birleşik Halk Cephesi Partisi lideri Kudret Hasanguliyev % 2.28, bağımsız aday Gulamhüseyin Alibeyli % 2.23, Liberal Demokrat Parti başkanı Fuad Aliyev % 0.78 ve Muasır Musavat Partisi başkanı Hafız Hacıyev % 0.65 oy aldı. İlham Aliyev’in bir önceki seçimlerde (2003 seçimleri) babası Haydar Aliyev’in desteği altında % 76.84 oy alarak Cumhurbaşkanı seçildiği düşünülürse, önceki seçimlere göre daha başarılı bir sonuç aldığı görülmektedir.
Uluslararası gözlemciler seçimlerin bazı alanlarda eksikliklere rağmen önemli ölçüde uluslararası kriterlere uygun gerçekleştiğini açıkladılar. Seçimler, muhalefet ile iktidar güçleri arasında şiddetli sokak gösterileri ve çatışmalara sahne olan 2005 Parlamento seçimleri ile kıyaslandığında son derece sakin bir ortamda gerçekleşti. Seçimlere ilişkin sorun, seçimlerin şeffaflığı sorunu olmaktan ziyade gerçek bir rekabet ortamının olmamasından kaynaklanıyordu. Beş ana muhalefet partisinin oluşturduğu muhalefet bloğu (Musavat Partisi, Halk Cephesi, Liberal Parti, Vatandaş ve İnkişaf Partisi ve Azerbaycan Halk Forumu) ülkede adil ve demokratik bir politik sistemin, özgür bir medyanın olmadığı, dolayısıyla bu politik atmosferde seçimlere katılımın anlamsız olduğu gerekçesiyle boykot kararı alarak seçimlere katılmadı. AGİT yetkilileri de benzeri noktaya dikkat çekerek seçim gününü esas alan bir değerlendirme durumunda seçimlerin çok iyi şartlarda yapıldığını ve oy kullanma ve sayım işlemlerinin büyük oranda adil ve şeffaf gerçekleştiğini, ancak gerçek bir çoğulculuğun olmaması, seçim kampanyalarının yetersizliği ve iletişim araçları üzerinde hükümet baskısı nedeniyle seçimlere gölge düştüğünü öne sürdüler.
Muhalefetin seçimleri boykot ettiği ve genel kamuoyu ilgisinin düşük olduğu bir politik atmosferde hükümet açısından en büyük endişe kaynağı seçimlere katılım oranlarının düşük gerçekleşmesiydi. Bu nedenle devlet yetkilileri seçimlere katılım oranlarını mümkün olan en yüksek düzeye çıkarabilmek amacıyla her türlü önlemi alma yoluna başvurdu. Kamu çalışanları ve öğrenciler “onbaşı” sistemi olarak tanımlanan bir piramidel yapı içinde devlet görevlileri tarafından oy kullanmaya zorlandı. Bu yapıda onbaşı olarak nitelenen her görevli on seçmeni oy kullanmaya getirmek zorundaydı. Onbaşıların yüzbaşı, yüzbaşıların da binbaşıya bağlı olduğu bu sistemin seçim günü aktif olarak işlediği görüldü. Ayrıca öğrenci ve kamu çalışanlarının seçimlere katıldıklarını ispat etme kabilinde seçime davet kağıtlarını seçim sandıklarındaki görevlilere onaylatmaları ve seçimin ertesi günü öğrencilerin müdürlerine, kamu çalışanlarının da yöneticilerine göstermeleri zorunlu tutuldu.
Öte yandan, “onbaşı” sistemi seçimlere katılım oranlarını artırma sonucu doğurmakla birlikte, oy kullanımının gizli ve sayım işlemlerinin de şeffaf olarak gerçekleştirildiği bir ortamda seçime katılıma zorlanan vatandaşların istediği bir adaya oy verebileceği ya da geçersiz oy kullanabileceği için bu sistemin doğrudan oy dağılımı üzerinde bir etkisi olduğunu iddia etmek de mümkün değildir.
Ana muhalefet partilerinin boykot ettiği, Aliyev dışında diğer adayların tecrübesiz politik figürler olduğu bir seçimde Cumhurbaşkanının seçimleri yüksek bir oy oranı ile yeniden kazanması zor olmadı. İstikrarsız bir bölgede istikrar adası olarak yabancı yatırımları çekebilen, dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden birine sahip ülkede seçmenlerin, silik rakipleri karşısında istikrar içinde kalkınma vurgusu yapan Aliyev’e yönelmesi şaşırtıcı değildi.
Aliyev dışında adaylardan üçü (İkbal Ağazade, Fazıl Mustafayev ve Kudret Hasanguliyev) milletvekiliydi. Bağımsız aday olarak seçimlere katılan Gulamhüseyin Alibeyli ise eski Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’in danışmanı olarak tanınan biriydi. Bununla birlikte adayların hiçbiri Aliyev’e ciddi bir rakip olabilecek politik figürler değildi.
Seçim kampanyası son derece sakin geçti. Aliyev dışında diğer adayların aktif bir seçim kampanyası yürüttüğüne şahit olunmadı. Aliyev de, diğer adayların kampanyalarını daha görünür kılmak, seçimlerde diğer adayların seslerinin duyulmasına imkan vermek için aktif bir kampanya yürütmeyeceğini açıkladı. Resmi binalardaki ve billboardlardaki resimlerinin seçim süresince kaldırılması emrini verdi. Aliyev seçim kampanyasına aktif olarak katılmamakla birlikte lideri olduğu Yeni Azerbaycan Partisi oldukça iyi organize edilmiş bir kampanya yürüttü.
Aliyev dışındaki adaylar birkaç bölgede sınırlı sayıda toplantı ve resmi televizyon kanallarında kendilerine ayrılan sürede yaptıkları konuşmalar dışında seçim kampanyalarında ciddi bir varlık göstermediler. Gulamhuseyn Alibayli Cumhurbaşkanının yetkilerinin sınırlandırılması ve siyasal sistemde Parlamento’nun rolünün artırılması görüşünü savundu. İkbal Ağazade, Fazıl Mustafayev ve Kudret Hasanguliyev kampanyalarında yolsuzlukla mücadele ve sosyal refah devleti vurgusu yaptılar, Karabağ sorununa ilişkin Aliyev’e kıyasla daha radikal bir söylem geliştirdiler. Fazıl Mustafayev’in diğer adaylardan ayrılan bir yönü ise dini konularda daha fazla özgürlük talebiydi.
Sonuçta Aliyev’in rakipleri karşısında seçimleri büyük bir oy oranı ile kazanması zor olmadı. 2003’de ilk Cumhurbaşkanı olduğu dönemden itibaren babası Haydar Aliyev’in mirası üzerinde iktidarını daha da konsolide ettiği, muhaliflerini siyasal sistemden önemli ölçüde tasfiye ettiği görülmektedir. Öte yandan, alternatif seslerin giderek cılızlaştığı bu politik atmosferin, yalnızca Aliyev’in otoriter politikaları sonucu ortaya çıktığını öne sürmek abartılı bir yaklaşım olur. Aliyev’i bu denli güçlü kılan bir politik resmin ortaya çıkışında, muhalefetin (ana muhalefet) stratejik öngörüsüzlüğü, kitlelere somut ve tutarlı politik bir program sunmadaki başarısızlığı ve çatışmacı bir siyaset diline sahip olması önemli rol oynadı. Muhalefetin siyasal alandaki bu kısırlığına karşın, istikrar ve kalkınmaya vurgu yapan, zorlu bir coğrafyada güç dengelerini gözeterek başarılı bir dış politika izleyen ve küresel krizin yaşandığı bir dönemde istikrarlı bir büyümeyi gerçekleştirerek ekonomi politikalarında başarı sağlayan İlham Aliyev’in halk desteğini alması sürpriz sayılmamalıdır.
28 Ekim 2008, Salı